KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/134
- Karar No
- 2024/744
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
Karar Metni
2.294 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/134
KARAR NO : 2024/744
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/02/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilİ şirket hakkınd----İcra Müdürlüğünün ---- sayılı dosyaları üzerinden davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine konu bonoların hiçbir şekilde müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini, müvekkili şirket ile hiçbir ticari, fiili irtibatı ve ilişkisi bulunmayan, hiçbir ticaretinin bulunmadığı davalı tarafından başlatıldığını, müvekkili şirketin adresinde 09.02.2017 yılında 250.000,00-TL----- bölgesinde atık yağlardan madeni yağ üretimi yapmak üzere kurulduğunu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanlığından lisanslı bir şirketi olduğunu,
bu şirketin lisans harici bir iş yapması hukuken mümkün olmadığını, bu bağlamda ticareti, mal alım satımı da ancak lisans kapsamında iş yapacağı kişilerle sınırlı olduğunu, yani lisans kapsamında atık madeni yağ alabilecek veya geri dönüşümden elde ettiği malları satabileceğini, bunun dışında bir gerçek veya tüzel kişi ile bir ticaretinin, para, mal vs alışverişinin olması mümkün olmadığını,
müvekkili hakkında 18.01.2022 düzenlenme tarihli 18.03.2022 vade tarihli 20.823 USD bedelli bir bono 20.02.2022 düzenlenme tarihli 20.04.2022 vade tarihli 17.418 USD bedelli bir bono 15.04.2022 düzenleme tarihli 15.06.2022 vade tarihli 33.200 USD bedelli bir bono 24.05.2022 düzenleme tarihli 24.07.2022 vade tarihli 18.409 USD bedelli bir bono 26.06.2022 düzenleme tarihli 26.08.2022 vade tarihli 5.990 USD bedelli bir bono ve 10.08.2022 düzenleme tarihli 10.10.2022 vade tarihli 1.837 USD bedelli bir bono Üzerinden icra takipleri başlatıldığını, bu bonoların hiçbirinin müvekkil, şirket tarafından düzenlenmediğini,
bu bonolar incelendiğinde bonoları düzenleyen kişinin ---- olduğunun, sonrasında müvekkili şirket adına yaptırılan bir kaşesinin ----- isminin üzerine basılmak suretiyle şirketin borçlandırılmaya çalışıldığının açıkça görüleceğini, müvekkili şirketin yukarıda da açıklandığı üzere sadece lisansı dahilinde iş yapan bir şirket olduğunu, kendi lisansı haricindeki 3 şahıslarla bir iş yapmasının, ticaret yapmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin şirket takip alacaklısını tanımadığını, bu kişi ile hiçbir ticaretinin, fiili ilişkisi ve tanışıklığı olmadığını, bu kişi tarafından şirkete verilmiş bir para olmadığı gibi, bono da verilmediğini,
icra takibine konu bonolar incelendiğinde de garip birtakım durumların ortaya çıkmaktığını, zira bonolar üzerinde düzenlenme tarihi farklı tarihler içerse de bu bonoların hepsinin aynı seri numarasını taşıdığı ve aynı anda aynı kalemle ve aynı kişi tarafından düzenlendiğinin açıkça görülmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkili şirket hakkında ---- İcra Müdürlüğünün ---- ve ----- Sayılı dosyaları üzerinden başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile takiplerin iptaline,
davalı tarafın haksız ve kötüniyetli olduğundan %20 den az olmamak üzere davalı aleyhine haksız istem/kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ...---- ŞİRKETİ'nin borçlarında kullanılmak üzere aile dostu olan---- borç verdiğini, ...'nin bir aile şirketi olduğunu, müvekkili ...'ün, ----- Şirketi'nin -borç verilip senetler düzenlendiği tarihlerde ortağı olan ----- ve kardeşi---- ile arkadaş olduğunu, müvekkilinin sıklıkla ---- ve ----- Şirketinin idaresinin zor olduğunu SGK ve vergi borçlarının ve diğer masrafların çok fazla olduğunu kendisine anlatmalarından da bilmekte olduğunu, ----- Şirketi'nin borçlarında ve giderlerinde kullanılmak üzere kendisinden borç istenmesi üzerine,
kendi düğününde ve çocuğunun doğumunda takılan altınları da bozdurarak borç para verdiğini, müvekkilin kendisinin de ticaret ile uğraşmakta olduğunu ve kendi işleri bulunduğunu, bu zamana kadar arkadaşı --- ve abisi ---- ile hiçbir sorun yaşamadığından kendilerine güvenerek ve sorun olmayacağını düşünerek borcu verdiğini ve karşılığında da ----- da borçlu ve kefil olarak bulunduğu bonoları aldığını, ----, senetlerin düzenlendiği tarihlerde ---- Şirketi'nin yetkili müdürü olduğunu, ----- şirketi ile müvekkili arasında vaktinde ödenmeyen borçların bir ay süreyle öteleneceğine ilişkin protokol imzalandığını,
müvekkili ...'ün arkadaşlık ilişkilerine güvenerek borç verdiğini ancak bonoların vade tarihlerinde verdiği borçları geri alamadığını, arada arkadaşı ---- bulunduğundan ve doğrudan takip başlatmak istemediğinden ----- ile konuştuğunu ve borçların ödenmesi için fazladan süre tanıdığını, 17.10.2022 tarihinde buna ilişkin taraflar arasında bir protokol düzenlendiğini ve borçların en geç 16.12.2022 tarihinde ödeneceği;
ödenmemesi durumunda ise icra edilebilir olacağı kararlaştırıldığını, ardından, müvekkilinin, aile içinde yaşadıkları kavga nedeniyle ----- şirketten kovulduğunu öğrendiğini, müvekkili ...'ün, kendisinden alınan borçların ödenmemesi üzerine, 15.12.2022 tarihinde şirket yetkilisi ---- ile görüştüğünü, ----- müvekkiline bu durumdan haberi olduğunu bildirdiğini ve kendisine süre vermesini talep ettiğini, müvekkilinin ise en fazla 1 ay daha bekleyebileceğini söylediğini, ---- da bu sürede ödeme yapmayacağını beyan etmesi üzerine,
alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, ----, yukarıda arz edildiği üzere, kötü niyetli bir şekilde şirket borcunu ödememek için ---- Cumhuriyet Başsavcılığında ----- soruşturma numaralı dosya ile dolandırıcılık suçu işlendiğinden bahisle, müvekkili ve----- hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ---- Şirketi yetkilisi ----- müvekkilinin eyleminin suç oluşturmadığını, gerçekten borç alındığını ve karşılığında şirketin ödemelerinin yapıldığını bilmesine rağmen, kötü niyetli bir şekilde müvekkiline iftira attığını, esasen,
kendi ailevi anlaşmazlıkları nedeniyle şirketin diğer ortakları olan ---- ve ----- ile aralarında husumet bulunmakta olduğunu ve bu kişilere zarar vermeye, haksız olarak çıkar sağlamaya ve borç ödemelerinden kaçınmaya çalışmakta olduğunu, ----- hakkında kasten yaralama şikayetiyle bulunduğu suç duyurusunun da mevcut olduğunu, alınan borcun davacı şirketin ödemelerinde kullanıldığını ve dekontlarını da dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkilinin hem verdiği borcun karşılığını alamamakta, hem hakkında suç duyurusunda bulunularak yıpratılmakta hem de huzurdaki dava ile alacağını tahsil etme imkanı ortadan kaldırılmaya çalışılmakta olduğunu,
müvekkili ...'ün bu sebeple ciddi mağduriyeti bulunmakta, alacağını tahsil edebilmesi için ivedilikle davanın reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilinin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın %20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce; tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, ----.
İcra Dairesi'nin ---- Esas ve ---- sayılı Esas sayılı dosyalarıile ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ----- Soruşturma sayılı dosyası, --- Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ayrı ayrı UYAP üzerinden celp edilmiş, ------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı şirketin ticaret sicil kayıtları ve şirketin eski yetkililerini de gösterecek şekilde bilgileri bilgileri celp edilerek incelenmiş ve davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişiden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava hukuki niteliği itibariyle, İİK'nın 72.maddesi uyarınca,
icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır.Takip konusu bonoların örnekleri incelendiğinde; hepsinde keşidecinin dava dışı ----- ile birlikte davacı şirket, lehtarın davalı olmak üzere "nakden" kaydıyla düzenlendikleri anlaşılmaktadır.Davacı tarafça bonoda şirket kaşesi üzerinde yer alan imzanın şirketin eski yöneticisi olan ---- temsil yetkisi sona erdikten sonra şirketle hiçbir ticari ilişkisi bulunmayan davalı ile birlikte danışıklı hareket ederek davacı şirketi borçlandırmak iradesi ile düzenlendiği, gerçekte şirketin davalıya borçlu olmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı savunmasında davacı şirketin borçlarında kullanılmak üzere aile dostu olan dava dışı -----kendi düğününde ve çocuğunun doğumunda takılan altınları bozdurmak suretiyle borç para verdiğini, vaktinde ödenmeyen borçların ötelenmesine ilişkin de şirketle aralarında protokol yaptıklarını ileri sürmüş, iddialarını ispata yönelik 17/10/2022 tarihli protokolü ve alınan borç ile davacı şirketin yaptığını iddia ettiği ödeme dekontlarını ibraz etmiştir.Yerleşik Yargıtay İnançlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de,
temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedeninin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. "Bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin, senedin lehdarından karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır.
Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır.
Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır." (Örnek:-----Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir.
Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir.
Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu senetlerde nakden kaydı bulunmaktadır. Ancak ilgili bedel kaydı kişisel defi niteliğinde olup, 3. Kişi konumunda olan davalıya karşı ileri sürülemez.
Aynı şekilde davalının senedi ihdas nedeninden farklı bir şekilde aldığını ileri sürmesi de senedin talili niteliğini taşımaz. Kaldı ki davalı da, şirkete borç para verildiğini ileri sürmüş olup, beyanın bedel kaydını talil eder nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı itibariyle; dava konusu senetlerin bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, bono borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, bonodan doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye ait olur.
Yetkisiz imza hâlinin düzenlendiği TTK’nın 778. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 678. maddesi “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur.
Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” şeklindedir.Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi).
Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur -----Takibe dayanak bonoları ----- imzalamış olup, TTK’nın 678. maddesi gereğince de yetkisiz temsilci olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince avalistin sorumluluğu ancak kambiyo senedinde şekle dair bir eksiklik olması hâlinde ortadan kalkar.
Takibe dayanak bonolar şeklen de olsa TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca düzenleyenin imzasını içermekte olup, şekle ait noksanlık bulunmadığından aval vereninin taahhüdü geçerlidir. Ancak şahsen borçlu olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
----- aynı zamanda bononun düzenlenme tarihinde davacı şirketin yetkili temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Temsil edilenin izni olmadan kendi lehine işlem yapan temsilci, temsil yetkisinin sınırları aşmış demektir. Bu durumda temsilcinin, temsil edilenin önceden verdiği bir izin olmaksızın kendi lehine ve temsil ettiği şirket aleyhine/zararına yapmış olduğu işlemlerin, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemler niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
818 sayılı BK’nun 38. maddesi (6098 sayılı TBK’nun 46. maddesi) uyarınca yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemin geçersiz olmasından dolayı şirketin hukuken sorumlu tutulamaz. Ancak BK'nun 453/2 maddesine göre ticari vekil açık yetki verilmedikçe kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı halde aynı yasanın 450/1 maddesi uyarınca ticari mümessil, iyi niyetli 3. Kişilere karşı müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunma yetkesine haiz sayılır.
Dava dışı----- ticari mümessil olduğunun kabulü gerekmektedir.
Davalının, davacı şirketin borçları ve giderleri için kendi düğününde ve çocuğunun doğumunda takılan altınları bozdurmak suretiyle davacı şirkete borç verdiğine yönelik savunmasına, senet konusu paraların davacı şirkete verildiğine dair herhangi bir makbuz/dekont sunulmamış olması, toplamda 97.677,00 USD tutarındaki meblağın, tüzel kişi davacı şirkete elden verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının dosyaya sunduğu dekontlara konu ödemelerin davalı tarafça davacı şirkete verilen paralarla yapıldığını ispata elverişli olmadığı,
hem Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi aracılığıyla hem de soruştarma dosyası kapsamında incelenen davacı şirket defterlerinde dava konusu bonolarla veya davalı alacaklı ile ilgili herhangi bir kaydın olmadığı; bu sebeple davalı ve dava dışı ----- hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı,
ceza dosyasının derdest olduğu hususları bir bütün olarak dikkate alındığında, takibe konu bonoların davacı şirketin borcundan kaynaklanmadığının kabulü zorunludur. (----- BAM ---- HD'nin --- Esas, ---- Karar sayılı ilamı da benzer doğrultudadır.)Bu durumda, dava dışı keşideci -----, davalı lehine düzenlediği bonolarda o tarihte yetkilisi olduğu davacı şirketi avalist olarak gösterdiği,
bonoların şirket defterlerinde kaydının bulunmaması ve yukarıda açıklanan gerekçelerle dava dışı keşidecinin, dava konusu bonoyu, şirket yetkilisi olduğu dönemde keşide etmesi ve şirket adına attığı aval imzasının TTK 626. ve 629. maddeleri çerçevesinde müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmayacak şekilde yetkinin kötüye kullanılması ve şirketi bağlayıcı nitelikte olup olmadığı temsilciye verilmiş bir iznin veya sonradan icazetin bulunup bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatiyle,
----- İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyası ve dayanağı 20/02/2022 tanzim ve 20/04/2022 vade tarihli, 17.418,00 USD bedelli bono, 15/04/2022 tanzim ve 15/06/2022 vade tarihli 33.200,00 USD bedelli bono ile 10/08/2022 tanzim ve 10/10/2022 vade tarihli 1.837,00 USD bedelli bono ile ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyası ve dayanağı 18/01/2022 tanzim ve 18/03/2022 vade tarihli 20.823,00 USD bedelli ve 26/06/2022 tanzim ve 26/08/2022 vade tarihli 5.990,00 USD bedelli bonolar kapsamında davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bu takiplerin iptaline dair karar verilmiş, somut olay değerlendirildiğinde davalı,
davalının icra takibinde kötüniyetli olduğu yasal delillerle kanıtlanamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/134, K. 2024/744, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama