KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/107
- Karar No
- 2020/510
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2020
Karar Metni
1.208 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2019/107 Esas
KARAR NO: 2020/510
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2019
KARAR TARİHİ : 26/11/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında sürekli ticari iş ilişkisi olduğunu, davalı yan davacı şirketten yakıt satın aldığını, yakıt alımına karşılık satış bedeli olarak fatura kesildiğini, belirtilen fatura alacağına ilişkin borç miktarları muaccel olmasına rağmen davalı yanca ödeme yapılmadığını, davacı şirketçe--- fatura alacağının tahsil edilememesi sebebiyle -- tarihinde----- nolu dosyasıyla icra takibinin başladığını ancak davalı yan -----tarihinde haksız ve kötüniyetli olarak borca ve ferilerine itiraz ettiğini, iş bu davayı açmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını,
davacı tarafın taraflar arasındaki ticari iş ilişkisinden doğan alacağın tahsiline yönelik taleplerini yinelemekle birlikte davalı vekilinin toplantıya katılmaması sebebiyle görüşme yapılamadığını, anlaşmaya varılamadığını, haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun borcun % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine , yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Dosyada cevap dilekçesi bulunmamaktadır.
DELİLLER
---- sayılı dosyası, ---- dosyadaki diğer bilgi ve belgeler.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır. Mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş ve tarafların sulh olmaması nedeniyle uyuşmazlık belirlenerek işin esasının incelemesine geçilmiştir.
2004 Sayılı İİK.'nın 67.maddesi;-----Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ---- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. ---Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmüne amirdir.
Davaya konu ----- sayılı dosyası getirtilerek incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile örtüştüğü görülmüştür. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında mal ve hizmet alım-satımına dayalı ticari ve hukuki ilişki bulunduğu ve bu kapsamda davacı tarafından cari alacaktan kaynaklı alacağının davalı tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından bu cari alacağa ilişkin olarak ilamsız icra takibi başlatmış ve davalının vaki itirazı nedeniyle takip durmuş ve yasal süresi içinde işbu dava açılmıştır.
Davacı tarafın bildirdiği tüm deliller toplanmış ancak davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen ne davaya cevap vermiş ne de ticari defterlerini hazır etmesi için inceleme gününde hazır bulunmuştur. Böylelikle dosya taraflar arasındaki alacağın varlığı ve miktarına ilişkin rapor verilmesi için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi tarafından verilen rapor taraflara tebliğ edilmiş ve denetimi yapılmıştır.
Yapılan incelemede davacı tarafından usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin alacağın varlığını kısmen tevsik ettiğine yönelik görüş bildirildiği görülmüştür.
Filvaki raporda açıklandığı gibi dosya kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirketten yakıt alımı yaptığı, bu alımlara ilişkin davacı şirket tarafından fatura ve irsaliyeler düzenlendiği görülmüş, davacı tarafın incelenen kayıtlarında davalının davacıya ----- tutarda borçlu bulunduğu ve davacının alacağının varlığını ispat ettiği anlaşılmıştır.
Dosyaya mübrez işbu bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile davalının-------sayılı dosyasına karşı yapmış olduğu itirazının İİK'nın 67/1. maddesi gereğince iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ve ek rapor alınması talep edilmiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ile davacı vekilinin itiraz dilekçesinden de anlaşılacağa üzere davacının dosyaya sunmuş olduğu --- nolu---- bedelli fatura ile bu faturaya ilişkin---- bedelli ödemenin davacının defter ve kayıtlarında yer almadığı anlaşılarak davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.
Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Olayımızda ise mahkememizin davacının alacaklı olduğunun tespit edildiği miktarın yargılama neticesinde belirlenmesi göz önüne alınarak şartları oluşmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Her ne kadar dava kısmen reddedilmiş olsa da, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak yapılan arabuluculuk görüşmelerine davalının katılmadığı, mazeret de göndermediği anlaşıldığından Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 25 ve 26/2. Maddeleri gözetilerek yargılama giderlerinden davalı taraf sorumlu tutulmuş, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/107, K. 2020/510, 26 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama