İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/550 K.2024/819

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2024/550Karar2024/819Tarih19 Aralık 2024Okuma21 dk · 4.102 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Esas no
2024/550 Esas
Karar no
2024/819
Dava
Tazminat
Dava tarihi
18/10/2005
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.102 kelime·21 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından ...

12. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 18/10/2005 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkili şirkette Yönetim ve Denetim kurulu üyeliklerinin bulunduğunu, bu sıfatlarının kullanılmasında kanunun ve ana sözleşmeye aykırı davrandıklarını, bu davranışları sebebiyle müvekkili ...A.Ş.'yi zarara uğratan davalılardan TTK.'nun 3099, 336, 337. vesair ilgili madde hükümleri gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 370.000,00 tl alacağın davalılardan sorumlulukları oranında tahsiline karar verilmesini, temlik alan ...'nun... tarih ve ... nolu kararı ile hisseleri tamamen fona intikal eden ve ...

A.Ş. İle devir yolu ile birleşen ...T.A.Ş.'nin eski hakim ortaklarından ve yöneticilerinden olan Fon alacaklarının tahsili ile fonun ...

A.Ş.'den olan alacaklarının tahsili bakımından 4389 sayılı yasanın 15/A maddesine göre müvekkili ...A.Ş.'nin temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devralındığı bilahare 5020 sayılı kanunla değişik 4389 sayılı bankalar kanunun 15/7-b maddesinin uygulanması suretiyle fon alacağına mahsuben ...'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile şirket hisselerinin tamamının fona devredildiğini, müvekkili ...

A.Ş.'nin 01/07/2005 tarihinde yapılan 2001, 2002 ve 2003 yılları olağan genel kurul toplantısında şirketin zararına neden olan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri hakkında kişisel sorumluluk davaları açılmasına karar verildiğini, müvekkillerinin...A.Ş.'nin kayıtları, bilanço ve gelir tabloları üzerinde yaptıkları incelemede gerek yönetim denetim kurulu üyesi olarak gerekse üst yönetim kademesinde görev almış kişilerin şirketin zarara uğramasına neden oldukları faaliyetlerin belirlendiğini,

ayrıca sorumluluk oranlarının belirlendiğini belirterek toplam 370.000,00 TL zararın davalıların sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

... vekili tarafından dosyaya sunulan 05/11/2008 tarihli dilekçe ile davacı ... A.Ş. hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 134. Maddesi ve 02/09/2006 tarih ve 26277 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ... Kontrolündeki Şirketlerin Tasfiyesine Dair Yönetmeliğin 6 ve 7. Maddeleri çerçevesinde ve ... Fon Kurul kararına istinaden tasfiyesine karar verildiği, tasfiye işlemlerinin fon eli ile yürütüldüğü bildirilmiş olup, mahkememizce ...'nin 5411 sayılı bankacılık kanunun 134. Maddesi ve yönetmeliğin 12. Maddesi gereğince kanuni halef sıfatı ile davaya dahilleri kabul edilmiştir.

Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, davalı ...vekili 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; şirket hisselerinin tamamının fona devrine ve 2001, 2002 ve 2003 yılı Olağan Genel kurullarının 01/07/2005 de yapılarak şirket yönetim ve denetim kurulu üyeleri için dava açılmasına dair verilen karara bir diyeceklerinin bulunmadığını, dava dilekçesinde işlem tarihlerinin tam olarak açıklanmadığını, müvekkili ile ilgili işlemler için 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın dinlenme olanağının bulunmadığını,

TTK 336/1 gereğince Yönetim Kurulu Üyelerinin şirket namına yapmış oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsen mesul olmadıklarını, maddenin 1 ve 5. Bentlerinde yönetim kurulu üyelerinin münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, bu hususun kusur sorumluğunun bir ilkesi olduğunu, Yönetim Kurul üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu bir hareketinin olması, zararın oluşumunda üyenin kanuna aykırı tutumunun bulunmasının sorumluluk için gerekli olduğunu, bu şartlar yoksa şahsi sorumluluktan bahsedilemeyeceğini, TTK'nun 336.

Maddesinde müteselsil sorumluluktan bahsedildiğini, 338. Madde de kusurlu olmadığını ispat eden üyenin müteselsil sorumluluğa dahil edilmeyeceğinin belirtildiğini, TTK'nun 337.

Maddesi gereğince yeni tayin edilen üyenin seleflerinin belli olan yolsuz işlemlerini murakıplara bildirmek mecburiyetinde olduğunu, aksi halde işlemlerden müteselsilen sorumlu olacağının kabul edildiğini, müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen somut iddialar nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkilinin 3-a, 3-c, 3-d ve 3-e maddelerindeki işlemler nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürdüğünü, 3-a ya göre şirketin ... kredi kullanmasının bankacılık işlemi olduğunu, yasal bir engel bulunmadığını,... şirket hisselerinin ...

Bankası A.Ş.'den aldığını ve ... Bankasına ödediğini, ödenen hisse bedellerinin alış tarihindeki rayiç bedeler olduğunu, kaldı ki ... bankasının hisselerini satarken cüzi bir kar koyarak sattığından fahiş bir fiyatla satın alınmadığın, alınan kredinin bankada mevduat olarak tutulmasının da bankacılık işlerinde teamüle aykırı olmadığını, denetçi raporunda kur farkı ve faizin eklendiği kur farkı ve faizin maliyete eklenmesinin yasalara aykırı olmadığını, 3-c şirketin...

A.Ş.'den satın aldığı ... ve... Tic. Ltd.

Şti.'ne kiraladığını, ancak daha sonra tasarrufun iptali davaları açıldığından kiracı şirketin yatları kullanamadığı için kira faturalara kesilmediği ve yenilenen kira akdinde kira miktarının da düşüldüğünü, 3-d şirketin sermaye arttırması ve sermayeye iştirak etmeyen hissedarların artan hisselerinin diğer hissedarların almasının TTK hükümleri gereği olduğ3unu, sermaye arttırımı ile oluşan meblağın grup şirketlerine aktarılmasının şirketler arasındaki alacak borç ilişkisinden kaynaklandığını, bir zararın olmadığını, 3-e 30/11/1999 tarihinde ...

A.Ş.'den alınan 10 tablonun şirket envanterine girdiğini, şirketin ... ye devrinde emtia tespit zaptının tanzim edilmediğini, bu nedenle tabloların ne zaman ve ne sebeple şirketten çıktığının iddia edilmediği gibi belgesinin de bulunmadığın, ...'nin 3.5 yıl sonra bu tür bir konuda bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kaldı ki ...'nun İktisat Bankasına ve grup şirketlerine ait çok sayıda tablo sattığını, bu tablolar içinde dava konusu tabloların da bulunmasının mümkün olduğunu beyan ederek,

ihtiyati haciz talebinin reddine, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, davanın esastan reddine ve yargılama harç ve masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili tarafından sunulan 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili hakkındaki davanın dilekçenin 3-b ve 3-d maddelerindeki olaylara dayandırıldığını, halbuki müvekkilinin zikredilen olaylar nedeniyle verdiği bir zararının bulunmadığı gibi zarar oluştuğu kabul edildiğinde dahi bu zararın oluşumunda müvekkilinin kasıt ya da ihmal derecesinde bir kusuru olmadığı ve eylemlerle zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, müvekkiline sorumluluk isnat edilen ilk iddianın davacı şirketin ana sözleşmesinde yat işletmeciliğiyle ilgili hüküm yokken ...

A.Ş.'den iki adet yat satın alınması için vekalet verilmesi ve satışın gerçekleşmesinden sonra ...

Bankasınca açılan tasarrufun iptali davası neticesinde iptal nedeniyle şirketin zarara uğraması hususu olduğunu, tasarrufun iptali davalarının ifade edildiği gibi mal kaçırmak ve muvazaalı işlem yapmakla ilgisinin bulunmadığını, kaldı ki yatları alınması için vekalet verilmesi sırasında şirket ana sözleşmesinde yat işletmeciliği hükmünün bulunmamasının tek başına zarar doğurucu olay olmadığını,

bir diğer sorumlu tutulan hususun da müvekkilinin de içinde bulunduğu 04//12/2000 tarihli kararla şirketin genel kurula götürülmesi ve bu genel kurulda alınan kararla sermayenin 330.000.000.000 TL daha arttırılmış olması neticesinde bu sermaye artışı ile şirketin gelen paranın tekrar grup şirketi ...

A.Ş.'ne aktarıldığı iddiası olduğunu, müvekkilinin buradaki etkisinin bir yönetim kurulu kararı imzalamaktan ibaret olduğunu, zira sermaye arttırımına kara veren organın Genel Kurul olduğunu, artışın da grup şirketine aktarıldığı iddiasını destekler bir delil sunulmadığından,

bunun ibrazının gerektiğini, delil sunulduğunda buna cevap haklarını saklı tuttuklarını, 2000 ve 2001 yıllarına ait genel kurularda alınan müvekkili hakkındaki ibra kararlarının bu davada göz ardı edildiğini, davanın ancak geçerliliği olmayan bir ibra halinde açılması mümkün olduğundan, ibraların hükümsüz kabul edildiği yılların bilançolarının incelenmesinde şirketin mali durumunun tam bir doğrulukla bilançoya yansıtılmış olduğunu, genel kurula sunulan bilançoda gizlenmiş bir husus bulunmadığını, ayrıca müvekkiline sorumluluk isnat edilmesi için TTK'nun 309 uyarınca 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçmiş olduğunu,

zira zarar doğurucu işlemlerden 01/07/2005 tarihinde yani yönetime el konduktan üç yıl sonra yapılan genel kurulda haberdar olduğu iddiasının geçerli olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...vekili tarafından verilen 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle. TTK'nun 309.

Maddesinde 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin bulunduğu huzurdaki davada 2 yıllık zamanaşımının dolduğunu,...'nin yönetime 05/07/2002 tarihinde fiilen el koyduğu ve bu tarihten itibaren yönetim ve denetim yaptığını, bu nedenle faile ve fiile ıttıla tarihinin 05/07/2002 olduğunu, bu nedenle 2 yıl gerçekten sonra açılan davanın reddinin gerektiğini, TTK'nun 341'e göre dava açılmasının ancak yönetim kurulu üyelerinin görevlerine devam ediyor olmaları halinde uygulanabilecek bir hüküm olduğunu, bunun uygulanabilmesi için halen yönetimde olan yönetim kurulu üyelerine de husumet yöneltilmesi gerektiğini,

halbuki huzurdaki davada müvekkilinin süresi dolduğu ve şirket yönetiminde de ... üyelerinin bulunduğunun ortada olduğu olduğunu, iddia edilen zararı doğuran olaylarla zarar arasındaki illiyet bağının ortaya konulması gerektiğini, davacının müvekkilinin de içinde bulunduğu davalılar hakkında afaki ve hiçbir somu dayanağı olmayan beyanlarla davacı şirketin iddia edilen zarara nasıl sebep olduğunu açıklayamadığı ve fiil ile zarar arasındaki illiyet bağını ortaya koyamadığını, TTK'nun 336.

Maddesinde sayılan sorumluluk hallerinden hiç birinin somut olayda mevcut olmadığını, müvekkilinin ibra edilmemesinin son derece afaki olduğunu, objektif iyi niyet kurallarına da aykırı olduğunu, müvekkilinin gerek kendi ve gerekse prosedürü işletmedikleri ve gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle ibra edilmeyerek sorumluluk davacı açılmış olduğunu, müvekkilinin ibra edilmemesinin son derece afaki olduğunu, objektif iyi niyet kurallarına da aykırı olduğunu, müvekkilinin gerek kendi ve gerekse prosedürü işletmedikleri ve gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle ibra edilmeyerek sorumluluk davası açılmış olduğunu,

müvekkilinin ibra edilmemesine sebep olan tasarrufların nelerden olduğunun meçhul olduğunu, müvekkilinin 15/03/2001 tarihinde noter vasıtasıyla gönderdiği dilekçe ile istifa ettiğini, dolayısıyla 15/03/2001'den sonraki yönetim kurulunda görev yapmadığını, bu nedenle kendisine isnat edilen c bendindeki işlemlerden sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, zira müvekkilinin şirketten istifasından 6 ay ve bir yıl sonraki işlemler nedeniyle sorumlu tutulmak istenildiğini,

ayrıca zarar kalemlerine 15/08/2001 ve 04/12/2000 tarihlerinden itibaren faiz istenilmekte ise de davacı müvekkilini temerrüte düşürmediğinde faizin dava tarihinden başlaması gerektiğini, savunmasında bulunarak davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle reddine ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı asil ...tarafından sunulan 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; tamamen mücerret iddialara dayalı davanın ve ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin dayanağının bulunmadığını, genel kurul kararına dayanılarak denetçiler tarafından dava açılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle denetçilerin aktif husumet ehliyetleri bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, 01/07/2005 tarihinde yapılan 2001, 2002 ve 2003 yılları Olağan Genel Kurul toplantı tutanağı dava dilekçesine eklenmediğinden dava açılabilmesi için gerekli olan ve TTK hükümlerine göre alınmış bir Genel Kurul kararı bulunmadığını,

bu konudaki itiraz haklarını saklı tutakları TTK hükümlerine göre denetçilerin dava açması davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevde olması halinde mümkün olduğunu, dava konusu tazmin talebinin zaman aşımına uğradığını şirket yönetimine 01/07/2002'de el konulmuş olması nedeniyle davacının fiile ve faile ıttıla kesbettiği tarihin bu tarih olduğunu, davanın ise 2 yıllık zaman aşımı dolduktan sonra açıldığını, ayrıca dilekçede gösterilen tasarruflarla ilgili bir kısım olayların çoğunun 5 yıllık zaman aşımını da geçtiğini,

denetçiler veya şirket yönetiminin ancak genel kurul kararında belirtilen sebeplerle sınırlı olarak dava açma yetkisi kazandıklarını, dava dilekçesinde 3-c maddesine cevap olarak ...'nin tasarrufun iptali davası açmış olması nedeniyle dava sonuçlanana kadar kira faturası kesilmediğini, ayrıca bankanın fona intikali nedeniyle tüm grup şirketlerine haciz uygulandığını, 3-e maddesine yanıt olarak ise bahsedilen tabloların özelliklerinin düzenlenen faturada belirtilmiş olduğunu, bunların şirket merkezinde bulunuyor olması gerektiğini, 2003 yılında yürütmeyi durdurma kararı ile ...'nin şirketi tekrar teslim ettiğini,

belli bir süre sonra mahkeme kararı gereği tekrar teslim alınmış olduğunu, belirtilen tabloların bu aşamalarda noksan olduklarının gündeme getirilmediğini, ...'nin atadığı yönetim kurulu üyelerinin 3.5 yıllık dönemde kaybolup olmadığının da belirli olmadığını, 3-f'ye cevaba gelince kira tutarının temlik edilmesi ile kiranın gelir yazılmasının birbirinden farklı işlemler olduğunu, kiraların tahsil edilerek gelir yazıldıkları bu nedenle bir zararın söz konusu olmadığını, ... kaybettiği davada parayı davacıya ödeyememesi üzerine hakkında iflas davası açıldığını, bu arada davacı ...

A.Ş.'nin de ... A.Ş.'ne sermaye taahhüdü karşılığı borcu bulunduğundan, alacaklı şahsın ... iflasından feragat etmesi karşılığı tahsil edilecek kiraları temlik ettiğini, böylece taahhüt borcunu azaltarak ... A.Ş.'yi iflastan kurtardığını, yapılan işlemde bir zarar bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... tarafından sunulan 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; denetçi olarak görev yaptığı süre içinde davacı tarafından dava dayanağı olarak gösterilen işlemlerin hiçbirinde imzası bulunmadığı gibi TTK'nun 336.

Maddesi gereğince bir şikayetin de bulunmadığını, denetçiler hakkında ancak genel kurulun bilgisine sunulmuş somut olarak ortaya konulmuş ve dava açılmasına karar verilmiş olaylara dayalı olarak dava açılabileceğini, huzurdaki davada sorumluluk gerektirecek bir vakıa ve delil bulunmadığını, bilanço e kar zarar cetvellerinin genel kurulda okunup tartışılarak kabul edilmesi,

yönetim kurulu ve denetçilerin de ibra edilmeleri sonucunu doğurduğunu, bu nedenlerle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin geçerli bir yasal dayanağının bulunmadığını, dava konusu olayın TTK 340 atfıyla 309 madde gereğince zamanaşımına uğradığını, davacı şirket denetçilerinin aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, zira genel kurul kararı ile denetçiler tarafından dava açılmasının mümkün olmadığını, dava açılabilmesi iin gerekli olan TTK hükümlerine göre alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığın, 01/07/2005 tarihinde yapılan 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ait olağan genel kurulun toplantı tutanağının sunulmadığını,

TTK hükümlerine göre denetçilerin ancak davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevde olmaları halinde ava açabileceklerini, dava konusu tazmin talebinin TTK 309. Maddesi gereğince 2 ve 5 yıllık zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... tarafından sunulan 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle. TTK'nun 340 ve 309.

Maddeleri gereğince dava konusu işlemler bakımından 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri dolduktan sonra dava açıldığından davanın reddinin gerektiğini, ihtiyati tedbir isteminin hukuki bir dayanağı bulunmadığından reddinin gerektiğini, müvekkili yönünden dava sebebi sayılan hususların 1998, 1999 ve 2000'de gerçekleştiğini ve bu yıllara ait kar ve zarar hesaplarının da onararak ibra kararları alınmış olduğundan müvekkili hakkındaki sorumluluk davasının dinlenmesine hukuksal bir olanak bulunmadığını, esasen ortada hukuki anlamda doğmuş bir zarar da bulunmadığını, olası bir zarar için ise sorumluluk davası açılamayacağını, ...

A.Ş.

Hisselerinin yüksek fiyattan alındığı iddiasının gerçekten uzak olduğunu, alınan hisseye göre fiyatın yüksek olduğunu kanıtlar herhangi bir delil de sunulmuş olmadığını, şirket genel kurulunun sermaye arttırımına ilişkin ana sözleşme değişikliği kararı vermesi ve bir kısım ortakların rüçhan haklarını özgür iradeleri ile kullanmaları, buna karşın rüçhan hakkı kullanmayanların hisselerinin yeni bir şirkete nominal değerden verilmiş olmasında hukuka aykırı hiçbir yön bulunmadığını,

savunmasında bulunarak müvekkili bakımından dava sebebi sayılan hususların 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresini aştığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve davanın esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili tarafından verilen 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline atfedilen sorumluluğun davacı şirkete ait ...'deki ... bey yalısının kiraya verilmesi ve bu kira bedellerinden 2003 temmuzdan 2004 temmuza kadar olan ayların tamamı ile Ağustos 2004 kirasının temlik edilmesi sonucu 147.733,62 TL gelirden mahrum kalınarak zarar doğduğu iddiasından oluştuğunu, davacının bu hususu f bendinde izah ettiğini, görüldüğü gibi olayların 2003 yılı içinde cereyan etmesine karşın, müvekkilinin noter ihbarı ile bildirerek 15/08/2001 tarihinde şirketin denetim kurul üyeliğinden istifa ettiğinden,

sorumluluğunun bulunmadığını, istifadan önceki dönemde de 2-3 aylık bir süre için görev yaptığı ve bu süre içinde de şirketi zor durumda bırakacak herhangi bir hareketi bulunmadığı ve herhangi bir bağlayıcı imza atmadığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, iddiayı kabul etmemekle birlikte TTK 309 gereğince 2 yıl içinde dava açılmadığından,

müruruzaman söz konusu olduğunu, iddianın henüz kanıtlanmamış olduğunu, mücerret bir safhada olduğundan, çözümlenmemiş neticesi yargı sonucunda belirlenecek bir müşahhas alacak mahiyetinde bulunmayan bir alacak için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin adaleti yaralamaktan öteye gidemeyeceğini, bu nedenle tedbir isteminin reddinin gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili tarafından sunulan 16/01/2006 havale tarihli cevap dilekçesinde: müvekkili ...'un denetçilik görevinden 22/03/2001 tarihinde istifa ettiğini, bu dönemde diğer davalıların da yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri olmadıklarını, davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, zira denetçilerin dava açabilmelerinin ancak görevde olan üyeler için söz konusu olacağını, pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, zira dava konusu şirketin 2000 yılına ait genel kurulunca onaylanan bilançosu incelendiğinde şirketin kar ettiğinin görüleceğini,

bu tarihten sonra sermaye arttırımı sonucu yönetimi devi alan ... olduğuna göre bu aşamada doğan bir zarar varsa bunun sermaye arttırımından değil, şirketin iyi idare edilmemesinden doğmuş olacağından, müvekkilinden değil ...

A.Ş.'den talep edilmesi gerektiğini, müvekkiline isnat edilebilecek bir kusur bulunmadığını, 14/02/2001 tarihli genel kurulda sermaye arttırımına ortakların katılmaması ile ilgili olarak müvekkiline düşen bir sorumluluk bulunmadığını, sermaye arttırımının hukuka uygun yapıldığını, talep edilen alacak miktarının yerinde olmadığını, davacının her ne kadar da 330.000 TL'lik talepte bulunmakta ise de sermaye arttırımının tümünün bir seferde yapılmadığını, 06/02/2000 de 180.000 TL ve 14/02/2001'de de 150.000 TL sermaye artışı ile 330.000 TL'ye ulaşıldığını, son artışın 05/12/2002 tarihine kadar ödeneceğinin karara bağlandığını,

müvekkilinin 22/03/2001 de istifa etmiş olması nedeniyle ve 2000 yılı işlemlerinin ibra edilmiş olması karşısında ancak 45.000 TL'lik kısım için talepte bulunabileceğini, diğer kısımların ödeneceği tarihlerden müvekkilinin görevli olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalılar ...ve ...'ın cevap dilekçesi sunmamış oldukları anlaşılmıştır.

... 12. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda TTK'nun 336. Maddesi gereğince zararın varlığının ispatının davacının yükümlülüğünde olduğu, zararın varlığının belirlenmesi halinde kusursuzluğun ispatının yönetim kurulu üyelerinde olduğu, davacı tarafından zararın inandırıcı bir şekilde ispatlanamaması nedeniyle davalıların sorumluluğunun söz konusu olamayacağı, davalılar tarafından zamanaşımı definde bulunulmuş ise de TTK'nun 309/4. Maddesi gereğince tazminat isteme hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmesinden itibaren 2 yıl olduğu, bu sürenin geçmediği gerekçesi ile zamanaşımı itirazının reddine, ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir.

... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... sayılı 15/12/2010 tarihli kararı davalılar ... ve ... vekilleri ile davacı ... A.Ş'nin kanuni halefi sıfatıyla ... vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince verilen ... Esas...

Karar sayılı 16/05/2013 tarihli ilam ile davalılar ... ve ...vekillerinin temyiz itirazlarının reddine ve davacı ...A.Ş.'nin kanuni halefi sıfatıyla ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmiş bozma ilamında "...davaya ilişkin olarak bilirkişi raporu alındığı, davacı vekilinin bu rapora itirazı neticesinde 05/04/2010 tarihli ek rapor alındığı, davacı vekilinin ek rapora 05/10/2010 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiği, mahkemece davacı vekilinin ciddi itirazları üzerinde durulmadan ek rapor doğrultusunda karar verildiği,

bu durumda 05/04/2010 tarihli ek rapora karşı davacı vekilinin 05/10/2010 tarihli dilekçesi ile ileri sürdüğü ciddi itirazlarının cevaplandırılması için ek rapor alınması ya da taraflar arasındaki uyuşmazlıkta zarar kalemleri de dikkate alınarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." bildirilmiştir.

Hakimler ve Savcılar Genel Sekreterliğinin 10/12/2011 tarihli iş bölümü yazısı uyarınca dosya İstanbul Kapatılan 38. Asliye Ticaret Mahkemesine tevdi edilmiş, dosyanın İstanbul Kapatılan 38. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı numarasına kaydı yapılmış ve bu dosya üzerinden Yargıtay 11. Hukuk Dairesince verilen ... Esas, ... Karar sayılı 16/05/2013 tarihli ilamına uyularak açık yargılamaya devam olunmuştur.

İstanbul Kapatılan ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyası mahkememize devredilmiş ve dosyanın yargılamasına mahkememizin 2014/909 Esas sayılı dosyamız üzerinden devam olunmuştur.

Mahkememizce, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6545 sayılı kanunun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin 45. maddesi 1. fıkrasına göre, dosyanın heyete tevdiine ve yargılamanın bundan böyle heyetçe görülmesine karar verilmiş olup, yargılamaya heyetçe devam olunmuştur.

Davacı temlik alan ... vekili tarafından sunulan 31/01/2018 tarihli dilekçe ile 21/11/2016 ve 25/12/2017 tarihli bilirkişi raporlarıyla yapılan tespitler ışığında şirket zararı olarak belirlenen toplam tutarın 3.352.378,17 TL olduğu, bu nedenle dava konusu 370.000TL taleplerini 3.352.378,17 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; davanın Kısmen Kabulüne, 1.967.685,49 TL'nin davalı ..., 1.967.685,49 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (1.612.524,67 TL'ye 03/11/1998, 128.160,82 TL'ye 15/06/2002, 80.000,00 TL'ye 01/07/2002, 147.000,00 TL'ye 15/07/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) davalı ...

1.820.685,49 TL'den sorumlu olmak kaydı ile ( 1.612.524,67 TL'ye 03/11/1998, 128.160,82 TL'ye 15/06/2002, 80.000,00 TL'ye 01/07/2002 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek) davalı ... 1.612.524,67 TL'den sorumlu olmak kaydı ile ( 1.612.524,67 TL'ye 03/11/1998 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek), ...

355.160,82 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (128.160,82 TL'ye 15/06/2002, 80.000,00 TL'ye 01/07/2002, 147.000,00 TL'ye 15/07/2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek) ...147.000,00 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (147.000,00 TL'ye 15/07/2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek), ...

147.000,00 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (147.000,00 TL'ye 15/07/2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek) bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkememizin 2014/909 Esas ve 2020/62 Karar sayılı 23/01/2020 tarihli kararı, davacı vekili, davalılar... vekili, ... vekili, ... , davalı ... vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...

Karar sayılı ve 09.10.2023 tarihli ilamı ile bozulmuş olup, bozma ilamında;"...Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ıslahın 5411 sayılı Yasa'nın 141 maddesinde düzenlenen 20 yıllık zamanaşımı süresi içinde yapılmış olmasına göre davalı ...vekili ile davalı ...vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Davacı vekili tarafından sunulan 31.01.2018 tarihli dilekçede, davalı ... hakkında açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca takip edilmeyeceği bildirilmiş olup Mahkemece davacı vekilinin bu dilekçesi çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekirken anılan bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.

Davacı vekili dosyaya sunduğu dilekçeler ile davalı ...ve davalı ...hakkındaki davasını 6100 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi gereğince geri aldığını beyan etmiş olup davacı vekilinin bu beyanları çerçevesinde bir değerlendirme yapılması için hükmün bozulması gerekmiştir.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca hakkındaki dava tamamen ya da kısmen reddedilen davalılar yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir...." şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar sayılı ve 09.10.2023 tarihli ilamına ilişkin davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/06/2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile; davacı vekili davalı ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamına uyularak dava dosyası mahkememiz esas defterinin ... Esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Mahkememizin 07/11/2024 tarihli celsesinde;"... Davacı vekiline, karar tarihinden sonra takip etmediği ve davayı geri aldığı davalıların isimlerini bildirmesi konusunda 2 haftalık süre verilmesine..." karar verilmiş olup, Davacı vekili tarafından ibraz edilen 21/11/2024 tarihli beyan dilekçesinde; "...

Davalı ... hakkındaki davanın karar tarihinden sonra, Yargıtay dosyasına sunulmak üzere, 10.09.2021 tarihli dilekçe ile HMK m.123 gereğince taraflarınca geri alındığını, Davalı ... hakkındaki davalarının 09.03.2023 tarihli dilekçe ile HMK m.123 gereğince taraflarınca geri alındığını, Yine davalı ... hakkındaki davalarının 17.03.2023 tarihli dilekçe ile HMK m.123 gereğince taraflarınca geri alınmış olduğunu, Davalı ... hakkındaki davalarını da HMK m.123 gereği geri aldıklarını bu kapsamda HMK m.123 kapsamında işlem yapılmasını talep ettiklerini, ayrıca, Yargıtay dosyasına iletilen 20.01.2023 tarihli dilekçe ile ...,

...ve ... yönünden temyiz talebimizden feragat ettiklerini, ancak bu konuda Yargıtay tarafından herhangi bir karar tesis edilmediğini..." bildirmiştir.

Mahkememizin 07/11/2024 tarihli oturumda davalı ..., ..., ...ve ...davacı tarafından takip edilmeyen davayı kendilerininde takip etmediğini bildirdiklerinden bu davalılar hakkında açılmış bulunan davanın Açılmamış Sayılmasına karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekili tarafından davalı ... hakkında açılmış olan dava 31/01/2018 tarihinde takipsiz bırakıldığından Mahkememizce takip edilmeyen dava 01/03/2018 tarihli duruşmada işlemden kaldırılmış olduğundan 3 aylık yenileme süresi de geçmiş bulunduğundan ... hakkında açılmış bulunan davanın Açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.

Davalı ... ve ... hakkında açılan davada verilen kısmen kabulüne ilişkin karara yönelik davacı vekili ... ve ... vekili tarafından yapılan temyiz itirazları reddedilerek hükmün bu yönü ile kesinleştiği anlaşıldığından bu davalılar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş Yargıtay Bozma ilamında belirlendiği şekilde bu davalılar açısından reddedilen kısım üzerinden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca davalılar yararına maktu vekâlet ücreti takdir etmek gerekmiştir.

Davalılar..., ..., ...hakkında Mahkememizce verilen ret kararına karşı davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilerek hüküm kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş, Yargıtay Bozma ilamında belirlendiği şekilde bu davalılar açısından reddedilen kısım üzerinden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca davalılar yararına maktu vekâlet ücreti takdir etmek gerekmiştir.

Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Karar sayılı ve 09.10.2023 tarihli ilamı doğrultusunda; Davalı ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, ..., ..., ... hakkında açılan davanın reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazları reddedilerek hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ... Ve ... hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazları reddedilerek, haklarında verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına,

2-..., ..., ... hakkında açılan davanın reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazları reddedilerek hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,

3-... ve ... hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazları reddedilerek, haklarında verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına,

4-... harçtan muaf olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 134.412,59 TL nispi karar ve ilam harcının davalılar ...ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen (davalı ... 80.447,55-TL, davalı ... 53.965,04-TL'sinden, sorumlu olmak kaydı ile) tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-... harçtan muaf olduğundan, davacı tarafından yatırılan 4.995,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ...'ye iadesine,

6-Davacı tarafından yapılan 7.639,50 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmına tekabül eden 4.583,70-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalılar ... 2.750,22-TL'sinden, davalı ... 1.833,48-TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve ... ile ... hakkındaki kısmen kabul kararına yönelik temyiz itirazları ret edilerek kesinleştiğinden önceki karar doğrultusunda hesap edilen 99.240,33-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... 59.544,19-TL den , davalı ... 39.696,14-TL sinden sorumlu olmak üzere) bu davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine

8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

9-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

10-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

11-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

12-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

13-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

14-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden hesap edilen karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

15-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden hesap edilen karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'den alınarak bu davalıya ödenmesine,

Dair davacı vekili ile davalılar vekilleri ve davalı ...'nun yüzüne karşı 15 günlük sürede TEMYİZ yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/12/2024

Başkan · E- imzalıdır. · Üye · E- imzalıdır. · Üye · E- imzalıdır. · Katip · E- imzalıdır.

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/550, K. 2024/819, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/550
Karar No
2024/819
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/550 K.2024/743
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/551 K.2024/917
  • Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/551 K.2024/844
  • Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/551 K.2024/933
  • İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/551 K.2024/977
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/551 K.2024/948

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.