İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/236 K.2025/197

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2019/236Karar2025/197Tarih27 Şubat 2025Okuma14 dk · 2.893 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/236
Karar No
2025/197
Karar tarihi
27 Şubat 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.893 kelime·14 dk okuma·8 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2019/236 Esas

KARAR NO: 2025/197

DAVA

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ: 29/04/2019

KARAR TARİHİ: 27/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'ın hamilelik sürecinin takibi için ----------- Hastanesi'ne başvurduğunu vhamilelik sürecini aynı hastaneye bağlı olarak çalışan Dr. ...'nun takip ettiğini, Dr. ...'nun hamilelik sürecinde gerek yapılan tarama testleri gerekse de ultrason tetkiklerinin sonuçlarının çok iyi olduğunu, sağlıklı bir bebeğin dünyaya geleceğini müvekkillerine söylediğini, müvekkillerinin de doktorun bilgilendirmesi neticesinde sağlıklı bir bebeğin dünyaya geleceğine inandıklarını, müvekkilinin 13.12.2015 tarihinde ------------ Hastanesi’nde doğum yaptığını,

küçük ... down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, hamilelik sürecinde takiplerini yapan Doktorun mesleğinin gerektirdiği tedbir ve özeni göstermediğini, aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve buna bağlı olarak müvekkillerinin, küçüğün down sendromlu olduğunu hamilelik sürecinde öğrenemediklerini, hamilelik sürecini sonlandırma hakları olduğu halde doktorun kusuru ile bu haklarını kullanamadıklarını, hayatları boyunca omuzlarında taşıyacakları bir yükü üstlendiklerini, doğum sürecinde bilgilendirilmedikleri için hamilelik sürecini sonlandırmayacak olsalar bile kendilerini bu duruma hazırlayabileceklerini,

doğum gerçekleştirdikten sonra emzirmek için bebeğini kucağına aldığında çocuğun down sendromlu olduğunu gördüğünü, küçüğün bağırsakları 15 cm uzunluğunda tıkalı olarak doğduğunu, Dr. ...'nun bu durumu da fark etmediğini, Küçük ------------ doğduğu gün kaka kustuğunu, bağırsaklarının düzeltilmesi için pek çok kez ameliyat olmak durumunda kaldığını, doğduğunun ertesi günü hemşireler tarafından apar topar alınarak sabaha karşı yoğun bakıma kaldırıldığını, kaka kusmasının üzerine tetkikler yapıldığında bağırsaklarının 15 cm tıkalı olduğunun tespit edildiğini,

çocuğun bağırsaklarında herhangi bir olağan dışı durum olup olmadığının doğum öncesinde yapılan testler ile ortaya çıktığını, bu tıkanıklığın önceden tespit edilmesi mümkün olduğu halde doktorun görevini gereği gibi yerine getirmediğini, deliklerin varlığının önceden tespit edilmesi halinde bebeğin doğduğu gibi ameliyata alınması ve bağırsakların tıkalı kısımlarının kesilerek alınması mümkün olduğu halde bu durumun doktor tarafından fark edilmemesi nedeniyle bu kısmın iltihaplandığını ve çürüdüğünü, Bebeğin çok geç ameliyata alınmış olması sebebiyle bağırsakların birbirlerine tamamen yapıştıkları,

yıprandıkları doktorlar tarafından da ikrar edildiğini, Küçük ----------- sadece bu durum dolayısıyla toplamda 37 gün yoğun bakımda kaldığını, aylarca ağızdan beslenemediğini, karnında açılan diğer bir delikten beslendiğini, Küçük ----------- kalbinde vücudun kaldıramayacağı kadar büyük delikler olduğu halde Dr. ...'nun bu delikleri de fark etmediğini, görevini burada da ihmal ettiğini, küçük ----------- kalbinde vücudun tolere edebileceğinden daha büyük delikler mevcut olduğu,

günlük yaşamında küçük ---------- ve ailesine ciddi stres oluşturduğunu, bu deliklerin küçüğün yaşamının devamlı olarak tehlikede olmasına sebebiyet verdiğini, deliklerin doktor tarafından fark edilmediği, konuya ilişkin testler yapılmadığı, doğumdan sonra bile müvekkillerine bu konuya ilişkin bilgi verilmediğini, Müvekkillerinin küçük ----------- kalbinin delik olduğunu başka bir hastanede öğrendiklerini, ayağının oldukça eğri bir biçimde doğduğu,

bu durumun doktor tarafından doğumdan sonra bile fark edilmediğini, ayağının 7-8 kez alçıya alındığını, küçük ---------- doğduğunda müvekkillerine son derece sağlıklı bir çocuk olduğu söylenmişse de ilave olarak ayağı içeriye doğru doğduğunu, Dr. ...'nun fark etmediğini, müvekkilinin kardeşinin durumu fark ettiğini, doğum esnasında da özensiz ve tedbirsiz davrandığını, müvekkili ...’a karşı kusurlu hareketlerde bulunduğunu, müvekkilinin doğum yaklaştığında hastaneye başvurduğunu ve Dr. ...'nun müvekkilini normal doğuma aldığını, normal şartlarda bebeklerin içgüdüsel olarak doğarken kendilerini anne rahminden dışarıya ittikleri halde,

küçük --------- down sendromlu olduğundan itme eylemini gerçekleştirmediğini, Dr. ...’nun tedbirsiz ve özensiz davranışı neticesinde müvekkilinin hayati tehlike yaşadığını, doktorun yapması gereken tarama testleri ve ultrason görüntüleri neticesinde riskten kaynaklı olarak müvekkillerini bilgilendirmek ve de amniyosentez önerdiğini, ancak olayda müvekkillerini bilgilendirdiğini, tarama testleri ortalama olarak down sendromunlu bebekleri %90 oranında tespit edebildiğini, hastaneye bağlı olarak çalışan Dr. ...'nun, müvekkili küçüğün down sendromlu olarak doğacağını, kalbinde büyük delikler olduğunu hamilelik döneminde tespit edebilecekken;

özen yükümlülüğüne aykırı olarak bu konuda müvekkillerini bilgilendirmediğini, bu açıklamalar ışığında sorumluluğunun doğduğunu, 1983 yılından bu yana geçerli olan yasaya göre hiçbir tıbbi gerekçe olmaksızın isteğe bağlı kürtajın 10. gebelik haftasına kadar yapılabileceğini, ancak eğer anne ve bebek sağlığını tehlikeye atacak bir durum söz konusu ise, bebekte ciddi anomali (sakatlık) varsa bu durumda 10 haftadan büyük gebeliklerin de kürtaj veya ilaçla düşük yöntemleri kullanılarak sonlandırılmasının mümkün olduğunu, hasta ile doktor arasındaki ilişkinin genellikle sözleşmeye dayandığını,

hastanın da doktorun ücretini ödemeyi kabulü şeklinde olduğu, doktor ... bu durumu tespit etmediğini, özensiz davrandığını ve müvekkillerinin hayatı boyunca üstlenmesi gereken bir yükü omuzlarına yüklediğini, aydınlatma yükümlülüğü, tıp biliminin konusu olarak müdahalenin başlaması ve yönlendirilmesinde etkin olduğu gibi, hukukun konusu olarak hekimin tıbbî müdahalesinin hukuka uygunluğu ve hekimin sorumluluğunun sınırını belirlediğini, aydınlatma yükümlülüğünün kim tarafından ispatlanacağına dair açık bir hüküm bulunmadığını, aydınlatma yükümlülüğünün niteliğine göre ispat yükünün sorunu çözümlenebilir.

Uygulamada hukuka uygunluk nedeninin varlığını ispatının hekime düştüğü konusu geçerlilik kazandığını, sonuç olarak, küçük ----------, down sendromlu olarak doğduğunu, bunun yanı sıra bağırsaklarının 15 cm boyunca tıkalı olduğu için 37 gün yoğun bakımda kaldığını, 20’ye yakın ameliyat geçirdiğini, kalbindeki büyük deliklerle ve ayağı içeriye doğru eğri vaziyette yaşamını sürdürmeye çalıştığını, küçük ----------- bu durumu, müvekkillerine maddi ve manevi olarak ciddi manada zarar verdiğini, bütün bu durumların hiçbirini tespit edememiş olması, hamilelik süresince hiçbir uyarı ve müdahalede bulunmamış olması;

açık ihmali ve umursamazlığıyla sebebiyet verdiği durumlara müvekkillerim hayatları boyunca katlanmak zorunda kalacaklarını, bu sebepler doğrultusunda. Tabibin mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak, cismani zarar sebebiyle.

Müvekkil ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL. olmak üzere toplamda 225.000,00 TL. manevi tazminatın ve Tüm müvekkillerim açısından fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın ne şekilde meydana geldiği; davacının hangi tarihlerde sigortalı hekimle görüştüğü; doğum öncesi gebelik takiplerinin hangi hastanelerde yapıldığına ilişkin hiçbir bilgi dava dilekçesinde verilmediği, müvekkili şirketin, davacıya tedavi işlemlerini yapan hekim veya hastane olmadığı, dolayısıyla delillerin gereği gibi toplanabilmesi;

hekimin hangi tarihlerde hastayı gördüğünün, hangi işlemleri gerçekleştirdiğinin tespit edilebilmesi için davanın ihbarının bir zorunluluk arz ettiğini, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkiklerin eksiksiz yaptırıldığını, mevcut tıbbi yöntemlerle down sendromu vb. anomalilerin %100 tespiti mümkün olmadığı,

eğer test ve tetkiklerde düşük risk çıktı ise bu durumda da hekime kusur atfedilmesi mümkün olmadığını, gebelik takibinde hastaların çoğu kez birden fazla hastanede farklı hekimler tarafından muayene edildiğini, özellikle her test ve tetkikin her yerde yapılamadığı gözetildiğinde, farklı tıp merkezlerinde çeşitli test ve tetkikler yaptırabileceklerini, bu nedenle; doğum tarihinden 10 ay öncesini içerecek şekilde; davacı ...'ın gebelik tarihi ve 12 ay öncesini içerir Medula kayıtlarının ----------- getirilmesini;

kayıtlardan tespit edilecek hastanelerden ve tıbbi merkezlerden, tüm test ve tetkiklerin, hasta dosyalarının, raporların celbini talep ettiklerini , gebelik sürecinde hangi merkezlerde hangi hekimler tarafından takip edildiği; ne gibi test ve tetkiklerin yapıldığının tespiti ve hasta dosyalarının celbi ile aydınlatılabileceğini, hastanın, gebelik takibinin hangi aşamalarında, hangi haftalarda sigortalı hekime muayene için geldiğinin;

gebeliğin hangi haftalarında sigortalı hekim takibinde olduğunun belirlenmesini talep ettiklerini, mahkemece malum olduğu üzere prenatal tanı testlerinin yapılabildiği haftaların sınırlı olduğunu, davacının bahsi geçen dönemlerde muayeneye gelip gelmediğinin;

farklı hastanelerde takiplerine devam edip etmediğinin tespitinin gerektiği, nitekim davacı küçüğün doğum tarihi dikkate alındığında, sigortalı hekime gebeliğin çok ileri döneminde geldiği görüldüğünü, down sendromunun teşhisi için kritik önem arzeden 2li ve 3'lü tarama testlerinin yapılabildiği dönem içinde olmadığını, üstelik ileri gebelik haftasında gebeliğin tahliyesi imkanı da (bebeğin yaşamla bağdaşır hale gelmesi gereği) ortadan kalktığını, davacı yan tarafından ileri sürülen iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi incelemesiyle ve literatür taramasıyla da tespit edileceği üzere, amniyosentez-kordosentez gibi işlemler,

rutin olarak her hastaya yapılan bir prosedür olmadığını, invazif tanı yöntemi olduğundan; girişimsel yani cerrahi bir prosedür olduğunu, yüksek oranda gebelik kaybı, bebek ve anne ölümü, enfeksiyon gibi riskler içerdiğinden, ancak down sendromlu bebek dünyaya gelmesi tarama tesleri vs. soft markerlarla yüksek risk tespit edilen hastalara yapılabildiğini, aksi halde endikasyon olmadığı halde, hastayı hatalı şekilde riske atan bir işlem yapılmış olur ki bu durum tıbben ve hukuken sorumluluk doğuracağını, günümüzde gerek özel, gerekse de devlet sağlık kurumlarının hastaya dilediği hekimi ve tıp merkezini seçebilme imkanı vermesi karşısında,

gebelik takipleri birçok farklı merkezde farklı hekimler tarafından yapılabildiğini, ----------- kayıtlarının celbi ile davacının hangi hastanelerde hangi test ve tetkikleri yaptırdığının belirlenmesi ve bu test-tetkikler ile ilgili hasta dosyası, protokol defteri ve sair tıbbi evrakların celbinin gerektiğini öte yandan;

tarama testi-amniyosentez gibi tüm testlerin her hastanede yapılamadığını, sigortalı hekimin çalıştığı hastanede amniyosentez yapılıp yapılamadığının da müzekkere yazılarak sorulmasını talep ettiklerini, hastanenin ve hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için, gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olmasının gerektiği, tıbbi standartın uygulandığı yerde, hekimin müdahalesi tıp biliminin gereklerine de uygun ise hekimin/hastanenin kusur veya sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, tıbbi standart, hekimin tedavi amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan,

hekimin tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade edeceğini, her ne kadar davacı yan tarafından davacı küçüğün down sendromlu doğduğundan söz edilmişse de kimi kromozomal bozukluklarun doğrudan rahim tahliyesi sebebi teşkil etmediği gibi; bazı durumlarda ise iddia edilen fiziksel ve bilişsel arazlara doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, fetal stres vs. hususları neden olabildiğini, bu nedenle, davacı yanın hangi hastanede doğum yaptığı tespit edilerek, doğum raporu ve ilgili hasta dosyasının celbini;

ayrıca davacı küçüğün Adli Tıp Kurumuna sevki ile kromozom analizi yapılmasını, iddia edildiği şekilde davacının down sendromlu olup olmadığının da tespitini talep ettiklerini, ayrıca davacı yan tarafından ileri sürülen maluliyetin kabulü mümkün olmadığını, öte yandan davacı yanın tazminat talepleri dayanaksız ve fahiş olduğunu, davacı yanın iddialarının aksine, olayda malpraktis söz konusu olmadığını, üstelik, maddi ve manevi tazminat hakkının doğabilmesi için, hukuka aykırı eylem, bu eylem sonucu ortaya çıkmış zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir arada bulunmasının gerektiği,

halbuki dava konusu olayda davalı hekimin herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi iddia edilen zarar ve gerçekleştirilen tedavi arasında illiyet bağı da bulunmadığı, üstelik ilgili mevzuat ve tıbbi standarda uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunan teşhis ve tedavi işlemlerinin, “hukuka aykırı eylem” niteliğini de taşımadığını, öncelikle zamanaşımı itirazı gereği davanın reddini talep ettiklerini, HMK md.64 vd. gereği davanın sigortalı hekime ve hastaneye ihbarına, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Dava, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. ---------, ----------- hastanesi, ---------- Hastanesi ile ---------- Hastanesi', ----------- Hastanesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü.

Dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlğına gönderilerek aldıralan raporda özetle.

Kişinin ------------- Hastanesi’ne 06.05.2015 tarihinde başvurusunda 7 hafta 1 gün ile uyumlu gebelik izlendiği, epikrizde ‘gebelik tetkikleri yapılmış ve normal gelmiş’ şeklinde not bulunduğu, 06.07.2015 tarihli muayenesi 17 haftalık gebelikle uyumlu izlendiği, 10.08.2015 tarihinde ilgili hekim tarafından yapılan ilk defa muayenesinde 21 hafta 1 gün ile uyumlu gebelik saptandığı, 4’lü USG hakkında bilgilendirildiği, 18.08.2015 tarihinde obstetrik 4D USG ve renkli doppler USG çekildiği, anlamlı sonografik bulgu saptanmadığı,

sonraki gebelik takiplerinin 12.09.2015, 10.10.2015, 27.10.2015, 21.20.2015 ve 10.12.2015 tarihlerinde ilgili hekim tarafından yapıldığı, 13.12.2015 tarihinde normal vajinal yolla 3230 gr 8/9 apgarlı canlı kız bebek doğurtulduğu, bebeğin Down Sendromu fenotipinde olduğu, muayenesinde; aktivitesi ve tonusu azalmış, emme rellekslesi zayıf, ikterik görünümde ve uykuya meyilli olması, bilrubin değerlerinin 8.7/0.4 mg/dl olarak ölçülmesi nedeniyle yenidoğan beslenme bozukluğu, neonatal hiperbilirubinemi ety, down sendromlu bebek ön tanılarıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırıldığı, genel durumu orta olarak OG ile takip edildiği,

15/12/2015 tarihli takibinde mekonyumlu mide içeriği gelmesi üzerine Hirschprung?, Bağırsak obslruksiyonu?, Duodenal atrezi?, NEC düşünülerek ---------- Üniversitesi ----------- Hastanesi Çocuk Cerrahisi ve Yenidoğan yoğun bakım ünitesi ile telefonda görüşüldüğü, cerrahi açıdan sevki ve enfeksiyon yönünden Vankomisin, imipenem ve metraniduzol ve pentoksifilin tedavisi önerildiği,

Down sendromu, çok küçük PDA, perimembranoz VSD, sekundum ASD, opere perfore barsak ve GİS strüktürü, sol bacak pes equinovarus, sol bacak atel, hipotiroidi tanılarıyla 21/12/2015 tarihinde --------- Üniversitesi ----------Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakımına sevk edildiği, 26/12/2015 tarihinde NEC perforasyonu ön tanısı ile ameliyat edildiği, ameliyatta perferasyon izlenmediği, yapışıklık nedeni ile obstrüksiyon tespit edilip müdahale edildiği, 30.12.2015 tarihli sitogenetik analizde Down Sendromu tanısı konulduğu, takiplerinde ----------- Üniversitesi ---------- Hastanesinde devam edildiği anlaşılmakla, Tıbbi kayıtlara göre.

21 haftalık gebe kişinin 18.08.2015 ----------- Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde ilgili hekim tarafından 4’lü USG hakkında bilgilendirilme yapıldığının anlaşıldığı, ilgili hekimin ifadesinde.

11-14 haftalar arası yapılması gereken 2’li tarama testinin, ense kalınlığının ve burun kemiği ölçümünün sorguladığını, kişiden testlerin normal olduğunun söylediği bilgisinin alındığını belirttiği, ancak dava dosyasında kişiye gebelik takiplerinde ikili, üçlü testlerin önerildiğine veya yapıldığına dair herhangi bir tıbbi kayıt olmadığı, kişinin ifadesinde ise 11-14 haftalar arasında yapılması gereken 2’li tarama testinin yapılıp yapılmadığına dair bilgisi olmadığını belirttiği, kişinin 18.08.2015 tarihinde çekilen obstetrik 4D USG ve renkli doppler USG’lerinde anlamlı sonografik bulgu saptanmadığının anlaşıldığı,

tarama testlerinin ------------ tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testin yapılması durumunda doğacak bebekte Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçlarını göz önüne alarak bir risk oranı belirlendiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tanı koydurucu olan bu ileri gelişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski olduğu,

tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceği, test sonucunun yukarıda söz edilen parametrelere göre kaç gebenin birinde karşılaşabileceğini gösterdiği, doğumdan sonra küçükte Down Sendromu ve kardiyak anomali (ventriküler septal defekt) saptandığı;

doğumsal kardiak anomalilerin rutin obstetrik ultrasonografilerde ve hatta 2. düzey ultrasonografilerde de fetüsün pozisyonuna bağlı olarak saptanamayabileceği, kardiyak anomalinin pediatrik kardiyolog tarafından yapılacak fetal EKO ile tespit edilebileceği, doğumsal kalp hastalıklarının anne karnında dolaşımın anne tarafından sağlanmasından dolayı bulgu vermeyebileceğinin tıbben bilindiği, küçükte doğum sonrası tespit edilen ventriküler septal defekt tanısının anne karnında iken saptanamayabileceği, küçükte izlenen nekrotizan enterokolit tablosunun yenidoğan döneminde belirti veren bir hastalık olduğu,

yapılan obstetrik USG’lerde bağırsaklarda dilatasyonu düşündürecek prenatal bir bulgu saptanmadığı da dikkate alındığında.

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. ...’nun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, bebeğin aktivitesi ve tonusu azalmış, emme refleksinin zayıf, ikterik görünümde ve uykuya meyilli olarak izlenmesi ve bilirubin total ve indirek bilirubin değerlerinin yüksek olarak ölçülmesi üzerine yenidoğan beslenme bozukluğu, neonatal hiperbilirubinemi, down sendromlu bebek ön tanılarıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılmasının,

yatışının 2. gününde beslenme sondasından mekonyumlu mide içeriği gelmesi üzerine nekrotizan enterokolit ön tanısı ile beslenmenin sonlandırılarak tetkiklerinin yapılmasının ve bir üst merkeze danışılmasının, öneriler doğrultusunda nekrotizan enterokolit tanıları, medikal tedavi uygulanmasının ve bir üst merkeze sevk edilmesinin tıbben uygun olduğu, dolayısı ile bebeğin tanı, takip ve tedavisinde yer alan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu mütalaa edilmiştir.

Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede.

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olduğu , hamilelik sürecinde takiplerini yapan Doktorun mesleğinin gerektirdiği tedbir ve özeni göstermediğini, aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve buna bağlı olarak müvekkillerinin, küçüğün down sendromlu olduğunu iddia ettikleri,Mahkememizce Adli Tıp Kurumundan aldırılan bilirkişi raporunda, Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. ...’nun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu,

bebeğin aktivitesi ve tonusu azalmış, emme refleksinin zayıf, ikterik görünümde ve uykuya meyilli olarak izlenmesi ve bilirubin total ve indirek bilirubin değerlerinin yüksek olarak ölçülmesi üzerine yenidoğan beslenme bozukluğu, neonatal hiperbilirubinemi, down sendromlu bebek ön tanılarıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılmasının, yatışının 2. gününde beslenme sondasından mekonyumlu mide içeriği gelmesi üzerine nekrotizan enterokolit ön tanısı ile beslenmenin sonlandırılarak tetkiklerinin yapılmasının ve bir üst merkeze danışılmasının, öneriler doğrultusunda nekrotizan enterokolit tanıları,

medikal tedavi uygulanmasının ve bir üst merkeze sevk edilmesinin tıbben uygun olduğu, dolayısı ile bebeğin tanı, takip ve tedavisinde yer alan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu öte yandan , Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. maddesinde "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17. maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermekte olduğu,

Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10. maddesinde,

Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17. maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğunun düzenlendiği,Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı,

oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmadığı, istemin özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal ettiği, Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemeyeceği, Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağı, -----------sayılı kararı da bu doğrultuda olup davacının bu yöndeki taleplerinin dava konusu yapılamayacağı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 156,51-TL'nin yatıran tarafa iadesine,

3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 36.160,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,

6-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ---------- arabuluculuk dosyasında takdir olunan 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/202

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/236, K. 2025/197, 27 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No: 2025/197
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 29/04/2019
  7. Karar Tarihi: 27/02/2025
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Cevap
  10. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/236
Karar No
2025/197
Tarih
27 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/238 K.2025/293
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/250 K.2025/218
  • İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/257 K.2025/149
  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/261 K.2025/173
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/277 K.2025/232
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/278 K.2025/304

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.