İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/512 K.2023/1050

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının asıl ve birleşen davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2020/512Karar2023/1050Tarih25 Aralık 2023Okuma27 dk · 5.345 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ----birleşen İstanbul ...asliye Ticaret Mahkemesinin--- ... Esas Sayılı Davada

Karar tarihi
25 Aralık 2023
Esas no
2020/512 Esas
Karar no
2023/1050 Karar
Dava
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Dava
Tazminat
Dava tarihi
08/09/2009
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.345 kelime·27 dk okuma·7 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının asıl ve birleşen davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA /

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'m yetkili distribütörü olduğunu; aralarında 17.10.2006 tarihli ve 5 yıl süreli distribütörlük sözleşmesinin akdedildiğini; sözleşme uyarınca Kütahya bölgesinde pazarlama ve dağıtım işini üstlendiklerini; davalı ...'a satış, dağıtım ve pazarlama bedeli olarak 50.000,00 USD ödendiğini ve bayilerin oluşturularak davalı şirkete ait mamullerin satış, dağıtım, pazarlama ve reklamının yapıldığını; ancak davalının sözleşmeden doğan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini;

müvekkil şirketin distribütörlüğünü üstlendiği bölgede, bu distribütörlüğe bağlı olmayan, ancak davalı şirket tarafından yetki verilen yeni ve bağımsız bayiliklerin teşkil edilerek, davalı şirketin ürün ve hizmetlerinin satış dağıtım ve pazarlamasının yapıldığını; daha cazip ücret, komisyon ve bedellerle müvekkili şirketin faaliyetleri sekteye uğratılarak, bayiliğini yitirmesine ve bayilerin zararların ödenmesi ile müşteri portföyünün düşmesine neden olunduğunu; davalı şirketin şirket hisselerinin ...A.$'nin mülkiyetine geçtiğini; akabinde, müvekkili İle akdedilen distribütörlük sözleşmesi ile belirlenen ücretlerin değiştirildiğini;

davalı şirketin kampanyalar adı altında müvekkil bölgesinde doğrudan ve dolaylı ...İletişim Merkezleri, ...Extralar, ... Bayileri, ...

Müşteri Hizmetleri olarak mamul satışı yaptığını; müvekkil şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu; davalı şirketin distribütör tarafından kazanılmış müşterilere en yüksek ürün ve hizmet kalitesini ve devamlılığını sağlayabilmek için azami gayret göstermesi gerekirken göstermediğini; servis hizmeti, satış desteği verme edimlerini yerine getirmediğini; davalının komisyon ücretlerini tek taraflı değiştirdiğini; bu surete sözleşmenin ifasının müvekkili açısından sözleşmenin ifasının imkansız hale getirildiğinden Kütahya ...Noterliği'nin 25.08.2009 tarih ve...Y.

Nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin münfesih konumda olduğunu belirterek şimdilik, 1.000 USD ürün ve hizmetlerin satış, dağıtım ve pazarlama hakkı bedeli, 1.000 TL komisyon bedeli, 1.000 TL yatırım ve reklam giderleri bedeli, 1.000 TL demirbaş giderleri bedeli, 1.000 TL mahrum kalınan kar bedeli, 1.000 TL bayi zarar bedeli ve 1.000 TL portföy tazminatı bedeline hükmedilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ile davalı şirket arasında 17/10/2006 tarihinde 5 yıl müddetle ...

Distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalı şirketin müvekkili davacıyı Afyon, Eskişehir, Uşak ve Kütahya illerinden oluşturduğu 5. Bölgede ... ürünleri satış ve pazarlaması konusunda 1.nolu distribütör olarak tayin ettiğini, sözleşmenin başında marka kullanma, satış pazarlama hakkı bedeli adı altında peşin 50.000 USD almakla kalmayıp müvekkilinin alt bayiler oluşturduğunu ve davalı şirkete ait mamullerin satış dağıtım, pazarlama ve reklamını yaptığını, ancak davalı şirketin sözleşmeyi imzaladıktan hemen sonra edimlerini hiç veya gereği gibi yerine getirmeyerek müvekkilinin distribütör olduğu bölgede,

yeni ve bağımsız bayilikler vererek şirketin ürün ve hizmetlerinin satış , dağıtım ve pazarlamasını yaptığını, daha cazip ücret, komisyon ve bedellerle müvekkil şirketin faaliyetlerini sekteye uğrattığını, bayilerin zararlarının ödenmesi ile müşteri portföyünün düşmesine neden olduğunu,

davalının sözleşmenin başında 50 bin dolar parayı almakla yetinmeyerek karşı edimlerini yerine getirmediği gibi şirketin hisselerinin bir başka şirkete satılması sonucu oluşan yeni şirketlerin müvekkilinin bilgisi dışında aynı bölgede başkalarına distribütörlük ve bayilikler verdiğini hatta ... ürünlerinin satış ve pazarlamasını anılan bölgedeki illerde faaliyet gösteren tüm ...bayileri ve satış kanalları üzerinden pazarlamaya satmaya başladığını,

bu ürünlerin sadece ...satış noktalarından satın alınabileceği yönünde duyurular yaptığını ve yetmezmiş gibi birde davacı şirketin sözleşme başındaki komisyon oranlarını da %50 den %100 e varan oranlarda düşürerek sözleşmeyi çekilmez hale getirerek müvekkil şirketin mahfına sebep olduğunu, sözleşmeye göre davalının müvekkili dışında 5. Bölgede sadece bir distribütör daha atayabileceğini, distribütör sayısının müvekkili davacı ile birlikte 2 firma olarak sınırlandırıldığı halde davalının alt bayilikler verilmesi ve marka hakkının kullandırılması suretiyle birden çok ...bayiine ve satış noktalarına da ... ürünleri pazarlama,

satış yapma imkanı tanıdığını, davalının bu tutum ve davranışlarının artması üzerine davalıya Kütahya ...Noterliğinin 25/08/2009 tarih ... yevmiye nolu ihtarını gönderdiklerini, davalının ihtara cevap vermediğini, müvekkilinin zararının tazmini için İstanbul ...ATM nin ... esas sayılı dosyası ile dava açtığını, iş bu davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin temyizi üzerine kararının müvekkili lehine bozulduğunu, bozma kararına karşı davalının karar düzeltme isteminde bulunduğunu, henüz karar düzeltme incelemesinin sonuçlanmadığını, ...

ATM de açtıkları davada sadece alacaklarının küçük bir kısmını talep ettiklerini, iş bu alacağın tahsili için İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasından takip yaptıklarını, iş bu takibe davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali için iş bu davaya ikame ettiklerini beyan ederek öncelikle aralarında bağlantı bulunduğunu belirttikleri bu davanın İstanbul...Asliye Ticaret mahkemesinin ... esası ile birleştirilmesini, akabinde davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına,

icra inkar tazminatına hükmedilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA /

Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın her ne kadar ... Uluslararası Elektronik Bilgilendirme... ve Haberleşme 9 Hizmetleri A.Ş.'ne karşı açılmış ise de 30.04.2009 tarihinde gerçekleşen birleşme ile söz konusu şirketin müvekkili ... İletişim Hizmetleri A.ş tarafından devraldığını; davacının ... tarafından devralınan ...

A.Ş ile 17.10.2006 tarihinde bir distribütörlük sözleşmesi imzaladığını; bu çerçevede Kütahya ili ve çevresindeki bazı illeri kapsayan ve ... ürünlerinin dağıtım ve pazarlamasını konu alan bir takım edimleri yüklendiğini; bunun karşılığında kendi alt bayi ağını oluşturma ve bu bayiler kanalı ile daha geniş bir müşteri portföyü tesis etme yetkilerinin bulunduğunu; davacı şirketin, sözleşme çerçevesinde ...'a 50.000 ABD Doları tutarındaki satış, dağıtım ve pazarlama hakkı bedeli ödemiş bulunduğunu; bu bedelin daha ^ sonradan herhangi bir şekilde kendisine iadesinin talep edilmeyeceğinin sözleşme ile kararlaştırıldığını;

söz konusu bu bedelin iade edilmesinin sözleşmede taahhüt edilen hususlara aykırı olduğunu; davacının bulunduğu bölgede başka distribütörlükler ihdas edildiğinin iddia edildiğini; ancak söz konusu sözleşme gereği davacıya tanınan dağıtım ve pazarlama yetkilerinin münhasırlık arz etmediğini; bu vesileyle davacının faaliyet gösterdiği bölgede bir başka distribütörün daha yetkilendirildiğini;

davacının komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesine itiraz etmesinin haksız ve iyi niyete aykırı bir şekilde, sözleşmeden doğan yükümlülüklerden uzak durma çabasından kaynakladığını, davacının bir türlü sözleşme hükümlerine uygun davranmadığını, verilen hedefleri yerine getirmediğini; sözleşmenin devam ettirilmemesinin tamamen davacının kendi ticari başarısızlığından kaynaklanmakta olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... ve bu kanuna dayalı olarak yürürlüğe giren EHSYY kapsamında BTK tarafından Sabit Telefon Hizmetleri işletmeciliği, Altyapı Hizmetleri İşletmeciliği, Uydu ...

Hizmetleri İşletmeciliği, Kablolu ve Kablosuz İnternet Servis Sağlayıcılık Hizmetleri işletmeciliği, Kablolu Yalın Hizmetleri İşletmeciliği Sanal Mobil Şebeke Hizmetleri işletmeciliği hususunda yetkilendirildiğini, müvekkilinin bu yetkilendirme kapsamında Türkiye çapında ulusal bir iletişim alp yapısı oluşturmak ve elektronik haberleşme altyapısı işletmeciliğine yönelik hizmetleri diğer elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecilere hizmet sunulmasına imkan sağlayan kamu hizmeti niteliğinde hizmet vermek yetki ve görevini yaptığını, müvekkilinin bu kapsamda bireysel müşterilerine bayiler ve çağrı merkezleri aracılığı ile temas ettiğini,

davacı ile müvekkili şirket arasında sözleşmenin akdedildiği dönemde müvekkil şirketin ... Elekro Bilgilendirme ... AŞ olduğunu, bu şirketin ... İletişim Hizmetleri AŞ ile 15/01/2009 tarihinde birleşme sözleşmesi akdedildiğini ve ticaret sicilde yayınlandığını, bu şirketin tüm aktif ve pasifleri ile iş bu şirkete devrolunarak birleştiğini akabinde şirketin 07/09/2009 tarihi ve 7392 sayılı sicil gazetesi ile sicilden terkin edildiğini, müvekkili şirketin ...

İletişim Hizmetleri AŞ olan unvanının 30/12/2010 tarihinde ...

İletişim Hizm AŞ olarak değiştiğini, müvekkil ile davacı arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesi olduğunu, davacının müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesi ile gönderdiği ihtarnamede taleplerinin karşılanmasını istemiş ancak ihtarda verdiği mehil sonrasında herhangi bir fesih ihtarı göndermediğini, davacının müvekkili aleyhine açtığı İstanbul...ATM dosyasının halen derdest olduğunu, müvekkilinin icra dosyasına haklı olarak itiraz ettiğini,

davacının müvekkili aleyhine açtığı huzurdaki davaya konu taleplerin İstanbul ...ATM ... esas sayılı dosyasında davaya konu edildiğini mahkemenin kararı ile davacının taleplerinin tamamının red olunduğunu, tarafları ve konusu aynı olan huzurdaki dava için derdestlik itirazında bulunduklarını, İstanbul ...ATM nin ... sayılı dosyasının bekletici sorun yapılması gerektiğini, davacının huzurdaki davayı iki şirket arasında imza altına alınan distribütörlük sözleşmesine ve Kütahya ...Noterliğinin ihtarına dayandırdığını, bu ihtarın üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtikten sonra dava açıldığından zaman aşımı nedeni ile davanın reddi gerektiğini,

esasa ilişkin itirazlarında davacının esas itibarı ile müvekkilinin edimlerini yerine getirmediğinden bahisle açtığı davada dilekçesindeki iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin komisyon oranlarını yeniden düzenlemesi sözleşmenin müvekkil şirkete verdiği bir hakkın kullanılmasından ibaret olduğunu, müvekkilinin davacının satış yapma yetkisine haiz olduğu bölgede davacıdan başkasına satış yaptırılmayacağına dair bir taahhüdü bulunmadığını, ayrıca davacı faaliyet gösterdiği bölgede başka firmalar tarafından müvekkil şirket namına ürün ve hizmet satışı yapıldığı iddiasını da ispat edemediğini,

ne İstanbul ...ATM dosyasında nede huzurdaki davada bu iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığını, davacının feshedilmemiş sözleşme uyarınca herhangi bir talep hakkı da bulunmadığını, davacının talebine konu satış dağıtım ve pazarlama hakkı bedelinden kaynaklı kalemin sözleşmenin ifası ile ilgili olmayıp sözleşmenin imzası anında ödemesi kararlaştırılan bir miktar olduğunu, davacı tarafından ödenen peşin bedelin kısmen dahi olsa iadesinin istenemeyeceğini,

davacının haksız surette sözleşmeyi tek taraflı olarak sonar erdirdiği de dikkate alındığında iş bu bedelin iade edilmesini gerektirir herhangi bir hukuki sebep bulunmadığından davacı taleplerinin reddi gerektiğini, davacının talep ettiği faiz ve faiz oranlarını da kabul etmediklerini beyan ederek derdestlik ve zaman aşımı itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, İstanbul ...ATM nin ... esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına,

maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine davacının kötü niyetli takibi nedeni ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE /

Tarafların tüm delilleri ilgili kayıtlar toplanmıştır. Sözleşme örneği, fatura örnekleri., ticaret sicil kayıtları ,ihtarnameler ilgili kayıtlar celb edilmiştir. Mersin ...Sulh hukuk mahkemesinin... değişik iş sayılı dosyası incelenmiştir kütahya ...noterliğinin 25.9.2009 tarih ve... sayılı ihtarname mevcuttur.

BOZMA İLAMI ÖNCESİ YAPILAN YARGILAMADA

Davacı vekili tarihli celsede tüm delilerini bildirdikleri , delillerini dosyaya hasrettikleri başkaca delilleri olmadığı, tanık dinletmeyeceklerini beyan etmişlerdir. Tüm taraf vekilleri, taraflara ilgili kayıtlar ve raporlar tebliğ edilmiş, davanın aşamalarından haberdar edilmiş, beyanları alınmıştır.

Taraflar arasında 14.10.2006 tarihli distirbütorlük anlaşması yapıldığı, davacının, davalıya ait ürünleri ve hizmetleri satılması ve dağıtılmasını üstlendiği çekişmesizdir.

Bilirkişiler, Prof. Dr ..., ..., Doç Dr. ...tüm taraf iddialarını, tüm delileri ilgili kayıtları inceleyerek rapor vermiştir.8.3.2012 tarihli rapor ibraz etmiştir. Bilirkişi 29.5.2013 tarihli ek rapor ibraz etmiştir. Bilirkişinin ek raporla sektör bilirkişisi atanması talebi ve taraf itirazları değerlendirilmesi için yeni bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Prof.dr. ..., Prof Dr. ..., İTÜ Elektronik Müh. Prof.dr ... 19.9.2014 tarihli raporu ibraz etmiştir. bilirkişiler dava konusu olaya ilişkin tüm sözleşme, ticari defter ve dayanak kayıtları, dosya içindeki deliller ve tüm iddiaları değerlendirmişlerdir. Bilirkişi raporları detaylı ve gerekçelidir. Raporlar denetime açık detaylı olayla, bir biri ile uyumlu oluşu dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alınmamıştır.

Ehil ve tarafsız Bilirkişi tarafların tüm iddialarını, sözleşmesi , tarafların ticari defter ve dayanak belgeleri tüm kayıtları inceleyerek ticari alacağa ilişkin tüm itirazları değerlendirecek rapor ibraz etmiştir

I. Bilirkişi raporunda davacının taleplerinin sözleşmenin 13.2 maddesi gereğince fesih hakkına dayandığı, dayanılan fesih sebeplerinden münhasırlık hususunda tek yetkili satıcı olmadığı ancak davalının atayabileceği ana ve alt bayii sayısının sınırlandırılmış olup bu husustaki davalının davacı ile akdetmiş olduğu sözleşme sonrası bayii sayısının belirlenerek bu sayının artmış olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme ile komisyon oranlarının indirilmesinin kararlaştırıldığı bu oranların hakkın kötüye kullanımı olup olmadığının mahkemece değerlendirileceği bildirilmiştir.

Bilirkişi raporu tüm taraf iddiaları ticari defter ve kayıtların incelemesi ile oluşturulmuştur. Özellikle 2 ve 3 no.lu bendler çerçevesinde dosyaya sunulu belgeler üzerinde yapılan incelemelere göre sözleşmenin çekilmez hale geldiği ve olası geçerli bir fesih bildiriminin haklı fesih olarak kabule müsait olduğu, komisyon oranlarının değerlendirilmesinde sektör bilirkişisi atanmasının somut uyuşmazlığın çözümünde faydalı olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

II

Bilirkişi raporu; " 1. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yetkili satıcılık sözleşmesi olduğu,

2.Davacı davasında sözleşmenin haklı feshine neden olarak bir çok sebep ileri sürmüşse de, dürüstlük kuralı gereği fesih ihtarnamesinde belirttiği fesih nedeni ile bağlı olduğu,

3.Davalı İle Türktell birleşmesi sonucu oluşan ... İletişim Hizmetleri A.Ş., Davalının sözleşmesel yükümlülüklerinden sorumlu olduğu, ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin sözleşme uyarınca Kütahya bölgesinde ilgili ürünün 2 distribütör ve 35 alt bayiden fazla distribütör veya bayiye satıcılık hakkı vermesi sözleşmenin ihlali anlamına geleceği, ancak Davacı tarafından bu hususta delil sunulmamış olduğundan Heyetimiz kapsamında sektör bilirkişi tarafından inceleme yapılamadığı,

4.Taraflar arasında imzalanan 17.10.2006 tarihli sözleşmede; davacı ile davalı arasında farklı hizmetlere ilişkin değişen oranlarda komisyon ücretleri tayin edildiği ve ancak bu oranların davalı tarafından değiştirilme hakkının saklı tutulduğu,

dolayısıyla Davalının tek taraflı komisyon oranlarını değiştirmiş olması hususunun mevcut durumda bir sözleşme değişikliği olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak sözleşme imzalandığı tarihte kararlaştırılan oranlar ve sonradan yapılan değişikliğin davacı taraf için sözleşmenin devamını çekilmez kılacak nitelikte olması durumunda, söz konusu değişikliği kabul etmesine rağmen bu sebebin haklı neden olarak kabul edllebileoeği sonucuna varıldığı, ilgili sektördeki komisyon oranlarına İlişkin bilgi sunulmadığından da bu hususun sektörel incelemede tayininin mümkün olmadığı,

5.Davacı tarafından İleri sürülen diğer ihlal iddialarının haklı sebeple feshi olağan kılabilecek kadar ağır nitelikte olduğunun kanıtlanamadığı,

6.Taraflar arasındaki sözleşmede fesih usulü kararlaştırılmasına rağmen, davacı tarafından söz konusu usulün izlendiğini ve fesih bildiriminin geçerli bir şekilde gerçekleştirildiğini de kabul etmenin mümkün olmadığı,

7.Taraflar arasında tekel hakkı veren bir sürekli borç ilişkisi bulunmadığından, Davacı lehine portföy tazminatına hükmedilemeyeceği, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde Davacının portföy tazminatının hesaplanabilmesi İçin davacı ile davalının ilişkisinin devam ettiği son beş yıl itibarı İle davacının defterlerinin ve beş yıllık gelir tablosunun incelenmesine, ayrıca davacının gelir tablosunda yer alan faaliyet giderleri ayrıntısına ve sabit gider - değişken giderlerinin ayrıştırılmasına, varsa davacının dava dışı işleri hakkındaki mali bilgilere ihtiyaç bulunmaktadır. " şeklinde bildirmiştir.

..., ..., ...,... şirketlerine ayrı ayrı dava konusu yerde başkalarına bayıii alt bayii verilip verilmediği sorulmuştur. ...şirketi 6.7.2015 tarihli yazısı ile ... in ...grup şirketi olduğu, ...ve ..., ... ,... pazarının farklı alanlarda yetkilendirilmiş ve iki ayrı tüzel kişiliğe sahip işletmeler olduğunu talebin ... şirketinden sorulmasını talep etmiştir. ... hizmetleri a,ş,nin eski unvanının ... iletişim a.ş, olduğu bildirilip 14.5.2015 tarihli dilekçe ekinde belge örnekleri ibraz etmiştir. Davacının bölesi olan 5. Bölgede ... şirketinin ürün ve hizmetini satmaya yetkili firma bulunmadığı bildirilmiştir.

Ticaret sicil kayıtları ile ... şirketi a.ş, ünvanının ... hizmetleri a,ş,nin eski unvanı olduğu anlaşılmıştır.

Taraflar arasında yapılan distirübötörlük anlaşmasının davacıya münhasır satıcılık yetkisi vermediği anlaşılmıştır. Tek satıcılık yetkisi mevcut değildir. Davacı vekili dilekçeleri ile davalı kurumun komisyon giderlerinde değişiklik yaptığını buna karşın müvekkilinin faaliyetine devam ettiğini açıkca beyan etmiştir.

Borçlar kanunu 19. maddesi gerğince bir sözleşmenin ...yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın , gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Sözleşme hükümlerine göre tek satıcılık/ münsahıren satış yetkisinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. ... şirketi ve diğer şirketlere yazılan yazı sonrası davacının bulunduğu 5. Bölge / kütahyada davacı dışında bayilik konusunda yetki verildiği tespit edilememiştir. Davacı vekilide iddia ettiği gibi çok sayıda bayilik teşkilatı kurulduğuna ilişkin delil ibraz edememiştir. Davacı iddiasını kanıtlayamamıştır.

Davacı komisyon giderlerinde değişiklik sonrası çalışmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Taraflar arasında sözleşme de komisyon giderlerinde değişiklik yapılmayacağına dair şart bulunmamaktadır. Kaldı ki davacının komisyon değerleri sonrası çalışmaya devam ederek davalı yönünde değişikliği kabul ettiğine dair kanaaat uyandırmış olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonradan değişen komisyon giderleri sebebi ile zarara uğradığını iddia etmesiyle uyandırılan güvene aykırı davranış da MK. m. 2/2 ile yasaklanan hakkın kötüye kullanılması yasağını oluşturur.

Tek satıcılık sözleşmesi ollmadığından pörtföy tazminatına hak edilmediği bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Gine bilirkişiler distiribütörlük sözleşmesinin feshin haklılığına kanaaat etmişlerdir. Bu nedenle davacının taleplerinin yerinde olmadığı bildirilmiştir.

Davacı vekili sözleşmede komisyon artışı aynı bölgede katlanılmayacak oranda bayii yaratılması nedeni ile sözleşmenin dayanılmaz hale geldiğini ispat edememiştir. Davacı iddiasını ispatlayacak delil bildirmemiştir. Kurumlara yazılan yazIlardan da yeni bayii oluşturulduğu tespit edilememiştir. Sektör bilirkişisinin olduğu bilirkişi heyeti de davacı yönünden sözleşmeyi katlanılamaz halin oluştuğuna dair delil varlığı tespit edilememiştir. Bu nedenle davacı iddialarını kanıtlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Mahkememizce verilen kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

YARGITAY BOZMA İLAMI

Mahkememizce verilen kararı inceleyen Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2016/10577 Esas, 2018/4029 Karar ve 29/05/2018 tarihli kararı ile; "...Taraflar arasında imzalanan 17.10.2006 tarihli ...

Distribütörlük Sözleşmesinin 3.maddesinde, sözleşmenin konusunun Superonlıne ürün ve hizmetlerinin distribütör tarafından bayilere ve müşterilere satılması, dağıtılması ve pazarlanmasına ilişkin hüküm ve koşulların belirlendiği, yine sözleşmede Ek-1 belgesinde bölgelerin ve distribütör sayılarının belirlendiği, davacının distribütörlüğünü aldığı 5. bölgede 2 distribütör ve 35 alt bayi olabileceği düzenlenmiştir.

Davacı vekili, şirketin hisselerinin bir başka şirkete satılması sonucunda oluşan yeni şirketlerin müvekkilinin bilgisi dışında aynı bölgede başkalarına distribütörlük ve bayilikler verdiğini ve hatta ... ürünlerinin satış ve pazarlamasını anılan bölgedeki illerde faaliyet gösteren tüm ...bayileri ve satış kanalları üzerinden pazarlamaya, satmaya başladığını, bu nedenle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini ileri sürmüştür.

Mahkemece bu konuda ...’e yazı yazılmışsa da yazı yazılan firma tarafından bu konuda yeterli bilgi verilmemiştir.

Bu durumda aynı bölgede başkalarına distribütörlük ve bayilikler verilip verilmediğine ilişkin hususların araştırılarak bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil edip etmediği ve haklı nedenle fesih oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

BOZMA İLAMI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMADA

Mahkememizce asıl dava yönünden usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyası ile birleştirildiği görülmüştür. ...A.Ş ve Turcell'e müzekkereler yazılarak gelen yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır.

Mahkememizce verilen 30/01/2022 tarihli ara kararın 1 numaralı bendi gereğince; dosyanın re'sen seçilen SMM ... ile ... ve Haberleşme alanında uzman sektör bilirkişisi...'e tevdi ile; davalı yanca mahal adresi bildirilen defter ve kayıtların bulunduğu mahal adreste yerinde inceleme yapılarak, taraflar arasında akdedilen 17/10/2006 tarihli sözleşmeyle ilgili olarak; işbu sözleşmenin akdedildiği 17/10/2006 tarihinden 25/08/2009 tarihine kadar ki dönemde.

Afyon, Eskişehir, Uşak ve Kütahya il ve ilçelerinde faaliyet gösteren ...

İletişim merkezleri, ...Noktaları ve ...bayilerinin ...ürünleri satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulundurulup bulundurulmadığı, bayilik ağlarının genişletilip genişletilmediği, yeni bayilik verilip verilmediği, verildi ise tarihlerinin ne olduğu hususlarında dosya kapsamına uygun gerekçeli rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilerek mahkememize sunulan 23/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle de; "...17.10.2006 ile 25.08.2009 tarihleri arasında Afyon, Eskişehir, Uşak ve Kütahya il ve ilçelerinde

gerçekleştirilen, Toplam 12.951 adet satışın; çağrı merkezi, internet, genel müdürlük, kurumsal, bireysel bayi ayrımına gidilmediğinde toplam 90 kanal üzerinden gerçekleştirildiği, tüm kanalların karara esas olması halinde; ... Distribütörlük Sözleşmesinin Ek-1 belgesinde yer alan 2 distribütör

ve 35 alt bayi sayısının ... bayileri özelinde aşılmadığı, ancak diğer tür kanallarla bayilik ağlarının genişletildiği, bayilerin yaratılma tarihinin Davaya konu tarih aralığı olan 17.10.2006 ile 25.08.2009 arasında olduğu, Çağrı merkezi, internet, genel müdürlük, kurumsal kanallar ayrıştırılarak sadece bireysel bayilerin

toplam 2.432 satışına bakıldığında 35 adedi ..., 31 adedi ise ...ve ... bayileri olmak üzere 36 bayi üzerinden gerçekleştirildiği durumunun karara esas olması halinde;

... Distribütörlük Sözleşmesinin Ek-1 belgesinde yer alan 2 distribütör ve 35 alt bayi sayısının ... bayileri özelinde aşılmadığı, ancak ...ve ... bayileri ile bayilik

ağının genişletildiği, bayi yaratılma tarihinin Davaya konu tarih aralığı olan 17.10.2006 ile 25.08.2009 arasında olduğu, Davalı tarafından temin edilen listede ürünlerin çoğu için ... ürünü ya da ... ürünü ayrımı yapılamadığı ancak kampanya isimlerinden bazılarının “...’dan ... ,” ismini taşıdığı, kampanya isminden yola çıkarak ...’un ... ürünü sattığının anlaşıldığı, bu kampanyadan gerçekleştirilen 517 ... ADSL satışının 83 tanesinin 6 adet ...İletişim Merkezi ve ... Bayisinden gerçekleştirildiği, ...ve ... bayileri ile bayilik ağının genişletildiği, bayilerin yaratılma tarihinin Davaya konu tarih aralığı olan 17.10.2006 ile 25.08.2009 arasında olduğu, ,,,"şeklinde tespitler yapılmıştır.

Dosyada yer alan tüm evrak ve belgeler ile Yargıtay Bozma ilamında belirtilen hususlar uyarınca;

Davalının zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde, dava konusu sözleşmenin yetkili satıcılık sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Bu sözleşmenin, acentecilik sözleşmesinden farkı; davacının, davalıdan aldığı ürünleri kendi nam, hesabına ve sözleşme gereği kendi belirleyeceği bedel karşılığı satabilme yetkisinin bulunmasıdır. Buna karşılık acentelerin ise bağlı bulunduğu esas satıcının nam ve hesabına çalışma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu açıklamalar ışığında huzurdaki davanın acentecilik sözleşmesinden kaynaklanmadığı, sözleşmelerden kaynaklı genel zamanaşımı nedeniyle on yıllık süreye tabii olduğu, ihtarnamenin 29.08.2009 tarihli olması karşısında açılan ve birleşen davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2018 tarihli 2016/10577 Esas ve 2018/4029 Karar sayılı bozma ilamında, tüm yargılama boyunca ve temyize cevap dilekçesinde davalı tarafından feshin geçersizliğine ilişkin savunmalar bulunmasına rağmen bu yönde bir değerlendirme yapılmamıştır. Bozma ilamının kapsamı gereği feshin geçerliliğinden ziyade haklılığı üzerinde durularak mahkememiz kararının eksik evrak nedeniyle fesihin haklılığı yönünden değerlendirme yapılmak üzere bozulmuştur. Aynı zamanda karar düzeltme talebinde, davalı tarafından geçersiz fesih iradesi üzerinde durulmakla, yine karar düzeltme talebinin de reddolunması nedeniyle yeniden yapılan yargılama sırasında feshin geçerliliği üzerinde durulmamıştır.

Davalının cevap dilekçesinin dördüncü maddesinde; davacının, kendi yetkili bulunduğu bölgede davalı müvekkilinin daha cazip olanaklarla haksız rekabet yarattığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı, iddia edilen türden faaliyetlerin davacının yetkili bulunduğu bölgede yapılmadığının açıkça beyan edildiği ancak mahkememizce son alınan …2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının yetkili olduğu bölgede ...Aktivasyon Merkezleri (444'lü hatlar üzerinden telefonla ve sair iletişim-internet araçları) vasıtasıyla adresi bu bölgede bulunan kişilerle sözleşmeler yapıldığı görülmüştür.

Dilekçenin beşinci maddesinde ise komisyon oranlarının motivasyon amaçlı başlangıçta yüksek belirlendiği, daha sonra değişiklik yapıldığı kabul edilmiştir. Ancak davacının, komisyon oranlarının yüksek olduğu tarihlerde dahi sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, satışlarında ilerleme bulunmadığı beyan edilmişse de bu hususa ilişkin davalı tarafından dosyaya sunulmuş ispata yarar herhangi bir delil görülmemiştir.

Davacının 25.08.2009 tarihli ihtarnamesinde belirtilen hususların sözleşmenin 13.2 maddesi uyarınca bildirim olarak değerlendirilmesi gerekmekle, ihtarname içeriğinde fesih iradesinin açıkça yazılı bulunmadığı hususu göz önüne alındığında dava tarihine kadar fesih iradesinin davalıya ulaştığından bahsedilemez.

Dava konusu sözleşme nedeniyle beşinci bölge olarak kabul edilen alanda iki distribütör ve toplam 35 alt bayinin çalışabileceği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.

23.12.2009 tarihli cevap dilekçesinde, 30.04.2009 tarihinde şirket birleşmesi yapılarak ...’ın ... tarafından devralındığı, bu nedenle davaya ... adına cevap verildiği açıkça görülmüştür.

Mahkememizce aldırılan ilk bilirkişi raporuna karşı, davalı ... İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından sunulan 16.04.2012 tarihli dilekçede; dava konusu edilen işlemlerden ... hizmetine ilişkin kampanyanın şirket birleşmesinden önce ... hizmeti olduğu, bu hizmetten yararlanan kişilerin ... abonesi oldukları, bu nedenle kampanyanın satış ve pazarlamasının ... satış kanallarından yapılmasının olağan olduğu hususları belirtilmiştir. Ancak dosyada bulunan Mersin ...

Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.03.2009 tarihli Değişik İş tespit tutanağında, anılı kampanyanın ...'a ait internet adresi üzerinden ...’a yönlendirilerek yapıldığı, aboneliğin yapılabileceği yerler olarak ...İletişim Merkezleri, ...Ekstralar, ...

Bayileri ve ... bayileri ile 444'lü hatlar olarak açıkça yazıldığı, bu halde anılı uygun fiyatlı kampanyanın ... güvencesinde olduğu, ayrıca bu bayii ve şirketlerin birlikte çalıştığı, birbirinden ayrı olmadığı izlenimi açıkça anlaşılacak niteliktedir.

Davacı vekilince sunulan 17.02.2023 tarihli dilekçe ekinde bulunan 4 Mayıs 2009 tarihli internet haberinde de; ...’un, söz konusu şirketin ...’a dönüşmesi nedeniyle, web sitesinin ...’a yönlendirilmiş durumda olduğu, şirketin resmi açıklamasında ise ... İletişim Hizmetleri A.Ş. olarak yollarına ... markası altında devam ettiklerinin ve müşterilerinin detaylı soruları için ...

Müşteri Hizmetlerine ulaşabileceklerinin beyan edilmesi hususları karşısında davalının bu yöndeki önceki itirazlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce aldırılan 29.05.2013 tarihli Ek Raporda, dosyaya sunulan 25.12.2008 tarihli komisyon yenilenmesine dair ihtarname uyarınca komisyon oranlarının %50’den %100’e varan yüksek oranda olumsuz anlamda değişiklik yapıldığının tespit edildiği açık olmakla buna ilişkin davalı itirazlarının muteber olmadığı anlaşılmıştır.

Bozma ilamından sonra davalı vekilince sunulan 28.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde ... ve davacı arasında imzalanan 20.08.2008 tarihli sözleşmenin dördüncü maddesine atıf yapılmıştır. Buna göre, davacının sözleşmede ...’un dilediği lokasyonda ve sayıda başka ...

(ADSL Satış Noktası) atama hakkının saklı olduğu; ... kampanyasının davalı şirketin, satış kanallarına ilişkin münhasırlık hakkı vermediği, aksine dilediği yer ve sayıda bu hakkı kullanabileceğinin düzenlendiği, bu nedenle davacının kötü niyetle ve gerçeğe aykırı olacak şekilde sözleşme imzaladığı kampanyaya ilişkin taleplerinin geçersiz olduğu hususları savunma olarak davalı vekilince anılan dilekçede belirtilmiştir.

Ancak anılı sözleşme imza tarihinden 31.12.2008 tarihine kadar geçerli olup kendiliğinden sona erecek bir sözleşmedir. Ayrıca sözleşmenin ikinci maddesinde, anılı kampanyanın pilot uygulama kapsamında yapılan çalışma üzerine akdedildiği açıkça belirtilmiştir.

Buna rağmen davacının ihtarnameyi bu sözleşmenin bitim tarihinden çok daha sonra yani 25.08.2009 tarihinde göndermiş olması hususu da göz önüne alındığında; davacı tarafından dosyaya sunulan internet ilanlarına göre kısa süreli sözleşme şartlarının (kampanyalarının) 2009 yılında da devam edeceğinin açıkça bildirildiği, davalı tarafından 31.12.2008 tarihinden sonra davacı şirketle bu kapsamında yeniden sözleşme yapıldığının ispat edilemediği, dava dışı bayiler, satış merkezleri ve diğer satış kanalları üzerinden abonelik işlemlerine devam edilmesinin süre bitiminden sonra da sürdüğü,

bu haliyle davacının hak ihlalinin devamı nedeniyle davalıya Şubat 2009 tarihinde gönderdiği e-mail ile yapılan satışların şirketini zarara uğratacağına ilişkin açık beyanı ve daha sonra gönderilen ihtarname ile benzer hususların ... satışı noktasında olduğu anlaşılmakla davacının ihtarname taleplerinin değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.

Mahkememizce alınan 23.06.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda, sözleşmenin başlangıcı ve ihtarname tarihleri arasında satış yapan 66 farklı bayiden 35 adedinin ..., 31 adedin ise ...ve ... bayileri olduğu, bunun haricinde telefonla ve internet üzerinden gerçekleştirilen satışlar ile kurumsal satışlar ve Genel Müdürlük üzerinden yapılan satışların da bulunduğu, ayrıca 181 adet satışın açıklanamayan kanallardan gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.

Buna göre; sözleşme süresi boyunca davacının yaptığı satışlar dışında kalan satışların, davalının davanın başından itibaren yazılan müzekkerelere davacı dışında bir başka bayii veya distribütör olmadığına yönelik cevapları ve bilirkişi raporuyla başka kanallardan yapıldığı tespit edilen satışların varlığı karşısında bu 181 adet satışın da davacının satış ağına zarar verdiği şeklinde yorumlanması gerekmiştir.

Bilirkişi raporunda dava konusu tarihler arasında sözleşmede beşinci bölge olarak belirtilen dört şehirde toplam 12.951 satış yapıldığı, bunlardan 395 adedinin davacı firma tarafından yapıldığı, toplam 66 adet bayi içerisinden davacı ve yaptığı satışların çıkartılması halinde 2.037 adet satışın kalan 65 bayi üzerinden gerçekleştirildiği, bu bayilerden 34 adedinin ..., 31 adedinin ...ve ... bayileri olduğu, her ne kadar sözleşmeyle belirtilen iki distribütör ve 35 bayi sınırı ... yönünden aşılmamış görünse de kalan 31 adet ...ve ... bayisi ile telefon ve internet üzerinden yapılan bireysel satışlar olduğu görülmüştür.

Ayrıca, bozma öncesinde sunulan sözleşme ekinde mevcut komisyon listesi ile daha sonra davalı tarafından sunulan Beyoğlu ... Noterliği 25 Aralık 2008 tarih ve... yevmiye numaralı komisyon yenileme evrakında, "kurumsal internet hizmet" satışlarının da davacı firmanın satış portföyüne dahil edilmesi ve davacı tarafından yapılmasına müsaade edilmesi karşında, bilirkişinin dava kapsamında "kurumsal internet hizmet" satışlarının tek bir bayi tarafından yapıldığı ve ayrıca bu tip satışların genel müdürlükler tarafından da istisnai olarak yapılabilme ihtimali nedeniyle bunların davacının bayilik ağının genişletilmesi kapsamında değerlendirilemeyebileceğine yönelik görüşü makul görülmemiştir.

Her ne kadar bilirkişi raporunda; davalının sistemlerinde yapılan satışların tek tek tarih aralığı belirtilmemiş ve bu satışlardan yukarıda bahsedilen 20.08.2008 imza ve 31.12.2008 re’sen fesih tarihli "9.99’a ...'dan ... " kampanyasından ne kadarının sözleşmeyle belirtilen tarihler ve ne kadarının sözleşmenin bitim tarihinden davacının ihtarname tarihine kadar olduğunun tam ve kesin olarak tespit edilemediği belirtilmişse de,

davalı tarafından buna yönelik delil sunulmaması karşısında bu satışların davacıyla sözleşmenin bitimi tarihinden sonra devam edeceğine yönelik kamuya açık internet ilanları ve davacı tarafından davalıya gönderilen 2009 yılı maillerinde adsl satışının farklı kanallar üzerinden yapılmasının, kendisinin ticareten mahvına neden olacağına dair beyanları karşısında davacının lehine değerlendirilmesi gerekmiştir.

Ayrıca; nev'iden satışların farklı bayiler tarafından yapıldığı tam olarak tespit edilemiyor ise de raporun dördüncü sayfasında adsl ürün adı altında yalnızca iki adet ürünün bulunduğu, “... ürünleri” ve “...” adı altında bulunan ürünlerin satışlarının tamamının tarafların dört aylık sözleşme süresi içerisinde yapıldığı varsayımında dahi toplam satışlara oranının %20.5 olması,

toplam satıştan bu oranın tümünün dışlanması ihtimalinde dahi kalan %79.5 'lik kısımda davacının bayilik ağının kabul edilebilir miktarından fazla şekilde ve davacı dışında çeşitli satış kanalları üzerinden sözleşme tarihinde ve sonrasında (şirket birleşmeleri ve ayrılmaları ve sonuç olarak ...

İletişim Hizmetleri A.Ş. adı altında birleşerek) davacının satış yetkisinin bulunduğu bölgede farklı kanallar ile bayilik ağının genişletilmesi sonucunu doğuracak şekilde işlemler yaptığı, bu nedenle davacının fesih iradesinin haklı olduğu anlaşılmıştır.

Yanı sıra; ihtarnamede “sözleşmeye aykırı olarak sahibi bulunduğunuz ürünleri” şeklinde yapılan beyan karşısında, sözleşmenin yalnızca 9.99 kampanyası olan adsl ürününe indirgenmediği, ... adsl hizmetini “tellcomdan ... adsl kampanyası” adı altında kampanya başlatarak ve farklı satış noktaları göstererek, sözleşme gereği hizmetin ifasının fiilen imkansız hale getirildiğinden bahsedildiği, buna göre sözleşmenin beşinci maddesi altında toplanan tüm edimlerin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından sözleşme ihlali nedeniyle 50.000 USD ve sair kalemlerin talep edilmesi karşısında izah edilen diğer hususların yanında davada taleplerin yalnızca davalı tarafından Yargıtay bozma ilamından sonra dosyaya sunulan ikincil kısa süreli sözleşmeye indirgenmesinin mümkün olmayacağı anlaşılmıştır.

Bu halde, davacının beşinci bölgede toplamda iki distribütör ve 35 alt bayi sayısını kabul ederek ve karşılığında “ürün ve hizmet satış, dağıtım ve pazarlama hakkı” adı altında beş yıl süreyle çalışmasına karar verilmesi nedeniyle kazanacağını umduğu gelire karşılık ödemiş olduğu 50.000 USD'nin sözleşmenin 34 ay boyunca sürmesi ancak kalan 26 ay için geçerliliğini kaybetmesi karşısında, 50.000 dolardan “satış dağıtım ve pazarlama hakkı”na karşılık 34 aylık kısmı kadarının davalı şirketin hakkı olduğu,

bakiye kısmın karşılığının sözleşmenin beş tam yıl sürmemesi ve bunda davalının kusurunun bulunması nedeniyle, sözleşmenin 5.1 maddesinde yer alan “bedelin sözleşmenin sonunda distribütöre iade edilmeyeceği”ne ilişkin şartının davalı şirket tarafından sağlanamadığı ve davacıya iadesinin gerektiği anlaşılmıştır.

Buna göre, birleşen İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasına konu İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... sayılı takibine ilişkin olarak; davacı tarafından ödenen 50.000USD'nin ay bazında yaklaşık 833,33$ ve 26 ay üzerinden 21.666,66USD'lik kısmının asıl davada kabul edilen 1.000$'lık kısmı düşülmekle bakiye 20.666,66 USD üzerinden ihtarnamenin davalıya tebliğini izleyen 16. Gün olan 10/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek bu para birimine kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve takipte ödeme zamanındaki kura ilişkin şartlar ile davalıdan tahsiline, bakiye kısma ilişkin isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Asıl dava yönünden ise; sözleşmenin haklı nedenle feshinin mevcut durumda ileriye dönük fesih olması ve bu halde yalnızca müspet zararların istenebilir olması karşısında davacı tarafından talep edilen komisyon ücret alacağı ve mahrum kalınan kârın sözleşmenin ileriye etkili feshinde, gelecekte yapılma ihtimali bulunan kayıtların tespitinin mümkün olmaması, geçmişte ödenmediği iddia ve ispat olunan somut bir komisyon ücreti alacağının bulunmaması, mahrum kalınan kâra yönelik olarak dosyaya somut herhangi bir delilin sunulmamış olması,

ileriye etkili fesih nedeniyle fesih tarihinden itibaren yapılması muhtemel sözleşmelerin tespitinin mümkün olmaması ve buna dayalı herhangi bir delil sunulmaması nedeniyle, yatırım ve reklam giderleri, demirbaş giderleri, bayii zararları taleplerinin sözleşmenin ileriye etkili fesih nedeniyle menfi zarar kapsamında olması nedeniyle talep edilmesinin mümkün olmaması,

portföy tazminatını davacının tek yetkili satıcı konumunda olmaması ve bu nedenle oluşturduğu portföyün tazmini gerektirir kapsamda bulunmaması nedeniyle ayrı ayrı redlerine karar vermek gerekmiş, davacının 1000USD ürün ve hizmet satış, dağıtım ve pazarlama hakkına yönelik talebinin birleşen davada açıklanan nedenlerle kabulü ile, faiz yönünden;

davacı vekillerince 25/12/2023 tarihli duruşmada ihtarnamenin tebliğ tarihinin, davalı vekilinin beyan dilekçesinde belirtilen tarih olan, 25/12/2009 tarihi olarak kabul edilmesi karşısında, dava tarihinden sonra tebliğ edilmiş kabul edilen ihtarname nedeniyle temerrüdün en geç dava tarihinde başladığının kabulü ile.

3095 Sayılı Kanunun 4/A maddesinin "sözleşmede daha yüksek akdin veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır " hükmü gereği, madde metninine uygun olarak karar verilmiştir.

Birleşen davada faiz hesabı aynı şekilde 25/12/2009 tarihi olarak kabul edilmiş olmakla, bu tarihten itibaren ihtarname ile verilen 15 günlük sürenin bitimi ve faizin başlangıç tarihi olarak kabul edilen 10/01/2010 tarihinden icra takibinin başladığı 17/08/2018 tarihine kadar toplam; 3.136 gün üzerinden takip talebinde belirtilen % 4,5 oranında ve kabul edilen 20.666,66 USD üzerinden ( (3.136 gün x 20.666,66 USD x 4,50) /100 x 365 genel faiz hesaplama yöntemi ile ) hesaplanan 7.990,35 USD işlemiş faiz ile toplam 28.657,01USD 'nin kabulüne, bu kısım yönünden itirazın iptaline, bakiye kısma ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Asıl ve birleşen davaların KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile;

1-Asıl davada 1.000-USD'nin ilk dava tarihi olan 08/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek USD alacaklarına 1 yıl vadeli banka mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

1-a)Alınması gereken 105,12 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 101,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 3,82 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye GELİR YAZILMASINA,

1-b)Davacının yaptığı yargılama giderlerinden posta gideri ve bilirkişi ücreti gideri 8.178,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre; 1.635,60 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın oranlamaya göre davacı üzerinde bırakılmasına,

1-c)Davacı davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesine göre hesaplanan 1.539,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya VERİLMESİNE,

1-d)Davalı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesine göre hesaplanan 5.961,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak, davalıya VERİLMESİNE,

2-Birleşen İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası yönünden; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile 20.666,66-USD asıl alacak ve 10/10/2010 tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen oran üzerinden işlemiş 7.990,35-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.657,01-USD yönünden iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-a)Alınması gereken 10.945,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 4.304,57 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye eksik kalan 6.641,28 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye GELİR YAZILMASINA,

-Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 4.304,57 TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-b)Davacının yaptığı yargılama giderlerinden başvurma harcı 44,40 TL ve posta gideri 80,00 TL posta gideri olmak üzere toplam: 124,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre; 54,73 TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın oranlamaya göre davacı üzerinde bırakılmasına,

2-c)-Davacı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 25.638,16TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

2-d)Davalı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 32.590,09 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

3-Davacının toplam 28.657,01USD alacağının %20'si üzerinden hesaplanan 5.731,402USD icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya ÖDENMESİNE,

4-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,

5-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,

Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, ASIL DAVA YÖNÜNDEN MİKTAR İTİBARİYLE KESİN OLMAK ÜZERE, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN İSE, HMK'nun 341/1 vd.maddeleri uyarınca; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.25.12.2023

Katip · e-imzalıdır Hakim · e-imzalıdır

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/512, K. 2023/1050, 25 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava /
  4. Savunma /
  5. Gerekçe /
  6. Bozma İlamı Öncesi Yapılan Yargılamada
  7. II
  8. Yargıtay Bozma İlamı
  9. Bozma İlamı Sonrasında Yapılan Yargılamada
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/512
Karar No
2023/1050
Tarih
25 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/513 K.2023/850
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/515 K.2023/960
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/517 K.2023/955
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/519 K.2023/1016
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/521 K.2023/990
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/524 K.2023/1039

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.