KÜNYE
T.C. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/780 Esas
- Karar no
- 2024/354
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 15/11/2022
Karar Metni
2.593 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı ... San. ve Tic. A.Ş. arasında akdedilen 18/12/2018 tarihli Genel Kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırdığını ve davalılardan ...ilgili Genel Kredi Sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla imza atmakla müvekkili bankaya karşı sorumluluk altına girdiğini, müvekkili banka tarafından .... Noterliği'nin 04/11/2021 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek davalı ... San. ve Tic.
A.Ş. ile müvekkili banka arasındaki Genel Kredi Sözleşmesindeki yetkiyi istinaden akid şirkete açılmış olan kredilere son verildiğini ve kredilerin kat edildiğini ve borcun ifası için gerekli bildirimler yapılarak aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı, fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydıyla borçlu şirket ile müşterek borçlu ve müteselsil kefillere tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen borç ödemesi yapılmadığını, bunun üzerine ilgili alacağın temini için ....
Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alınarak .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf İİK 45. maddede hüküm altına alınan önce rehne başvurma kuralına aykırı olarak icra takibi başlattığını, zira davacı tarafı lehine müvekkili şirket adına kayıtlı ...plakalı araç üzerinde taşınır rehni mevcut olduğunu, aracın değerinin ise dosya konusu borcu karşılayacağını, Genel Kredi Sözleşmesinde müvekkilleri ...açısından kefaletin emredici nitelikteki şekil şartlarının olmadığını, kefaletin kesin hükümsüz olduğunu, TBK 586. maddesi uyarınca rehin paraya çevrilmeden önce kefile başvurulmasının hukuken mümkün olmadığını,
dava ve icra takibine konu ... kapsamında hazine garantisi altında olduğunu, davacı tarafın hazineye başvurup garanti kapsamında alacağını tahsil edebilecek durumdayken müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, bu hususun açıkça kötüniyet içerdiğini belirterek davanın reddine, kötüniyetli olarak icra takibi başlatan davacının %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemesi yönünde hüküm tesis edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Eldeki dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 18/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı banka ile davalı kredi lehtarı (asıl borçlu) ....
A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeyi davalı/kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, bahse konu sözleşme kapsamında ticari nitelikli kredi kullandırılmış olduğunu, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olduğundan davacı bankanın davalılardan aşağıda tespit edilen alacaklarını talep edebileceği kanaatinin edinildiğini, davalı/kefilin kefalet limiti ve sorumlu olduğu miktar: davalı kefilin/lerin kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğunu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarının 246.536,28 TL olduğunu,
hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kendi temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı, borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın (07.12.2015 T. 2015/... E. Vv 2015/... s.K uyarınca) müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebileceğini,
a) Nakdi krediler bakımından Mahkememizce raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 2.789,82 TL reddi durumunda takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 245.762,13 TL'si tamamen ödeninceye kadar yıllık %40,50 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenebileceğini, B) Gayrinakdi çek taahhüt bedelinin depo talebi bakımından
Davacı bankadan temin edilen hesap ekstrelerine göre gayrinakdi çek taahhüt bedeli tutarının 10.800,00 TL'si olduğunu, bu bedelin davalı asıl borçlu şirketten depo talebinin istenilebileceğini, ancak sözleşmede yerleşik Yargıtay uygulamaları paralelinde açık bir düzenleme bulunmadığı için, davalı kefillerden depo talebinin yerinde olmadığını, davalı kefilin (...) kefalet akdinin kurulduğu dönemde evli mi, yoksa bekarlı mı olduğunun nüfus kaydı örneğinin celbi ile teyide muhtaç olduğunu, söz konusu teyide müteakip kefaleten borçtan sorumlu olup olmadığının anlaşılabileceğini, ... mevzuatı bakımından takip edilmesi gereken süreç yönünden,
...'nin kefaletiyle davalı asıl borçlu .... A.Ş. firmasına taksitli kredi kullandırıldığını, ...-... A.Ş. dava tarihi 15/11/2022'den sonra olmak üzere 21/02/2023 tarihinde davacı bankaya 128.691,54 TL tutarında tazminat ödemesi yaptığını, davacı banka, ... A.Ş.
İle yapılan ek kefalet protokolü kapsamında tazmin edilen işbu bedelin davalı şirket ile davalı kefillerden tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonunda bulunduğu, yani davacı banka tazmin edilen işbu bedel bakımından takiplere aynen devam etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir başka deyişle davacı banka, ... A.Ş.
İle imzalanan ek kefalet protokolü ve Bakanlar Kurulu Kararları kapsamında, davalı asıl borçlu firma ve/veya davalı kefil/lerden ...'nin kefaleti kapsamında kullandırılan kredilerden doğan alacaklarını tahsil etmek için açılan icra takiplerine aynen devam edilebileceğinin düşünüldüğünü, çünkü bahse konu ödemeler/tazminatlar davalı asıl borçlu firma ve/veya davalı kefil/ler tarafından yapılmadığını, işte bu bakımdan gerek davacı banka ile dava dışı ... A.Ş.
Arasında akdedilen ek kefalet protokolü ve gerekse de Bakanlar Kurulu Kararına atfen sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takiplere aynen devam edilebileceği nazara alındığında, ...'dan tazminat yoluyla tahsil edilen 128.691,54 TL'nin davalı asıl borçlu firmanın kredi borcuna mahsup edilemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığını, yukarıda yapılan hesaplamalarda zaten tazminat bedelinin kredi borcuna mahsup edilememiş olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 31/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davacı banka ile davalı kredi lehtarı (asıl borçlu) ....
A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeyi davalı/kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, bahse konu sözleşme kapsamında ticari nitelikli kredi kullandırılmış olduğunu, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalılardan aşağıda tespit edilen alacaklarını talep edebileceği kanaatinin edinildiğini, davalı/kefilin Kefalet Limiti ve Sorumlu Olduğu Miktar: davalı kefilin/lerin kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğunu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarının 246.536,28 TL olduğunu,
hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kendi temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı, borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın (07.12.2015 T. 2015/3357 E. ve 2015/16301 s.K uyarınca) müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebilineceğini,
Takip Tarihi İtibariyle Yapılan Hesaplama Sonuçları a)Nakdi krediler bakımından Mahkememizce raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ilişkin 1.956,23 TL (287.999,34-286.043,11 =) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 245.762,13 TL'sı tamamen ödeninceye kadar yıllık 40,50 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun 45 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceğini, b)Gayrinakdi çek taahhüt bedelinin DEPO talebi bakımından
Davacı bankadan temin edilen hesap ekstrelerine göre gayrinakdi çek taahhüt bedeli tutarının 10.800,00 TL'sı (3.600,00 TL x3 adet çek yaprağı bedeliz) olduğunu, bu bedelin davalı asıl borçlu şirketten depo talebinin istenilebileceğini, ancak, sözleşmede yerleşik Yargıtay uygulamaları paralelinde açık bir düzenleme bulunmadığı için, davalı kefillerden depo talebinin yerinde olmadığını, davalı kefilin (...) kefalet akdinin kurulduğu dönemde evli olduklarının anlaşıldığını, dosya içeriğinde ...'ya ait eş rızası beyanına rastlanılamadığı için anılan kefil bakımımndan TBK'nun 584 m. kapsamında konunun hukuki takdirinin mahkememize ait olduğunu,
... Mevzuatı Bakımından Takip Edilmesi Gereken Süreç Yönünden, ...'nun kefaletiyle davalı asıl borçlu .... A.Ş. firmasına taksitli kredi kullandırıldığını, ...-... A.Ş. dava tarihi 15.11.2022'den sonra olmak üzere 21.02.2023 tarihinde davacı bankaya 128.691,54 TL tutarında tazminat ödemesi yaptığını, davacı banka, ...
A.Ş. ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında, tazmin edilen işbu bedelin davalı şirket ile davalı kefillerden tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonunda bulunduğunu, yani davacı banka tazmin edilen işbu bedel (128.691,54 TL) bakımından takiplere aynen devam etme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, bir başka deyişle davacı banka, ... A.Ş.
İle imzalanan EK kefalet protokolü (D bendinin 1.2 ve 4 fıkraları) ve Bakanlar Kurulu Kararları (...) kapsamında, davalı asıl borçlu firma ve/veya davalı kefil/lerden ... 'nun kefaleti kapsamında kullandırılan kredilerden doğan alacaklarını tahsil etmek için açılan icra takiplerine aynen devam edilebileceğinin düşünüldüğünü, çünkü, bahse konu ödemeler/tazminatlar davalı asıl borçlu firma ve/veya davalı kefil/ler tarafından yapılmadığını, işte bu bakımdan gerek davacı banka ile dava dışı ...
A.Ş. arasında akdedilen Ek Kefalet protokolü ve gerekse de Bakanlar Kurulu Kararına atfen sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takiplere aynen devam edilebileceği nazara alındığında, ...'dan tazminat yoluyla tahsil edilen 128.691,54 TL'nın davalı asıl borçlu firmanın kredi borcuna mahsup edilemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığını, (Çünkü bu bedeller davalılardan tahsil edilip tekrar ...'na ödeme-iade yükümlülüğü bulunmaktadır) yukarıda yapılan hesaplamalarda zaten tazminat bedelinin kredi borcuna mahsup edilememiş olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen tarihli bilirkişi 2. ek raporuna göre; davacı banka ile DAVALI kredi lehtarı (asıl borçlu) ....
A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeyi davalı/kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, bahse konu sözleşme kapsamında ticari nitelikli kredi kullandırılmış olduğunu, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalılardan aşağıda tespit edilen alacaklarını talep edebileceği kanaatinin edinildiğini, davalı/kefilin Kefalet Limiti ve Sorumlu Olduğu Miktar: davalı kefilin/lerin kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğunu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarının 246.536,28 TL olduğu,
hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kendi temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı, borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın (07.12.2015 T. 2015/3357 E. ve 2015/16301 s.K uyarınca) müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebilineceğini,
Takip Tarihi İtibariyle Yapılan Hesaplama Sonuçları a)Nakdi krediler bakımından
Mahkememizce raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ilişkin 1.956,23 TL (287.999,34- 286.043,11 =) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren “tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla“ asıl alacak tutarı 245.762,13 TL'sı tamamen ödeninceye kadar yıllık 40,50 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceğini, ancak, .... İcra Md'nin ...
E. sayılı dosyası ile taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla 2. bir icra takibi daha açıldığını, işbu takipte asıl alacak bazında 249.756,00 TL alacak talep edildiğini, asıl borçlu şirket bakımından yukarıda (a) bendi altında tabloda gösterilen toplam alacak tutarı 286.043,11 TL'den, rehne dayalı takip miktarı (sözleşmedeki rehin miktarı) 249.756,00 TL düşüldüğünde, kalan 36.287,11 TL'den (286.043,11-249.756,00) davalı asıl borçlu şirketin sorumlu sayılabileceğini, diğer kefillerin ise tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla yukarıda (a) bendi altında gösterilen tablodaki alacaktan sorumlu sayılabileceklerini,
b)Gayrinakdi çek taahhüt bedelinin depo talebi bakımından
Davacı bankadan temin edilen hesap ekstrelerine göre gayrinakdi çek taahhüt bedeli tutarının 10.800,00 TL'sı (3.600,00 TL x3 adet çek yaprağı bedeliz) olduğunu, bu bedelin davalı asıl borçlu şirketten depo talebinin istenilebileceğini, ancak, sözleşmede yerleşik Yargıtay uygulamaları paralelinde açık bir düzenleme bulunmadığı için, davalı kefillerden depo talebinin yerinde olmadığını, davalı kefilin (...) kefalet akdinin kurulduğu dönemde evli olduklarının anlaşıldığını, dosya içeriğinde ...'ya ait eş rızası beyanına rastlanılamadığı için anılan kefil bakımından TBK'nun 584 m. kapsamında konunun hukuki takdirinin mahkememize ait olduğunu, ...
Mevzuatı Bakımından Takip Edilmeşi Gereken Süreç Yönünden, ...'nun kefaletiyle davalı asıl borçlu .... A.Ş. firmasına taksitli kredi kullandırıldığını, ...-... A.Ş. dava tarihi 15.11.2022'den sonra olmak üzere 21.02.2023 tarihinde davacı bankaya 128.691,54 TL tutarında tazminat ödemesi yaptığını, davacı banka, ...
A.Ş. ile yapılan ek kefalet protokolü kapsamında, tazmin edilen işbu bedelin davalı şirket ile davalı kefillerden tahsil edilmesinde sözleşmesel olarak yetkili ve sorumlu pozisyonunda bulunduğunu, yani davacı banka tazmin edilen işbu bedel (128.691.554 TL) bakımından takiplere a nen devam etme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, bir başka deyişle davacı banka, ... A.Ş.
İle imzalanan ek kefalet protokolü (D bendinin 1.2 ve 4 fıkraları) ve Bakanlar Kurulu Kararları (...) kapsamında, davalı asıl borçlu firma ve/veya davalı kefillerden ... 'nun kefaleti kapsamında kullandırılan kredilerden doğan alacaklarını tahsil etmek için açılan icra takiplerine aynen devam edilebileceğinin düşünüldüğünü, çünkü, bahse konu ödemeler/tazminatlar davalı asil borçlu firma ve/veya davalı kefil/ler tarafından yapılmadığını, işte bu bakımdan gerek davacı banka ile dava dişi ...
A.Ş. arasında akdedilen Ek Kefalet protokolü ve gerekse de Bakanlar Kurulu Kararına atfen sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takiplere aynen devam edilebileceği nazara alındığında, ...'dan tazminat yoluyla tahsil edilen 128.691,54 TL'nın davalı asıl borçlu firmanın kredi borcuna MAHSUP edilemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığını, (Çünkü bu bedeller davalılardan tahsil edilip tekrar ...'na ödeme-iade yükümlülüğü bulunmaktadır) yukarıda yapılan hesaplamalarda zaten tazminat bedelinin kredi borcuna mahsup edilememiş olduğu mütalaa edilmiştir.
Davacı ile davalı şirket arasında 18/12/2018 tarihli 500.000 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, diğer davalıların ise bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalıların önce rehne başvurulma kuralına aykırı davranıldığını, kefaletlerde emredici nitelikte kefil şartlarının olmadığını ve dava konusu kredinin ... kapsamında olduğunu savunduğu,
davalı kefil ... kefaletin kurulduğu dönemde evli olmasına rağmen eş rızasına ilişkin şekil şartı yerine getirilmediğinden mahkememizce ...'ya karşı açılan davanın reddine karar verildiği, diğer davalı ... ise kefalet tarihinde davalı şirketin yetkilisi olduğundan TBK 584/3 maddesi gereğince eş rızasına gerek olmadığı, davalı şirket lehine rehin olduğundan, davalı şirketin (rehin limiti 249.756 TL) rehin limitini aşan kısımdan yani 36.287,11 TL'den sorumlu olduğu,
rehin davalı şirket lehine verildiğinden rehin limitinin sadece davalı şirketin borcundan mahsup edilebileceği, davalı ...'nun sorumluluğunun rehin limiti mahsup edilmeden devam ettiği, ... tarafından yapılan ödemeler davalılar tarafından yapılmadığından davacının sanki hiç ödeme yapılmamış gibi takibe devam edebileceği gözetilerek davalı şirket ve davalı ... yönünden davanın 14/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiş, gayri nakdi alacağa ilişkin talep davalı ... yönünden sözleşmede kefil yönünden açık depo hükmü bulunmadığından reddedilmiş, davalı şirket yönünden ise kabul edilmiş,
alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen nakdi tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş, reddedilen tutar yönünden davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/780, K. 2024/354, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama