KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Esas no
- 2021/262
- Karar no
- 2025/145
- Dava
- FSEK - TAZMİNAT
- Dava tarihi
- 23/01/2020
Karar Metni
2.588 kelime·13 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı yazar ile müvekkili arasında ..., ..., ... ve ... isimli eserlerle ilgili 09.02.2017 ve 12.04.2018 tarihlerinde olmak üzere toplam 5 adet sözleşme imzalandığını, bu sözleşmelerin sürelerinin 5 yıl olduğu, ancak sözleşmelerin süreleri bitmeden davalı tarafça gönderilen ... 18. Noterliğinin ...tarihli ...
Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız feshedildiğini, oysa sözleşmelerin fesih maddesinde; "sözleşmeye aykırı bir durumun tespit edilmesi hâlinde bu durumun tarafımıza bildirilmesi ve sözleşmeye aykırılığını giderilememesi için 30 gün süre verilmesi verilen bu süre içerisinde sözleşmeye aykırılığın giderilememesi halinde ise sözleşmenin kendiliğinden feshedilmiş sayılacağı" hükmünün yer aldığını, davalının bu şekilde bir ihtarname gönderme lüzumu duymaksızın sözleşmeleri feshetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının asıl amacının daha fazla telif ücreti almak olduğunu, bu haksız fesih sebebiyle kar kaybı,
müspet zarar ile cezai şart alacağı talep ettiklerini, davalının; dava konusu kitapların sözleşmeleri yapıldığı esnada tüm görüşmeleri müvekkili yayıncı ile müzakere ettiğini, dolayısıyla "kelepçeleme sözleşmesi" veya genel işlem şartlarına maruz kalmadığını, kitapların kapaklarında yer alacak modellerle yapılacak sözleşme metinlerini bile davalının hazırladığını, bu sözleşme metninin müvekkiline mail olarak davalı tarafça gönderildiğini, ayrıca bu modellere de müvekkili tarafından telif ücreti ödendiğini, dolayısıyla kitapların tüm basım, reklam, tanıtım maliyetlerinin müvekkili tarafından karşılandığını,
kitaplar için davalıya ödenecek telif ücreti hesaplanırken bu harcamaların da nazara alınarak oran belirlendiğini, davalıya teklifte bulunan diğer yayıncıların basım maliyetlerini üstlenmediğini, davalının tüm bu hususları bilmesine rağmen, ilk başta kitapların satış rakamları bilinmediğinden bu şekilde belirlenen telif ücretlerini bahane ederek sonradan sözleşmeleri feshetmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını, bu nedenle davalı itirazlarının yersiz olduğunu, açıkladıkları nedenlerle, HMK'nın 109.maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,
haksız fesih sebebiyle müvekkilinin uğradığı müspet zarar/kar kaybı için şimdilik 15.000,00 TL ve sözleşmeyi haksız fesheden tarafın ödemesine karar verilen 15.000,00TL cezai şartın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olması hasebiyle 3095 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi uyarınca haksız fesih tarihi olan 21.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davaya konu sözleşmelerin, henüz kitaplar yazılmadan önce imzalanmış olması ve devir (tasarruf) muamelesi içermekle FSEK 48/3 maddesi hükmü ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları kapsamında batıl olduğunu, davaya konu kitapların 32 -39 TL'ye satılırken ve sektörde yeni yazar da olsa yazarlara kitapların perakende etiket satış fiyatı üzerinden ortalama en az %10 telif hakkı ücreti ödenmekte iken, davacı yayıncının müvekkili yazara 1 TL, 1 TL 25 kuruş, 1 TL 75 kuruş gibi aşırı derecede düşük telif hakkı ödemesi, sözleşmelerin birinde ilk 10.000 adet kitap için yazara telif hakkı ücreti ödenmeyecek olması,
12.04.2018 tarihli diğer sözleşmelerde telif hakkı ücretinin satılan her kitap için net 1,25 TL'ye indirilmiş olması, ödeme zamanlarının 5 ay gibi uzun tutulması, sözleşme süresinin 5 yıl gibi uzun bir süre olması ve müvekkiline ödenecek ücretlerde 5 yıl tek kuruş artış (zam) dahi yapılmayacak olması, ücretlerin 5 yıl aynı kalacak olması, sektörde yazarlara baskı adedi üzerinden telif ödenirken, davacı yayıncının baskı adedi üzerinden değil satıştan ödemesi, davacı yayıncının baskı ve satış adetleri konusunda müvekkili yazara herhangi bir bilgi rapor vermemesi, aşırı düşük telif ücretlerini dahi zamanında ödememesi, 8-10 ay geç ödemesi,
davacı yayıncının müvekkiline olan yaklaşık 31.575,00 TL borcunu ödememiş olması, dava konusu eserin TV dizisi, sinema filmi, tiyatro vb. başka bir eser türü olarak işlenmesi halinde, bu işlemlerle ilgili gelirlerin %50' sini davacı yayıncının alması, müvekkilinin; sözleşmenin imza tarihinden itibaren 3 ay sonra kitapları teslim yükü altına sokulmuşken, davacı yayıncının kilabı piyasaya çıkarmak için 1 yıl gibi çok uzun bir süre müvekkilini bekletmesi, kitabı çıkarmak için sözleşmeye 1 yıl gibi çok uzun bir süre konulmuş olması, müvekkilinin 5 yıl içinde yazacağı diğer tüm eserlerini de davacı yayıncıda yayınlatmak zorunda bırakılması,
yayıncının sözleşmeyi feshetmesi durumunda müvekkilinin fesih tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan telif bedellerini isteyememesi, yayıncının elinde bulunan esere ait kopyalar için hak talep edememesi gibi hususlar ele alındığında, davaya konu sözleşmelerin müvekkilini ekonomik olarak davacı yayıncıya bağlı ve bağımlı bırakan, kanuna ve ahlaka, müvekkilinin anayasal hak ve özgürlüklerine aykırı, "kelepçeleme sözleşmeler" niteliğinde olduğu ve bu nedenle batıl olduğunu, davacının müvekkiline olan telif borcu nedeniyle icra takibi yapıldığını, davacının herhangi bir zararının söz konusu olmadığını,
zira bu kitaplardan zaten fazlasıyla kar elde ettiğini, talep edilen faizin ticari faiz olamayacağı, ancak yasal faiz talep edilebileceği, açıkladıkları nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nden, "..., ..., ...,..., ..., ...: ..., ... (Ciltli), ...:... (Karton Kapak) adlı eserlere ilişkin eser işletme belgeleri/ekleri istenmiş, ... 18.Noterliğince düzenlenen... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ şerhli tasdikli örneği istenmiştir. HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
28/06/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Taraflar arasındaki sözleşmelerin telif sözleşmeleri ve yayın sözleşmelerinin genel prensipleri kapsamında değerlendirilmesi ve taraflar arasında sözleşme görüşmeleri esnasında yapılan yazışmaların incelenmesi neticesinde "..." kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla sözleşmelerin geçersizliğinin söylenemeyeceği, davalı yazarın salt telif ücretinin düşüklüğü sebebiyle sözleşmeyi kısa bir zaman dilimi içinde feshetmesinin haklı nedene dayanmadığı, dolayısıyla feshin haksız olduğu,
taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin aynı zamanda yayın sözleşmesi (neşir) kapsamında olması sebebiyle, sözleşme içeriğinde baskı sayısının belirtilmesi gerektiği, bu belirleme olmadığı takdirde davacının baskı hakkının bir baskı ile sınırlı olduğu,
bu bağlamda uygulamada da kabul edildiği üzere her halükarda davacının baskı hakkının kendisine yazar tarafından yapılan ihtar ile sona ereceği, ancak yazar tarafından kullanılan bu feshin haksız olması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşme feshedilmemiş olsa idi, davacının bu baskı sebebiyle elde edeceği toplam kâr miktarının 7.088,30 TL olacağı, yine sözleşmenin haksız feshi sebebiyle davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart oranına tekabül eden mikların ise 419.995 TL olacağı, bu rakama hükmedilip hükmedilmeyeceği veya tenkise gidilip gidilmeyeceği hususun mahkemeye ait olduğu,
söz konusu cezai şart miktarına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususu ile delillerin takdir ve değerledirilmesinin tamamen mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
03/01/2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davacının 2019 yılı defterlerinden yevmiye defterinin sayfalarının dolması nedeniyle ilave sayfa tasdikini defterleri kullanmaya başladıktan sonra yaptırması sebebiyle 2019 yılı ticari defterlerinin davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, 2020 yılına ait açılış ve kapanış beratlarının süresi içerisinde yapıldığı, dolayısıyla 2020 yılı defterlinin davacı lehine delil niteliği taşıdığı, her ne kadar davacının 2019 yılına ait ticari defterleri lehine delil sayılamaz ise de hesaplamaları üzerinde bir etki oluşturmadığı,
zira yapılan kontrollerde kitap stok kartlarının ve satış miktarlarını gösteren faturaların düzenli olarak işlendiği resmi defterlere kaydedildiğinin tespit edildiği, dolayısıyla faturalardaki satış adetleri ile stoklardaki kitap adetleri ve alınan bandrollerin satışlarının uyumlu olduğunun anlaşıldığı, bu bağlamda kök raporda yapılan maddi tazminat hesaplamasını değiştirir bir olgu bulunmadığı, cezai şart konusunun tamamen mahkemenin takdirinde olup, kök rapordaki rakamla mahkeme bağlı olmadan hesaplanan miktarı tenkis etme yetkisinin de mahkemede olduğu,
diğer hususlarla ilgili olarak kök rapordaki görüşlerini değiştirecek bir husus bulunmadığı bildirilmiştir.
01/04/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: FSEK yönünden yapılan incelemede; davaya konu eserler üzerindeki mali hakların davacıya intikali için ayrı bir tasarruf işlemine gerek olup olmadığı hususundaki nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, TBK hükümleri, taraflar arasındaki sözleşmelerde belirtilen haklı fesih sebepleri ve fesih ihtarından sonra baskı yapılmamış olduğu göz önüne alındığında, sözleşmelerin feshedilmesinin haklı nedene dayanmadığı, dava konusu sözleşmelerin kitlelere yönelik olarak tek taraflı olarak düzenlenmiş olmadığı,
tarafların müzakereleri ve kendi rızaları ile sözleşmeleri imzaladıklarına ilişkin sözleşme içeriğinde düzenleme de bulunması nedeniyle, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulları içermediği, FSEK 48 maddede mali hakların süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devrilmesi mümkün olduğundan, bu sözleşmelerin kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olmadığı, mali yönden yapılan incelemede.
Bakırköy 2. FSHHM dava yönünden; hesaplanan telif ücretine ilişkin düzeltme neticesinde nihai telif ücretinin 99.800 TL olarak hesap edildiği, davacının kalan telif ücreti alacağının 99.800 TL den ödenen kısmı 79.750 TL düşülünce 20.050 TL kaldığı, esas dava yönünden tazminata hükmedilmesi halinde; müspet (muhtemel kazanç) için ilk bilirkişi raporundaki hesaplamada düzeltilecek bir husus bulunmadığı,
mevcut stoklar üzerinden satışların yapılması halinde 7.088,30 TL daha kazanç elde edilebileceği, sözleşmede adet bulunmadığından basımı muhtemel kitaplar için ileriye dönük muğlak bir hesaplamanın yapılamayacağı, menfi (tazminat) için ilk bilirkişi raporunda hesap edilen tutarda düzeltilecek maddi hususların raporda belirtildiği, nihai hesaplamanın 521.700 TL hesap edilebileceği, her halükarda sunulan rakamlar üzerinden yapılabilecek bir tenkisatın mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
21/01/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Kök rapordaki kanaatin korunduğu, teknik bir hata tespit edilemediği bildirilmiştir. Mahkememizce 01/04/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE
Dava: Taraflar arasındaki Telif Sözleşmesinden kaynaklı, müspet zarar/kar kaybı ile cezai şart istemine ilişkindir.
Davacı vekili 25.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 150.000,00 TL cezai şart talep etmiş, gerekli harcı yatırmıştır.
FSEK ve TBK hükümleri, mahkememizce itibar edilen 01/04/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde: Yayıncılık sektöründe; yazar - yayıncı arasında yapılan sözleşmeler, teamül olarak belirli baskı sayısı üzerinden yapılmakta, buna göre sözleşmelerde kitabın satış fiyatı X baskı sayısı = %10 - 12 -15 gibi rakamlar üzerinden gerçekleşmektedir. İkinci ve sonraki baskılarda telif oranı, örneğin ilkinde % 10 tespit edilmiş ise % 8 veya gibi bir rakam üzerinden belirlenir.
FSEK'te alenileşen eserler üzerinde, eser sahibine mali ve manevi haklar tanınmıştır. Mali haklar; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ve işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olup, manevi haklar; umuma arz salahiyeti, adın belirtilmesi salahiyeti, eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkı olarak sayılmıştır. FSEK 18. maddesi uyarınca mali hakları kullanmak yetkisi, münhasıran eser sahibine aittir. Mali haklar üzerinde hukuki işlem ve tasarruflarda bulunulması mümkünken, manevi haklar kural olarak devredilemezler.
FSEK 48. maddesi uyarınca henüz mevcut olmayan veya tamamlanmamış eserler üzerindeki tasarruf muameleleri batıl olsa da, bu tasarruf muamelelerine ilişkin taahhütler FSEK 50. madde kapsamında geçerli kabul edilmiştir.
Eser sahibinin ileride vücuda getireceği eserlerin bütününe veya muayyen bir nev'ine taallük eden tasarruf muamelelerine dair taahhütler geçerli bulunduğuna göre, taahhüt süresi içerisinde meydana getirilen eserlerle ilgili akit konusu mali hakların veya kullanım ruhsatlarının, ayrı bir tasarrufla eser sahibi tarafından taahhüt alana devir edilmesi gerekir.
Çünkü taahhüt süresi içerisinde eser sahibi tarafından meydana getirilen eserlerle ilgili mali haklar veya kullanım ruhsatları, doğrudan ve herhangi bir tasarrufa gerek bulunmaksızın kendiliğinden taahhüt alana intikal etmez. Buna karşın uygulamada, taahhüt konusu vücuda getirilen eserlerin tamamlanmasından sonra herhangi bir yazılı tasarruf işlemi yapılmadan eserin aslının taahhüt alana teslim edildiği ve onun tarafından kamuya sunulduğu sık rastlanan bir haldir.
Eserin tamamlanmasını müteakip her iki taraf, ayrı bir tasarruf işlemi yapmaksızın, edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmişlerse, taahhüt konusu mali hak veya kullanım yetkisinin de taahhüt alana intikal ettiği kabul olunabilir
Dava konusu kitapların basılmış olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu sözleşmelerin davalı tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediğinin, yayım sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 487. maddesi ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan maddeler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
TBK'nın 487. maddesinde: "Yayım sözleşmesi, bir fikir ve sanat eseri sahibinin veya halefinin, o eseri yayımlanmak üzere yayımcıya bırakmayı, yayımcının da onu çoğaltarak yayımlamayı üstlendiği sözleşmedir" hükmü yer almaktadır. TBK'nın 487. maddesinde belirtilen yayım sözleşmeleri bir anlamda telif sözleşmesidir. Bu sözleşme ile yayımcı, sadece çoğaltarak piyasaya sürme hakkını iktisap etmez, aynı zamanda eseri çoğaltarak piyasaya sürmeyi borçlanır.
Yayımcı, kararlaştırılan telif ücretini ödeyerek sözleşmeden doğan asli borcunu ifa ettiğini ileri süremez. Yayımcı ayrıca eseri çoğaltarak piyasaya sunmalıdır. Eser üzerindeki haklar kullanılmaz ya da gereği gibi kullanılmazsa, sözleşme ile bağlılıktan kurtulma imkânını düzenleyen FSEK 58. maddesinde yer alan cayma hakkı örnek olarak verilebilir. Yayım sözleşmesi aynı zamanda iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Yayım sözleşmesi şekle bağlıdır.
TBK 488. maddesine göre, yayım sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılmış olması gerekir. TBK hükümleri haricinde, FSEK hükümleri de yayım sözleşmesi bakımından uygulama alanı bulur. Bazı kavramlar TBK'da düzenlenmediği hâlde, FSEK'de yer alır (örneğin eser, eser sahibinin hakları, eser üzerindeki sınırlandırmalar vs.), bazı konular ise sadece TBK'da ve yayım sözleşmesine inhisar edecek biçimde (ya da yayım sözleşmesine özgü olarak) düzenlenmiştir.
TBK'nın yayım sözleşmesini düzenleyen 487. vd. maddelerde eserin yok olması, eserin tamamlanmış baskı adedinin yok olması ve kişisel sebepler başlığı altında düzenlenen haller, sona erme sebepleri olarak düzenlenmiştir. TBK 435. maddesinde; 'Taraflardan her biri, haklı sebeplerle sözleşmeyi derhâl feshedebilir. Sözleşmeyi fesheden taraf, fesih sebebini yazılı olarak bildirmek zorundadır. Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır" hükmü yer almaktadır.
Davalı tarafından gönderilmiş olan ihtarnamede, düşük telif ücretleri fesih nedeni olarak gösterilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin "Haklı Fesih Sebepleri" başlıklı 7. maddesinde; taraflar, sözleşmesel ilişkilerinde hangi hallerin haklı fesih sebebi olacağını özel olarak düzenlemişlerdir.
7.madde: "YAYINCI, sözleşmede yer alan baskı sürelerini haklı sebep olmaksızın (yangın, afet, idarenin kısıtlamaları, iş bırakma vb. gibi mücbir sebepler hariç 6 aydan (bazı sözleşmelerde bu süre 3 ay olarak düzenlenmiş) fazla geciktirmesi, YAZAR'a ihbar etmeden kitabın yeni baskılarını yapması veya bildirdiğinden fazla sayıda kitap basması YAZAR için haklı fesih sebebi sayılır. YAZAR bu durumu YAYINCI'ya noter vasıtasıyla ihbar edecektir.
Sözleşmeye aykırılığın ihbarın YAYINCI 'ya tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde giderilmemesi durumunda sözleşme kendiliğinden fesih olunur. Sözleşmeye aykırılık, YAYINCI'nın yapmış olduğu yeni baskıyı ve baskı adedinin YAZAR'a bildirilmesiyle giderilmiş olur. Haksız olarak işbu sözleşmeyi fesheden tarafa bu sözleşme uyarınca YAZAR 'a ödenen telifin 10 katı kadar cezai şartı kayıtsız şartsız diğer tarafa ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder" şeklindedir.
Taraflar arasında sözleşme yapıldığı ve sözleşme konusu kitaplar basılmış olduğundan, taraflar arasında fiili ilişkinin kurulmuş olduğu, bu durumda yayıncının ancak tek baskı yapabileceği, ikinci baskı için yeni bir sözleşme yapması gerekeceği, ancak davalının ilk baskıdan sonra fesih ihtarında bulunması gerektiği, fesih ihtar tarihinin 18.10.2019 olduğu, en geç baskı tarihinin ise 25.09.2019 olduğunun belirtildiği görülmekle, sözleşmelerin feshedilmesinin haklı nedene dayanmadığı kanaatine varılmıştır.
TBK'nın 20. maddesinde genel işlem koşullarının düzenlenmiş olduğu, buna göre sözleşmeyi düzenleyenin, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümlerinin, genel işlem koşulu olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu sözleşmelerin; tek taraflı olarak düzenlenmediği, tarafların müzakereleri ve kendi rızalarıyla sözleşmeleri imzaladıklarına ilişkin sözleşme içeriğinde düzenleme bulunması dikkate alındığında, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşullarını içermediği, FSEK 48.maddede; mali hakların süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devrilmesi mümkün olduğundan, taraflar arasındaki sözleşmelerin "kelepçeleme sözleşmesi" niteliğinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticeten, TBK hükümleri, taraflar arasındaki sözleşmelerde belirtilen haklı fesih sebepleri ve fesih ihtarından sonra baskı yapılmadığı birlikte değerlendirildiğinde: Sözleşmelerin feshedilmesinin haklı nedene dayanmadığı, dava konusu sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulları içermediği, FSEK 48. maddede mali hakların süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devrilmesi mümkün olduğundan, bu sözleşmelerin "kelepçeleme sözleşme" niteliğinde olmadığı kanaatine varıldığından,
davanın kısmen kabulüne, 7.088,30 TL müspet zarar/kar kaybının 21.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 150.000,00 TL cezai şartın (ıslah dilekçesi dikkate alınarak) 21.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/262, K. 2025/145, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama