KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/270
- Karar No
- 2025/199
- Karar tarihi
- 5 Mart 2025
Karar Metni
1.263 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/270
KARAR NO : 2025/199
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 12/04/2023
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve diğer davalı ---- % 50 hissedar ortak oldukları davalı ----... şirketin bulunduğu, %50 pay sahibi ---- 24.08.2012 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarının da mirası red ettiğini, müdürler kurulu ve genel kurulun bir türlü toplanamadığını, şirketi feshetmek istediklerini ama bir türlü gerçekleştiremediklerini, şirketin 2013 ten beri atıl vaziyette olduğunu belirtmiş şirketin feshine ve yargılama giderinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirketin elektrik tebligat adresine 23/04/2023 tarihinde dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş davalı yanca yasal süre içerisinde davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı şirkete iş bu davada şirektin temsili hususunda şirkete kayyım atanmış olup kayyımın davaya cevapları aşağıda özetlenecektir.
CEVAPDavalı şirket kayyımı cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada şirketin %50 paylı tek ortağı Müteveffa---- vefat etmesi, mirasçılarının reddi miras yapmaları ve şirketin uzun yıllardır ortaklarını toplayamadığı, şirketin devamının mümkün olmadığından ve nihai olarak haklı nedenlerin varlığından dolayı ----- feshi talep edildiğini, davaya konu şirketin feshedilmesinin gerekli olup olmadığı ve şirketin feshinde hukuki bir yarar bulunup bulunmadığının tespit edilmesi hususunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini, bilirkişi raporu geldikten sonra esasa yönelik olarak taraflarınca bilahare beyanda bulunacaklarını beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacının dava dilekçesinde belirttiği nedenlerden ötürü davalı şirketin 6102 sayılı TTK'nın 636. maddesi uyarınca feshine karar verilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Dava dilekçesinde davada pasif husumeti olmayan ölmüş kişiye dava ve husumet yönelttiğinden davalı ---- yönünden dava tefrik edilmiş ve davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.Davalı şirketin fiilen organsız olması nedeni ile müdürlük yetkisinin sona ermesi nedeni ile şirkete temsil kayyımı atanarak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin vergi ve sgk kayıtları ile ticaret sicil kayıtları celp edilerek incelenmiştir. Davacı yana davalı şirketin defterlerini sunması hususunda süre verilmiş davacı yanca bu hususta ölen şirket ortağı mirasçıları keza şirketin son mali müşaviri ile karşılıklı ihtarlar keşide edilmiş ise de netice alınamamış şirketin ticari defterlerine ulaşılamadan mevcut delillerle sonuca gidilmiştir. Uyap sisteminden yapılan sorgulama neticesinde davalı şirket adına kayıtlı menkul gayrımenkul mal varlığı olmadığı görülmüştür.
Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdii edilmiştir. Bilirkişinin 14/05/2024 tarihli raporunda özetle; "....davalı şirketin kayıtlı olan adresine gidilmiş olup
şirketin adresinde bulunmadığı ,adresinde başka bir şirketin faaliyet gösterdiği, şirketin sigortalı
çalışanı olmadığı ve şirketin mali tabloları incelendiğinde ticari faaliyetine ilişkin kayıt olmadığı
görülmüş olduğundan şirketin feshine karar verilebileceği yönünde kanaatim oluşmuştur..." şeklinde rapor sunduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının şirkette %50 hissedar olduğu, diğer hissedarın ölen ortak olduğu ve mirasçılarınca reddi miras yapıldığı, şirketin en son 17.07.2012 tarihinde genel kurul icra ettiği, en son 2012 yılında kar elde ettiği, 2013 yılında 4.900,06 TL zarar, 2014 yılında 4.404,65 TL , 2015 yılında 4.445,00 TL ,2016 yılında 4.121,19 TL, 2017 Yılında 4.452,00 TL, 2018 yılında 3.750,00 TL, 2019 yılında 3.750,00 TL 2020 yılında 3.576,40 TL 2021 yılında da 2.500,02 TL zarar ettiği, şirketin 2013 yılından sonra hiçbir ticari faaliyeti olmadığı, satış faturası kesmediği,
bilirkişi tarafından şirket adresine de gidildiği ancak adresinde bulunamadığı, SGK kayıtlarında kayıtlı çalışanı da olmadığı , vergi kaydının da terkin edildiği uzun yıllardır bir ticari faaliyeti olmadığı, uzun yıllardır genel kurul icra etmediği, ortaklar arasındaki bağın koptuğu, diğer ortağın vefat ettiği ve mirasçılarının da reddi miras yaptıkları, uzun yıllardır da zarar beyan ettiği görülmektedir. TTK'nın 636.
Maddesinde haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği düzenlenmiş olup haklı nedenlerin ispatı halinde feshe alternatif çözüm kapsamında mahkemeye farklı kararlar verme imkanı da tanınmıştır. Haklı sebep, ortaklık işlerinden doğmuş olabileceği gibi, ortaklık ilişkisi dışında kişisel ilişkiden de doğmuş olabilir.
Önemli olan husus; böyle bir olayın ortaya çıkması durumunda ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez bir hal almasıdır. Şirketten çıkacak ortağın haklı sebebin meydana gelmesinde kusurlu olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Davacı pay sahiplerinden şirketin devamı objektif olarak beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir.
Ayrıca haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan diğer menfaat sahiplerinin (şirket, diğer pay sahipleri, çalışanlar) haklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin haleldar edilmemesi kaydı ile ve son çare (ultima ratio) olarak kabul edilebilir. Doktrinde anonim ortaklığın feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak:
- Şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle, mali sıkıntı içinde bulunması,
- Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması,
- Mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması,
- Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması. Bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır.
Yargıtay şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu görüşündedir.Konuya ilişkin karar örnekleri şu şekildedir:
"...Şirketin uzun yıllar ciddi bir faaliyeti olmamışsa, fesih için yasal haklı nedenler oluşmuştur...” Yargıtay ----
“...şirketin faaliyete geçemeyip atıl durumda kaldığı, şirket giderlerini ortaklardan aldığı borçlarla kapatmaya çalıştığı, bu borçlara ilişkin icra takiplerine uğradığı ...o halde...feshi için kanuni haklı nedenlerin oluştuğu kabul edilmelidir...” Yargıtay --- HD. -----
Somut olay bazında değerlendirme yapıldığında davalı şirketin çok uzun yıllardır hiçbir ticari faaliyetinin olmadığı görülmektedir. Nitekim gelen vergi dairesi kayıtları ve ticaret sicil kayıtları da bunu doğrulamaktadır. SGK kayıtlarından da hiçbir çalışanı olmadığı, adresinde de faaliyet göstermediği görülmektedir. Sadece resmi kayıtlar nezdinde evrak üzerinde bir şirketin varlığı söz konusudur.Vergi kaydı da terkin edilmiştir.
Esas olan şirketin yaşatılması olmakla bilindiği üzere şirketler kar elde etmek amacı ile kurulur. Uzun yıllar boyunca bu amacın gerçekleşmemesi hali mutlak bir fesih halidir. Ortaklar arasındaki bağ kopmuş olup şirketin aynı zamanda organsız olduğu, genel kurul toplantılarının icra edilmediği, kar elde edilmediği için kar payı da dağıtılmadığı, uzun yıllardır sürekli zarar ettiği görülmektedir.
Tüm dosya kapsamı denetime el verişli bilirkişi raporu bir bütün olarak yukarıdaki gerekçeler nedeni ile davalı şirketin feshine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, haklı nedenin bulunduğu sonucuna varılmış ortada yaşayan bir şirket olmadığından feshe alternatif çözümlere başvurulmamış, fesih kararının en uygun çözüm olduğu sonucuna varımış şirketin ortağı olan davacı tasfiye memuru olarak atanmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/270, K. 2025/199, 5 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama