KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/119
- Karar No
- 2024/396
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
Karar Metni
1.825 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/119
KARAR NO : 2024/396
DAVA
İtirazın iptali
DAVA TARİHİ : 19/02/2024
KARAR TARİHİ : 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı vekili dilekçesinde özetle taraflar arasında harici gayrımenkul alım satımı hususunda anlaşıldığını, davacının 27.07.2023 tarihinde davalılara 752.270 usd ödeme yaptığını, satım bedelinin 4.000.000 usd olduğunu, protokolün 5. Maddesi gereği 09.01.2024 tarihine kadar davacıdan kaynaklanmayan bir sebeple satışın gerçekleşmemesi halinde satıcının aldığı bedeli aynen iade edeceği, şirket yetkilisi olan diğer davalının da bu hususta garantör olarak protokolü imzaladığını, satım sözleşmesinin harici düzenlenmesi nedeni ile geçersiz olduğunu, davalıların parayı iade etmediklerini,
borçlu ---- Şirketi'nin ve garanti eden sıfatıyla müvekkiline borçlu olan ... ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibinde borcun tamamına, faize, para birimine, faiz oranına ve ferilere yönelen haksız ve yersiz itirazlarının ayrı ayrı iptalini, takibin devamını, takip konusu alacağın ( her borçlu için ayrı ayrı olmak üzere ) % 20 si oranında tazminatın davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, her iki davalıdan ayrı ayrı vekalet ücretinin tahsilini, yargılama giderlerinin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... ---- cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketin maliki olduğu ---- İli --- İlçesi ----Ada ---- No'lu parselde yer alan taşınmaza ilişkin olarak -----isimli şahsın aracılığı ile beraber görüşüldüğü ve bahse konu taşınmazın satışı hususunda mutabık kalındığı, bu mutabakat çerçevesinde ilk ödemenin (peşinat) davacı tarafından 27.07.2023 tarihinde 20.300.000,00 TL olarak müvekkili şirket'in banka hesabına EFT yoluyla gönderildiği,
ilk ödeme tutarının müvekkili şirket hesabına geçmesine binaen müvekkil şirketin ivedilikle taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin yazılı olarak oluşturulması vb. hususlarda davacı taraf ile görüşme sağlasa da davacı taraf ve aracının daha önce sözlü olarak kabul ve taahhüt ettiği hususları reddetmesi,
bir Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinde mevcut olamayacak afaki istekler bulunması ve bakiye ödeme tarihinin belirlenmesi ile alakalı problemler nedeniyle birçok görüşme yapılmasına rağmen bir türlü yazılı bir mutabakat üzerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu yaşananlardan sonra yine tüm bu problemleri çözmek amacıyla 22.11.2023 tarihinde tarafların davacı vekilinin de bulunduğu bir ortamda bir araya geldikleri, 22.11.2023 tarihinde davacı tarafın,
kendilerinin hazırlamış olduğu Taşınmaz Alım Satım Protokolü'nün imzalanması hususunda müvekkil şirket adına hareket eden ...'a baskı yapmaya başladıkları ve baskılar neticesinde Taşınmaz Alım Satım Protokolü taraflar arasında imzalandığını, her ne kadar sözleşme şartları cebir ile müvekkili şirket adına ... ve yine garanti eden sıfatıyla (kabul anlamına gelmemek üzere) ... adına imzalatılsa da müvekkili şirketin sorumlu bir anlayışla hareket ederek başlanılan ticaretin tarafların memnuniyetiyle sonlanması hususunda azami tüm ilgiyi gösterdiği ve kendisinden beklenebilecek tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye çalıştığı,
müvekkili şirketin her türlü iyi niyet ve gayretine rağmen tapu devri bir türlü gerçekleşemediği, davacı tarafın ısrarla ve kötü niyetli bir şekilde 27.07.2023 tarihinde TL cinsinden gerçekleştirmiş olduğu 20.300.000,00 TL'lik ödemenin o tarihteki dolar karşılığını faiziyle birlikte talep ettiği, müvekkili şirketin bu talebini reddederek esas anlaşma konusunun taşınmaz satışı olduğunu ve taşınmaz satışı yönünden bir peşinat aldığını belirttiği akabinde davacı tarafa bu yönde bir ihtarname göndererek hukuki ve makul olarak üç adet çözüm önerisi sunulduğunu,
müvekkili şirket tamamen çözüm odaklı hareket etmiş ve iyi niyetli olduğu ve fakat davacı tarafın hiçbir şekilde çözüm önerilerine yanaşmadığı, davacı tarafın 27.07.2023 tarihinde TL cinsinden yapmış olduğu 20.300.000,00 TL'lik ödemeyi haksız ve hukuka aykırı olarak 27.07.2023 tarihinde 1 Amerikan Dolarının karşılığının 26,98 TL olduğundan bahisle 752.270 USD olarak güncelleyerek icra takibinin başlatıldığı gün olan dolar kuru ile çarpıp (1 ABD doları 30,12 x 752,270,00 USD = 22.658.372,40 TL ) talep ettiği ve faiz olarak ise borcun USD cinsinden olduğundan bahisle Yıllık Bankalarca 1 Yıla kadar Vadeli Mevduatlara Fiile Uygulanan Azami Faiz
üzerinden faiz talep ettiğini, müvekkili şirketin icra takibine itirazına istinaden davacı tarafın 19.02.2024 tarihinde mahkemeniz nezdinde itirazın iptali davası açtığı ve 20.02.2024 tarihinde ise ----- İcra Mahkemesi nezdinde itirazın kaldırılması cihetine başvurulduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması hasebiyle görevsizlik kararı verilmesini, davanın esastan reddini, takibe konu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya ilişkin olarak bir diğer davalı müvekkili şirket olan ----- . açısından 20.03.2024 tarihli cevap dilekçelerinde yer alan cevapları aynen tekrar etmek ile birlikte davanın ayrılmaz bir parçası olan bir diğer davalı müvekkili ... açısından eklenilmesi gereken bir diğer hususun ... 22.11.2023 tarihli Alım Satım Protokolü'nde garanti eden değil kefil statüsünde olduğunu, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir parasal sorumluluğunun da bulunmadığını, davanın esastan reddini, takibe konu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Taşınmaz Alım Satımından Kaynaklanan Alacak istemine ilişkindir.
Yargıtay ----. HD. ----Sayılı ilamında "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur.
Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (-----).Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,
ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." belirtmiştir. ( ----- Sayılı ilamı )Dava türünün mutlak ticari dava olmadığı açık olup davanın nispi ticari dava olup olmadığı üzerinde durulacaktır.
Yukarıda ifade edildiği üzere bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Davacının tacir olup olmadığı hususu mahkememizce araştırılmış ----- ticaret sicil müdürlüğüne ve vergi dairelerine yazılan müzekkere cevaplarından davacının tacir kaydı olmadığı görülmüştür.
Ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında davacının ortağı ve yetkilisi olduğu ----- şirket olduğu görülmüştür. Davacının şirket ortağı veya yetkilisi olması ona tacir sıfatı vermeyecektir. Ayrıca zaten söz konusu sözleşme de davacı asil ile davalı şirket ve garanti eden sıfatı ile diğer davalı arasında kurulmuştur. Davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin sözleşmenin tarafı da olmadığı zaten görülmektedir.
Nitekim davacının da böyle bir iddiası bulunmamakta olup dava da zaten davacı asil tarafından açılmıştır. Davacının tacir olmadığı açıktır. Görev kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir.
Yukarıda da belirtildiği üzere yeni Türk Ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş davacı gerçek kişi tacir sıfatına haiz olmadığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/119, K. 2024/396, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama