KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/478
- Karar No
- 2024/575
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
Karar Metni
1.951 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/478
KARAR NO : 2024/575
DAVA
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/08/2021
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA
Davacı vekili 03/08/2021 harç tarihli dava dilekçesinde özetle. Davacı vekili Sn.
Av. ... tarafından hazırlanan 03.08.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait işyerinde 17.12.2019 ila 25.12.2020 tarihleri arasında müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, taraflar arasında yazılı olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi yapıldığını, müşteri temsilcisinin bir işletmede müşteriler hakkında en geniş bilgeye sahip meslek grubu olduğunu, işletmelerin güvenliği ve korunması açısından müşteri temsilciliğinin rekabet ve sadakat konusunda son derece hassas yaklaşılması gereken bir meslek olduğunu,
taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde müşteri temsilcisi olan davacının iş akdinin sona ermesinden sonra belirli bir süre boyunca ve belirli bir bölge ile sınırlı olarak davacı işveren ile rekabet etmeyeceğine dair hükümlerin yer aldığını (m. 16.3, m. 16.4), sözleşmede ayrıca müşteri bilgilerini de kapsayan ticari sırlara ilişkin hüküm bulunduğunu (m.
1.8.), davalının müvekkil nezdindeki işinden ayrıldığını ve hemen akabinde ----- ili sınırları içerisinde yer alan rakip firmada çalışmaya başladığını, davalının müşterileri rakip firmaya yönlendirmek suretiyle davacı müvekkilinin zararına sebep olduğunu, sözleşme kapsamında rekabet ile bağlantılı m. 17.1 uyarınca sözleşmeye aykırılık halinde en az 5 net maaş kadar cezai şart ödemesinin öngörüldüğünü ve taahhüt edildiğini, davalı ile beraber üç işçinin daha rakip firmada çalışmaya başladığı, taraflar arasında ayrıca personel gizlilik sözleşmesinin imzalandığını belirtmektedir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davalı vekili Sn.
Av. ... tarafından hazırlanan 22.08.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ----, davacı şirket yanında "müşteri temsilcisi" sıfatıyla 9 Eylül 2019-25 Aralık 2021 tarihleri arasında çalıştığı, yoğun mobbing ve fazla mesai yapmak zorunda bırakılması sebebiyle iş akdine haklı nedenle son verdiği, ancak işçilik alacaklarını alamayacağı endişesiyle istifa metnine ve diğer bir takım evraklara imza attırılarak işten çıkarıldığı,
müvekkilinin davacı yanında sağlık sorunları yaşamaya başladığı ve kontrollerine dahi düzenli olarak gidemediğini, işten ayrıldıktan birkaç gün sonra 28 Aralık 2021'de ----- yerleştiği ve orada ikamet ettiğini, ancak daha iyi sağlık koşullarında tedavi olmak ve maddi sıkıntı yaşamamak adına Mart 2021'de tekrar ---- dönüş yapmak zorunda kaldığını ve ----- işe başladığını, iddia edildiği gibi organize ve kasıtlı bir şirket değişikliği söz konusu olmadığını, davaya konu vakıalar bu şekilde olup davacının gerçek dışı olan haksız rekabet iddiasına bağlı olarak tazminat ve cezai şart talepleri dayanaksız olduğunu,
dava kötü niyetli olarak açılmış olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olmadığını, davacının taleplerini belirsiz alacak olarak ileri süremeyeceğini, 24.12.2019 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesine ve aynı tarihli Gizlilik Sözleşmesine dayanak gösterilen sözleşmeye aykırılık müeyyidesinin cezai bedel net bir şekilde belirlenmediğini, müvekkilinin davacı yanında çalıştığı süre zarfında söz konusu maddeye aykırı bir davranışta bulunmadığını,
aynı şekilde de hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra sır saklama yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecek herhangi bir davranışta ve eylemde de bulunmadığını, Anayasa, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizildiğini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48. ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alındığını, rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin çalışma hakkının elinden alınamayacağı ve ekonomik geleceğinin tehlikeye sokulamayacağı,
Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin 12.16. maddesinde 5 yıl süreyle hiçbir GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ firmasında çalışamayacağı maddesinin kararlaştırıldığı, bu şekildeki bir sınırlama rekabet yasağının mantığından uzak ve işçinin en temel hakkı olan çalışma hürriyetine aykırı olduğu, bu itibarla ilgili hüküm başta Anayasa olmak üzere TBK 445. maddeye açıkça aykırı olan bu madde ve buna bağlanacak sonuçlar yok hükmünde olduğu,
yapılacak sınırlamada yer, zaman ve işlerin türü yönünden mutlaka bir belirleme yapılması gerektiği, ancak sözleşmeye bakıldığında görüleceği üzere yalnızca süre belirtilmekle yetinildiği bu itibarla sözleşmenin 14.1 maddesinde TBK 445. maddesinin birinci fıkrasındaki yer ve işin türü şartların eksik olması hasebiyle ilgili hüküm geçersiz kabul edilmesi gerektiği, aynı maddenin ikinci fıkrasında geçen "işverenin üstlendiği karşı edim" yükümlülüğü de sözleşmede kararlaştırılmadığı,
oysa ki işveren tarafından fesih akdi yapılmış bir işçiden rekabet etmemesi amacıyla çalışmaması talep ediliyorsa bu süre zarfında rekabet etmemekle yükümlü kişinin geçimini sağlayabilmesi için rekabet etmemesini isteyenin yükümlü tutulması gerektiği, davacı tarafla gerek iş sözleşmesi gerekse gizlilik sözleşmesinin müzakere edilmeksizin kabul edildiği ve genel işlem koşulları hükümleri gereği yazılmamış sayılması gerektiği, davacının uğradığı zararı delilleri ile birlikte hukuken somut olarak ortaya koyması gerektiğini, özellikle " müvekkilin,
davacı tarafın müşterilerini halihazırda çalıştığı firmaya yönlendirdiği" iddiası oldukça talihsiz olduğunu, buna ilişkin bir somut delil varsa sayın mahkemeden celbinin talep edildiğini, 24.12.2019 tarihli Gizlilik Sözleşmesinin rekabet yasağı hükümleri çerçevesinde düzenlenen bir sözleşme olmadığını, İş sözleşmesine bağlı ve davacının müşterilerine karşı sorumlu olduğu gizlilik çerçevesinde şirket içi işleyişe dair müvekkile imzalatılan bir sözleşme olduğunu, haksız rekabet çerçevesinde düzenlenen gizliliğin Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin 14. maddesinde düzenlendiğini,
24.12.2019 tarihli Gizlilik Sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve cezai şart taleplerinin "haksız rekabet" ilişkisi içinde değerlendirilemeyeceğini ve sayın mahkemenizin görev alanına girmediğini belirtmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şartın ve cezai şartı aşan zararın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.Davalı, davacı şirkette 17/12/2019 tarihinde müşteri temsilcisi pozisyonunda çalışmaya başlamış ve taraflar arasında 24/12/2019 tarihinde iş sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 1.8., 1.16 maddesi ve sözleşme eklerinde rekabet yasağı düzenlenmiştir. Davalı 25/11/2020 tarihli dilekçesi ile istifa etmiş ve 25/12/2020 tarihinde işten ayrılmıştır.
Davalının SGK Kayıtları, davacı şirket kayıtları, davalının hizmet döküm cetveli celp edilmiş, davalının 25/12/2020 günü davacı şirketten ayrılış bildirgesinin verildiği ve işten ayrılış nedeni olarak ---- kodunun girildiği, davalının istifa ettiği anlaşılmıştır.Davalı taraf, davalının her ne kadar istifa ederek işten ayrıldığının bildirildiğini beyan etmiş ise de esasen davalının davacıdan kaynaklanan sebeplerle istifa etmek zorunda bırakıldığını,
kendi özgür iradesi ile istifa etmediğini beyan etmiştir.Her ne kadar davalı tarafça davacı işverenin olumsuz davranışları ve baskı görmesi nedeni ile istifa etmek zorunda kaldığı beyan edilmiş ise de davalı tarafça açılan herhangi bir iş davası bulunmadığı gibi bahse konusu hususun HMK 200 m uyarınca senetle ispat yasağı kapsamında kaldığı dikkate alınarak istifanın rızaen olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı taraf, işçinin sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın ve cezai şartı aşan zararın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise,
rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.6098 sayılı TBK 447/2 hükmünde de belirtildiği gibi; işverene yüklenebilen nedenlerle iş akdinin son bulması halinde rekabet yasağı hükümleri son bulacaktır.Taraflar arasındaki İş Sözleşmesinin Rekabet Yasağı kenar başlıklı 1.16. maddesine göre, “Personel/işçi…. , ,----- bölgelerinde bulunan rakip firmalarda 2 yıl süre ile çalışmamayı….beyan ve taahhüt etmiştir.
Bu maddeye aykırı hareket eden ….persone en az 5 net maaş kadar ceza ödemeyi kabul eder. Şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 2 yıl rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer ' ----- bölgeleri'' olarak belirlenmiştir.
TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez.
Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir(Yargıtay ------Hukuk Dairesi'nin 16.06.2016 Tarih ve -----Sayılı Kararı).
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde yerini bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan davaya konu sözleşme, kanun ile düzenlenmiş bir sözleşme olup içeriğinin sınırlandırılması da yine kanun hükmü ile sağlanmış, 6098 sayılı Kanun’un 445. Maddesinde bu yolda hükümlere yer verilmiştir.
Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı anılan Kanuni düzenlemeye uygun olup geçerlidir. Ancak sözleşmede belirtilen yerin kapsamı oldukça geniştir. Sözleşmede belirlendiği şekilde yer konusunda bir rekabet yasağı kabul edilecek olursa Anayasanın çalışma hürriyetini düzenleyen 48.maddesi ihlal edilmiş olacak, davalının çalışma hürriyeti yüksek oranda engellenmiş olacaktır.
Bu nedenle sözleşmenin yer konusunda kapsamının geniş olduğu mahkememizce kabul edilerek TBK 445/2.maddesi uyarınca sınırlandırılarak yalnızca davacı şirket merkezinin yer aldığı İstanbul sınırları içerisinde geçerli olabileceği kabul edilmiştir.SGK kayıtlarına göre davalı 08/03/2021 tarihinden itibaren dava dışı ----- çalışmaya başlamıştır.
Ticaret sicil kayıtlarına göre de davacı firma da, davalının çalışmaya başladığı dava dışı şirket de müşavirlik hizmeti alanında faaliyet göstermektedir. Davalı her iki şirketin ----- ve çevresindeki faaliyet alanında çalışmıştır.21.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda davalının pozisyonu itibariyle davacı şirketin müşterilerine ulaşmasının bu durumda sektörel olarak ayrılmış kendi sorumluluğunda olan müşterilere ulaşmasının mümkün olduğu,
davalının davacı şirketin müşteri portföyü, bilgi birikimi ve ticari bilgileri yeni çalışmaya başladığı rakip firmada kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığı davalının takip etmiş olduğu firmalar ile arasında yapmış olduğu görüşmeler mailleşmesinden kaynaklı firmalar ile bağ kurabileceği aynı sektörde hizmet veren rakip firmaya davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimali bulunabileceği şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.Davalı taraf,
rekabet yasağı sözleşmesiyle hizmet sözleşmesinden sonra 2 yıl süre ile işverenin iş alanına giren başka bir rakip işletmede çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen, davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmada, iş akdinin sona erdiği 25.12.2020 tarihinden itibaren 3 ay geçmeden 08.03.2021 tarihinde çalışmaya başlayarak rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğine göre TBK'nın 446. maddesi uyarınca rekabet yasağının bağlandığı cezai şarttan sorumludur. .
Sözleşmenin 1.17 maddesinde ''....personel en az 5 net maaş kadar ceza ödemeyi" kararlaştırılmış olduğu, dosya kapsamından davalının son aylık net maaşının 2.324,70 TL olduğu görülmüştür.TBK'nın 182/3. maddesine göre, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.Davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı ile sözleşmede işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan %60 oranında bir indirim yapılması uygun,
makul ve gereklidir. Buna göre sonuç olarak davacının, davalının rekabet etmeme yasağı nedeniyle 4.649,40-TL cezai şart alacağı bulunmakta olup taleple bağlı kalınarak davanın 1.000,00 TL cezai şart alacağı üzerinden dava tarihi olan 03.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davalıya ödenmesine dair davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
Sözleşmede yer alan ceza koşulunun zararla ilişkisini düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 180/2. maddesine göre: alacaklının uğradığı zarar, kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez. Davacı tarafın cezai şartı aşan bir zararın varlığını ispatlayamadığı dikkate alınarak bu talep yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi 03.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair talebin reddine,
2-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
3- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 390,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.390,25 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 1.695,12 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7- Kabul red oranına göre belirlenen 660,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 660,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair;6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/478, K. 2024/575, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama