İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/43 K.2024/218

Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK Kapsamında Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2022/43Karar2024/218Tarih4 Aralık 2024Okuma23 dk · 4.601 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
4 Aralık 2024
Esas no
2022/43 Esas
Karar no
2024/218
Dava
FSEK Kapsamında Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat
Dava tarihi
04/03/2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.601 kelime·23 dk okuma·6 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK Kapsamında Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin “...” isimli televizyon dizisi senaryosuyla bir özgür eser yarattıklarını, bu eseri Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne ... numara ile 07.05.2018 tarihinde tescil ettirdiklerini, dizi senaryosuyla birlikte sadece sahneler ve akış haricinde tüm projede kullanılacak karakterleri detayları ile belirlediklerini, öyküyü, projenin geçtiği mekânları, kostümleri ayrıntılı bir şekilde kurguladıklarını ve hatta fotoğraflar ile de örneklediklerini, projenin 1. Sezonunun bölümlerini tasarladıklarını ve böylece esere tam bir özgünlük kattıklarını belirtmişlerdir.

Müvekkili ...'in ... isimli mesajlaşma programı üzerinden ... Genel Müdürü olan ...'ya 02.07.2018 tarihinde mesaj gönderdiğini, kendisini tanıttığını, kendisi ile annesinin ... ile önceden tanışıklığı olduğunu hatırlattığını, elinde güzel bir eseri olduğunu, söz konusu eseri bazı kişilere okuttuğunda olumlu geri dönüşler aldığını belirttiğini, ...'in kendisini uzun bir şekilde anlatmasının ardından ...'nın “hatırladım tabii ki” demesini belirterek,

...'nın eseri ... adresine gönderebileceğini söylediğini, bunun ardından “...” isimli esere ait genel bilgiler, sinopsis, 2 adet tretman, birinci sezona ait tüm bölümlerin tanıtımları, karakterlere ilişkin özet bilgilerin bulunduğu 14 ayrı karakter dosyası, 1. Bölüm senaryosu, mekânlara ilişkin temsili fotoğraflar olmak üzere toplamda 20 adet belgenin e-posta ile gönderildiğini, ... tarafından e-postanın okunduğuna dair “..." teknik e-postasının müvekkile ulaştığını, bu andan itibaren ...'nın geri dönüş yapmadığını,

19.09.2021 tarihinde ise “...” dizisi senaryosuyla büyük benzerlikler taşıdığı iddia edilen “...” dizinin ...'de yayınlanmaya başladığını belirttiğini, davacı vekili eserlerin karakterleri bakımından benzerlikler olduğunu, örneğin avukat ve savcı aşkı konusunun işlendiğini, en başta bu iki karakterin anlaşamadıklarını, kadın başrol oyuncusunun yeşil gözlü, dalgalı saçlı, fit yapılı, iş hayatında etek pantolon gömlek ve stiletto giydiğini, iki kadın karakterin de müzik dinleyerek deşarj olduğunu, erkek karakterlerin dürüst kurallara bağlı olmasına rağmen kuralsızlıklara hayranlık duyan başarılı bir savcı olduğunu,

erkek kardeşleri ile problemler yaşadıklarını, en önemli yardımcı karakterlerin komiser görevinde olduğunu ve bu görevdeki kişilerin her iki eserde de dürüst, hırslı, vicdanlı, işine ve çocuğuna bağlı özellikler sergilediğini, güçlü bir avukat bürosu sahibi bir avukatın her iki dizide de olduğunu ve bu kişinin her iki eserde de başrol kadın karakterin babasının arkadaşı olduğunu ve çeşitli yan karakterlerin benzer amaçlara hizmet ettiklerini iddia ettiğini, ayrıca, dizinin ilk bölümünde “...”, “...” veya “...” gibi bir ifadenin olmadığını, jenerikte yalnızca “hikâye destek” kavramının kullanıldığını, bunların farklı anlama geldiğini,

buradan davalıların ve senaryo yazarının proje ve öykü sahibi olarak kendilerini görmediği anlamının çıktığını, ikinci bölümde ise bu eksikliğin giderildiğini, “...” ifadesinin eklendiğini, ...'un hakkında daha önceden ... dizisinde intihal kararı olduğunu, bu zaman dek yayınlanmış hiçbir dizi projesinde ana aks olarak “...” aşkı hatta avukat savcı aşkının işlenmediğini, ancak 6 ay 1 sene gibi sürenin ardından “...” dizisinde “...” dizisindeki unsurların görüldüğünü, bunun bir tesadüf olamayacağını, her iki eserde de pek çok benzerlikler bulunduğunu,

örneğin bazı cinayetler işlendiğini ve karşı tarafta merak uyandırarak bu cinayetlerin birer birer çözüldüğünü, her iki dizide de karakterlerin savcının odasında birbiriyle tanıştığını, her iki eserde de birinci cinayette katilin, maktul yüzünden kariyeri zedelenmiş, onuru incinmiş, psikopat özellikler gösteren kişiler olduğunu, kitap arasında delil bulma sahnesinin ve maktulün elinde barut izinin kaldığı sahnelerin benzer olduğunu belirttiğini, ... dizisinin her bölüm adının farklı isim veya özlü söz kullanıldığını,

... dizisinde ise her bölüm açılışında ünlü bir düşünürün sözünün kullanılmasının da bir benzerlik unsuru olduğu iddia edilerek, FSEK'nun çeşitli maddelerine İstinaden 15.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatlar ile elde edilen ve edilecek karın ödenmesini, çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhası, eser sahibi olarak derç edilecek adlarının 3 ulusal gazetede ilanını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ...

ANONİM ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin (“...”) bir yayıncı şirket olması sebebiyle yapım şirketlerinden dizi/film/eser yayınlanması üzerine teklifler aldığını, kanal tarafından ilgili içeri uygun görülmesi durumunda eserin yayınlanması için sözleşme yapıldığını ve müvekkil şirket ...'de yayınlandığını, dolayısıyla yapım şirketlerinden hizmet satın aldığını, bazı durumlarda ... iç yapımlar / dramalar departmanı olarak kendi içeriğini oluşturduğunu ve eserin ... ekranlarında yayınlandığını, dışarıdan alınan eserin kanala daha maliyetli olduğunu belirterek,

davacıların ...'nin o dönemde genel müdürlük yapan kişiye mail attıklarını iddia ettiklerini, bu konunun ispata muhtaç olduğunu, böyle bir durumda genel müdürün İlgili içeriği içyapımlar/dramalar departmanına iletmesi gerektiğini, ancak böyle bir talep ya da mail gönderilmediğini, genel müdürün o dönem ...'nin birlikte çalışmadığı bir şirket olan ...'a ilgili eseri göndermesinin mümkün olmayacağını, genel müdürün gelen bir proje teklifini mantıken daha düşük maliyetli olması için aslında içyapımlara göndermesi gerektiğini,

genel müdürün o dönemde birlikte çalışmadığı bir yapımcıya maili göndermiş olduğu iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, “...” dizisi ile “...” dizisi arasında bir benzerlik bulunmadığını, “...” adlı eserin bir hukuk draması olmadığını, hukukçuların aile içerisindeki sorunlarını konu aldığını, ilgili içerikler arasında bir bağ olmadığını, ... isimli dizinin bir eser olup olmadığının araştırılması gerektiğini, manevi tazminat talep edebilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu,

davacıların bahsettiği iddialarla müvekkili şirketin herhangi bir ilgisinin olmamasına istinaden ilgili iddiaların muhatabının müvekkil şirket olmaması nedeniyle huzurdaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep etmiştir.

Davalı ... ANONİM ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle.

Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesine ve TTK 4/1-a hükmüne istinaden , fikri mülkiyet haklarından doğan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ve tazminat talepleri de zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan ötürü, işbu davanın da maddi tazminat talepli olmasından dolayı dava dilekçesinin mahkeme tarafından kabul edilmemesi gerektiğini, zorunlu arabuluculuk şartının gerçekleşmediğini, dolayısıyla davanın usulen reddedilmesi gerektiğini, ... olarak bilinen şirketin 5846 sayılı FSEK kapsamında bir “Film Yapımcısı” olarak sıfatlandırıldığını, işbu davanın konusunun senaryoya yönelik olduğunu,

dolayısıyla davanın senaristlere ihbarının gerektiğini, bu açıdan “...” dizisinin senaristi ...'a ihbarının talebini istediklerini, esasen; “...” isimli eserin Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü nezdinde tescil edilmesinin yalnızca eserin ne zaman üretildiği hakkında bir dayanak oluşturduğunu, ilgili eserin özgün olduğunun ispati olmadığını, eserin alenileştiğinin bir kanıtı da olamayacağını, ... şirketine ulaştığına dair bir ispat vasıtasının da olmadığını, “...” isimli senaryonun ...'a ulaşmış olabileceğine dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını, ...'dan ...'a ne şekilde ulaştığının bir ispatının olmadığını,

davacıların sektör teamüllerini bilmediğini, sektörde projelerin yayıncı mecralar tarafından prodüksiyon şirketlerine aktarılmadığını, aksine prodüksiyon şirketleri tarafından yayıncı mecralara projelerin sunulduğunu, yayıncı kanalların yapım şirketlerine senaryo gönderip proje ısmarlaması gibi bir olgunun olmadığını, “...” dizisinin oluşturulma ve tasarlanma sürecinde ...'un eseri üzerinden ilerlendiğini, ...'nin veya ...'nın yapım sürecinde hiçbir katkısının olmadığını, “...” isimli eserin alenileştiğine dair veya ...'a ulaştığına dair ispatın sağlanmamasından ötürü intihal ya da uyarlama yapıldığı iddialarının gerçek dışı olduğunu,

...'a ya da ...'a iletildiği ispat edilemeyen ve alenileşmemiş bir eserden intihal iddiasının mesnetsiz ve afaki olduğu, ...'un İlk bölümde isminin sehven sadece “Senarist” olarak yazıldığını, bu hatanın “...” olarak ikinci bölümde düzeltildiğini, fikri mülkiyet hukukunda koruma altında olanın fikrin kendisinin değil, üslubun yani anlatım biçiminin olduğunu, salt fikirlere koruma sağlanmasının düşünce ve yaratma özgürlüğüne sınır koyacağını, herkes tarafından ileri sürülebilecek, yeterince detayı olmayan, insanlığın ortak malı niteliğindeki fikirlerin eser olarak korunamayacağını, özgünleşmemiş,

herkesin kullanımına açık fikirlerin “anonim kullanımlar” olarak tanımlandığını, karakterlerden birisinin avukat birisinin savcı olmasının, kalem etek giyen dalgalı saçlı yeşil gözlü olmasının, tuttuğunu koparan bir karakterde olmasının ya da savcının takım elbise giymesinin özgünlükle ilintili olmadığını, ilgili iddiaların “anonim kullanımlar” oldukları, bu konuda da herhangi bir intihal iddiasında bulunulamayacağını, “...” ve “...” isimli eserlerde herhangi bir benzerlik bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 7.2.2019 ve ...E., ...K.

Sayılı kararına istinaden ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçilip geçirilmediğinin açıklanması gerektiğini, ...'un özgün ifade biçiminin “...” dizisini hususi kıldığını, üsluptaki belirleyicilik sayesinde eserin farklılaştığını, ...'a yönelik ... dizisindeki intihal davasının öykü sahibi ...'a açıldığını, senarist ...'un ilgili dava ile doğrudan ya da dolaylı olarak bir ilgisinin olmadığını, ilgili iddianın davacılar tarafından ...'u karalamaya yönelik olduğunu, ...'un ünlü işlere imza atmış başarılı bir senarist olduğunu, “...” dizisinin sahibinin hususiyetini taşıdığını,

karakterlerin mesleklerinin veya birbirlerine aşık olmalarının intihale yol açmayacağını, pek çok yabancı hukuk dizisinde benzer temaların olduğunu, her iki dizinin karakterlerinin birbirine benzemediğini, öyküleme ve görsel dile aktarmalarının birbirinden farklı olduğunu, “...” dizisinin her bölümünde ünlü düşünür, yazar ve eserlerden özlü söz veya alıntı kullanıldığını, davacıların “...” isimli dizilerinin bölümlerinin adlarının ise tematik şekilde “...' veya “...” gibi olduğunu, dolayısıyla bir benzerlikten söz edilemeyeceğini, mekanlar açısından benzerlik bulunmadığını,

büyük hukuk bürolarının toplantı salonunun benzemesinin kaçınılmaz olduğunu, diğer mekanlar açısından intihale yol açacak bir benzerlik bulunmadığını, tüm bu sebeplerden ötürü davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir.

CEVABA CEVAP

Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı ...

Anonim Şirketi'nin iddia ettiğinin aksine müvekkilinin ... adlı projelerini ... genel müdürü ...’nın ... ye ait kurumsal mail adresi olan ... adresine gönderdiğini, söz konusu mailin okunduğuna dair okundu bilgisi de yine ...’ya ait aynı kurumsal mail hesabından geldiğini, ... ...’nin üst düzey kurumsal temsilcisi olduğunu, dolasıyla sürecin başlangıç̧ noktasında ... olduğunu, ayrıca davalı tarafından ibraz edilen Dizi Yapım Sözleşmesine göre de, elde edilen haklarından ötürü de televizyon sektöründe yeri ve önemi büyük olan ...’nin maddi ve manevi sorumluluğu bulunmakta olduğunu,

tüm bu sebeplerle fahiş olmayan manevi tazminat talebimizin de kabulünü karar verilmesini talep ettiğini, davalı ... Anonim Şirketi'nin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususların yerinde olmadığını davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.

İKİNCİ CEVAP

Davalı ... Anonim Şirketi vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; arz ve izah edilen nedenlerle, koşulları oluşmayan haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; haksız açılan davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Dava; davacılara ait "..." isimli senaryoya, "..." dizisinin senaryosu ile iltibasa dayalı tecavüz iddiası kapsamında eserler arasındaki iltibas ve tecavüzün tespiti, FSEK 66. maddesi uyarınca tecavüzün ref'i, FSEK 69. maddesi uyarınca tecavüzün men'i, FSEK 68. maddesi uyarınca sözleşme yapılmış olması halinde istenecek emsal bedele karşılık olarak; şimdilik 5.000-TL'nin 3 katı olan 15.000-TL maddi tazminat, FSEK 70/3. maddesi uyarınca elde edilen ve gelecekte edilecek gelir ve kâra karşılık şimdilik 1.000-TL tazminat, FSEK 70/1-2 uyarınca 200.000-TL manevi tazminat, FSEK 68/2 uyarınca çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhası, FSEK 67/2 maddesi uyarınca davacıların eser sahibi olarak derç edilecek adlarının ilanı istemlerine ilişkindir.

Davacılar vekilinin delil olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün ... numaralı tescil belgesi, iki numaralı davalının genel müdürü ... ile yapılan ... mesajlaşması, İki numaralı davalının genel müdürü ...'ya eserin gönderildiği e-posta, ekindeki belgeler ve söz konusu e-postanın okundu kaydı, ... dizisinde öykü sahibi ve senarist olarak gösterilen ...'un çeşitli basın yayın kuruluşlarına verdiği beyanatlar, iki eser arasındaki;

genel konsept karşılaştırma, karakterler karşılaştırma, hikaye /sinopsis, mekan karşılaştırma tablosu, ... dizisinde, hikâye ve senaryo sahibi olarak ...'un jeneriğe sonradan eklendiği iddiasına dair dosya, ... dizisi haber dosyası,... internet sitesine ait kayıtlar, davalıların hem birbiriyle hem öykü sahibi ve senarist görünen ... ile hem de 3.kişilerle akdettiği tüm sözleşmeler ve emsal sözleşmeler, tarafların hem birbiriyle hem öykü sahibi ve senarist görünen ... ile hem de 3. kişilerle akdettiği tüm sözleşmeler ve emsal sözleşmeler, davalılara ilişkin tüm yayın kayıtları, konuya ilişkin intenet haber ve videoları, tanık,

bilirkişi incelemesine dayandığı görülmüştür.

Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin delil olarak ... tarafından, davalı şirkete “...” adlı dizi için gönderilen mailler, diğer davalı ile imzalanan, “...” adlı dizinin “...”, tanık, bilirkişi incelemesine dayandığı görülmüştür.

Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin delil olarak "..." isimli TV Dizisinin yayınlanmış tüm bölümlerinin senaryosu, ... röportajı, İnteraktif sosyal medya görüntüleri, ... bölüm başlığına ilişkin etiketler ve bölüm yayınlanmasından önceki özlü sözler, tanık, bilirkişi incelemesine dayandığı görülmüştür.

İhbar olunan ... vekilinin delil olarak "..." isimli dizi ve "..." isimli senaryo, karakter karşılaştırmaları, hikaye özetleri, mail yazışmaları, whatsapp görüşmeleri, yayınlamış bölüm görüntüleri, kanal ile yapım şirketi arasındaki yazışmalar, Dizi Yapım Sözleşmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün ... numaralı dosyası, ... dizisiyle ilgili haberler ve röportajlar, "..." dizi afişleri, emsal dizi/film hikayeleri, tanık, bilirkişine dayanıldığı görülmüştür.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... numara ile tescilli "..." isimli esere ilişkin belgelerin onaylı örnekleri celp ve tetkik edilmiştir.

Tarafların sundukları uzman görüşleri tetkik edilmiştir.

Davalı ...

Anonim Şirketi vekilinin arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği yönündeki usuli itirazının tetkikinde; somut olayda, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesi ile düzenleme altına alınan “Davaların yığılması” durumu söz konusu olup davanın; tecavüzün tespiti, men ve ref'i istemleri ile maddi ve manevi tazminat olmak üzere birden fazla asli talebi içerdiği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminata ilişkin ticari davalar arabuluculuğa tâbi ise de tecavüzün tespiti, men ve ref'i istemine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tâbi olmadığı,

bu hâli ile arabuluculuğa tâbi olmayan bir talep ile birlikteki tazmin istemi yönünden de davanın arabuluculuk zorunlu dava şartına tâbi tutulamayacağı anlaşılmakla; aksi yöndeki davalı usuli itirazı yerinde görülmediğinden yargılamaya devam edilmiştir.

HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişilerin oy ve görüşünün alınması gerekmekle mahkememizce görevlendirilen Sinema - TV uzmanı akademisyen bilirkişi ..., Senarist ..., FSEK telif hakları alanında bilirkişi ...ve mali bilirkişi ... tarafından sunulan 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davaya konu tecavüz iddiasına dayandırılan “...” isimli eserin objektif unsur bakımından, mad.2 ilim ve edebiyat eserleri grubundan olduğu ve özgünlük taşıdığı, FSEK kapsamında eser olarak korunduğu,

eserin Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde 07.05.2018 tarihinde ... numara ile isteğe bağlı kayıt tescil ettirildiği ve eser sahiplerinin davacılar olduğu görüldüğü, davalıların “...” isimli eserinin 19 Eylül 2021 tarihinden bu yana ve halen ... başta olmak üzere ve çeşitli dijital platformlarda yayınlandığının tespit edildiği,

davacının “...” isimli eseri ile davalıların “...” isimli eserinin bilirkişi raporunda detaylıca incelendiği üzere, ayrı ayrı özgünlük taşımakta olduğunu, yapılan teknik incelemede de ifade edildiği üzere “...” isimli eserin sahibinin hususiyetini taşıyan unsurları bakımından “...” adlı dizide benzerlik olmadığı görülmüş ve iltibas veya tecavüz tespit edilemediği, davacı yanın mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil eden bir eylemin söz konusu olmaması sebebiyle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. Maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı bildirilmiştir.

İtirazlar kapsamında mahkememizce yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesine karar verilmiş olup FSEK telif hakları alanında bilirkişi ..., Radyo Sinema TV Bölüm Başkan Yardımcısı bilirkişi...ve sektör bilirkişi yazar/yönetmen ...tarafından ibraz edilen 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle.

FSEK kapsamında incelemeler ışığında, davaya konu “...” ve “...” isimli fikri ürünlerin senaryo olarak belli bir olay örgüsüne sahip sahibinin hususiyetini taşıyan ve “dil ile ifade edilen eserler” kapsamında FSEK m. 2 uyarınca ilim ve edebiyat eseri olduğu,

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 09.03.2022 tarihli müzekkere cevabına göre 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 13. maddesi ve 17.05.2006 tarih ve 26171 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik uyarınca, hak ihdas etme amacı taşımaksızın, sadece eser sahiplerinin talebi üzerine, beyanlarına dayalı olarak gerçekleştirilen ve eser sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlaması amaçlanan "İsteğe Bağlı Kayıt Tescil" işlemi neticesinde ...

Kayıt-Tescil Numarası ile 07.05.2018 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü İlim ve Edebiyat Eserlerine İlişkin Kayıt-Tescil Belgesi ile “Herhangi Bir Şekilde Dil ve Yazı İle İfade Olunan Eserler” türü ile (FSEK m.2) kapsamında “...” isimli eserin davacılar adına kayıtlı olduğu ve böylelikle eser sahiplerinin davacılar olduğu,

sektör bilirkişilerinin her iki eseri değerlendirmeleri ve karşılaştırmaları neticesinde iki senaryo arasında herhangi bir benzerlik veyahut intihal bulunmadığı tespitleri ışığında davacıların mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil eden bir eylemin söz konusu olmaması sebebiyle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ihlalin oluşmadığı, Tv ve sinema sektörü açısından değerlendirme yapıldığında.

Her iki eserin de polisiye türü olması açısından değerlendirildiğinde özellikle ana karakterlerin benzerlik gösterdiği, fakat yan karakterlerin birçok detayda ayrıştığı, olay örgüsü açısından değerlendirildiğinde nisbi benzerlikler görüldüğü, fakat genele vurulduğunda farklıkların daha çok olduğu, yer ve mekanlar açısından değerlendirildiğinde il olarak benzerlik gösterdiği,

polisiye türündeki eserlerin karakter ve mekan sınırlamaları bulunmasından dolayı karakter ve mekanların birbirine benzeyebileceği, senaryo ve öykü açısından incelemeler ışığında, tarafların, farklı karakterler ve olayları örgülüme, serimleme ve temel unsurların kurgusal yapılandırmaları, temaları açısından farklı işlendiği, benzerliklerin klişe unsur olması nedeniyle davacının eserinin intihal edilmediği sonucuna varıldığı görülmüştür.

Gelinen tahkikat aşamasında dosya kapsamı, mevcut delil durumu, yargılamanın geldiği aşama, hukuki nitelendirme ve takdirin nihai aşamada mahkememize de ait olduğu hususları gözetildiğinde usul ekonomisi ilkesi gereğince teknik yönden yeniden bilişim uzmanı bilirkişinin görevlendirilerek rapor alınmasının dosya kapsamındaki uyuşmazlık ve delil durumu yönünden gerekli olmadığı kanaatine varılmakla, aksi yöndeki davacı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Huzurdaki davada; davacılara ait "..." isimli senaryoya, "..." dizisinin senaryosu ile iltibasa dayalı tecavüz iddiası kapsamında eserler arasındaki iltibasa ilişkin tecavüzün tespiti, FSEK 66. maddesi uyarınca tecavüzün ref'i, FSEK 69. maddesi uyarınca tecavüzün men'i, FSEK 68. maddesi uyarınca sözleşme yapılmış olması halinde istenecek emsal bedele karşılık olarak;

şimdilik 5.000-TL'nin 3 katı olan 15.000-TL maddi tazminat, FSEK 70/3. maddesi uyarınca elde edilen ve edilecek gelir ve kâra karşılık şimdilik 1.000-TL tazminat, FSEK 70/1-2 uyarınca 200.000-TL manevi tazminat, FSEK 68/2 uyarınca çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhası, FSEK 67/2 maddesi uyarınca davacıların eser sahibi olarak derç edilecek adlarının ilanı istemlerinin mevcut olduğu,

davacıların kendileri tarafından oluşturulan eserin 1. sezonunu 33 bölüm olarak hazırladıklarını, 20/07/2018 tarihinde ... üzerinden, o dönemde ... genel müdürlüğü yapmakta olan dava dışı ...'ya mesaj gönderdiklerini, ellerinde güzel ve özgün bir eser olduğunu belirttiklerini ve akabinde "..." adlı eseri 17/08/2018 tarihinde mail adresine gönderdiklerini, ...'nın olumlu yahut olumsuz bir dönüş yapmadığını, bu doğrultuda ...'nın temsilcisi olduğu davalı kanal adına ve hesabına,

diğer davalı ... ile birlikte izinsiz ve hukuka aykırı şekilde özgün eserin alenileşmesine sebep olduğunu ileri sürerek 19/09/2021 tarihinde yayınlanan "..." dizisinin senaryosunun "..." isimli senaryodan intihal sureti ile oluşturulduğu iddiasının mevcut olduğu görülmüştür.

Davalılar ve ihbar olunan ''...'' dizisinin senaryo yazarının ise davacıların iddialarını kabul etmedikleri, dava dışı genel müdürün o dönemde çalışmadığı bir yapımcı şirkete (... ile 2020 yılından sonra çalışmaya başlanıldığı) ilgili içeriği/eseri göndermeyeceğinin aşikar olduğu gibi maliyetinin daha düşük olması nedeniyle iç yapım departmanına gönderilen bir eserin de olmadığını, davalı ...’ın sahibi ... tarafından, Mart 2021 tarihinde oluşturduğu/oluşturmayı taahhüt ettiği eserin ... yönetimine sunulduğu ve ilgili teklifin/içeriğin kabul edilmesi akabinde, davalı yapımcı şirket ...

A.Ş ile diğer davalı şirket arasında, ihbar olunan ...’un senaryosunu yazacağı “...” adlı televizyon dizisi için 24/06/2021 tarihinde “Dizi Yapım Sözleşmesinin” imzalandığı, bunun üzerine davalı şirkete ait “...” logolu televizyon kanalında “...” adlı dizinin yayınlanmaya başlandığı, "..." ve "..." isimli senaryolar arasında davacıların iddia ettiği yönde bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu senaryolarda benzer olduğu ileri sürülen hususların benzer olaylarda hemen hemen her senaristin yazabileceği anonim konuları ihtiva eden hususlar olduğunu savundukları görülmüştür.

Bu kapsamda somut olaydaki ihtilafın; davalı ... şirketinin televizyon kanalında yayınlanan, diğer davalı ... şirketinin yapımcılığını üstlendiği, ihbar olunan tarafından yazılan "..." dizisi senaryosunun, davacıların ''...'' isimli senaryosundan intihal sureti ile oluşturulup oluşturulmadığı meselesi üzerinde toplandığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık kapsamında ilk olarak ''...'' isimli senaryonun eser vasfında olup olmadığı, eser niteliğinde ise davacıların eser sahibi olup olmadığı meselesinin resen irdelenmesi gerekmiştir. Davaya konu senaryo, eser vasfı yönünden tetkik edildiğinde.

FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir.'' düzenlemesi ile FSEK 2. maddesinin;

'' İlim ve edebiyat eserleri şunlardır: 1. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları...'' şeklindeki düzenlemeleri kapsamında koruma altında olan hususiyet arz eden ilim ve edebiyat eseri niteliğini hâiz olduğu saptanmıştır.

Ayrıca davacıların FSEK 11. maddesinin; ''Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.'' düzenlemesi ışığında Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde kayıtlı ... sayılı kayıt/ tescil belgesine göre eser sahiplerinden olduğu tespit edilmiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ''intihal'' kavramının irdelenmesi gerekmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...esas, ... ilamında da değinildiği üzere, intihal kavramı FSEK kapsamında açıkça tanımlanmamış olmakla birlikte sözlük anlamı itibariyle aşırma, başkasına ait eseri kendininmiş gibi gösterme, kaynak göstermeksizin başkasının eserinden parça alma anlamında olup, hukuk düzenince de bu anlam yüklenmiş ve yasaklanmıştır.

(Yılmaz, Ejder: Hukuk Sözlüğü, Ankara, 1976, s. 72) İntihal tam veya kısmi nitelikte olabilmektedir. İster tam, ister kısmi nitelikte olsun, intihalin (aşırmanın, çalıntının) varlığı hâlinde, buna maruz kalan hak sahibi, hukukun kendisine tanıdığı yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Zira intihal, hak sahibinin mali ve manevi haklarının ihlali anlamı taşımaktadır.

İntihal, özü itibariyle haksız fiilin fikir ve sanat eserleri hukukuna yansıyan bir görünümüdür.

O hâlde iki eser arasında intihal incelemesi yapılırken; sonraki eser sahibinin eyleminin, ilk eser sahibinin mali ve manevi haklarından en az birisini ihlal edip etmediği; sonraki eserin ilk eserden hareketle oluşturulup oluşturulmadığı; eserler arasında benzerlik varsa ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen geçirilip geçirilmediği; ve son olarak da tespit edilen benzerliğin FSEK’in 35. maddesinde belirlenen iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının bir bütün olarak araştırılması gerekmektedir.

(Yavuz, Levent/Alıca, Türkay/Merdivan, Fethi: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu C.

I, Ankara, 2013, s. 1282) Bu itibarla sonraki eser sahibinin eylemi ilk eser sahibinin eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma, yayma, işleme, kamuya iletim, temsil gibi mali; veya kamuya arz, adın belirtilmesi, eserin bütünlüğünün korunması gibi manevi haklarından en az biri kapsamında, ilk eser sahibinin yasaklayabileceği bir davranışa karşılık geliyorsa ve sonraki eser ilk eserden hareketle oluşturulmuşsa bir başka deyişle sonraki eser ile önceki eser arasında illiyet bağı (neden sonuç ilişkisi) varsa, benzerliğin ya da alıntının ilk eserin hususiyet taşıyan ve korunabilir kısmıyla ilgili olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.

Benzerliğin eserin hususiyet taşıyan bölümüne ilişkin olup olmadığı değerlendirmesi, her şeyden önce, ilk eserin nicelik ve nitelik olarak iyi tahlil edilmesi, esere tanınması gereken korumanın derinliğinin belirlenmesi ve korunabilir parçaların varsa korunamayan bölümlerden ayrılmasını gerektirir.

Bu değerlendirme, eserin türüne, birden fazla eser türünün birlikte var olup olmadığına ve korumaya uygun bölümünün belirlenmesine, sahibinin hususiyetinin yansıdığı bölüm ve yoğunluğuna, dahası benzerliğin anonim ve korunamayacak kısımlar ile sınırlı olup olmadığının belirlenmesine bağlı olarak yapılmalıdır.

(Yavuz/ Alıca /Merdivan, s. 1284) Gerçekten de, benzerlik, aynı alanda üretilmiş eserlerde bulunması mümkün, soyut fikir, konu, yöntem gibi olağan ve anonim unsurlara ilişkin veya sadece önceki eserden esinlenme mertebesinde kalmış ise, bu meşru bir kullanım sayılmalıdır. Zira biçime bürünmemiş soyut fikir, tema, araştırma konusu veya yöntem, anonimleşmiş söz, formüller fikir ve sanat eserleri hukuku kapsamında korunamaz, bunlar ilk eser sahibine atfedilemez.

Bu sebeple ilk eserin hangi bölümlerinde hususiyet bulunduğu ve bunun özgünlük seviyesi belirlendikten sonra, sonraki çalışma ile kıyaslanması gerekir. Başka bir deyişle benzerlik içeren bölümler, önceki eserin sahibinin hususiyetini yansıtan kısımlarına ilişkin ise benzerliğin ya da alıntının hukuka uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

Anılı açıklamalar ışığında dosyada mübrez taraf delilleri ile iki farklı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporları tetkik edilmiş olup teknik ve sektörel uzmanlığı bulunan bilirkişi heyetleri tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarının çelişki içermediği gibi dosya kapsamına uygun, gerekçeli olmakla hükme esas alınmaya elverişli oldukları saptanmış olup bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde.

HMK'nın 190. maddesi gereğince intihal iddiası yönünden ispat yükü altında olan davacının sunduğu deliller ile dava dışı ...’ya gönderilen mailin eklerinin davacılar tarafından sunulan kısımları ile eserin Telif Hakları Genel Müdürlüğündeki tescil edilmiş versiyonu esas alınarak incelemenin yapıldığı, her iki eserin bölümlerinin olay örgüleri incelendiğinde, “...” dizisinin bölüm bazında yapılandırmasının, “...” isimli dizi senaryosunun bölüm yapılandırmasından farklı olduğu saptanmıştır.

Ayrıca davacıların iddiasına konu dava dışı ...’ya gönderildiği belirtilen e-maildeki eser yönünden salt bu sebeple davalılar ile ihbar olunanı bağlantılı kabul etmenin yeterli olmayacağı, eserin davalı yapım şirketi ile ihbar olunana gönderildiğine yönelik olarak da ispata elverişli değerlendirme yapmaya imkan veren herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla bilişim uzmanı ile inceleme yapılmasının intihal incelemesi yönünden dosyaya herhangi bir katkı sunmayacağı anlaşılmıştır.

Böylece davacı tarafın iddialarına yönelik olarak olay örgüsü, ana aks, öykü/senaryo karşılaştırmaları ise kapsamlı bir şekilde ele alınmış olup her iki eserin karakterlerinin karşılaştırması gerçekleştirildiğinde, savcı ve avukat karakterlerinin ana karakterler olarak belirlenmesi benzerlik olarak göze çarpmakta ise de karakterlerin kişisel özellikleri, idealleri, çatışmaları, sosyo-ekonomik statüleri gibi pek çok detayda farklılıklar görülmüştür.

Yan karakterler açısından da benzerlikler olduğu iddia edilmiş ise de benzerliklerin sadece tiplemelerin toplumsal rolleri üzerinden kurulduğu, duayen bir karakter olarak “...” isimli eserdeki ... karakterinin davacı tarafından “...” dizisindeki ...karakteriyle benzerliğinin sadece mentör rolü üzerinden kurulduğu görülmekle birlikte, “...” isimli dizide ... isimli karakterin daha ilk bölümden öldürülmesi üzerine olayların geliştiği tespit edilmiştir.

Hâlbuki “...” dizisinde ...karakterinin ilk bölümde ölmediği görülmekte olup, her iki karakterin hikâyedeki rollerinin çok farklı olduğu da görülmüştür.

Benzer şekilde, avukat kadın karakterin babalarının balık tutuyor olması gibi tekil bir kişisel özellik mevcut olmakla birlikte her iki ‘baba’ karakterinin birbirinden farklı özelliklere ve sosyo/ekonomik statüye sahip olduğu, dolayısıyla sadece başrol karakterin babalarının balık tutabilmelerinin intihal iddiası açısından yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.

Nitekim tür içerisindeki dizi/filmlerde bulunan tiplemeler üzerinden benzerlik kurulması için karakterlerin alt özellikleriyle birlikte benziyor olması ve karakterlerin olay örgülerinin de örtüşerek sahibinin hususiyetini taşıması gerekmektedir.

Mekânlar yönünden senaryodaki olaylar, karakterlerin kişisel özellikleri, paylaşılan görseller üzerinden değerlendirilme yapılmış olup hukuk türüne yönelik dizilerde adliyenin bulunması anonim bir olgu olmakla adliye içerisinde savcıların makamlarına ait ofislerinin olması, kriminal büroların benziyor olması yahut avukatlık ofisinde büyük toplantı salonu bulunuyor olması gibi görsellerin hukuk türündeki bir dizi/film için standart mekanlar olarak değerlendirilmesi gerekmiştir.

Türün özelliğine bağlı olarak çeşitli kamusal mekânlar üzerinden ilinti kurulması, söz konusu mekânların anonim olmasından dolayı mümkün görülememiştir. Kamusal alan dışındaki kişisel mekânlardan olan savcı karakterlerinin evlerinin benzediği iddiası da senaryodaki savcıların sosyo-ekonomik özellikleri ve mekân fotoğrafları üzerinden değerlendirildiğinde yerinde olmadığı soncuna varılmıştır.

Nitekim ''...'' eserinde savcı ...’in lüks bir dairesi olduğu, ''...'' dizisindeki savcı ...’ın ise evinin eski ve babasından kalan yadigâr bir ev olduğu, dolayısıyla mekanlar açısından ''...'' isimli eserin hususiyetini taşıyan öğelerin diğer eserde benzerlik oluşturmadığı saptanmıştır.

Öykü/tür bakımından değerlendirildiğinde, hikâyenin ana karakterlerinin savcı – avukat olması ve aralarında bir aşk hikâyesi yaratılması olgusunu tek başına özgünlük unsuru ve hususiyet olarak kabul etmenin mümkün olamayacağı, tematik fikirden ziyade, karakterlere yönelik üslubun eserin hususiyetinde önem taşıdığı, bu açıdan ele alındığında, iki eserin tematik yapılarının ve türünün kısmen birbirine yakın olduğu,

ikisinin de hukuk üzerine anlatılarını oluşturdukları, ancak sadece hukuk üzerine oluşturulan bir hikâyenin anonim detayları üzerinden bir taraf lehine değerlendirme yapılamayacağı, her iki eserdeki iki çiftin aşk hikâyelerinde sahibinin hususiyetini taşıdığı iddia edilecek şekilde bir benzerlik bulunmadığı, başta anlaşamayan, sonradan anlaşıp birbirlerini seven çift hikâyesinin, bugüne dek pek çok eserde işlenen anonim bir olgu olduğu, savcı karakterlerinin erkek kardeşleriyle olan husumetlerinde de bir benzerlik bulunmadığı,

''...” dizisinde kardeşler arası bir aldatma hikâyesi üzerine ikiz kardeşler arasında husumet mevcut iken, “...” dizisinde ise savcı karakterinin küçük kardeşini korumak adına, onun iyiliği için onunla mücadele ettiği tespit edilmiştir.

Eserlerin bütünsel boyuttaki olay örgüsü ve ana aks açısından davacının iddiaları ele alındığında, benzerlik iddialarının çoğunun hukuk türüne ilişkin anonim ve evrensel olaylar üzerinden kurulduğu, detaylı inceleme sonucunda “...” ve “...” isimli eserlerin birbirinden farklılaştığı görülmüştür.

Her iki eserde de ilk cinayetin birbirine benzer olduğu iddiası mevcut ise de cinayetlerde farklılıklar bulunduğu, “...” isimli eserde ... isimli mentör karakter öldürülürken, “...” isimli eserde kadın baş karakterin kız kardeşinin öldürüldüğü görülmüştür.

Başrol karakterlerin ilk karşılaşmasının savcının ofisinde ise de olayların gelişimi farklı yönde ilerleyerek ''...'' isimli eserde savcı avukatı nezarete gönderirken, ''...'' isimli eserde sadece ofisinden dışarı gönderildiği tespit edilmiştir.

Karakterler ve mekânlar açısından değerlendirildiğinde savcı – avukat arasında geçen bir aşk hikâyesinin anonim bir konu olduğu görülmekle birlikte, her iki hikâyede geçen aşk öyküsünde hem karakterlerin yapısındaki farklılıklar açısından hem de aşkın gelişimi açısından farklılıklar bulunmakta olduğu fark edilmiştir.

Dolayısıyla davacıların “...” isimli eseri ile davalıların “...” isimli eserinin ayrı ayrı özgünlük taşıyan eserler olup “...” isimli eser sahiplerinin hususiyetini taşıyan unsurları bakımından “...” isimli dizi senaryosunda benzerlik olmadığı kanaatine varıldığından ve kısmi benzerliklerin dizi türlerine ilişkin anonim olgular üzerinde bulunduğu anlaşıldığından, davacıların intihal iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır.

Tüm bu gerekçeler ışığında; sübut bulmayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile artan 3.261,14 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

3-Reddedilen FSEK Tecavüzün Tespiti, Ref'i, Men'i talepleri yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

4-Reddedilen maddi tazminat talepleri yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

5-Reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

6-Reddedilen FSEK 70/3 maddesi uyarınca elde edilen ve gelecekte edilecek gelir ve kâra karşılık

yurtdışı ve dijital platform satışları, youtube ve sair sosyal medya gelirleri, reklam gelirleri, film haklarından elde edilecek gelirler, TV yayın gelirleri, tekrar TV yayın satışları ve sponsorluk gelirleri talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

7-Davalı ... Anonim Şirketi'nin yapmış olduğu 100 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

8-Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

9-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,

Dâir; davacı asiller ve taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/12/2024

Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır

İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/43, K. 2024/218, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Cevaba Cevap
  7. İkinci Cevap
  8. Deliller Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/43
Karar No
2024/218
Tarih
4 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/43 K.2024/1816
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/45 K.2024/1091
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/45 K.2024/1346
  • Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/45 K.2024/746
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/46 K.2024/1732
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/49 K.2024/1290

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.