KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/33
- Karar No
- 2025/22
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
Karar Metni
2.761 kelime·14 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/33
KARAR NO : 2025/22
DAVA
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/01/2022
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı ile 14.02.2018 tarihinde ---- modül---- standartlarında, makine dairesiz asansör yapım sözleşmesinin kurulduğunu, sözleşmenin yüklenici davalı tarafından tamamlanan asansörlerin projelendirme, malzeme temini, montaj ve devreye alarak kusursuz olarak çalışır vaziyete getirme işlemini kapsadığını, fakat davalı tarafın asansör montaj işini sözleşmeye aykırı yaptığını, asansörler üzerinde Makine Mühendisleri Odası'nın yapmış olduğu incelemede “hafif kusurlu, kusurlu ve güvensiz” olmak üzere üç farklı kategoride eksikliklerin tespit edildiğini,
sözleşmesi kapsamında peşin ödenen ödemeye rağmen işin zamanında ve eksiksiz olarak teslim edilmediğini, asansörlerdeki eksikliklerin üçüncü kişiye tamamlattırıldığını beyanla; eksik işlerin tamamlatılması için yapılan masraflar için şimdilik 1.000TL.nin teslim tarihinden işleyecek ticari faiz ile birlikte, ayrıca gecikme nedeniyle üçüncü kişilerin açtığı dava ile diğer zararların tespiti ile teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte şimdilik 1.000TL.nin ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalının işi geç teslim etmesi ve eksik işlerin üçüncü kişilere tamamlattırılması durumunun söz konusu olmadığını, sözleşmenin 11. maddesinde ve 8. maddesinde belirtilen hususlardan dolayı iş aksamalarının olması durumunda bu sürenin teslim süresine ekleneceğinin kararlaştırıldığını, işin teslim süresinin 80 gün olduğunu, müşterinin inşaat devam süresince üzerine düşen yükümlülükleri yerine bunu yazılı ve sözlü olarak müşteriye ilettiğini, davacıya bağlı olarak le 25.09.2018 ve 26.10.2018 tarihlerinde yapılan kontrollerde asansörlerin kırmızı etiket aldığını, davalıya ait eksikliklerin raporda turuncu renk olarak,
davacının sorumluluğunda olan eksikliklerin ise kırmızı renk olarak tespit edildiğini, davacıdan kaynaklı eksikliklerden dolayı kırmızı etiket alınmasına rağmen davacının 4 adet asansör için yaptırmış olduğu tespitte bulunan eksikliklerin maliyetinin 50.000TL, bitirme süresinin 30 gün olarak tespit edildiğini, bu raporun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilmiş olan el davalı tarafından alt taşeron firması olan ----- firmasına tamamlattırılarak yeşil etiket alındığını, 11.09.2019 tarihli rapor incelendiğinde, asansörlerde herhangi bir eksikliğin olmadığının, tam ve çalışır vaziyette olduğunun görülebileceğini,
asansörlere yeşil etiket alınmasından sonra davacıya 16.10.2019 tarihinde fatura kesildiğini, davacı tarafın bu faturaya itiraz etmediğini beyanla; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan sözleşme kapsamında yapılan eksik işler nedeni ile oluşan alacağın ve eksik işlerden doğan zarar ile gecikme tazminatının tahsili amacı ile açılan alacak davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan mahallinde keşif yapılmak sureti ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.10.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
" Davacının, dava dilekçesinde “eksik iş ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat” konusuyla - sözleşmeye aykırı olarak süresinde teslim edilmeyen asansör mdilik 1.000TL.lik gecikme tazminatının teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, - eksik işlerin tamamlatılması için yapılan masraflar için şimdilik itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, - ayrıca gecikme nedeniyle üçüncü kişilerin açtığı dava ile diğer zararların tespiti ile birlikte şimdilik 1.000TL.nin teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği,
1.000TL.nin teslim tarihinden Raporun, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip, sadece tazminatın hesabına ilişkin olduğu. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranının) tespitinin hâkimin yetkisi kapsamında kaldığı, teknik inceleme neticesinde.
Davalı tarafın, dava konusu ----adresinde bulunan toplamda 4 adet asansörü kusursuz, eksiksiz ve çalışır vaziyette davacıya teslim etmediği; asansörlerde bulunan eksiklikleri davacının, davalının taşeronuna ayrı bir ücret karşılığında tamamlattırdığı, dava konusu asansörlerdeki, davacının ve davalının sorumluluğunda olan eksiklikler de dikkate alınarak yapılan değerlendirmeye göre, yüklenici davalının, dava konusu asansörlerdeki eksik, ayıplı ve kusurlu imalatlarının giderilmesinin tespit tarihindeki maliyetinin 40.000TL. olacağı, dava tarihindeki in 132.500TL.
Olacağı, eksik işlerin tamamlatılması için yapılan masraflar” için şimdilik 1.000TL.nin teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiş olup davalı yüklenicinin eksik imalatta bulunduğu tespit edilmekle birlikte davacının eksik işleri tamamlatmak için 90.093TL. de davalının sorumlu olduğu miktarın fatura ve tespit tarihi itibarıyla 40.000TL. olacağı, geri "nin işin yaptırıldığı üçüncü firmanın kar oranı ve davacının sorumluluğunda kalan işlerden kaynaklandığı, davalının sorumluluğunda olan davacı tarafından tamamlatılan işlerin dava tarihindeki karşılığının 132.50OTL.
Olacağı, davalının işi teslim etmesi süresinin başlaması, davacının yeri hazır olarak davalıya teslim etmesi şartına bağlandığından dolayı asansör muayene raporundan, bilirkişi tespit raporundan ve taraflar arasındaki yazışmalardan, davacı tarafın yer hazırlama edimini yerine getiremediği, çalışma alanını eksiksiz olarak davalıya teslim edemediğinin anlaşıldığı; dolayısıyla dava konusu sözleşme kapsamında davalının edimlerinde gecikme olmadığı; dolayısıyla asansörün teslimindeki gecikmenin davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklanmadığı kanaatine varıldığı, Borçlar mevzuatına yönelik olarak yapılan incelemede;
Taraflar arasında 14.02.2018 tarihinde, adi yazılı şekilde, “--) Asansör Teklifi” başlıklı sözleşmesinin kurulduğu; sözleşmedeki irade beyanları incelendiğinde sözleşmenin TBK m. 470 hükmü gereğince “eser sözleşmesi” olduğu; buna söre davacının “iş sahibi”, davalının ise “yüklenici” sıfatını haiz olduğu.
Gecikme tazminatından sorumluluk bakımından değerlendirme: teknik inceleme neticesinde yüklenici davalının, dava konusu asansörlerde eksik, ayıplı ve kusurlu imalatlarda bulunduğu ve bunların giderilmesinin tespit tarihindeki maliyetinin 40.000TL olacağının, dava tarihindeki maliyetinin 132.S00TL. olacağının tespit edildiği, Sözleşmenin “Teslimin ve Montajın Gecikmesi” kenar başlıklı 13. maddesi incelendiğinde bu hükmün “...
Asansör teslimatının müşterinin talimatı veya talimatındaki noksanlık veya talep edilen değişiklikler sebebiyle veya ----- Asansör'ün makul kontrolü haricindeki sebeplerle geciktirilmesi ertelenmesi haline veyahut sözleşme şartlarından farklı hale getirilmesi durumunda ya da inşaatın yavaş seyri nedeni ile kuyuların --- Asansör'e teslimatında gecikme olması halinde oluşacak ekstra maliyet farklarının fiyatlara yansıtılacaktır.” şekline olduğu; ancak 14.02.2018 tarihli sözleşmede taraflarca açık bir şekilde gecikme tazminatına ilişkin olarak herhangi bir hükmün kararlaştırılmadığı,
dolayısıyla taraflar arasında TBK m. | hükmü gereğince “karşılıklı ve birbirine uygun olarak” hangi miktarda gecikme tazminatının ödenmesinde anlaşmaya varıldığı noktasının anlaşılamaması sebebiyle sözleşmeye göre gecikme tazminatının istenemeyeceği; bu sebeple de bu miktarın hesaplanmasının mümkün olamayacağı kanaatine varıldığı; takdirin, Mahkeme'ye ait olduğu,
Eksik işlerin tamamlatılması için yapılan masraflar bakımından değerlendirme: Davacı, “eksik işlerin tamamlatılması için yapılan masraflar" için şimdilik 1.000TL.nin teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiş olup yukarıdaki teknik inceleme neticesinde davalı yüklenicinin eksik imalatta bulunduğu ve “eksik işlerin tamamlatılması için yapılan masraflar” tespit edildiğinden ayıptan farklı olarak eksik işlerde ayıp ihbarına gerek olmaksızın bu bedelin istenebileceği takdirin, Mahkeme'ye ait olduğu,
Zararlardan sorumluluk bakımından değerlendirme: Davacının (dava dilekçesinin “sonuç ve istem kısmında açıkça belirttiği üzere) “gecikme nedeniyle üçüncü kişilerin açtığı dava ile diğer zararlarından” uğradığını iddia ettiği zararın tazmini yönünde talepte bulunduğu görülmekle yukarıdaki teknik inceleme neticesinde eserin tesliminde meydana gelen gecikmenin, davalıya isnat edilemeyeceği,
davacıdan kaynaklandığı tespit edildiğinden gecikmenin gerçekleşmesinde davalıya kusur atfedilememesi sebebiyle (TBK sistematiğinde “Birinci Bölüm ”de “Borç İlişkisinin Kaynakları” arasındaki) bem sözleşme sorumluğu (TBK m. / vd.) hem de haksız fiil sorumluluğu (TBK m. 49-76) kapsamında yüklenici davalının, davacının “gecikme nedeniyle üçüncü kişilerin açtığı dava ile diğer zararlarından” ötürü sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varıldığı; takdirin mahkemeye ait olduğu, faiz ve diğer hususlarda takdirin mahkemeye ait olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.27.11.2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle.
"Kök rapordaki itirazların değerlendirilmesinde, kök rapordaki görüşlerin aynen korunduğu" şeklinde rapor sunulmuştur.
12.02.2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; " Teknik inceleme neticesinde: Asansörler üzerinde, davalının eksik bıraktığı işlerin davacı tarafından dava dışı ---- asansör firmasına tamamlattırılmış olduğunun yargılama ile anlaşılması durumunda, davacı tarafın davalıdan eksik bıraktığı işlerin bedeli olarak 40.000,00 TL. talep edebileceği, Asansörler üzerinde eksik kalan işlerin, davacıya fatura edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafından dava dışı ---- asansör firmasına tamamlattırılmış olduğunun yargılama ile tespiti durumunda davacı tarafın talep edebileceği bedelin olmayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulmuştur.
21.05.2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle.
"Davalının sorumluluğunda olan kök raporda tespit edilen eksikliklerin, ayıpların ve hatalı imalatların giderilme bedelinin 54.870,00 TL olduğu, Davacının sorumluluğunda olan kök raporda tespit edilen eksikliklerin, ayıpların ve hatalı imalatların giderilme bedelinin 25.370,00 TL olduğu, kök raporda---- Asliye Ticaret Mahkemesinin----- numaralı dosyası için hazırlanan 29.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 50.000,00 TL bedele iştirak olunmuş ise de, yapılan detaylı inceleme sonucunda davalı ve davacının sorumluluğunda olan eksik işlerin bedelinin 50.000,00 TL olmadığı (25.370 x 54.870 =) 80.240,00 TL olduğu,
Tespit edilen 80.240,00 TL'nin, sözleşme tarihinden 1 yıl sonraki malzeme ve işçilik fiyatlarındaki artış miktarına göre 01.10.2019 tarihinde 90.093,00 TL “ye işi tamamlayan ---- Asansör firmasının hazırlamış olduğu fatura bedeline uyumlu olduğu, davalı şirketle, Dava Dışı ---- Asansör arasında Ticari ilişki bulunmadığı, Dava Dışı ---- Asansör Firmasının düzenlediği faturaları davacı şirket adına düzenlediği ve fatura bedellerini Davacı Şirketten tahsil etmiş olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Taraflar tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir.
10.01.2023 tarihli duruşmada tanık ---- beyanında. "Ben davacı şirketin emlakçısı olarak çalışmakta idim, davalı taraf asansörleri sözleşmeye uygun olarak yapmamıştır, sadece demir direklerini yapıp kaçtılar bende inşaat sık sık gidip gelmekte idim, kendilerine ulaşmaya çalıştım, ancak davalı taraf önce davacı tarafı oyalayıp yapmadığı,
sonrasında davalı tarafa ulaşamadık, davacı taraf asansörleri kendisi tamamladı, asansörle ilgili 3 dört ayda bir 20.000-30.000 TLlik bir onarım bedeli ortaya çıkmaktadır, geçen pazar apartmanda toplantı yapıldı, 24-25 Bin TL.lik masrafı sitede oturanlar kendi aralarında toplamaya karar verdiler, asansörlerin yapılmaması sebebi ile iskan geç alınmıştır, iskan geç alınınca da elektrik ve su faturalarında oluşan fark bizden talep edilmektedir, ipotekli bir dairemiz vardır, bu dairemizi de iskanın geç alınması sebebi ile alamıyoruz, hatırladığım kadarı ile asansör yapımındaki eksiklikleri ----bey tamamladı, ödemeleri de Metroda inşaat yaptı,
davalı ---- bir marka olup, asansörlerin yapımını yaklaşık 5 -6 taşeron firmaya vermiştir, ---- inşaat da bu taşeronlardan biridir, asansörün ilk yapımında da davalı ----- ismini hatırlayamadığım bir taşeron firma ile çalışmıştı, taşerön firmalara biz işi neden yapmadıklarını sorduğumuzda ----- kendilerine ödeme yapmadığını söylediler, bu sebeple asansör yapılmadı dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.08.10.2024 tarihli duruşmada tanık ----- beyanında;
" Ben dava konusu şantiyenin mühendislik hizmetlerini yürüttüm, asansörün yeşil etiketinin alınması ve belediye ilgili iş ve işlemleri yaptım, davacı inşaat firmasının sorumluluğunda kalan inşaattaki bir takım eksikliklerden dolayı asansörün yapımı gecikti, eksiklikleri davacı kendisi tamamladı, ---- asansör ile de davalı anlaşmıştı, ödemelerin kim tarafından yapıldığı bilmiyorum, biz ----- asansör olarak,
davalı ile taşeron sözleşmesi yaptık, faturalara biz kestik, belgeli olarak çalışan firma bizdik, Belediye belge istediğinde biz yapı ruhsatında yer alan firmaya fatura kesebildiğimiz için davacı adına fatura kestik, kuyudan su çekilmesi gerekmekte idi, elektrik işleri gecikmişti, ve kuyu kenarındaki sıvalar yapılmamıştı, davalının neden delil tespiti yapmadığına ilişkin bir bilgim yoktur, dedi. Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Kural olarak, eserin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp teslim edildiğini ispat yükü yüklenicidedir. TMK.'nın 6. maddesinde düzenlenmiş olan genel ispat şuralından çıkarılan bu sonuç, Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin bir çok kararında "kural olarak eser sözleşmelerinde eserin teslimini, sözleşmeye ve tekniğine uygun olup olmadığını kanıtlamak yükleniciye aittir." şeklinde ifade edilmiştir.
Teslim edilen eserin ayıplı ve/veya eksik olduğunu ve bedelin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibine aittir. İçtihatlarda, Yargıtay’ın da bu doğrultuda tutum sergilediği görülmektedir.
“Eser sözleşmesine dayalı ilişkilerde eserin teslim edildiğini ispatlama yükümlülüğü yüklenicide, eserin ayıplı olduğu iddiası ve bedelin ödendiğini ispatlama yükümlülüğü ise iş sahibindedir.” (bkz.Yargıtay ----.Hukuk Dairesi'nin 30.05.2013 tarih, ----- , ---- Karar sayılı kararı).Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda;
iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474 ( 818 sayılı BK'nın 359), gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. ( 818 sayılı BK'nın 362.) maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. ( 818 sayılı BK'nın 360.) maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir.
Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır.
Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün ---. sayılı ve Yargıtay ---. HD' nin 16.01.2013 tarih ve ---- sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)Öte yandan, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve ----- sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirdiğimizde; davacı taraf eksik işler yapıldığını, bu eksik işler sebebiyle zararının doğdunu; davalı ise eksik işler olmadığını iddia etmektedir. Her iki tarafta bu durumda iddialarını ispatla mükelleftir. Usul ve yasaya uygun bilirkişi ve ek bilirkişi raporlarında eksik işler tek tek belirlenmiştir.
Yine raporlarda eksik işlerin hangilerinin davacının sorumluluğunda hangilerinin ise davalının sorumluluğunda olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğunda bulunan eksik işlerin 54.870,00 TL'ye tamamlanacağı belirlendiğinden davalının sorumluluğunda kalan işler yönünden davacının bu kalem yönünden talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf kendi sorumluluğunda olan işlerin kendileri adına dava dışı ---- asansör tarafından tamamlandığı dolayısıyla davacının bir alacağının doğmadığını iddia etmiş ise de davacının ticari defterlerine göre davacı ile dava dışı ---- Asansör arasında ticari ilişki olduğu, davalı ticari defterlerinde de davalının dava dışı ---- Asansör arasında ticari ilişki olmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar tanık ---- tarafından da davalı adına ----- Asansör tarafından eksik işler tamamlandığı beyan edilmiş ise de ticari defter olan yazılı defterlerin aksini iddia eden tanık beyanının destekler başkaca bir delil bulunmadığından ticari defterler dikkate alınarak tanık beyanına itibar edilmemiştir.
Davalı tarafca asansöre etiket alınabilmesi için dava dışı ----- Asansör tarafından davacıya fatura kestiğini iddia etmiş ise de bunu gösterir somut bir delil olmadığı, davalının soyut beyanları bulunduğu, ilgili kamu kurumuna yazılan yazı cevaplarında da bunu ilişkin bir bilgi olmadığından davalının itirazları yerinde görülmemiştir.
Kabulüne karar verilen tazminata, dava öncesinde davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemesi dava tarihinden itibaren avans faiz işletilmiştir.
Ceza koşulu, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Ceza koşulu zararı tazmin amacı değil, sözleşmeden doğan borcun ifasını sağlama amacı güder. Ceza koşulunda kararlaştırılan ceza miktarı, ilke olarak tazminat miktarından yüksek tutulduğu için borçlu sözleşmeden doğan borcunu ifa etmek için daha çok çaba sarf eder.
Ceza koşulunun bir diğer yararı da ifa etmeme halinde alacaklının uğramış olduğu zararı ispat etme zorunda kalmamasıdır. Bu bakımdan ceza koşulu çoğu zaman borçlunun borçlandığı asli edime eklenen veya onu çoğaltan bir borçtur. (-----)Ceza koşulu, borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali için kararlaştırılır.
Bu bakımdan ceza koşulu, koşula bağlı bir edim taahhüdüdür. (----)Ceza koşulunun bağlı olduğu borç geçerli şekilde doğmuş, fakat sonradan ortadan kalmışsa, buna bağlı olarak ceza koşulu da ortadan kalkar. Borçlunun sorumlu olmadığı sonraki ifa imkansızlığı (TBK m. 182/2 ), takas, ibra, ifa veya asıl edimin yerine geçen şeyle ifa (ifa yerini tutan eda) suretiyle ortadan kalktığı; sözleşmeden dönüldüğü hallerde de ceza koşulu ortadan kalkar.
Özetle, ceza koşulu asıl borca bağlı, fakat asıl borç ceza koşuluna bağlı değildir. (-----) Tazminat isteme hakkını kural olarak borçlunun kusurlu olması şartına bağlayan kanunumuz, bununla uyumlu olarak, ceza koşulunun talep edilmesini de borçlunun borca aykırılıkta kusurlu olmasına bağlamıştır. (----)Eldeki davada geçerli olan sözleşmede tarafların cezai şart hususunda anlaştıklarına ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından davacının cezai şart talebi yerinde görülmemiştir.Davacı “gecikme nedeniyle üçüncü kişilerin açtığı dava ile diğer
zararlarından” ötürü uğradığını iddia ettiği zararın tazmini yönünde talepte bulunmuş ise de bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu eserin tesliminde meydana gelen gecikmenin, davalıya yüklenemeyeceği, davacıdan kaynaklandığı tespit edildiğinden gecikmenin gerçekleşmesinde davalıya kusur atfedilememesi sebebiyle gecikme nedeniyle üçüncü kişilerin açtığı dava ile diğer zararlardan davalının sorumlu olmayacağı anlaşılmakla bu talebin de reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/33, K. 2025/22, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama