KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/373
- Karar No
- 2026/318
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2026
Karar Metni
2.342 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/436 Esas
KARAR NO: 2026/298
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 26/06/2024
KARAR TARİHİ: 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı şirketin bir abi-kardeş -aile- şirketi olarak kurulduğunu, ------ yılı kuruluş tarihli ve davalı şirketin bünyesindeki --- ilki olan ---- kuruluşundan beri var olduğu gibi abi --- şirketin %60 hissesine, kardeş----- %40 hissesine sahip olacağının ve her iki efradın da şirket yönetiminde yer alacağı şekilde yapılandırılmış olduğunun ve bu hususun sicil kayıtları ve genel kurul karar defterleri ile sabit olduğunu, zaman içerisinde abi ---- eşi ve kızlarını, kardeşin ise eşini pay sahipliğine dahil ettiğini, abi -------kızlarının ise ilaveten yönetim kuruluna dahil edildiğini,
davalı şirketin sermaye yapısına dilekçede yer verilerek müvekkillerinin şirketin doğrudan ve dolaylı %40 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin mevcut yönetim kurulunun ---ve kızlarından oluştuğunu, --- şirketin yönetim kurulu başkanı, kızı ----- ise yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinin ise yine --- kızları --- ve ----------- olduğunu, kuruluştan itibaren varlığı sicil kayıtları ve karar defterleri ile sabit olan abi - kardeş yönetiminin esasen ortaklar arasındaki centilmenlik anlaşmasını ihtiva ettiğini,
ancak her ne kadar centilmenlik anlaşması bu çerçevede yapılandırılmışsa da şirket hisselerinin çoğunluğunu uhdesinde bulunduran -------- Ailesinin, çoğunluk gücünü araç olarak kullanıp azınlık pay sahipleri müvekkilleri mağdur eden sayısız kanunsuz, iyi niyet kaidelerine aykırı fiil ve işlemlere imza attığını, müvekkili ------ ilk etapta bilgi alma ve inceleme hakkının ihlale maruz bırakılması,
çoğunluğun yönetim kurulu başkan yardımcısını pasivize ederek üyelere menfaat tedarik etmesi ve sair başkaca hususlarla ------ D.İş sayılı dosyası ile kayyım talebinde bulunulduğunu, o süreçte kalp krizi geçirdiğini ve ----- bu durumdan istifade ederek bir şeyleri düzelteceği taahhütleriyle müvekkili feragat talebinde bulunmaya zorladığını, daha sonrasında,
haksız ve hukuksuz işlemlerin ivme kazandığını,--- yönetim kurulu üyeliğinin "bağlılık raporu ve finansal tabloları incelemediği ve yükümlülüklerini yerine getirmediği" gerekçesiyle davalı şirketin ---- tarihli genel kurul toplantısında son verildiğini ve müvekkillerin bu aşamadan itibaren şirketten adeta sürgün edildiğini, bu cihetle çoğunluğun, müvekkil --- yönetimden uzaklaştırdığı genel kurulun hemen akabinde müvekkillerinin oğulları ------ iş akitlerine son verdiğini, --- tahsis edilen ve ---- bulunan odanın noter kanalı ile boşaltıldığını, --- masasının noter kanalı ile boşaltıldığını,
----tarihinde yönetim kurulu kararı alarak pay sahiplerinin şirketlere girişini engellendiğini, gelinen son noktada müvekkillerinin grup şirketlerden ------ haklı nedenle feshi davası ikame ettiğini, dosyada aldırılan bilirkişi raporlarında müvekkilinin davayı açmakta haklı olduğunun tespitine karar verildiğini ve dava dosyasında değerleme aşamasına geçildiğini, yine müvekkilinin halihazırda davalı şirket ------ ve onun talimatıyla müvekkiline karşı zor kullanan güvenlik görevlileri hakkında ceza davaları açıldığını, müvekkillerini maddi anlamda zor bırakmak isteyen davalı şirket Yönetim Kurulunun;
------ yılından itibaren çok düşük miktarda kar dağıtımı yaptığını, dağıtılan karı da herhangi bir enstrümana dönüştürmeyerek şirkette tuttuğunu, müvekkillerinin çok düşük miktarda kar dağıtımı yapılan her yıl olağan toplantısı sonrası yasal süre içerisinde genel kurul kararının iptali talepli dava ikame ettiğini ve her yıl açılan davada dağıtılan kar paylarının müvekkillerinin haklarını ihlal eder derecede çok az dağıtıldığı gerekçesiyle iptaline karar verildiğini,----yılına ilişkin gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında da bundan önce dağıtılan karları uhdesinde tutmasına rağmen çok düşük kar dağıtımı yapılmış olduğunu,
davalı şirketin --- hesap dönemi için gerçekleşen net karının ----- olduğunu, yine finansal tablolardan anlaşılacağı üzere şirketin ---- yılı hesap dönemi öncesinden uhdesinde tuttuğu --- geçmiş yıl karı bulunduğunu, genel kurul toplantısında dağıtılan karın geçmiş yıl karları ile --------yılı hesap dönemi karının toplam %13'üne denk geldiğini, nitekim şirketin faaliyet raporunda açıklanan ekstra bir yatırımı olmadığını veyahut bu karları farklı bir enstrümana dönüştürmediğini, buna rağmen dağıtılmayan karların şirketlerin aktifinde tutulmasının nedeni hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini,
bu durumun tek gerekçesi olarak ------- yılının seçim dönemi olarak açıklandığını, Covid-19 önlemlerinde dahi %25'e kadar kâr payı dağıtılmasına imkân tanınmışken davalı şirketin dağıtılabilir kar payının bu denli düşük tutulmasının müvekkillerinin menfaatini zedelediğini, davalı şirketin finansal tablolarına bakıldığında dönen varlıklarının ---- olduğunu, kısa vadeli borçlarının ise ---- olduğunu, şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarından ---- fazla olduğunu, kar payına ilişkin kararın şirketin finansal durumu gözetildiğinde dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli olduğunu,
davalı şirketin finansal tabloları incelendiğinde sermayenin özkaynaklar bünyesinde korunduğunu, davalı şirketin cari oranının yeterli bir düzeyde seyretmekte birlikte borçlarının ödenmesi için bir zorlukla karşılaşma ihtimalinin olmadığını, davalı şirketin brüt satışlarının da------ sonrasında %16 oranında artışın gerçekleşmiş olduğunu, buna rağmen bu denli az kâr payı dağıtımının hiçbir ticari alt yapıda açıklaması bulunmadığını tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı şirketin ------ yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan --- numaralı gündem maddesi olan "Karın kullanım şeklinin,
dağıtılacak kar ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi" kapsamında alınan kararın iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ileride yönetim kurulu üyelerine rücu etmek üzere davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
davacılar tarafından belirtilen olguların işbu dava özelinde herhangi bir kıymeti bulunmadığını, müvekkili şirketin pay sahipleri arasında davacılar tarafından iddia olunduğu şekilde yazılı veya sözlü herhangi bir centilmenlik anlaşması bulunmadığını, müvekkili şirketin kontrolünün ele geçirilerek davacıların zarara uğratılması gibi bir iradenin de söz konusu olmadığını, ---yılına dek şirket faaliyetlerinin münhasıran --- davacı-----tarafından sürdürülmemiş olduğunu, mevcut Yönetim Kurulu üyelerinin--- yıllarından bu yana bilfiil görev ifa ettiğinin ------ ilanları çerçevesinde sabit olduğunu,
müvekkili şirketin grup şirketlerinden olan ----aleyhine şirketin feshi talepli açılan ------Esas sayılı dava dosyasında şirket aleyhine olan bir bilirkişi raporu da bulunmadığını, davacılardan -------- görevine yeniden seçilmemesinin sebebinin; ----- yılı olağan genel kurul toplantı tarihine kadarki süreçte yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevlerinden olan yıllık faaliyet raporunun ve bağlılık raporunun hazırlanması,
finansal tabloların ve konsolide finansal tabloların incelenerek genel kurula sunulması ve yönetimde görevli kişilerin üst gözetiminin yapılması gibi görevlerini yerine getirmemesi olduğunu, iptali talep olunan kar dağıtım oranının belirlenmesine yönelik genel kurul kararının, güncel ekonomik koşullar dahilinde nakit sermaye akışının korunması ile şirketin devamlılığının ve karlılığının sağlanması amacıyla takdir olunduğunu, dolayısıyla iddia edildiğinin aksine müvekkili şirketin azınlık pay sahiplerini sindirmek gibi bir iradesi olmadığını,
kar dağıtım oranının belirlenmesinin şirketin menfaatleri doğrultusunda nakit sermaye akışının devamlılığı ile ilgili bir karar olup likidite (asit test) oran rasyosu dahilinde inceleme yapılması gerektiğini, Müvekkili şirketin grup şirketi olan bir başka şirkete karşı ikame edilen ve birebir aynı kapsam ve mahiyette bulunan emsal davada ----- nakit sermaye akışının mevcut durumunun likidite cari oran rasyosu kapsamında hesaplandığını, bu oran kapsamında gerçekleşen hesaplama neticesinde ----- kar dağıtımı yapmaması gerekirken dahi belirli bir oranda kar dağıtımına karar verildiğinin,
bu anlamda belirlenen kar dağıtım oranının davacı azınlık pay sahiplerinin zarara uğratılması amacını taşımadığının, aksine şirketin menfaatlerinin ve sürekliliğinin sağlanması amacını taşıdığının ilgili hesap teknikleri doğrultusunda sabit hale gelerek davanın reddine karar verildiğini, müvekkili şirket tarafından alınan kar dağıtım oranı kararının, müvekkil şirketin nakit sermaye akışının ve devamlılığının sağlanması amacıyla alınmış olduğunu, yalnızca nakit sermayeyi esas alan işbu hesap tekniğinin müvekkiline uygulanması gerektiğini,
şirketin kar payının çoğunu dağıtmayıp şirket bünyesinde tutmasının davacıların müktesep hakkını ihlal edip etmediği, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, dağıtılması öngörülen kar payı dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli kar payı dağıtılmasının temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyi niyet kurallarına uygun olup olmadığı,
şirketin geçmiş uygulamaları, --- yıllarına nazaran ------yılında bu oranın daha da artış gösterip göstermediği hususlarının bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, iptali talep olunan kar dağıtım oranının karın dağıtılacağı pay sahipleri açısından farklılık göstermediğini ve tüm pay sahiplerine ortak ve eşit şekilde uygulanmakta olduğunu, eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil eden herhangi bir husus bulunmadığını, davacılar tarafından müvekkili şirketin aynı irade ile alınan ------kararlarının iptali talebi ile dava açılmadığını,
bu durumun davacıların müvekkili şirketin Genel Kurulunun istikrar göstermiş kar dağıtım politikasının hukuka, hakkaniyete, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu kabul ettiği anlamına geldiğini, davacılar tarafından açılan her davanın kabulüne karar verilmediğini, grup şirketlerden bazıları hakkında açılan davaların reddedildiğini, davacı asillerin ve davacılar vekilinin müvekkili şirket ve grup şirketleri ile birebir rekabet halinde olduğunu,
işbu davanın ikamesindeki tek amacın nakit sermaye akışının kesilmesi ile rekabetin dava dışı şirket lehine güçlendirilmesi olduğunu tüm bu nedenlerle likidite cari oran rasyosu dahilinde inceleme yapılmak üzere içerisinde finans uzmanı, mali müşavir ve hesap uzmanı bulunan bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile davacı tarafça açılan davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce; ---- dava dışı ---- --- kayıtları ile davalı ----- kuruluşundan bu yana tüm ticari sicil kayıtları, ayrıca davalı şirketin ---tarihli ---- ilişkin çağrı kayıtları, hazirun cetveli, genel kurul toplantı tutanağı celp edilmiş, ----,
davalı ------- tüm vergi kayıtları ile şirket kuruluşundan itibaren tüm vergi beyannameleri varsa eklerinde yer alan bilanço ve gelir tabloları getirtilmiş,----- Esas sayılı dosyası ---- üzerinden ayrı ayrı celp edilerek incelenmiş ve davalı şirketin kayıt ve defterleri üzerinde mahkememizce resen seçilen mali müşavir ile nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlar alınarak taraflara tebliğ edilmiştir.Dava;
davalı şirketin --- tarihli ---yılı faaliyet dönemi olağan genel kurul toplantısında alınan --- numaralı kararın iptali istemine ilişkindir.Dava konusu uyuşmazlık, davalı şirketin --- tarihinde yapılan --- yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan -- nolu kararın dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı ve iptalinin gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır.6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın;
çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa,
yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Yukarıdaki kanun hükümlerine göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açılabilir.
İptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi itibariyle davanın yasal süresinde olduğu; davacıları temsilen vekillerinin genel kurul toplantısına katıldığı, bir kısım kararlar yönünden olumsuz oylar vererek muhalefetlerini tutanağa geçirttikleri hususları dikkate alındığında, bu itibarla davacıların dava açma hakkının bulunduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, genel kurulun iptal talebine konu edilen 6. Maddesi; karın kullanım şeklinin, dağıtılacak kar ve kazanç payları oranlarının belirlenmesine ilişkindir.TTK'nın 507/1. maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir.
TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır.
Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun münhasır yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde kaçınamayacağı, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi, ortaklığın gelişmesi ve şirketin finansmanının sağlanması gibi haklı sebeplerle kârın dağıtılmayarak, olağanüstü yedek akçeye ayrılmasının mümkün olduğu açıktır.Tüm dosya kapsamı tetkik edildiğinde, gündemin ----- numaralı maddesiyle, geçmiş yıllarda ayrılan 1. Tertip genel kanuni yedek akçeler toplamı, ödenmiş sermayenin %20’sine ulaşmış olduğundan 1. Tertip genel kanuni yedek akçe ayrılmamasına;
--- için şirket’in ödenmiş sermayesinin %5’i oranında ve brüt ---- pay sahiplerine payları oranında 1. Temettü olarak dağıtılmasına, ------ karının geriye kalan kısmından 2. Tertip genel kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra brüt --- pay sahiplerine payları oranından 2. Temettü olarak dağıtılmasına, dağıtılmasına karar verilen toplam brüt ------ tutarındaki temettüden gelir vergisi stopajı yapılmasına sonra kalan kısmının şirket pay sahiplerine ve Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği zamanından ödenmesine oy çokluğuyla karar verildiği, davacılar tarafından karara muhalefet edildiği ve bu sebeple iptalinin talep edildiği.
Mahkememizce şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan kök rapora davalı taraf vekilinin itirazlarının tek tek ve detaylı bir şekilde değerlendirilmesi ve ayrıca dava konusu genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı ile finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, davalı şirketin uzun ve kısa vadeli borçlarının bulunup bulunmadığı, şirketin yatırım giderlerini nasıl karşıladığı, geçmiş dönem kârlarının da şirket yatırımlarında kullanılıp kullanılmadığı,
dava konusu genel kurul kararı ile ortaklara dağıtılması öngörülen kâr payı dışında kalan kısmın şirketin devamlı gelişmesi ve düzenli kâr payı dağıtılmasının temini bakımından gerekli olup olmadığı hususları da dikkate alınarak düzenlenen ve mahkememizce de denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak hükme esas alınan ---- tarihli bilirkişi ek raporundaki; "...davalı şirketin ---- yılı bilanço sonuçlarına göre; kısa vadeli borç ödeme yeteneğini ölçen cari oranın 3,48 olarak hesaplandığı, bu oranın genel kabul görmüş --- eşiğinin ve ---- tarafından raporlanan ----- sektör ortalamasının yaklaşık ---kat üzerinde olduğu,
şirketin likidite --- olarak saptandığı, genel uygulamada--- üzerinde olması beklenen bu değerin sektör ortalaması olan --- yaklaşık ------ üzerinde gerçekleştiği; bu sonucun şirketin stoklarını nakde dönüştürmesine gerek kalmadan tüm borçlarını karşılayabileceğini teknik olarak ortaya koyduğu, işletmenin hazır değerleri üzerinden hesaplanan nakit oranının --- oldukça yüksek bir seviyede olduğu; finansal yönetimde yeterli kabul edilen ---inşaat sektörü ortalaması olan ------ üzerinde olduğu, bu verinin şirketin sadece bankadaki mevcut nakdiyle borçlarını ödeme gücüne sahip olduğunu gösterdiği,
şirketin otofinansman oranının --------olarak hesaplandığı, bu durumun şirketin ödenmiş sermayesinin 3 katından fazla kârı bünyesinde biriktirdiğini ve mevcut durumda bu oranın dış kaynağa ihtiyaç duymaksızın faaliyetlerini sürdürebilecek mali yapıya ulaştığını ispatladığı, varlık yapısı incelendiğinde; şirketin %78 oranıyla sektörün ortalaması üstünde likit bir bilançoya sahip olduğu, şirketin ------yılı likidite oranlarının da sektör ortalamalarının üzerinde olduğu, elde edilen yüksek safi kârın somut bir yatırım projesine veya işletme sermayesi ihtiyacına yönlendirilmediği;
şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken makul ihtiyat seviyesinin ve yasal yükümlülüklerin ötesinde bir nakit mevcuduna sahip olduğu dikkate alındığında, kârın büyük bir kısmının herhangi bir iktisadi gerekçe sunulmaksızın bünyede tutulmaya devam edilmesinin 'afaki iyi niyet kuralları' ve 'ortaklık menfaatleri dengesi' açısından zorunlu bir mali nedene dayanmadığı" şeklindeki tespitler de nazara alınarak karın kullanım şeklinin, dağıtılacak kar ve kazanç payları oranlarının belirlenmesine ilişkin alınan 6 numaralı kararın TTK'nın 445.
Maddesine aykırılık nedeniyle iptaline yönelik aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM (Yukarıda açıklanan nedenlerle):
1-Davanın kabulü ile davalı şirketin ---- tarihinde yapılan------- yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında 6 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptaline,
2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin yatırılan toplam 427,60 TL hacın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 855,20 TL dava açılış masrafı ve 20.134,00 TL yargılama masrafından ibaret toplam 20.989,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avanslarında kalan ücretlerin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
01/04/2026
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/373, K. 2026/318, 7 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama