KÜNYE
T.C. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2018
- Esas no
- 2015/1205 Esas
- Karar no
- 2018/62
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 17/12/2015
Karar Metni
1.054 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle ; Davalı ...' nın müvekkili ...'nde imza yetkilisi olarak ifa ettiği Genel Müdürlük görevine istinaden kendisine tahsis edilen, kendisi ve diğer davalı eşi ...' nın uhdesinde olan, mülkiyeti müvekkiline ait ... ve ... plakalı araçların tarafımıza iadesi ve teslimi ile araçların davalılar tarafından iadesi ve teslimi ile araçların davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı kullanımı ve nedeniyle müvekkil şirketin uğramış olduğu zararların HMK' nın 107. Maddesi uyarınca belirlenmesi ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tutarındaki alacağın ihtarname tarihinden işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin dava dilekçesine cevabı özetle; davacı tarafın beyanlarının tümünün gerçeğe aykırı olduğunu, mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduklarını, sözü edilen aralar haksız, hukuka aykırı olarak kullanılmamakla, müvekkilin ortaklıktan doğan kanuni haklarından dolayı kullanıldığını, bununla beraber bu konuda açılmış davalar olmasına rağmen davacı tarafın yeniden haksız kullanım olduğu ileri sürerek dava ikame ettiklerini, açılan söz konusu davanın usul yönünden ve esas yönünden reddine karar verilmesini, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE /
Dava, davalı gerçek kişilere tahsis edilen araçların iadesi ile araçların haksız kullanımı nedeniyle uğranılan zararın tazmini talepli eda davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gereklidir. Davacı taraf şirket olmakla birlikte davalılar gerçek kişi olup tacir sıfatını haiz bulunmamaktadırlar. Bu haliyle davanın nispi ticari dava sayılamayacağı açıktır.
Eldeki davada uyuşmazlık konusu hususlar, dava konusu olup davacı şirket adına kayıtlı görünen ...ve ... plakalı araçların mülkiyetinin kime ait olduğu, davalıların bu araçları haksız olarak kullanıp kullanmadıkları, araçların davacı şirkete iadesinin gerekip gerekmediği, haksız kullanım mevcut ise, bu sebeple davacı şirketin zararının mevcut olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Başka ifade ile dava mülkiyet hakkına dayandırılan iade davası mahiyetindedir ve araçların mülkiyeti ihtilaf konusudur. Bu haliyle davanın TTK'nun 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, aynı maddenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na atıfla mutlak ticari dava konusu kabul ettiği sözleşmelerden de kaynaklanmadığı açıktır.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir.Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır.Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan .davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
Katip ... -e imza Hakim ... -e imza
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/1205, K. 2018/62, 22 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama