KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/697
- Karar No
- 2025/314
- Karar tarihi
- 28 Mart 2025
Karar Metni
4.619 kelime·23 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/697 Esas
KARAR NO:2025/314
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 25/11/2020
KARAR TARİHİ:28/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalının 19.06.2017 tarihinden 13.02.2018 tarihine kadar davacı şirkette krom üretim sorumlusu olarak şirketin üzerinde fikri mülkiyet sahibi bulunduğu şirket üretim sırlarına vakıf olacak şekilde çalıştığını.
13.02.2018 tarihinde ise davacı tarafından terfi edilmek suretiyle ------ krom kaplama uzmanı görevine getirildiğini, davalının istifası neticesinde davacı şirketteki görevinden --- tarihinde ayrıldığını, 2. Davalının ------ nezdinde vermiş olduğu ------ yevmiye numaralı taahhütname ile davacı şirkette ilişkin vakıf olduğu tüm iş sırlarını işten ayrılsa dahi gizlilik içerisinde saklayacağını ve davacı şirket ile aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren veya gösterecek olan hiçbir şahıs, şirket veya firma ile temas etmeyeceğini buralarda kurucu ya da hissedar olmayacağını beyan ederek,
aksi takdirde davacıya karşı tüm hukuki ve cezai sorumluğu üstlendiğini ve davacıyı zararını tazmin edeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, Davalının, daha önce davacının tedarikçisi olan ve sonrasında davacı ile aynı alanda iştigal etmeye başlayan ------şirketinde çalışmaya başladığını, üstelik söz konusu şirket sadece davalıyı değil davacının üretim ve kalite bölümlerinde çalışmakta iken ayrılan ve personelleri kendi bünyesinde istihdam etmek suretiyle davacı ile haksız rekabet oluşturacak şekilde içerisinde plastik krom kaplama birimi kurduğunu,
---- davacının --- yılı çalışan kayıtları ile dava dışı ------ yılı çalışan kayıtları istendiği takdirde bu durumun ortaya çıkacağını, Davalının haksız rekabetini durdurması için----- yevmiye ihtarnamesini gönderdiğini, davalının ihtarnameye cevap vermemesi üzerine ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını beyan ederek.
Davalının kabulü ile davalı borçlunun tüm itirazlarının iptaline ve takibin devamına, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Noterlik ihtarnamesinin borcun sebebi olarak gösterilemeyeceğini, ilamsız takipte takip alacaklısı borçludan bir alacağın mevcudiyeti bulunduğunu iddia ediyorsa alacağın neden kaynaklandığının takipte belirtilmesinin zorunlu olduğunu, noterlik ihtarnamesinin borcun doğum sebebi olamayacağını, Davacı şirketin ------uzun yıllar üretime yönelik fabrikası bulunmaktayken-------- taşınmış olup davacının fabrikasının halen orada olduğunu, bu doğrultuda ilgili kişilerin işyeri ve fabrika adresi değişikliği nedeniyle kıdem tazminatı almak suretiyle davacı şirketten ayrıldıklarını,
Davacı tarafın dava dilekçesinde eski çalışanı davalının işten ayrılmasından sonra çalışmakta bulunduğu ---- girdiğini, kendi işyerinde çalışırken elde ettiği ticari ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak kullandığını dolayısıyla zararın nedensellik bağının davalının rakip şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle oluştuğunu savunduğunu.
Davacı taraf zarara uğradığını iddia ediyorsa olumlu ya da olumsuz zararın davalının fiilinden kaynaklandığını ispat etmek zorunda olduğunu, Davacının satışlarının azalması sebebiyle oluştuğunu iddia ettiği bu zararın davalının rakip şirkette çalışması bağlamanın akla ziyan durum olduğunu beyan ederek.
İtirazın iptal davasının reddini, İİK’nun 67 maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda davacı tarafın takip tutarının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve yasal avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Huzurdaki dava, icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.---- esas sayılı dosyası celp edilmiştir.Mahkememizce işbu dosyada, Makine Mühendisi, Mali Müşavir ve Sektör uzmanı bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişiler tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle;
MALİ İNCELEME
Sayın mahkemenin ---- tarihli celsesinde uyuşmazlığın;------Esas sayılı dosyasında bulunun itirazın iptali, icra inkar ve kötü niyet tazminatı hususunda olduğu’’ tespit edilmiştir. Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri ile dava dosyasındaki delilleri aşağıdaki şekilde incelenmiştir.
Defter İncelemesi (Usul), Hesap İncelemesi, --------- Formlarının İncelenmesi, ---- İncelemesi, DEFTER İNCELEMESİ (USUL): DAVACI DEFTER İNCELEMESİ (Usul): Davacı tarafından ibraz edilen ----yılları ticari defterlerinin noter onay bilgileri aşağıdaki gibidir.
Davacı şirketin ibraz ettiği 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin, T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220- 226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür.
HESAP İNCELEMESİ
Davacı Hesap İncelemesi: Davacı şirket tarafından ibraz edilen,---- yıllarına ait ticari defterleri ve ilgili yılların ----ve mizanları aşağıdaki gibi incelenmiştir.
Davacı şirketin aşağıda aktarılan 2017-2019 dönemine ilişkin olarak faaliyet karlılık oranı aşağıda gösterilmiştir.Davacı şirketin, 2017 yılında karlılık oranın %3,3293, 2018 yılında karlılık oranın %19,13 ve 2020 yılında %20,44 olduğu ve davacı şirketin karlılık oranında düşüş değil yükselme olduğu gözükmektedir.------ Formlarının İncelenmesi Dosyaya celp edilen davacı şirketin ----- formları ile dava dışı ----- formları aşağıdaki gibi karşılaştırılmıştır.
Dosyaya celp edilen dava dışı şirketin ----- formlarında gözüken satış yapmış olduğu firmalar ile davacı şirketin,---- yıllarına ait ticari defterleri ile mizanlarında gözüken satış yapmış olduğu firmalar karşılaştırılmış olup, aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.
Davacı şirketin ---- yılında 19.239.903,79 TL tutarında satış yapmış olduğu ----- dava dışı şirket tarafından ----- yılında 14.150,00 TL satış yapmış olduğu görülmüş olup, davacı şirket ile dava dışı şirketin ortak satış yapmış olduğu başka bir firma olmadığı görülmüştür. Dava dışı firma tarafından ---- yılında, davacı şirkette ---------- mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiği görülmüştür.
Dava dışı firma tarafından ------ yılında, davacı şirkette ------- tutarında mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiği görülmüştür.
Dava dışı firma tarafından ----- yılında, davacı şirkette ------- tutarında mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiği görülmüştür. ---- Sicil Kayıtlarının İncelemesi: Dosya içerisinde bulunan ------- tarafından gönderilen, işyeri unvan listesi ile dönem bordrolarına göre davalı -----, davacı şirket şirkette ve dava dışı şirkette çalışma süreleri aşağıdaki gibi oluşmaktadır.
Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, davalı------ dönem aralığında davacı şirkette çalıştığı. --- dönem aralığında dava dışı ------ çalışmış olduğu gözükmektedir.
Teknik Yönden Yapılan İnceleme ve Değerlendirmede: Dosya içeriğinde yer alan verilerden, ---- tarihli duruşmada: Tanık ------- yılından beri -----şirketinin krom kaplama tesisini kuran kişiyim. ----- bana şirketin sahibinin tavsiye etmesi üzerine ---- şirketinde işe başladı. ----- zaman geçtiğini bilmiyorum ancak ---- çalıştığını biliyorum. Benim işim ile -------- yapmış olduğu iş aynı iştir. Ben kuruyorum, o ise çalıştırıyor.
Bizim işimizde nerede çalışırsanız çalışın çok bir farklılık olmayacaktır. A şirketinde çalışan bir kişi B şirketine gittiğinde de temel olarak işi aynı olacaktır. Ben --------- şirketinde çalışırken de görüşüyordum. Bizim yapmış olduğumuz iş üretim kaynaklı olduğu için şirketin ticari sırları ile bir işimiz olmaz. Üretim sırlarına ilişkin ise zaten dünyanın neresine giderseniz gidin yapacağınız iş aynıdır. Zaten makinelerin nasıl kullanılacağı proseslerinde yazmaktadır.
Şirketler çalışmış oldukları firmalara göre farklı markalar ile çalışmış olsalar bile bunların kullanımları, kurulumları %95 benzerlik göstermektedir. ------ bunlara vakıftır. Davacı vekilinin talebi doğrultusunda soruldu: Ben davacı şirketinin ne iş yaptığını bilmekteyim. Genel olarak abiyes kaplama, amblem, yedek parça gibi işler yapmaktadır. Bu şirketin üretim prosesi -------. Biz---- şirketi olarak -------- kimyasal tedarik etmekteydim.
Bu şirkete ben gelip gitmekteydim, ancak ------- taşındıktan sonra bir kez gittim. Davalı vekilinin talebi doğrultusunda soruldu: Otomotiv sektöründe üretimi yapılan parçalar özellikle bizim çalıştığımız parçalardır. Testlere tabi tutulduğundan dolayı, firmalara şartnameleri olması sebebiyle çalışanın başka bir firmaya giderken eski çalıştığı firma ile çalışan şirketleri de yanında götürmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. ---- böyle birşey yapıp yapmadığını bilmiyorum.
Gerek ----şirketi olsun gerekse ---- şirketi olsun ikisi de kurumsal şirketlerdir. ------üretim hattında çalışan bir kişidir, bu kişinin şirketin kimden mal aldığı, kime mal verdiği, kiminle iş yaptığı hususu ile ilgilenecek durumu yoktur.
Biz sadece üretime odaklanır ve üretim yaparız dedi.’’ Beyanında bulunduğu, ----- firmasının faaliyet konusunun, ------ yapılan incelemelerde: --------- Şeklinde belirtildiği, Site içeriğinde yapılan incelemelerde: ------adresinde faaliyette bulunan ------- faaliyet konusunun, ------üzerinde yapılan incelemelerde:------- Şeklinde belirtildiği, Site içeriğinde yapılan incelemelerde: ----- faaliyet konularının benzer-aynı nitelikte olduğu, üretim açısından çok bir farklılık bulunmadığı, üretim kaynaklı faaliyetler gösterildiği,
yapılacak üretimde kullanılan makine ve ekipmanın çalışma sisteminin ve teknik prosedürlerinin benzer nitelikte olduğu, çalışılan ürünlerde firmaya bağlı olarak marka değişikliği olabileceği (bazı markalar alman menşeili, bazılarının ---------- olması gibi), değerlendirmeleri yapılmıştır.
HUKUKİ İNCELEME: 818 sayılı EBK 348’de, "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfus etmek hususlarında işçiyle müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasına ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler.
Rekabet memmuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfusundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar hükmüne sebebiyet verebilecek ise caizdir. İşçi akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.” şeklinde düzenleme yapılmıştı.
BK 444’e göre de, “F l ehliyet ne sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” İki hükümde de iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki başlıca rekabet halleri; işçinin kendi hesabına rakip bir işletme açması, başka bir rakip işletmede çalışması ve rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girmesi olarak belirtilmektedir.
Aynı müşterilere, aynı mal veya hizmetleri sunan işletme, rakip işletme olarak kabul edilir. Buna mukabil aynı maddeyi değişik mal veya hizmet üretmek için kullanan işletmeler, rakip işletme olarak kabul edilmemektedir.
İş sözleşmesinde işçi, işverene nazaran daha zayıf durumda bulunduğu için, kanun koyucu, işverenin haksız menfaatler sağlayarak işçiyi ezmesini önlemek amacı ile rekabet yasağı hakkında belirli geçerlilik koşulları öngörerek sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden biri olan sözleşme serbestisine sınırlamalar getirmiştir.
Kanunda belirtilen bu geçerlilik koşulları ile, sözleşmenin sınırları yer, zaman ve konu bakımından ayrıntılı olarak düzenlenecek ve böylece işçi, yasağın kapsamı hakkında tam bilgi sahibi olacaktır. Ayrıca hemen belirtmek gerekir ki, rekabet yasağı sözleşmeleri aşağıda belirtilen geçerlilik koşullarının yanında, diğer sözleşmelerin de tâbi olduğu genel geçerlilik şartlarına tâbi olacaktır.
Bu bağlamda BK’nın 27. maddesinde belirtilen, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağına dair hüküm ve yine aynı kanunun 30-39. maddeleri arasında düzenlenen irade bozuklukları hallerine ilişkin hükümler, rekabet yasağı sözleşmeleri bakımından da geçerlidir. A.
İşçinin Fiil Ehliyetine Sahip Olması BK 444/1 hükmü uyarınca, bir işçinin, işvereni ile rekabet yasağı sözleşmesi yapabilmesi için işçinin fiil ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Yürürlükten kaldırılan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi ise, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için işçinin reşit olmasını aramakta idi. Bu hususta mülga ve yürürlükteki kanunlar arasında herhangi bir farklılık görünmemektedir.
İşçinin fiil ehliyeti, Türk Medeni Kanunu’nun 9 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümlere göre belirlenecektir. MK 10’a göre, “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” MK 11’e göre on sekiz yaşın doldurulması ile başlayan erginlik, evlenmek ile veya MK 12’de belirtilen şartlar ile mahkeme kararı ile de kazanılabilir. Bu durumlardaki kişiler de rekabet yasağı sözleşmesi yapabilirler.
Hal böyle olunca, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin, yasal temsilcilerinin izni veya icazeti bulunsa dahi, rekabet yasağı sözleşmesi yapmaları mümkün değildir. Buna mukabil, ayırt etme gücüne sahip kısıtlının ergin olması halinde yasal temsilcilerinin onayı ile böyle bir sözleşme yapmaları imkân dahilindedir. B. Sözleşmenin Yazılı Olarak Yapılması Rekabet yasağı sözleşmesinin bir diğer geçerlilik koşulu, sözleşmenin yazılı olarak yapılmasıdır.
Yazılı şekil şartı, anlaşılacağı üzere, rekabet yasağı sözleşmeleri bakımından bir ispat şartı değil, geçerlilik şartıdır. İşçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesi yazılı olarak yapılmamış olsa dahi, rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunludur. Yazılı olarak yapılmayan rekabet yasağı sözleşmeleri, kesin hükümsüzlük yaptırımına tâbidir.
Kanun koyucunun belirlediği bu yazılı şekil şartı ile, rekabet yasağının kapsamı hakkında tam bilgi almasını sağlayarak işçiyi korumaktır. Yasada belirtilen yazılı şekil şartı, adî yazılı şekildir. Sözleşme metninin herhangi bir surette yazılması mümkündür.
BK’nın 13. maddesine göre, “Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur…” Böylece, rekabet yasağı sözleşmesinde yapılacak her türlü değişiklik de yazılı şekil şartına tâbi olacaktır.
Ne var ki, şekil şartının işçiyi korumak amacı ile ihdas edildiği dikkate alındığında, rekabet yasağının şekil şartına tâbi olmaksızın –ispat zorluğuna sebebiyet vermesine rağmen- sözlü olarak da ortadan kaldırılabileceğini kabul etmek en makul çözüm olacaktır. C.
İşverenin Korunmaya Değer Haklı Bir Menfaatinin Olması Rekabet yasağı sözleşmesinin amacının; işçi tarafından işletmede elde edilen bilgilerin kullanılması sonucunda, işverenin rekabet piyasasındaki konumunu tehlikeye düşmekten korumaktır. Şayet işverenin rekabet piyasasındaki konumunun tehlikeye düşmemesi adına korunmaya değer haklı menfaatleri var ise, rekabet yasağı sözleşmesi yapılabilmesinin bir koşulu gerçekleşmiş olacaktır.
EBK 348/II ve BK 444/2’de bu durum şu şekilde belirtilmektedir: “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” Nitekim BK’nın 447/1. maddesi de; işverenin rekabet yasağının sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığının belirlenmesi halini rekabet yasağı sözleşmesini sona erdiren bir durum olarak belirlemiştir.
Bu “gerçek yarar”ın iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde değil, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra başlayan rekabet yasağı sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde bulunması gerekmektedir. Gizli bilgilerin kullanılarak işverene önemli zararlar verilen durumlara; kazançlarda ya da sipariş sayısında ciddi bir düşüşü doğuran, işverenin iş yapma olanaklarını gözle görülen biçimlerde sınırlandıran haller örnek gösterilmektedir.
İşveren, korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunduğunu ispat etmekle yükümlüdür. İşverenin korunmaya değer menfaatleri, kanunun 444. maddesinde belirtilen müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında işçinin edindiği bilgi edinme imkanının, işverenin zararına kullanılması ihtimalidir.
Üretim (iş) sırrı, iş ve iş yeri ile ilgili olan, üçüncü kişilerce bilinmeyen, kamuya mâl olmamış ve aleniyet kazanmamış, ancak iş yerinde çalışan kişilerce bilinen, işverenin de başkaları tarafından öğrenilmesini istemediği, saklı kalmasında haklı bir menfaatinin bulunduğu, basitçe ve kolaylıkla öğrenilemeyecek her türlü bilgidir.
İşçinin, müşteri çevresine veya üretim sırlarına nüfuz etmiş olması, istisnaî haller haricinde çoğu kez işverene önemli bir zarar verme ihtimalinin mevcudiyetini göstermektedir. İşverenin müşteri çevresine veya üretim sırlarına nüfuz etme koşulunun aranması, vasıfsız ve alt kademedeki işçilerin rekabet yasağına tâbi olmalarını büyük ölçüde engellemektedir. Ancak uygulamada sık rastlanmasa da, bu işçilerle rekabet sözleşmesi yapılamayacağı yönünde bir genelleme yapılamaz.
Rekabet yasağı sözleşmesinin bu koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda, işçinin, müşteri çevresine veya üretim sırlarına nüfuz etmiş olması ile işverenin meydana gelebilecek zararı arasında uygun bir illiyet bağının bulunmasına bakılmalıdır.
Şöyle ki, şayet zarar, işçinin, işverenin müşteri çevresi veya üretim sırları hakkında bilgi edinme imkânı olduğundan değil de, işçinin kişisel yetenek, ehliyet, bilgi ve becerisinden dolayı meydana gelmiş ise burada rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik koşulunun bulunduğundan söz etmek mümkün değildir.
Örneğin, avukatlık, doktorluk, kuaförlük gibi mesleklerde müşteri çevresinin, kişisel yetenekler ile elde edildiği kabul edildiğinden dolayı bu kişiler ile yapılan rekabet yasağı sözleşmeleri geçersizdir. İşçinin Ekonomik Geleceğinin Tehlikeye Düşürülmemesi İşverenin haklı menfaatleri ile işçinin anayasal hakkı olan çalışma hak ve özgürlüğünün hassas bir şekilde dengelenmesi zorunluluğu, rekabet yasağı sözleşmesinin en önemli unsurudur.
MK’nın 23. maddesine göre, “Kimse, hak ve fiil ehliyetler nden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz...” Kanunun bu emredici hükmü karşısında kişinin rızası olsa dahi, kanuna aykırı bir şekilde çalışma hak ve özgürlüğünü yok edecek veya ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı bir şekilde tehlikeye düşürecek bir rekabet yasağı sözleşmesinin yapılması mümkün değildir.
Nitekim BK 445’te işçinin ekonomik geleceğini korumak adına yasal düzenleme yapılmıştır. Buna göre. “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehl keye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar çeremez ve süres , özel durum ve koşullar dışında k yılı aşamaz…” Rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik açıdan zarar görmesi kaçınılmazdır.
Ancak bu konuda önemli olan husus, işçinin çalışma hakkının tamamen elinden alınıp alınmadığı veya bir başka deyişle, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye girip girmediğidir. Bunu belirlemede kıstas ise hakkaniyet düşüncesidir. Kaldı ki kanun da, rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik geleceğinin etkileneceğini, tehlikeye düşeceğini kabul etmekte, ancak bu durumun hakkaniyete aykırı bir biçimde olmamasını emretmektedir.
Rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeyecek nitelikte olup olmadığının tayininde, kararlaştırılan yasağın özellikle işçinin ileride iş bulma imkanını olumsuz yönde etkileyip etkilemediği hususu belirleyici kabul edilmektedir.
Bunun için de, işçinin eğitim durumu ve o güne kadar sahip olduğu iş deneyimi, yaşı, ailevi durumu, sona ermiş bulunan iş ilişkisinin süresi, iş kolu ilişkileri, iş piyasasının o günkü durumu ve işverenin hakkaniyete aykırılığı önlemek amacıyla işçiye taahhüt edeceği finansal edimler göz önünde tutulmalıdır. Kayıtsız şartsız bir rekabet yasağı sözleşmesi yapmak mümkün değildir.
Zira iktisadî hürriyetin her konuda, her yerde ve her zaman için sınırlandırılması ahlâka ve hukuka aykırıdır. Bu sebepten dolayı kanun, rekabet yasağı sözleşmesini konu, yer ve zaman bakımından sınırlandıran üç sınırlama getirmiştir. Bir diğer sınırlama da, yukarıda belirttiğimiz, işverenin haklı menfaatinin devamı halidir. Rekabet Yasağının Süre Bakımından Sınırlandırılması BK 445/1 uyarınca, rekabet yasağı sözleşmesinin süresi özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.
Madde metninde yer alan “özel durum ve koşullar”ın neler olabileceğine ilişkin kanunda veya kanun gerekçesinde bir açıklama bulunmamıştır.
Mülga BK’da ise rekabet yasağı sözleşmesi için azami bir süre öngörülmemiş ve bu durum doktrinde eleştirilmişti.------------- tarihli bir kararında, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra üç yıl süre ile aynı alanda faaliyet gösteren bir başka şirkette hiçbir görevde çalışamamasını bir rekabet etmeme koşulu değil, “kelepçeleme sözleşmesi” niteliğinde olup işçinin ekonomik özgürlüğünü kısıtladığına hükmetmiştir.
Yine BK dönemindeki bir kararında Yargıtay, rekabet yasağı sözleşmesinin en fazla bir ya da birkaç yılı aşmaması gerektiğini, aksi durumun işçinin ekonomik anlamda yıkımına sebebiyet verebileceğini belirtmiştir. Mukayeseli hukuka bakıldığında, İsviçre hukukunda rekabet yasağı sözleşmelerinin özel haller söz konusu olmadıkça üç yıldan fazla süre için yapılamayacağı öngörülmüştür. ---- hukukunda ise rekabet yasağı sözleşmesi en fazla iki yıllığına yapılabilir.
Buna mukabil, ------------ birçok eyalette rekabet yasağının süresi bakımından herhangi bir yasal sınırlama bulunmamaktadır. Bu ülkelerde, sürenin her bir somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilmesi kabul edilmektedir.
Rekabet Yasağının Yer Bakımından Sınırlandırılması Rekabet yasağı sözleşmesinin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı bir şekilde tehlikeye sokmaması ve böylece geçersiz kılınmaması için gereken bir diğer şart, rekabet yasağının belirli bir yer ile sınırlandırılmış olmasıdır. Yani, rekabet yasağının geçerli olacağı coğrafî bölgenin sözleşmede belirlenmiş olması gerekir.
Pek tabiidir ki, sınırlandırılan bu coğrafî bölge işverenin ekonomik menfaatinin bulunduğu bölge olmak durumundadır. Zira bu bölgenin dışında işverenin rekabet yasağı ile korunmaya değer haklı bir menfaati bulunmamaktadır. Bu bölgenin sözleşmede açıkça belirtileceği gibi işverenin çalışma alanına atıfta bulunularak da kararlaştırılabileceğini kabul etmek gerekir.
Ancak atıfta bulunan işverenin çalışma alanının, rekabet yasağı sözleşmesi yapılırken öngörülemeyen bir yer olması hakkaniyete uygun düşmeyeceğinden dolayı kabul edilemez. Örneğin, iş sözleşmesi sona erdikten sonra zaman içerisinde işverenin çalışma alanında değişiklik meydana gelir ise, eski işçi ortaya çıkan bu yeni durum ile bağlı olmayacaktır. Zira burada işçi bakımından öngörülemez bir durum söz konusudur.
Kanaatimizce, önceki çalışma hayatını bu bölgelerden birinde geçiren bir işçi bakımından böyle bir rekabet yasağının kararlaştırılması, işçinin ekonomik anlamda mahvına sebebiyet verebilir. Bu bakımdan –her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmekle beraber- rekabet yasağı sözleşmesinin bu denli geniş bir coğrafik bölge için kararlaştırılması hukuka uygun değildir.
Yargıtay yerleşmiş içtihatında, rekabet yasağı sözleşmelerinin tüm ---------- uygulanmasının ise mümkün olmadığını belirtmiştir. Nitekim, Yargıtay’a göre, “Bankaya müfettiş muavini unvanı ile işe alınan, özel ve uygulamalı eğitim ve meslek olarak yetiştirilen, bankacılık hizmetlerinde sır saklanması ve gizliliği esas olan konularda bilgi sahibi olan...
İş ilişkisinin sona erdiği tarihten itibaren 2 yıl süre ile ---------tüm bankalarda çalışmamayı kabul ve taahhüt eder’--------- düzenleme iki yıl süre ile sınırlı olarak getirilmişse de, -----------tüm bankaları kapsaması bakımından mahal ve banka açısından bir sınır söz konusu olmadığı için davacının geleceğ i bakımından ağır sonuçları beraberinde getirecek bir düzenleme olarak kabul edilmelidir…”.
Yüksek Mahkeme bununla birlikte, yabancı uyruklu olup çalışma hayatının çoğunu ------------- dışında geçirmiş bir işçi bakımından rekabet yasağının --------- sınırları ile belirlenmesinin mümkün olduğuna hükmetmiştir. Rekabet Yasağının Konu Bakımından Sınırlandırılması BK 445/1 hükmü mucibince, rekabet yasağının konu (işin türü) bakımından sınırlandırılması gerekmektedir.
Konusu sınırsız olan bir rekabet yasağı sözleşmesinin hukuk düzenince geçerli kabul edilmesi mümkün değildir. Rekabet yasağı konulabilecek olan konu, işverenin faaliyet alanı değil, işçinin işletmede yapmakta olduğu işle, doğrudan somut göreviyle ilgili işler olmalıdır. Özellikle şirketlerin ticaret sicilindeki faaliyet alanı kayıtlarının fazlasıyla geniş tutulduğu ülkemizde, rekabet yasağının yalnızca çalışılan işle sınırlandırılması daha makul bir çözüm olacaktır.
Yine, işletmenin faaliyet alanını ileriye dönük olarak belirli bir alanda genişletme yönünde bir öngörüsünün olması, rekabet ilişkisinin varlığını göstermez. Nitekim ------------- göre, “Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileriyle sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde, işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz.
İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.” Ancak hemen belirtmek gerekir ki, işçi, iş yerinde çalıştığı süre içerisinde kendisi fiilen o işi yapmış olmasa dahi işverenin başka bir işi ile ilgili müşteri çevresi veya üretim sırlarına nüfuz etmiş ise, işçinin doğrudan yapmadığı o iş ile ilgili de rekabet yasağı kararlaştırılabilir.
Rekabet yasağı sözleşmesinde yasak konusu olan işin türünün muğlak bırakılmaması ve net bir şekilde sınırlarının çizilmediği durumlarda sözleşme geçersiz kılınabilir. TK 54 vd. maddelerde haksız rekabet düzenlenmiştir. TK 54’de haksız rekabet genel olarak düzenlenmiş, TK 55’de ise özel haksız rekabet halleri sayılmıştır. TK 54/’e göre, haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. TK 55’de 6 ana bent halinde özel haksız rekabet halleri düzenlenmiştir.
Bunlar: a) Dürüstlük Kuralına Aykırı Reklam ve Satış Yöntemleriyle Diğer Hukuka Aykırı Davranışlar b) Sözleşmeyi İhlale veya Sona Erdirmeye Yöneltmek c) Başkalarının İş Ürünlerinden Yetkisiz Faydalanma d) Üretim ve İş Sırlarını İfşa Etmek e) İş Şartlarına Uymamak f) Dürüstlük Kurallarına Aykırı İşlem Şartları Kullanmak TK 55/I-d bendi uyarınca.
“Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” Üretim ve iş sırrından maksat, kolayca akılda kalabilecek genel formüller, planlar veya kamunun bilgisi dahilinde olan hususlar değildir.
Bir bilginin sır olarak değerlendirilebilmesi için, ilgili alanda rakip firmalarca tam olarak bilinmemesi ve bu sır nedeniyle üretilmiş ürünlerin, ilgili alandaki diğer ürünlerden farklı olması, birer ölçüt olarak kabul edilebilir. Hükümde “özellikle” ibaresinden sonra üretim ve iş sırlarının elde ediliş şekillerinden en çok karşılaşılabilecek olanları sıralanmıştır.
Buradan hareketle, bu bende ilişkin birçok ihtimal mümkün olabileceğinden bu sırların hukuka uygun bir şekilde öğrenilmesi halinde de bu bent anlamında haksız rekabet oluşabilecektir. Böylelikle yeni düzenleme ile eski kanun zamanında olan tartışmaya zımnen de olsa son verilmiş olup “iyiniyet kuralları çerçevesinde öğrenilen” sırların yayılması hali de, isabetli bir şekilde TTK’nın kapsamına dahil edilmiştir.
Bu bent gereğince haksız rekabetin oluşabilmesi için üretim ve iş sırlarının sadece elde edilmesi yeterli olmayıp, ayrıca TTK m. 55/1-b.3’ün aksine söz konusu sırların 3. kişilere yayılması ya da değerlendirilmesi gerekmektedir. Faydalanma veya açıklama eyleminin, çalışanın işyerinde çalıştığı sürece değil, çalışma ilişkisi sona erdikten sonra da yapılmaması gerekir. Bu hüküm aynı zamanda TTK m. 55/1-b.3’ün tamamlayıcısı niteliğindedir.
Ancak TTK m 55/1-b.3’de sırları ifşa edenlerin değil, bu sırları ifşa etmeye yöneltenlerin eylemi haksız rekabet olarak sayılmış iken, TTK m. 55/1-d’de sırları ifşa edenlerin fiili haksız rekabet olarak kabul edilmektedir. Bu bent daha çok işletmede çalışan ve haksız olarak elde ettiği işletme sırlarını başkalarına ifşa edenler hakkında uygulanır.
Hüküm gereğince haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için, elde edilen işletme sırrından mutlaka kişisel bir çıkar sağlanması zorunlu olmayıp, bunun üçüncü kişilere yayılması ya da değerlendirilmesi yeterli görülmektedir. Olayda, rekabet yasağı sözleşmesi yapılmamış, davalı tarafından taahhütname verilmiştir. Bu taahhütnameye kıyasen rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir.
Davalı ----------- verdiği taahhütnamede yer sınırlaması yoktur ve süre olarak da 5 yıl gibi uzun bir süre taahhüt edilmiştir.----------- zamanında her ne kadar kanunda süreye ilişkin bir düzenleme olmasa da ------ kararında, rekabet yasağı sözleşmesinin en fazla bir ya da birkaç yılı aşmaması gerektiğini, aksi durumun işçinin ekonomik anlamda yıkımına sebebiyet verebileceğini belirtmiştir.
Taahhütnamede yer sınırlamasının olmaması ve sürenin çok uzun olması nedeniyle verilen taahhütname geçerli değildir. Davacı, TK 55/I-d bendi uyarınca haksız rekabet fiilinin işlendiğini de iddia etmiştir. Davada dinlenen tanık, davalıyla aynı işi yaptıklarını, yapılan iş üretim kaynaklı olduğu için şirketin ticari sırları ile bir işlerinin olmadığını, üretim sırlarına ilişkin ise, dünyanın neresine giderseniz gidin yapacağınız işin aynı olduğunu ifade etmiştir.
Buna göre, bir üretim ve iş sırrının ifşa edilmesi, değerlendirilmesi veya üçüncü kişilere bildirilmesi söz konusu değildir.
SONUÇ
Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile davacı tarafından ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan nedenlerle, Sayın Mahkemenin kabulü halinde, Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin ibraz ettiği 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin, T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu, --------- faaliyet konularının benzer-aynı nitelikte olduğu, üretim açısından çok bir farklılık bulunmadığı, üretim kaynaklı faaliyetler gösterildiği,
yapılacak üretimde kullanılan makine ve ekipmanın çalışma sisteminin ve teknik prosedürlerinin benzer nitelikte olduğu, çalışılan ürünlerde firmaya bağlı olarak marka değişikliği olabileceği ----- Davalı tarafından verilen taahhütnamenin geçerli olmadığı, Olayda, TK 55/I-d bendi uyarınca, bir üretim ve iş sırrının ifşa edilmesi,
değerlendirilmesi veya üçüncü kişilere bildirilmesinin söz konusu olmadığı bildirilmiştir.Davalı tanığı ------tarihli duruşma beyanında: Ben ----- yılından beri ------- krom kaplama tesisini kuran kişiyim. ---- bana şirketin sahibinin tavsiye etmesi üzerine------- şirketinde işe başladı. ------ ne zaman geçtiğini bilmiyorum ancak ---- çalıştığını biliyorum. Benim işim ile ------yapmış olduğu iş aynı iştir. Ben kuruyorum, o ise çalıştırıyor.
Bizim işimizde nerede çalışırsanız çalışın çok bir farklılık olmayacaktır. A şirketinde çalışan bir kişi B şirketine gittiğinde de temel olarak işi aynı olacaktır. Ben ---------şirketinde çalışırken de görüşüyordum. Bizim yapmış olduğumuz iş üretim kaynaklı olduğu için şirketin ticari sırları ile bir işimiz olmaz. Üretim sırlarına ilişkin ise zaten dünyanın neresine giderseniz gidin yapacağınız iş aynıdır. Zaten makinelerin nasıl kullanılacağı proseslerinde yazmaktadır.
Şirketler çalışmış oldukları firmalara göre farklı markalar ile çalışmış olsalar bile bunların kullanımları, kurulumları %95 benzerlik göstermektedir. ------- bunlara vakıftır, ben davacı şirketinin ne iş yaptığını bilmekteyim. Genel olarak abiyes kaplama, amblem, yedek parça gibi işler yapmaktadır. Bu şirketin üretim prosesi ----. Biz ---- şirketi olarak ------- kimyasal tedarik etmekteydim.
Bu şirkete ben gelip gitmekteydim, ancak ------ taşındıktan sonra bir kez gittim, otomotiv sektöründe üretimi yapılan parçalar özellikle bizim çalıştığımız parçalardır. Testlere tabi tutulduğundan dolayı, firmalara şartnameleri olması sebebiyle çalışanın başka bir firmaya giderken eski çalıştığı firma ile çalışan şirketleri de yanında götürmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. ------ böyle birşey yapıp yapmadığını bilmiyorum.
Gerek ----- şirketi olsun gerekse ------ olsun ikisi de kurumsal şirketlerdir. -------- üretim hattında çalışan bir kişidir, bu kişinin şirketin kimden mal aldığı, kime mal verdiği, kiminle iş yaptığı hususu ile ilgilenecek durumu yoktur.
Biz sadece üretime odaklanır ve üretim yaparız" şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup;Davanın, başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, icra takibinin haksız rekabet ve rekabet etmeme yasağının ihlalinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu, ------ firmasının faaliyet konusunun, -----üzerinde yapılan incelemelerde: ------- geliştirmektedir.’’ Şeklinde belirtildiği,
------ adresinde faaliyette bulunan ------ faaliyet konusunun,-----yapılan incelemelerde:------ Şeklinde belirtildiği,----------- faaliyet konularının benzer-aynı nitelikte olduğu, üretim açısından çok bir farklılık bulunmadığı, üretim kaynaklı faaliyetler gösterildiği, yapılacak üretimde kullanılan makine ve ekipmanın çalışma sisteminin ve teknik prosedürlerinin benzer nitelikte olduğu, çalışılan ürünlerde firmaya bağlı olarak marka değişikliği olabileceği (bazı markalar alman menşeili, bazılarının ------ menşeili olması gibi),Davaya konu uyuşmazlıkta, rekabet yasağı sözleşmesi yapılmamış, davalı tarafından taahhütname verilmiştir.
Bu taahhütnameye kıyasen rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. Davalı ----- verdiği taahhütnamede yer sınırlaması yoktur ve süre olarak da 5 yıl gibi uzun bir süre taahhüt edilmiştir. EBK zamanında her ne kadar kanunda süreye ilişkin bir düzenleme olmasa da Yargıtay bir kararında, rekabet yasağı sözleşmesinin en fazla bir ya da birkaç yılı aşmaması gerektiğini, aksi durumun işçinin ekonomik anlamda yıkımına sebebiyet verebileceğini belirtmiştir.
Taahhütnamede yer sınırlamasının olmaması ve sürenin çok uzun olması nedeniyle verilen taahhütname geçerli değildir. Davacı, TK 55/I-d bendi uyarınca haksız rekabet fiilinin işlendiğini de iddia etmiştir. Davada dinlenen tanık, davalıyla aynı işi yaptıklarını, yapılan iş üretim kaynaklı olduğu için şirketin ticari sırları ile bir işlerinin olmadığını, üretim sırlarına ilişkin ise, dünyanın neresine giderseniz gidin yapacağınız işin aynı olduğunu ifade etmiştir.
Buna göre, bir üretim ve iş sırrının ifşa edilmesi, değerlendirilmesi veya üçüncü kişilere bildirilmesi söz konusu olmadığı, haksız rekabet gerçekleştiği hususu ispatlanamamıştır.Açıklanan sebeplerle, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınmış olup, ispatlanamayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmiştir.Kötü niyet tazminat talebinin, davacının kötü niyetli takip başlattığına dair kanaat oluşturacak nitelikte delil bulunmadığından ve bu yönde kanaat oluşmadığından yerinde olmadığı görülmekle, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/697, K. 2025/314, 28 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama