KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/273
- Karar No
- 2024/50
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
Karar Metni
1.491 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/273
KARAR NO : 2024/50
DAVA
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/04/2023
KARAR TARİHİ : 16/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili ... davalı ------ 13/08/2021 tarihi itibarı ile 48.372,80 TL faturaya dayalı alacağı bulunduğunu, müvekkili şirketin bütün müracaatlarına rağmen borcunu ödemeyen davalı şirket aleyhine------ İcra Müdürlüğü'nün----. sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, Davalı şirketin takibe konu borcu ödemediği gibi icra takibine yönelik haksız bir şekilde itirazda bulunulduğu ve durduğunu, borcun miktarına, sebebine ve faiz oranına yapılan itirazların tamamen kötü niyetli olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla;
davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafından müvekkili aleyhine ----. icra Müdürlüğü'nün------sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olup; taraflarınca takibe, faize, borca, sair tüm hususlara yasal süre içinde itiraz edilerek takip durdurulduğu, müvekkili şirketten öğrenildiği üzere ödeme emrindeki belgelerin gerçeği yansıtmadığını, ödeme emrindeki borcun neyden kaynaklandığı,
talep edilen alacak kalemlerinin neye ilişkin olduğu ve hangi tarihte ne şekilde tahakkuk ettiği açıkça belirtilmediğini, faiz oranları da yasal mevzuata aykırı işleme konulduğunu, davacı dava dilekçesinde taraflarının kötü niyetli olduğunu bildirmiş ise müvekkili şirketin takipte anılan miktar kadar borcu bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı------ İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyasında alacağa takip öncesi faiz işletildiği,
icra takibi öncesinde taraflarına herhangi bir ihtarname ya da başka bir şekilde bildirim yapılmadığından müvekkili firmanın temerrüde düşmüş olmadığını beyanla, fazlaya ilişkin dava talep ve delil sunma haklarını saklı tutarak davanın reddine, davanın açılmasına haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında %20'den aşağıyaolmamak üzere kötü niyet tazminata karar verilmesini yargılama harç ve giderleri ile vekaletücretinin davacıya yüklenilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Müdürlüğünün ------Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için;
a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----İcra Müdürlüğünün -----Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği,
huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Tarafların 2021 yılına ait ticari defter ve belgelerinin incelendiğini, defterin yasalara uygun olarak tutultuğunu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı alacağının dayanağının 03.08.2021 tarihli, ------belge nolu 48.372,80 TL tutarındaki faturadan kaynaklanığını,
davalı BA/BS formaları incelendiğine davalı tarafın 2021 yılına davacı faturalarını bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği tespit edildiğini, bu durumda davacı faturasının davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kayıt edildiği ve ilgili vergi dairesine davalı tarafından bildirildiğini, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 48.372,80 TL alacak talep edebileceği sonucuna ulaşıldığını,
Mahkeme tarafından davacı lehine alacağa hükmedilmesi durumunda konu alacak için takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa hükümleri uyarınca icra takip tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği, " şeklinde rapor sunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy.
Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde).
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Davacı taraf kendi ticari defterlerine göre davalıdan 48.372,80 TL alacaklı olup davalı taraf inceleme gününde ticari defterlerini inceleme için sunmadığından davacı tarafın defterleri HMK 222/3. Maddesine göre lehine delil seyılmıştır.
Yargıtay ----- HD 'nin -----Esas,------Karar sayılı 04.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle KDV iade tasdik bedelini kabul etmiş sayılacaktır. Vergi dairesinden celp edilen, davacı ve davalının BA/BS formlarının incelenmesinde, davacı tarafça kesilen KDV hariç 48.372,80 TL lik faturanın, davalı firma tarafından Form BA dökümünde mal ve hizmet alımına ilişkin olarak beyan edildiği, dolayısı ile tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğu görülmüştür. Buna göre davalının vergi dairesine bildirilen faturalardaki KDV iade tasdik bedelini kabul ettiği ve bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü ile usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir.
Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK.
101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır.Takibe kadar işlemiş faize yönelik davalı itirazının haklı olduğu değerlendirilerek takibe kadar işlemiş faiz tutarı bakımından davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.
Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/273, K. 2024/50, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama