KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2024
- Esas no
- 2021/189 Esas
- Karar no
- 2024/377
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/03/2021
Karar Metni
1.697 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 11/03/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle : ".... Davalı...Ltd. Şti. ile Müvekkil ...Tic. A.Ş. arasında 13.07.2015 tarihli “Mimari / Elektrik / Mekanik İşleri Sözleşmesi” (“Sözleşme”) ile Müvekkil Şirket’in “...” adresinde bulunan işyerinde, sözleşme ve eklerinde öngörülen Mimari İşlerin, Elektrik İşlerinin ve Mekanik İşlerin teknik şartname ve projelerde yer aldığı şekilde yapılması konusunda anlaşılmıştır.
İşi şartnamelere, teknik şartlara, sözleşme ve eklerine uygun olarak ifa etme taahhüdünde bulunmuştur. Ancak, davalı tarafından taahhüt edilen işin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi ve inşaatın/tesisatın davalı tarafından Sözleşme’ye aykırı olarak kusurlu imal edilmesi nedeniyle teslimden sonra ve kullanım sırasında Müvekkil Şirket’in işyerinde mutfak ve bulaşıkhanesinden koridorlara, Müvekkil Şirket’in işyerinde bu sorunların ortaya çıkması ile davalı tarafa ...
16. Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş ve davalının Müvekkil Şirket’in işyerinde meydana gelen sorunları tespit edip gidermesi gerektiği, aksi halde meydana gelen zararları ve masrafları ödemesi gerektiği ihtar edilmiştir. Ancak meydana gelen sorunlar ve zararlar davalı tarafından giderilmemiştir.
Söz konusu olay sebebiyle, Müvekkil Şirket’in Sözleşme gereği işin yapıldığı işyerinde ileride açılacak bir davaya esas teşkil etmesi amacıyla ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... D.İş dosyası ile delil tespiti talep edilmiştir. Müvekkil Şirket’in zararının 72.750,00-TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalının taahhüt etmiş olduğu hizmeti hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi, tesisatları ağır kusurlu olarak imal etmesi sebebiyle meydana gelen fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik 72.750,00-TL'lik zararın ve 33.362,85-TL işlemiş ticari temerrüt faizinin, davalıdan tahsiline, Delil tespiti dosyasında yapılan masraflar da dahil olmak üzere yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, Karar verilmesini talep ederiz..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili 26/04/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "....Huzurdaki dava haksız ve yersizdir. Davaya dayanak yapılan ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... iş dosyası ile yaptırılan bilirkişi incelemesi ve raporu, huzurdaki davaya dayanak yapılamaz. Zira delil tespiti usulüne uygun yapılmamıştır. Davacı firmanın acele tespit talebi haksız olmaktadır. Acele tespit ile müvekkilimiz firmanın bilgisi ve dahli olmaksızın tespit yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu sebeple talebin aşılarak zarar miktarının da hesaplanması, kabulümüzde değildir. Zarar tutarı olarak belirlenen 72.750 TL kabulümüzde değildir, itiraz ederiz.. Davacı ve davalı, birbirlerini doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklar ile fer'ilerinden ibra etmişlerdir. Bu nedenle huzurdaki talep ve dava, haksız ve yersizdir. Taraflar arasında 13 Temmuz 2015 tarihli "..." akdedilmiştir.
Müvekkilimiz yüklenici firma, anılan Sözleşme'den ve yan edimlerinden doğan yükümlülüklerini tam ve eksiksiz şekilde yerine getirmiştir. İşlerin tamamlanmasından sonra davacı firma müvekkilimiz firmanın alacağını ödememiş, müvekkilimiz tarafından davacı firma aleyhinde ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Akabinde taraflar haricen anlaşmışlar ve aralarındaki tüm ihtilafları çözen bir ibraname imzalamışlardır.
18 Ekim 2017 tarihli bu ibranamede taraflar, birbirlerini 13 Temmuz 2015 tarihli Sözleşme'den doğan yükümlenilen işler ile ilgili doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklar ile fer'ilerinden ibra etmişlerdir. Bilindiği üzere ibra, borcu sona erdiren işlemlerden biridir. Alacaktan vazgeçme, borçtan kurtarma sözleşmesidir.
Somut olayda davacı firma, 17 Ekim 2017 tarihli İbra Sözleşmesi ile sözleşmeden doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklar ve ferilerinden müvekkilimiz firmayı ibra etmiş bulunmaktadır. Kabul anlamına gelmemek üzere, eğer bir an için müvekkilimizin sorumluluğunun bulunduğunun kabulü faraziyesinde dahi, davacı firma ayıp ihbarını süresinde yapmamış olmakla müvekkilimiz firmadan talepte bulunma hakkını yitirmiş bulunmaktadır.
Anlatılan nedenlerle, haksız ve yersiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
DELİLLER
Taraflar arasında imzalanan 13.07.2015 tarihli “Mimari / Elektrik / Mekanik İşleri Sözleşmesi, ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...D.İş dosyasında düzenlenen 06.02.2019 tarihli Bilirkişi Raporu ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş dosyası, ibraname, 11/11/2022 tarihli bilirkişi raporu, 03/04/2023 tarihli bilirkişi 1. Ek raporu, 16/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti 2. Ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; sözleşmenin eksik ifa edilmesinden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizin 02/03/2022 tarihli duruşma ara kararı gereğince dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 11/11/2022 tarihli kök raporunda özetle; "...Davalı ...Tic.Ltd Şti ... adresinde bulunan işyerinde yapmış olduğu hatalı ve kusurlu işlerden dolayı ile davacı ...A.Ş.'ne dava tarihi 11.03.2021 itibari ile 90.234,80 T.L. ödemesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. davalı/yüklenici ile davacı/iş sahibi arasında akdedilmiş olan eser sözleşmesine istinaden davalı/yüklenici tarafından yapılmış olan işler ayıplıdırlar.
Yani davalı/yüklenici eser sözleşmesinden kaynaklanan “iş görme borcunu (asli borcunu)” ayıplı olarak ifa etmiştir. Davacı/iş sahibi de bu yüzden (ayıplı ifa yüzünden), Delil Tespiti öncesi Keşfin yapıldığı 07.08.2018 tarihi itibariyle 72.750,00 TL zarara uğramıştır.
Buna göre, davacı davalıdan, 07.08.2018 tarihi itibariyle 72.750,00 TL tutarında tazminat alacağına hak kazanmıştır (TBK.md.475/f.2).Ancak davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan “18.10.2017 tarihli İbranamenin” yorumundan çıkan anlama göre; taraflar arasında akdedilmiş olan dava konusu 13.07.2015 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan akdi ilişkiden dolayı davalı/yüklenicinin davacı/iş sahibinden 5.582.469,43 TL alacağı doğmuş ve muaccel olmuştur.
Davalı bu alacağının tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlatmıştır. İcra dosyasına davacı tarafından 2.125.611,88 TL ödeme yapılmıştır. Bu ödeme neticesinde davalının bakiye KDV dahil 3.456.857,55 TL'lik bakiye alacağı kalmıştır.
Davalı (alacaklı) ve davacı (borçlu), işbu bakiye alacaktan (davalı alacağından), aralarında gerçekleşen uzlaşma neticesinde KDV dahil 291.798,35 mahsup edilerek (düşülerek) toplam KDV dahil 3.165.059,20 TL bakiye alacağın, tüm harçlar, vekalet ücreti ve diğer masraflardan ari olarak davacı (borçlu) tarafından davalıya (alacaklıya) haricen ve defaten ödenmesi konusunda anlaşmışlardır.
İşbu bakiye davalı alacağının davacı tarafından en geç 26.10.2017 tarihinde davalıya tamamen ödenmesi halinde; taraflar, söz konusu icra dosyasından doğmuş ve doğacak tüm alacaklar ve ferileri ile, taraflar arasında yukarıda sözü edilen proje nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklar ile ferilerinden taraflar birbirlerine en geniş anlamda gayri kabili rücu etmiş olacaklarını ve ödemenin gerçekleşmesi anında bu ibranın geçerli olacağını beyan, kabul ve taahhüt etmişlerdir.
Görüldüğü üzere işbu İbraname ile davalı, dava konusu eser sözleşmesinden dolayı davacıdan olan alacağının 291.798,35 TL'lik kısmından davalıyı ibra etmiş olup, davacı da eser sözleşmesinden dolayı davalıdan doğmuş ve doğacak bütün alacaklarından (dolayısıyla da tazminat alacağından) davalıyı ibra etmiştir.
Bu nedenle, davacının davalıdan, davalının ayıplı ifasından kaynaklanan tazminat alacağından da davalıyı ibra dolayısıyla da davalının ayıplı ifasından (ayıplı yaptığı işlerden) dolayı davalıdan tazminat talep edemeyeceği,..." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizin 13/12/2022 tarihli ara kararı gereğince; dosya ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 03/04/2023 tarihli 1. Ek raporunda özetle; " ...S Davalı ...Tic.Ltd Şti ... adresinde bulunan işyerinde yapmış olduğu hatalı ve kusurlu işlerden dolayı ile davacı ...A.Ş.'ne dava tarihi 11.03.2021 itibari ile 90.234,80 T.L. ödemesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
İbraname ile davalı, dava konusu eser sözleşmesinden dolayı davacıdan olan alacağının 291.798,35 TL'lik kısmından davalıyı ibra etmiş olup, davacı da eser sözleşmesinden dolayı davalıdan doğmuş ve doğacak bütün alacaklarından (dolayısıyla da tazminat alacağından) davalıyı ibra etmiştir.
Bu nedenle, davacının davalıdan, davalının ayıplı ifasından kaynaklanan tazminat alacağından da davalıyı ibra ettiği; dolayısıyla da davalının ayıplı ifasından (ayıplı yaptığı işlerden) dolayı davalıdan tazminat talep edemeyeceği, kanaatine varılmaktadır...." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizin 04/05/2023 tarihli ara kararı gereğince; dosya ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 16/11/2023 tarihli 2. Ek raporunda özetle; "... TBK.md.221 hükmü, satım sözleşmelerinde satıcının sözleşmeden kaynaklanan iş yapma borcunu ağır kusurlu olarak ayıp ifa ettiği takdirde sorumsuzluk anlaşmalarını geçersiz sayan bir hükümdür.
Dolayısıyla da bu hükmün eser sözleşmesinde “doğrudan doğruya” uygulama alanı bulması mümkün değildir; olsa olsa eser sözleşmelerinde “kıyasen (örnekseme yoluyla)” uygulama alanı bulması düşünülebilir. Ancak belirli bir sözleşmedeki bir anlaşmayı (sorumsuzluk anlaşmasını vb.) geçersiz kılan bir hükmün, başka bir sözleşmede de “kıyasen” uygulama alanı bulup bulmayacağı tartışılabilir.
Zira, sözleşmeleri (anlaşmaları) geçersiz kılan sebepler (kanun hükümleri) kanunda “sınırlayıcı” olarak sayılmıştır. Ancak kanaatimizce, böyle bir tartışmaya gerek yoktur. Zira TBK.md.221 hükmüne benzer bir hüküm, bütün sözleşmelerde yer alan “sorumsuzluk anlaşmaları” için TBK.md.115/f.1'de getirilmiştir. TBK.md.115/f.1'e göre; borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma (sorumsuzluk anlaşması) kesin olarak hükümsüzdür.
Fakat kanaatimizce, taraflar arasında akdedilmiş olan ibranamede davalı/yüklenici lehine bir “sorumsuzluk anlaşmasına” yer verilmemiştir.
Kök Raporumuzda (sayfa 5'de) açıkladığımız üzere; ibranamenin yorumundan çıkan anlama göre, davalı, dava konusu eser sözleşmesinden dolayı davalıdan olan alacağının 291.798,35 TL'lik kısmından vazgeçmek hususunda davacı ile mutabakata varmış (bu alacağından vazgeçmiş) olup, davacı da eser sözleşmesinden dolayı davalıdan doğmuş veya doğacak bütün hak ve alacaklarından en geniş anlamda davalıya ibra etmiştir...." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Davacı vekili 05/04/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; "...Delil Tespiti raporu doğrultusunda 72.750,22-TL olarak kabul edildiği takdirde zarar tarihinden dava tarihine kadar işlemiş ticari temerrüt faizi alacağı ile birlikte tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini..." ıslah ve talep etmiştir. İbra; TBK'nın 132. maddesinde düzenlenmiş olup, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.Buna göre geçerli bir ibra sözleşmesi borcu kısmen veya tamamen sona erdirir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında akdedilen 13.07.2015 tarihli “Mimari / Elektrik / Mekanik İşleri Sözleşmesi ile davacı yana ait iş yerinde, mimari işlerin, elektrik İşlerinin ve mekanik İşlerin davalı yanca yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı, davacı tarafça, sözleşme kapsamında yapılan işlerin eksik ve hatalı yapıldığı iddiasıyla ve tazminat talebiyle iş bu davanın açıldığı;
mahkememizce yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporları ile davalı yanca yapılan işlerin kısmen eksik ve hatalı yapıldığının tespit edildiği ancak davacı ile davalı arasında imzalanan 18.10.2017 tarihli İbraname ile davacı yanın, taraflar sözleşmesinden dolayı doğmuş ve doğacak bütün alacaklarından , iş bu davada talep edilen tazminat dahil olmak üzere en geniş anlamda davalı yanı ibra etmiş olduğu, dolayısıyla davacı yanın tazminat talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip · E-imza Hakim · E-imza
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/189, K. 2024/377, 15 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama