KÜNYE
T.C. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Esas no
- 2025/414 Esas
- Karar no
- 2025/819
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 21/05/2025
Karar Metni
812 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından ... 10.İcra Müdürlüğü...dosyası ile müvekkili hakkında 28.06.2006 tarihli Genel Kredi Taahhütnamesi ve 07.11.2006 tarihli ihtarnameye dayanılarak ilamsız takip başlatıldığını, icra dosyasına sunulan tahhütname belgesinde müvekkiline ait imza yer almadığını, müvekkilinin ne kadar borç için kefil olduğu,
kefalet beyanı yer almayan ve Borçlar Yasası'nda yer alan geçerlilik koşullarını taşımayan işbu taahhütnamenin de bir geçerliliği bulunmadığını, bu haliyle söz konusu belge, Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi uyarınca şekil şartlarını taşımadığını, kefalet sözleşmesinin geçerlilik unsurlarından olan kefalet limiti veya müteselsil kefalet beyanı yer almadığını, bu beyanların ayrıca açıkça kefil tarafından yazılmış olması gerekirken sözleşmede bu ibarelerde bulunmadığını, davalı kurum tarafında keşide edilen ihtarname ve icra takibinden gönderilen ödeme emirleri de usule uygun tebliğ edilmediğini,
İcra takibine dayanak teşkil eden alacak 2006 yılına dayandığını, yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı da gözetilerek yapılacak değerlendirmede bahse konu alacağın genel zamanaşımı 10 yıllık süresi geçmiş olduğunu, borcun zamanaşımına uğradığını, diğer kefil ... hakkında yapılan hacizlerden vazgeçildiğini, bu borçtan dolayı müşterek kefil ... ibra edildiğini, davalı kurum tarafından kefil ... adına düzenlenip verilen 01.06.2017 tarihli yazıda da “...
10.İcra Müdürlüğü ...; kefil ... şirketimize karşı kefalet yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğundan, şirketimize karşı bahsi geçen krediye kefaletinden kaynaklı herhangi bir borcu kalmamıştır.” ifadeleri ile borcun ödendiği ayrıca beyan ve kabul edildiğini, bir kefilin borçtan ibra edilmesi,
aynı borçtan sorumlu diğer kefil bakımından da sorumluluğun ortadan kalkması sonucunu doğurduğunu, ayrıca, davalı kurum tarafından diğer kefil lehine yapılan bu işlem, eşitlik ilkesi ve güven ilkesi gereğince davacı Mehmet Nazım Şen bakımından da bağlayıcı olduğunu bu yönüyle davacı açısından da kefalet sorumluluğu sona erdiğini, müvekkil ...yönünden ...
10.İcra Müdürlüğü E:... dosyasından borçlu bulunmadığının tespitine, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... T.A.Ş. ile ... A.Ş. Kredi sözleşmesi imzalamış olduğunu, bu kredi sözleşmesine de ..., ... ve ...'ın kefil olduğunu, borç ödenmediği için ... 10. İcra Müdürlüğü'nün...
(Eski Esas: ...) sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davacı yan her ne kadar kefil olarak imzası olmadığını iddia etmiş ise de kredi sözleşmesinde imzasının mevcut olduğunu, borçluların Genel Kredi Sözleşmesinin 1. maddesinde sözü edilen kredi sözleşmesini müştereken borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı için kefalet meblağı olan 2.000.000-TL'ye kadar sorumlulukları olduğunu, bu hususun genel kredi sözleşmesinde ve borçlulara tebliğ edilen ihtarnamede de açıkça belirtilmiş olduğunu, ihtarnameler ve ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davacı yanın tebligata dair iddialarının hukuka aykırı olduğunu,
davacının alacağın zamanaşımına uğradığını iddia etmiş ise de reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada diğer kefil ... müvekkili şirkete karşı kefalet yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunu, bu sebeple sadece ... ibra edilmiş olduğunu, bir kefilin ibra edilmesi diğer kefilleri etkilememekte olduğunu, kaldı ki dosya borcunun tamamının ödenmemiş olup sadece ilgili kefilin ibrasının yapılmış olduğunu, davacı/borçlu kefil olarak genel kredi sözleşmesini imzalamış olup sözleşmede borç tutarı açıkça belirtilmiş olduğunu, ihtarnameler ve ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğunu,
zamanaşımı iddiasının da kesinleşen mahkeme kararıyla reddedilmiş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın reddini, davacı yanca haksız ve hukuka aykırı olarak dava açıldığı için alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davacı vekilinin 09/12/2025 tarihli dilekçe ile davadan vazgeçme beyanında bulunduğu görüldü.
Davacı vekili Mahkememizin 16/12/2025 tarihli celsesinde; "...biz vazgeçme dilekçesi sunmuştuk, davadan feragat ediyoruz, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz yoktur..." beyanında bulunmuştur.
Davalı vekili Mahkememizin 16/12/2025 tarihli celsesinde; "...bizim de yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz yoktur..." beyanında bulunmuştur.
Feragat; HMK'nın 307. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup davacının talep sonucunda kısmen veya tamamen "vazgeçmesi" şeklinde tanımlanmış davaya son veren taraf işlemlerindendir.
Davacı yanın davasından feragat ettiği ve vekaletnamesinde de bu konuda yetkili olduğu anlaşılmakla vaki feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/414, K. 2025/819, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama