KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/119
- Karar No
- 2025/79
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2025
Karar Metni
1.460 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/119 Esas
KARAR NO:2025/79
DAVA
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/02/2021
KARAR TARİHİ: 24/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ve davalı arasında ile müteaddit defalar imzalanan sözleşmeler ile ----- otopark işletmeciliğine ilişkin müvekkilin yüklenici firma olduğu şekilde davalıya hizmet verildiğini, Davalı ile müvekkil arasındaki iş ilişkisi cari usulde tutulmakta olup, son olarak 08/06/2015 tarihli sözleşme kapsamında verilen hizmet devam etmekte iken hakkedişler davalı tarafından ödenmediğini, sözleşme süresinin bitmesi ile de bakiye ödeme yapılmadığını, müvekkilin hakkedişlerine ilişkin olarak ödeme yapılmamasına ilişkin herhangi bir yazılı/sözlü bildirim de yapılmadığını, icra takibine konu edilen miktar ödenmediğini,
müvekkili ile davalı arasındaki cari ilişkinin 10/03/2016 tarihi itibariyle sona ermesine rağmen davalı taraf bakiye alacak ödemesi yapmadığı gibi bu konuda hiçbir açıklama da yapmaksızın ödeme yapmaktan imtina ettiğini, dolayısıyla cari hesap ilişkisinin sonlandığı 10/03/2016 tarihi itibariyle davalı taraf başkaca bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğünü, davalı tarafından eksik ödemenin yapılmasını sulhen sağlanması amacıyla arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşma ile sonuçlanmadığını, bu nedenlerle;
------ sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden faiz ve ferileri ile devamına, itirazın haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davalı tarafın %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkûm edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket eksik ödeme yapıldığı gerekçesi ile ---------numarası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında bir hizmet sözleşmesi gereğince davacının hakedişleri müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak tamamı ödendiğini, müvekkili şirket kendisine bildirilen borçların tamamını ödediğini ve alacak kısmı sıfırlandığını, bunun üstündeki istemler haksız kazanç niteliğinde olacağını, müvekkili şirketin davacı şirkete hiç bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine,yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
------ sayılı icra takip dosyası, Taraf şirketlere ait ----- formları, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:Dava, ------- sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.
Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde. 6100 sayılı HMK'nın 222.
Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, davacı tarafın defter ve kayıtlarının incelenmesinde davacı tarafın davalı taraftan 25.721,92 TL alacaklı olduğu,
davalı tarafın defter ve kayıtlarına göre ise davalı tarafın davacı tarafa 26.518,88 TL borçlu göründüğü, davacı tarafın dava konusu ettiği alacak talebinin 25.721,92 TL lik kısmı bakımından taraf defterlerinin uyumlu olduğu, taraflar arasında akdedilen 08.06.2015 tarihli sözleşme hükümleri gereği tespit edilen asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan işlemiş faiz miktarının ise 15.934,20 TL olduğu anlaşılmakla toplam 41.656,12 TL üzerinden üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davalı taraf,
davacı şirkette çalışan------ adındaki işçinin ------- Sayılı dosyası ile asıl işveren olarak davacı şirkete ve üst işveren olarak davalı şirkete karşı kıdem tazminatı ve işçilik alacakları için dava açarak davayı kazandığı, kararın ------- sayılı dosyası ile takibe konduğu, kararın kesinleşmesi sonrasında davalı şirket tarafından icra dosyasına 25.394,68 TL ödendiği,
bu borcun asıl işveren olarak davacı şirkete ait olduğu ve davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de talebinin ayrı bir davanın konusunu teşkil edebileceği, huzurdaki dava ile verilecek kararın davalının varsa davacı taraftan olan alacağına ulaşmasına engel teşkil etmeyeceği, kaldı ki davalı tarafça cevap dilekçesinde bu hususta herhangi bir savunmada bulunulmadığı, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu yöndeki savunmalarına yer verildiği anlaşılmakla davalı tarafın yukarıda yer verilen savunmalarına itibar edilmemiştir.İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde.
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur.
Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir.
Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. --------Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede.
6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323.maddesinde sayılan yargılama giderlerine davanın kabul red oranı dikkate alınarak karar verilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yine davanın kısmen kabul edilmiş olması nedeniyle hazineye gelir kaydedilmek üzere kabul red oranına göre taraflardan tahsiline karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/119, K. 2025/79, 24 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama