KÜNYE
T.C. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Esas no
- 2018/131 Esas
- Karar no
- 2025/785
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/02/2018
Karar Metni
1.810 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin asıl kaynağının tarafların karşılıklı rızaları neticesinde kaşe ve imza altına alınan, 29.06.2012 tarihli “Araç Satış Sözleşmesi" olduğunu, davacı şirket tarafından, araç satış sözleşmesi kapsamında davalıdan ...
Şase numaralı 2010 model ... marka bir araç satın alındığını, karşılığında sözleşme gereği tespit edilen 194.000,00 TL satım bedelinin 29.06.2012 tarihinde ödendiğini, 28.05.2012 tarihinde, hükümleri taraflarca okunup kabul edilmek suretiyle imza altına alınan “Satış Protokolü”nden ve 29.06.2012 tarihinde davalı tarafından imza altına alınan “Taahhütname”den de evleviyetle anlaşılacağı üzere, davalı şirketin aracın ithalatı, vergilerinin tam olarak ödenmesi ve gümrük işlemleri ile ilgili her türlü sorumluluğun kendilerine ait olduğunu açıkça kabul beyan ve de taahhüt ettiğini, bu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen,
Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) miktarı için davalı şirkete başvurma gerekliliğinin hasıl olduğunu, işbu taahhütnamenin mahiyetinden de açıkça anlaşılacağı üzere, davalı şirketin “basiretli bir tacir” olarak, satmış olduğu araçlarda vergi mevzuatı çerçevesinde herhangi bir problem yaşanmayacağını garanti etmek suretiyle adeta, kendi edimini garanti taahhüdünde bulunduğunu ve bu mahiyette de müvekkili nezdinde haklı bir güven teşkil edecek yükümlülük altına girdiğini, ayrıca , davalı şirketinin araç üzerindeki ÖTV'yi eksik beyan etmesi neticesinde,
Gümrük Bakanlığı tarafından araç üzerine “satılamaz şerhi” işlendiğini ve bu sayede müvekkilinin araç üzerindeki mülkiyet hakkına bağlı tasarruf yetkisini kullanamaması sebebiyle de ekonomik zarara uğradığını, zira bu gibi lüks sınıf araçların, satılamadığı her yıl değerinin yaklaşık % 10'unu yitirdiğini, 5 yaşını geçtikten sonra da satılmalarının çok zar hale geldiğini, müvekkilinin, normal şartlarda araç üzerine satılamaz şerhi konulmasaydı, aracı muhtemelen 5 yıl içerisinde elden çıkaracağını ve zararlarının artmasının önüne geçeceğini, icra takibine konu borç meblağının,
müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan eksik ÖTV bedeline ilişkin olduğunu, ... Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü'nce yapılan araştırmalar sonucunda bazı firmaların yurt dışından lüks segment türdeki araçların Türkiye'ye ithali aşamasında ...
Oto İhtisas Gümrük Müdürlüğü'ne ibraz ettikleri evraklarda düşük kıymetli fatura kullanarak işlem yaptıklarının tespit edildiğini, müvekkili şirkete satışı gerçekleştirilen aracın da bu kapsamda tespit edilen araçlardan biri olduğunu, bu nedenle satışı gerçekleşen araç üzerine tedbir şerhi konulduğunu, ilk iktisapta, müvekkilinin ödemesi gereken ÖTV tutarının 118.934,20 TL olduğunun bildirildiğini fakat bahsedilen kanun maddesi doğrultusunda yapılan uygulamaya istinaden bir hesap yapıldığını, bahsi geçen hesaplama doğrultusunda, ...
Gümrük Müdürlüğü'nün ... sayılı cevap yazısında müvekkili şirketçe kanun ve yönetmelik kapsamında ödenmesi gereken ÖTV tutarının %25'ine isabet eden tutarın 29.734,00 TL olduğunun bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketçe 23.08.2017 tarihinde belirtilen fark ÖTV bedelinin Bakanlığa ödendiğini, borçlu tarafından icra takibi esnasında likit ve belirlenebilir bir borç miktarı sabit olduğundan söz konusu takibe ilişkin itirazın kötüniyetli olduğunu,
müvekkili şirket tarafından araç üzerindeki şerhin kaldırılması ve aracın devam eden ceza dosyası üzerinden müsadere edilmesinin önlenmesi amacıyla ödenmek durumunda kalınan ÖTV farkına ilişkin bedel için davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketçe söz konusu takibe itiraz edildiğini bildirerek fazlaya ilişkin tüm hakları ve mukabil delil sunma talepleri saklı kalmak kaydıyla davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetle yapılan İtirazların iptali ile ...
21.İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı İcra takibinin devamına, alacağın takip esnasında borçlu tarafından belirlenebilir ve likit olması ile itirazın haksız ve zaman kazanmak amacıyla yapılmış olması hasebiyle davalı şirket aleyhine harca esas değer üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ilişkinin davacının dilekçesinde belirttiği üzere araç satışından kaynaklandığını, araç satışlarının 2918 sayılı yasanın 20/d bendi uyarınca resmi şekle tabi olduğunu ve noterliklerce yapıldığını, huzurdaki davaya konu aracın satışına ilişkin sözleşmenin de noter huzurunda gerçekleştirildiğini ve iş bu resmi sözleşmenin de davacının iddiasında belirttiği şekilde bir taahhüt bulunmadığını, huzurdaki davaya konu aracın ithal bir araç olduğunu, ithal araçların ülkemize iki yolla girdiğini,
ilk yolun o markanın ülkemizde yer alan distribütörü tarafından ithali sureti ile ikinci yolun ise distribütör dışındaki kişilerce yapılan ithalat sureti ile olduğunu, davacının müvekkilinden almış olduğu aracın da distribütör dışındaki kişilerce yapılan ithalat ile ülkemizde satışa sunulmuş bir araç olduğunu, Ülkemize ikinci yolla giren araçların, ilkine oranla çok daha ucuz fiyatla satışa arz edildiğini, davacının da basiretli bir tacir olarak bu durumu gayet iyi bildiğini, nitekim Noter huzurunda yapılan araç satış sözleşmesi incelendiğinde satış bedelinin aracın kasko bedelinden %20 daha düşük olduğunun ortada olduğunu,
bu bedelin o tarihte 39.200,00 TL olduğunu, yine davacının dava dilekçesinde müvekkilinin araç üzerindeki ÖTV'yi eksik beyan etmesi neticesinde zarara uğradığını ileri sürdüğünü, önemle belirtmek gerekir ki davacının bilerek Mahkemeyi yanlış yönlendirme gayreti içerisinde olduğunu, müvekkilinin bu aracın ithalatçısı olmadığını, dolayısıyla ÖTV beyanında bulunan ve ilk ÖTV 'yi ödeyenin de müvekkili olmadığını, davacının aracı müvekkilinden 2 yaşında iken ikinci el olarak satın aldığını, aracın satın alındığında 55.000 km olduğunu,
davacının dava dilekçesinde taraflar arasında yapılan 28.06.2012 tarihli satış protokolü ve 29.06.2012 tarihli taahhütname hükümleri gereğince ithalat, vergi ve gümrük işlemleri ile ilgili her türlü sorumluluğun davalı müvekkiline ait olduğunu iddia ettiğini, Türk Borçlar Kanunu m. 12/2: “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir.
Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.” şeklinde olduğunu, bu madde hükmünden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında geçerli olan tek sözleşmenin Noter huzurunda yapılmış olan sözleşme olduğunu ve bu sözleşmenin de davacının iddiasını destekler hükümler bulunmadığını, bu nedenle öncelikle davacının harici sözleşmelere ilişkin tüm taleplerinin reddinin gerektiğini, her ne kadar iş bu harici sözleşmelerin geçersizliği sabit ise de bu hususlara da cevap vermek gerekirse, müvekkilinin iş bu aracın satışından kaynaklı olarak bulunduğu tek taahhütün aracın o tarihteki km 'si, yıpranma durumu, kaza,
hasar vs. yapmış olması koşulları göz önüne alınarak o günkü piyasa şartlarındaki 2. el değeri ödenerek aracın iade alınması olduğunu, davacının dava dilekçesinde Gümrük Bakanlığı tarafından aracın üzerine satılamaz şerhi işlenmesi sebebi ile zarara uğradığını, ...
1. Ağır Ceza Mahkemesinde müşteki olarak yer aldığını, dosyanın sanığının ... olduğunu, e konulan ve müsaderesine karar verilmiş kara taşıtları ile ilgili olarak bir yasa maddesi çıktığını ve bu maddeye dayalı olarak ihtiyari olarak yaptıkları başvuru üzerinde bir kısım vergiler ödediklerini beyan ettiğini, bu beyanlarda bahsi geçen ...'in müvekkili şirket ile hiçbir alakasının olmadığını, müvekkilinin ya da ortağı, yetkilisinin adı geçen dosyada taraf olmadığını, ayrıca davacının belirttiği üzere ceza dosyasının halen derdest olduğuna göre, daha sonuçlanmamış olması ve ne şekilde sonuçlanacağı belli olmaması göz önüne alındığında;
davacının söz konusu vergi ödemesini yapmasında, kendilerine yönelik icra takibi başlatmasında ve huzurdaki davayı açmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, kaldı ki davacının da beyanından anlaşılacağı üzere davacının aracının üzerine satılamaz şerhi işlendiğini, el koyma ve müsadere'nin hukuki sonuçları ile satılamaz şerhinin hukuki sonuçlarının bambaşka şeyler olduğunu, davacının aracın ÖTV’sini ödemek için kendisinin başvuru yaptığını, ödemek zorunda kaldığı iddiasının kendi beyanları ile çeliştiğini, kaldı ki ödemiş olduğu ÖTV sebebiyle de aracın değerinin arttığını, davacının zararının değil,
aksine ÖTV’yi ödemesi sebebiyle kârının olduğunu, davacının satın aldığı tarihte bu aracın durumundan ötürü %20 ucuz satılmakta iken günümüz koşullarında diğer emsalleri ile aynı fiyatlara satıldığını, davacının aracının %20 değer kazandığını, zaten davacının da aracına değer kazandırmak için ödemek zorunda olmadığı bedeli ödediğini, kötü niyetli olarak ödediği bedeli bir de müvekkilinden talep ettiğini, hukuk düzeninin bunu korumayacağını bildirerek haksız ve kötüniyetli açılmış davanın reddine, müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalıya karşı ... 21. İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile 29.734,00 TL asıl alacak ve 1.006,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.740,62TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça süresi içerisinde takibe itiraz edildiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça yasal süresi içerisinde itirazın iptali talepli bu davanın açıldığı, dosya içerisine sunulan ... 25.
Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı satış sözleşmesi incelendiğinde ... plakalı ... şase numaralı aracın 194.000 TL bedel ile davalı tarafından davacıya satıldığı, satışa konu bu aracın yurtdışından ithal edilen ikinci el araç olduğu,
davalının kaşesinin ve imzasının bulunduğu 28/06/2012 tarihli satış protokolünde aracın ithalatı, vergilerinin tam olarak ödenmesi ve gümrük işlemleri ile ilgili her türlü sorumluluğun satıcıya ait olduğunun, bu hususlarda doğabilecek her türlü dava, Maliye, Gümrük birimlerince araca konabilecek her türlü haciz, tedbir ve şerh gibi hususlarda satıcının alıcıya o günkü piyasa koşullarındaki değer bedelini ödeyerek aracı iade almayı kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği,
davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davalıdan satın alınan yukarıda belirtilen araç yönünden eksik ÖTV beyanında bulunduğu belirtilerek Gümrük tarafından işlem yapıldığının, satılamaz şerhi konulduğunun, davacının maliki olduğu araçta tasarrufta bulunabilmesi için Gümrük tarafından ödenmesi tespit edilen bedelin davacı tarafından ödendiğinin, bu bedelden sözleşme kapsamında davalının sorumlu olacağının beyan edilerek bu davanın açıldığı, taraflar arasında aracın satış bedelinin ödenmediği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ...
Gümrük Müdürlüğü tarafından gönderilen müzekkere cevabı incelendiğinde davaya konu araç yönünden eksik ÖTV beyanında bulunulduğunun tespit edilerek işlem yapıldığının, aracın maliki olan davacı tarafından araç yönünden tasarrufta bulunabilmesi için tespit edilen 29.734,00 TL ÖTV tutarını 23/08/2017 tarihinde ödediğinin anlaşıldığı, yukarıda belirtilen davaya konu araç yönünden düzenlenen ve davalının kaşe ve imzasının bulunduğu 28/06/2012 tarihli satış protokolünde aracın ithalatı, vergilerinin tam olarak ödenmesi ve gümrük işlemleri ile ilgili her türlü sorumluluğun satıcıya ait olduğunun düzenlendiği,
davalı tarafça bu husustaki sorumluluğunun açık bir şekilde kabul edildiği, bu nedenle davacı tarafından ödenen ÖTV tutarından davalının sorumlu olacağı, davacının bu bedeli talep edebileceği, davacı tarafça icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de davacı tarafından ödeme yapıldıktan sonra icra takibinden önce davalının temerrüte düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı bu nedenle işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği anlaşıldığından davalının ...
21. İcra Müdürlüğü 'nün ..Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile 29.734,00-TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/131, K. 2025/785, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama