KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/490
- Karar No
- 2024/802
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
Karar Metni
2.116 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/490 Esas
KARAR NO:2024/802
DAVA
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/07/2022
KARAR TARİHİ: 06/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ---- tarihli------- akdedildiğini anılan sözleşmenin 9. maddesi uyarınca davalı şirket her yıl asgari 45.000 ton yük getirmeyi taahhüt ettiğini, davalının anılan sözleşme kapsamında üstlendiği 2021-2022 dönemi asgari yük taahhüdünü yerine getirmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından sözleşmenin 9. maddesine istinaden---- bedelli e-fatura tanzim edildiğini,davalı şirket tarafından faturaya süresinde itiraz edilmediğini, davalının anılan fatura bedelini ödememesi üzerine müvekkili şirket tarafından önce -----yevmiye numaralı ihtarnameler keşide edildiğini,
akabinde alacağın tahsili için ------- dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibi kapsamında ödeme emri davalı şirkete 06.05.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın, 09.05.2022 tarihinde icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi ile borca ve takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, taraflarınca ticari dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını bu nedenle 18.03.2019 tarihli sözleşmeden doğan alacağının tahsili için huzurdaki davayı açma zarureti hâsıl olduğunu,
taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereği her yıl 45.000 Ton yükün getirilmediği taktirde yük sahibi eksik kalan taahhüt tonajı için ton basma 3 USD'vi 15(onbes) gün içinde ödemeyi kabul taahhüt ve beyan ettiğini, bu ödemenin gerçekleşmemesi durumunda bundan kaynaklı alacakları saklı kalmak kaydıyla ----- sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkına sahi olduğunu ve davalı tarafın da ödeme yapmayı kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davalı tarafın sözleşme kapsamında yıllık getirmesi gereken asgari 45.000 ton kostik yükü getirme borcunu, yani sözleşmenin 18.03.2021 -18.03.2022 dönemine ait asgari yük taahhüdünü yerine getirmediğini,
taahhüt ettiği miktarın 27.202.87 ton altında kaldığını ve taahhüt edilen yükün altında kaldığının her iki tarafın da kabulünde olduğunu, davalı şirketin mücbir sebep savunması hukuken mesnetsiz olduğunu, covid19 salgını ve asgari yük taahhüdünün yerine getirilmemesi arasındaki somut ilişkinin ortaya koyulmadığını, davalı şirketçe iddia olunan mücbir sebep hâli süresi içerisinde müvekkili şirkete ihbar edilmediğini, salgın sebebiyle borcun ifa edilmediği savunması sözleşmeye aykırılığın sonuçlarından kaçma çabasından ibaret olduğunu, dava konusu icra takibine yapılan itirazın iptaline hükmedilmesi gerektiği izahtan vareste olduğunu,
taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "Mücbir Sebepler" başlıklı 11. maddesinin "Uluslararası ticarette kabul edilen mücbir sebepler dışında, tarafların kontrolleri dışında ve kendi ihmal ve hataları olmaksızın meydana gelecek olaylar, tabii afetler, harp, seferberlik hali, sabotaj, halk ayaklanmaları, grev, lokavt, kanunsuz işçi hareketleri, işin görülmesini imkânsız kılacak hükümet tasarrufları, kanuni düzenleme, deprem, sel, yangın vb. olağanüstü doğa olayları, yerel veya genel seferberlik, sabotaj, savaş ağır hasar ve arıza halleri mücbir sebep olarak gösterilebilir.
Herhangi bir mücbir sebebin gerçekleşmesi durumunda taraflar bir diğerine en geç 7 (yedi) gün içerisinde yazılı olarak ihbarda bulunur ve söz konusu durum devam ettiği sürece sözleşme askıya alınır.
Mücbir sebebin geçerli olduğu dönemde taraflar taahhüt edilen işleri yerine getiremediğini veya geciktirmiş olmaktan dolayı ve bu sebeplerle ortaya çıkan zararlardan sorumlu tutulmayacaklarını, mücbir sebep hali 30 (otuz) günden fazla devam ettiği takdirde, taraflardan herhangi biri işbu sözleşmeyi tazminatsız tek taraflı olarak fesih edebilir." şeklinde düzenlendiğini, salgın hastalık hâli sözleşmede mücbir sebep hallerinden biri olarak sayılmadığını, mücbir sebep olarak ileri sürülen hâlin sözleşmenin ifasına engel olduğunun somut bir biçimde ortaya konulması,
iddia olunan mücbir sebep ile sözleşmeye aykırılık arasında nedensellik bulunması gerektiğini, ezbere bir biçimde yapılan ve hukuki mesnedi bulunmayan mücbir sebep savunmasının dinlenemeyeceğini, öte yandan sözleşmenin 11. maddesinden görüleceği üzere karşılıklı edimleri etkileyebilecek herhangi bir mücbir sebebin ortaya çıkması halinde edimini yerine getiremeyen taraf, diğer tarafa en geç 7 gün içerisinde yazılı ihbarda bulunarak sözleşme kapsamındaki edimini yerine getiremeyeceğini bildirmesinin gerektiğini, dolayısıyla sözleşme kapsamında kostik yükü getirme taahhüdünde bulunan davalının,
pandemi sebebiyle işbu taahhüdünü yerine getiremeyeceğini anladığında işbu durumu en geç 7 gün içerisinde müvekkili şirkete yazılı olarak bildirmesinin gerektiğini, davalı şirketin icra takibine yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olup davalı şirket aleyhinde alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini tüm bu nedenlerle davalı tarafından -----ilamsız icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itiraz nedeniyle davalının, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanla müvekkili arasında ---------- imzalandığını sözleşmenin akabinde tüm dünyada ve ülkemizde covid-19 salgını başladığını, salgına bağlı olarak gümrük kapılarının kapatıldığını, ülkeler arası giriş-çıkışların yasaklandığını, sokağa çıkma yasakları uygulandığını, bu süreçte ticari hayat da sekteye uğradığını, davalı müvekkilinin bu nedenlerle tonajın altında yük getirtmek zorunda kaldığını,
davacı yanın-------- yevmiye numaralı ihtarnamesi akabinde davalı şirketin öncelikle karşı taraf ile iletişime geçerek sözleşme yenileme davetinde bulunduğunu ve eksik kalan yük miktarını tamamlamayı taahhüt ettiğini, davalı müvekkilinin ünvan ve tür değişikliği yaptığı için biri ------ adet fatura bulunmakta olduğunu, müvekkilinin bu karışıklıktan dolayı sehven kdv hariç fatura tutarı için iade faturası düzenlediğini, daha sonra da kdv tutarına ilişkin iade faturası düzenlediğini, aynı zamanda----------- bedelli faturanın kabul edilmediği ve itiraz edildiğinin belirtildiğini,
müvekkilin gönderilen fatura içeriğini kabul etmediğini ve itiraz ettiğini, bu sebeple de temerrüte düşmesinden bahsedilemeyeceğini tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan haksız davanın reddine, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce;
----- sayılı dosyası ---- ayrı ayrı getirtilmiş, ---- davacı ---- sicil kaydı, ----davalı ---- sicil kaydı, ---- davalı---- formları, ----- davacı ----- celp edilerek incelenmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bir mali müşavir, bir dış ticaret uzmanı ve bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava, taraflarca akdedilmiş olan --------- dönemi asgari yük taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir.
Borçlu cevap dilekçesinde itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir.
Celp ve tetkik edilen, ------- sayılı dosyasında; davacı takip alacaklısı tarafından 19/04/2022 tarihli takip talebi ile toplam 96.509,22 USD alacağın tahsili amacıyla davalı takip borçlusu hakkında ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 06/05/2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve davalı takip borçlusu vekilinin borca ve ferilerine karşı yasal süresi içinde 09/05/2022 tarihinde itiraz ettiği ve bunun üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin davacı takip alacaklısına tebliğ edilmediği, eldeki davanın yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda;
taraflar arasında------- süreli sözleşme akdedildiği ve sözleşme uyarınca davalı tarafın her yıl için 45.000 ton kostik yükü getirmeyi taahhüt ettiği, ancak davalı tarafça sözleşme kapsamında üstlenilen 2021-2022 dönemine ilişkin asgari yük taahhüdünün yerine getirilmediği, bunun üzerine davacı şirket tarafından 18/03/2019 tarihli sözleşmenin 9. Maddesine istinaden 96.298,16 USD bedelli e-fatura tanzim edildiği, davalı şirket tarafından faturaya süresinde itiraz edilmediği,
davalının anılan fatura bedelini ödememesi üzerine davacı şirket tarafından öncelikle ----yevmiye numaralı ihtarname ile 18/03/2019 tarihinde 3 yıl süreli olarak akdedilen sözleşmenin süre sonunda feshedileceği, sözleşme ile verilen tank ve teçhizatın temiz bir şekilde teslim edilmesini ve sözleşmede taahhüt edilen yükten eksik kalan kısmın sözleşme bitim tarihi olan 18/03/2022 tarihinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, davalı şirketin ise ----tarihli ihtarnamesinde sözleşmenin 5 yıl süreli yenilenmesini, pandemiden kaynaklı eksik kalan taahhüt miktarının yıl sonuna kadartamamlanacağı teklifini bildirdiği,
davacının bu kez ----yevmiye madde numaralı ihtarname ile sözleşme uzatılması talebinin reddedildiği ve asgari alım taahhütlünden kaynaklı düzenlenen 96.298,16 USD tutarlı faturanın ihtarname tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, akabinde alacağın tahsili için ------- sayılı dosyası ile toplam 96.509,22 USD alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça süresinde borca itiraz edildiği, davacı tarafından ise itirazın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin 9.1 maddesinde, davalının sözleşmenin imza tarihinden itibaren her bir yıl için asgari 45.000 ton yük getirmeyi taahhüt ettiği ve sözleşme süresi boyunca her bir yılın sonunda taahhüt edilen asgari 45.000 ton yükün gerçekleşmemesi halinde yük sahibi olan davalının eksik kalan taahhüt tonajı için ton başına 3 USD'yi 15 (onbeş) gün içinde ödemeyi kabul taahhüt ve beyan edeceği, bu ödemenin gerçekleşmemesi durumunda bundan kaynaklı alacağı saklı kalmak kaydıyla davacının sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.
Davalı tarafça, mücbir sebep kapsamında, davacı tarafın da bilgisi dahilinde tonaj taahhüdünün eksik tamamlandığı savunmasında bulunulmuştur.
Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde davalı şirketten 19/04/2022 icra takip tarihinde 211.035,30 TL (14.689,55 USD), 08/07/2022 dava tarihinde ise 246.195,80 TL (14.769,68 USD) tutarında alacaklı olduğu, davacı tarafın davaya konu sözleşmenin 3. maddesi kapsamında düzenlenen 18/03/2023 tarihli 96.298,169 USD tutarlı faturayı düzenlediği, faturanın davalı tarafça 01/04/2022 tarihinde iade faturası düzenlemek sureti ile Davacı şirkete iade edildiği,
davalının bu iade faturasını 8 günlük yasal süresinde yapmadığı, davacının ise bu iade faturasını 05/04/2022 tarihinde yasal süresi içinde davalıya iade ettiği, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı (45.000-17.797,13=) 27.202,87 ton ürün taahhüttü altında kaldığı, davacının icra takibine konu düzenlediği --------faturanın, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun düzenlendiği ve usulüne uygun tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Yine Mahkememizce hükma esas alınan ve denetime elverişli bulunan 20/08/2024 ibraz tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, ekonomi bilimi açısından bakıldığında, ----- aylarında ciddi oranda etkilendiği, Ağustos ayından itibaren de ekonominin hızla toparlanmaya başladığı,
----Temmuz döneminin mal ve hizmet temininde yaşanan zorluklar nedeniyle iktisadi olarak mücbir sebep olgusunun varlığının ileri sürülebileceği, ancak Ağustos 2020 sonrası bu durumun sürdüğünü iddia edebilmenin ise mümkün olmayacağı görüşü bildirilmiş olup, davacın takipte dayandığı alacağın konusunun mücbir sebebin varlığının ortadan kalktığı ve ekonominin genel anlamda rayına girdiği 18/03/2021-18/03/2022 tarihleri arasındaki, davalının sözleşme ile taahhüt ettiği asgari yük miktarını temin etmemesinden kaynaklanan eksik tonaj farkı olduğu,
sözleşmenin 3. yılı olan bu dönem için davalının öne sürmüş olduğu mücbir sebep olgusunun, genel ticaret ve özelde lojistik sektörü açısından geçerli bir argüman olamayacağı sonucuna ulaşıldığı, davacının sözleşme uyarınca depoları kullanıma hazır bulundurarak asli edim yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ise sözleşme kapsamında asli edim yükümlülüğünü yerine getirmediği ve ---- dönemine ilişkin 17.797,13 Ton kostik yükü getirildiği, --- ton eksik yük getirdiği, dolayısıyla eksik getirdiği yük miktarının ton başına 3 USD bedelle ödeme yükümlülüğü bulunduğu,
genel ekonomi ve sektörel açıdan davalının ileri sürdüğü COVID-19 Salgını mücbir sebep olgusunun, davacının takipte dayandığı sözleşmenin 3. yılı olan 18/03/2021-18/03/2022 yılları arasında geçerli kabul edilemeyeceği, anılan dönemde----sektörel işleyişin normal akışında olduğu,
dolayısıyla davacı bakımından asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart talep koşullarının oluştuğu, 27.202,87 ton ürün tonajının sözleşmeden eksik kaldığı ve davacının icra takibine konu düzenlediği 18/03/2022 tarihli 96.298,16 USD (KDV Dahil ) faturanın, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun düzenlendiği ve usulüne uygun tebliğ edildiğ, alacağın döviz cinsinden olması nedeni ile 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca 96.298,16 USD fatura asıl alacağına ihtarnamede belirtilen süreler dikkate alındığında 197,87 USD faiz talebinde
bulunabileceği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile ------ sayılı takip dosyasında davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile takibin 96.298,16 USD asıl alacak ve 197,87 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 96.496,03 USD üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren 1 yıl vadeli USD cinsi mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına,
fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.Ancak cezai şartın talep edilip edilemeyeceği ve geçerli olup olmadığı hususları yargılamayı gerektirir nitelikte olduğundan, Yerleşmiş yargı uygulamasında da cezai şart alacağının likit olmadığı kabul edilmekle, aynı doğrultudaki -----sayılı ilamı da nazara alınarak, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-Davanın kısmen kabulü ile--------sayılı takip dosyasında davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile takibin 96.298,16 USD asıl alacak ve 197,87 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 96.496,03 USD üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren 1 yıl vadeli USD cinsi mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine,
2-Alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Yasal şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,
4-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 114.148,16 TL harçtan peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 92.699,55 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 21.540,81 TL dava açılış masrafı ile 14.906,50 TL yargılama masrafı toplamı 36.447,31 TL yargılama giderinden kabul ve redde göre hesap olunan 36.442,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davacı vekili için tayin olunan 243.813,46 TL
vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davalı vekili için reddedilen kısım üzerinden tayin olunan 228,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde --------- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2024
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/490, K. 2024/802, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama