KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2025/69
- Karar No
- 2025/282
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
Karar Metni
2.082 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/69
KARAR NO : 2025/282
DAVA
Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 07/03/2025
KARAR TARİHİ : 06/11/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ---- 2011 yılında kurulduğunu, kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği faaliyet neticesinde sektöründe ------ markasını ve ürünlerini meşhur ve maruf hale getirdiğini; müvekkilinin bu faaliyeti neticesinde birçok başarıya imza atmış olup, son olarak En iyi İlaç Dışı Ürün Ödülünü aldığını; müvekkilinin, TÜRKPATENT nezdinde ---- markasının sahibi olduğunu; müvekkili adına tescilli ----- ürününün, magnezyum içeren takviye edici gıda pazarında lider konumunda olduğunu;
müvekkilinin pazar lideri olan ----- ürünü ile ilgili ürünle aynı serideki diğer ürünlerinin, pazarda, gerek isimleriyle, gerekse ambalajları ile yüksek tanınmışlık düzeyine ulaştığını; ----- markasının Türkiye'nin en bilinir ve en çok satılan takviye edici gıdalarından birisi olduğunu; davalının kötüniyetli olup ----- markasının piyasadaki bilinirliğinden yararlanmak amacıyla ---- markasının orta kısmına ---- ibaresini ekleyerek ---- ibaresini tescil ettirdiğini ve aynı zamanda ---- ibaresi ile takviye edici gıda satışı yaptığını;
davalı tarafından ---- renklerinin hakim olduğu ambalaj değiştirilerek ---- renklerinin hakim olduğu bir ambalaj tasarımına gidildiğini; müvekkiline ait ambalajdaki tüm renklerin, müvekkilince özgün bir biçimde tasarlandığını; ne magnezyum, ne çinko, ne de D vitamininin - renkte olduğunu, ----- renklerinin uyumu müvekkilince oluşturulduğunu; davalını kötüniyetli olduğunu; davalının müvekkili markasından haberdar olduğunu; davalının müvekkili markası ile iltibas oluşturan markayı rahatça kullanabilmek adına ---- şeklinde yazmakla kalmayıp markaların birebir olduğunu gizlemek amacıyla ----- ibaresini ekleyerek kullandığını;
davalının markanın iltibas oluşturduğunun farkında olduğunu, bu sebeple ----- markasını taklit ederek yaptığı ilk başvuru ---- iken sonraki başvurunun ---- numara ile yalnızca ---- şeklinde olduğunu; bu başvuruda ---- ibaresinin bulunmadığını; davalının tescilli markası düz yazı şekilde iken ürünün ambalajında ---- ve ---- ibarelerini birbirinden ayrıştırmış olduğunu, yan yana olmadığını, ----- ibaresini üste yazdığını, ayrıca farklı renklerde kullandığını, birini büyük harflerle diğerine küçük harflerle yer vermiş olduğunu, böylece --- ibaresini müstakil hale getirdiğini;
----- ibaresi ile ----- markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu; ---- ibaresinin ---- kelimesinin kısaltması olduğunu; ---- ibaresine -----eklenmesinin sanki müvekkiline ait ürüne çinko eklenmiş, böylece ürünün yeni bir versiyonu çıkarılmış gibi bir algı oluşmasına neden olacağını; davaya konu markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-ç, 6/1. maddelerinde açıklanan koşulların tamamını karşıladığını belirterek ----- numaralı markaların hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüzün tespitine, müvekkiline ait markayla iltibas oluşturan ------ kullanılmasının önlenmesine,
internet sitesi, broşür, katalog vb. her türlü tanıtım unsuru ve dokümandan çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmadığı takdirde imha edilmesine, takviye edici gıda maddelerinin toplatılmasına, müvekkilinin marka hakkına tecavüz nedeniyle fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik HMK.107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 5.000.TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil şirket----, 2012 yılında kurulduğu tarihten bu yana faaliyetini aralıksız devam ettiren, reçetesiz satılan ürünler konusunda Türkiye'de ve Dünya'da haklı bir ün edinmiş, AR-GE çalışmaları sonucunda ortaya koyduğu ----- isimli ve benzeri markaları büyük satış rakamlarına ulaşan tanınmış bir şirket olduğunu; müvekkili şirketin markalarının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu; dava konusu edilen müvekkiline ait ---- nolu ---" markasının 13.07.2023 tarihinden beri tescilli ----- müvekkili markasından daha sonraki bir tarihte, 30.10.2024 tarihinde tescil edilmiş olduğunu;
davacının özellikle üzerine durduğu "-----" markası dahi araştırıldığında, davacı .’----- önce başka bir kişi adına tescilli olduğunun anlaşıldığını; davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile her iki markanın benzer olduğu kabul edilecekse davacının davalı markasını taklit ettiğini; taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını; karşılaştırılması gereken markaların ----- olduğunu; markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini; müvekkili markasının esaslı unsurunun ----- kelimesi olduğunu; ----- ibaresinin müvekkilinin çok eski tarihlerden bu yana tescilli markası olup ürün üzerinde hakim olan marka olduğunu;
---- kelimeleri açısından ise gerek davacı markasında, gerekse müvekkili markasında yer alan "----" kökü, Magnezyumdan geldiğini, Magnezyum içeren ilaçlar bakımından etken maddeyi tanımlayan, yaygın bir şekilde kullanılan, ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğunu; her iki markada yer alan ---- ekinin, benzerlik sayılamayacağını ve iltibas yaratmayacağını; kelimenin geri kalan kısmı açısından da müvekkili markasının ayrıca "-----" eki içermekte olup davacı markası ile benzerliği bulunmadığını; kaldı ki müvekkili markasında yer alan "------" ekinin "----)" kelimesine atıf olup üründe çinko bulunduğunu anlattığını;
müvekkili ürününün çinko içerdiğinin kutunun üstünde açıkça belirtilmiş olduğunu; müvekkilinin ----- ile başlayan ve piyasadan tanınan birden çok markası bulunduğunu; davacı taraf dilekçesinde sadece ----- kelimelerine odaklanmış olsa da, müvekkil markasının esas unsuru olan ----- ibaresi yokmuş zehabı yaratmaya çalıştığını; taraf ürünlerinin sunum yönüyle de birbirinden farklı olduğunu; davacı taraf ürünü blister şeklinde üretilmiş olup müvekkili ürünleri kapsül şeklinde olduğunu, kutu şeklinin de farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı adına tescilli ------ tescil nolu markanın SMK 69 maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, davalı adına tescilli markasal kullanımları dolayısı ile davacının marka hakkına tecavüzünün oluşup oluşmadığı, tecavüzün varlığı halinde maddi manevi tazminatın gerekip gerekmediği, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.Ticaret sicil kaydı yazı cevabında davacı şirketin 11/02/2011 tarihinde, davalı şirketin ise 21/02/2012 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı---- markasının 05.sınıfta 28/02/2018 tarihinde, ---- tescil numaralı ----- markasının 05.sınıfta 30/10/2024 tarihinde, ---- tescil numaralı ----- markasının 05.sınıfta 06/06/2024 tarihinde davacı adına tescil edildiği, ---- tescil numaralı ------ markasının 05.sınıfta 13/01/2023 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre.
Hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait ----- numaralı markanın 13.01.2023 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 13.07.2023 tarihinde tescil edilmiş olduğu; davacının ise tescilli markalarından ---- numaralı “-----” markasının 27.11.2023 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 30.10.2024 tarihinde tescil edilmiş, ---- numaralı “----” markasının da 29.11.2023 tarihi itibariyle koruma altına alınmış, 06.06.2024 tarihinde tescil edilmiş olduğu; dolayısı ile davacının anılan bu iki markasının davalı markasından sonraki tarihli olup, değerlendirmeye alınmadığı.
Hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait ---- markasında, “----” ibaresinin çatı markası olduğu,“-----” ibaresinde yer alan ’----’’ ibaresinin magnezyumu, ‘’-----’’ ibaresinin çinkoyu ifade ettiği, magnezyum-çinko kombinasyonunun yanında yararını artırmak amacıyla formülasyonunda başka bileşenlerin de bulunduğunu belirtmek amacıyla “-----” ibaresinin yer aldığı; bu bakımdan davalı markasında çatı markanın yanında yer alan “-----” ibaresinin ayırt ediciliği düşük ibare olduğu, işaretlerin karşılaştırmasında davalının çatı markası “-----” ibaresinin nazara alınması gerektiği.
Taraf işaretleri aynı mallarda kullanılmakla birlikte, davacıya ait--- markası ile davalı markası ----- karşılaştırıldığında, davalı markasında “-----” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması karşısında davalının çatı markası “-----” ile davacı markası arasında benzerlik olmadığı; bununla birlikte davacıya ait “---” markasındaki “----” ve “-----” kelimelerinin daha çok magnezyum ifadesi ortaya çıkarması bakımından davaya konu magnezyum takviyesi ürünleri bakımından ayırt ediciliğinin düşük, dolayısı ile koruma kapsamının düşük olduğu.
Bu bakımdan davacıya ait ----- markası ile davalı markası ----- arasında karıştırma veya ilişkilendirme ihtimali yaşanmayacağı; nitekim taraf markalarının kullanıldığı ürünler gıda/besin takviyesi ürünleri olup, söz konusu ürünler insan sağlığı ile ilgili olmasından ötürü ortalama seviyedeki tüketicinin makul ölçüde ve alelade günlük tüketim mallarına nazaran daha fazla dikkat ve özen göstereceği de dikkate alındığında taraf markalarında iltibas riskinin olmadığı.
Davacının kötü niyet iddialarını iltibas olgusuna dayandırdığı; ancak salt bu durumun SMK m.6/9 anlamında kötü niyet sonucuna varmak için yeterli olmayacağı; bununla birlikte davacı taraf markasının tanınmış marka olduğunu, davalının bu tanınmışlıktan kötü niyetli faydalanmaya çalıştığını belirtmiş ise de, dosya kapsamında davacı markasının tanınmış marka olduğunu ispatlar bir belgeye rastlanmadığı.
Tecavüz iddiaları bakımından, davacının davalı tescilinden önceki tescilli markası “----” markası olup, tecavüz iddialarına dayanak yaptığı ürününün şeklinde olduğu; davalı ürününün şeklinde olduğu; davalı ürünlerinde “------” ibaresinin ön planda ve markasal unsur olarak kullanılmış olduğu,
“-----” ibaresinde yer alan “-----” ibaresinin magnezyumu, “-----” ibaresinin çinkoyu ifade ettiği, magnezyum-çinko kombinasyonunun yanında yararını artırmak amacıyla formülasyonunda başka bileşenlerin de bulunduğunu belirtmek amacıyla “-----” ibaresinin yer aldığı görülmekte olup, söz konusu ibarenin ürünün bileşenlerini belirtmek için ayırt ediciliği düşük bir ibare olarak kullanıldığı;
bu bakımdan, söz konusu ürünler sağlık ile ilgili takviye edici ürünler olup ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin ürünü satın alırken göstereceği dikkat ve özenin alelade günlük tüketim mallarına nazaran daha yüksek olacağı da dikkate alındığında, davalı kullanımı sonucunda davacı markası ile ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğmayacağına yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
6769 sayılı SMK'nın 6/1, 29. 25/1 mad.
GEREKÇE
Dava, davalı adına tescilli davalı adına tescilli-----tescil numaralı markaların kötü niyetli tescil edildiğinden bahisle SMK'nın SMK 6/6 ve 25/1 Maddesi gereği markanın hükümsüzlüğü ile davalı tarafın markasal kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğundan bahisle maddi tazminat davasıdır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak Nitelen dirilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.
SMK'nın 6/1.
Maddesinde " (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmü düzenlenmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup,
SMK'nun 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir.Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda.
TMK kayıtları incelendiğinde, ---- tescil numaralı ----- markasının 05.sınıfta 28/02/2018 tarihinde, ---- tescil numaralı ------ markasının 05.sınıfta 30/10/2024 tarihinde, ---- tescil numaralı ---- markasının 05.sınıfta 06/06/2024 tarihinde davacı adına tescil edildiği, ---- tescil numaralı ------ markasının 05.sınıfta 13/01/2023 tarihinde davalı adına tescil olduğu sabittir.Bu tespit sonrasında davacı markaları ile davalı markaları karşılaştırıldığında; ticaret sicil kaydı yazı cevabında davacı şirketin 11/02/2011 tarihinde, davalı şirketin ise 21/02/2012 tarihinde tescilli olduğu,
taraf işaretleri aynı mallarda kullanılmakla birlikte, davacıya ait ----- markası ile davalı markası ----- karşılaştırıldığında, davalı markasında “-----” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması karşısında davalının çatı markası “-----” ile davacı markası arasında benzerlik olmadığı; bununla birlikte davacıya ait -----” markasındaki “----” ve “-----” kelimelerinin daha çok magnezyum ifadesi ortaya çıkarması bakımından davaya konu magnezyum takviyesi ürünleri bakımından ayırt ediciliğinin düşük, dolayısı ile koruma kapsamının düşük olduğu;
bu bakımdan davacıya ait ---- markası ile davalı markası ----- arasında karıştırma veya ilişkilendirme ihtimali yaşanmayacağı; nitekim taraf markalarının kullanıldığı ürünler gıda/besin takviyesi ürünleri olup, söz konusu ürünler insan sağlığı ile ilgili olmasından ötürü ortalama seviyedeki tüketicinin makul ölçüde ve alelade günlük tüketim mallarına nazaran daha fazla dikkat ve özen göstereceği de dikkate alındığında taraf markalarında iltibas riskinin olmadığı, bu haliyle SMK'nın 6/1.
Maddesi gereği hükümsülük şartlarının oluşmayacağı, yine davacının kötü niyet iddialarını iltibas olgusuna dayandırdığı; ancak salt bu durumun SMK m.6/9 anlamında kötü niyet sonucuna varmak için yeterli olmayacağı; bununla birlikte davacı taraf markasının tanınmış marka olduğunu, davalının bu tanınmışlıktan kötü niyetli faydalanmaya çalıştığını belirtmiş ise de, dosya kapsamında davacı markasının tanınmış marka olduğunu ispatlar bir belgeye rastlanmadığı dikkate alındığında SMk'nın 6/9.
Maddesi gereği de hükümsüzlük şartlarının oluşmayacağı kabul edilmiş ve hükümsüzlük talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın marka hakkına tecavüz talebi de değerlendirilmiş, avalı kullanımlarının kendisi adına tescilli ---- tescil numaralı -----markasının tescil edildiği haliyle ve tescil edildiği sınıfta davalı tarafça kullanıldığı, kullanımlarda ----- ibaresinin ön planda tutulduğu, kullanımların davacının markası ile karışıklığa yol açmayacağı ve davalı kullanımlarının SMK'nın 7/5-a hükmü gereği davacı tarafın kullanımının marka hakkına tecavüz dolayısıyla yasaklanmasının mümkün olmadığı kanaati ile davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/69, K. 2025/282, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama