KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/131
- Karar No
- 2024/18
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
Karar Metni
3.377 kelime·17 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/131
KARAR NO : 2024/18
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/03/2021
KARAR TARİHİ : 11/01/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
08.12.2020 tarihinde müvekkili ve davalı arasında----yakasından------ adresine mobilya nakliyesi için e mail ortamında fiyat ve sevkiyat anlamında anlaşma yapıldığını, bu kapsamda dava dışı ----- firması tarafından 4.000 kg mobilyanın yüklemesinin yapılarak -----Müdürlüğüne yola çıktığını, ancak yapılan kontrollerde aracın dorsesinde gömenlerin bulunduğu tespitinin yapıldığını, bu nedenle müvekkilinin 23.12.2020 tarihli yurtiçi bekleme geliri, kara navlun geliri ve yurtiçi gümrük hizmetine yönelik 6.515,00 EUR fatura tanzim edilmiş olduğunu, ancak davacı tarafından ödemenin yapılmamış olduğunu,
bu nedenle davalı aleyhinde icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak davalı tarafından tüm borç ve ferilerine itiraz edilmiş olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı/borçlu tarafından icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile icra takibi ve itirazın iptali davası konusu olan 6.515,00-EUR’nun müvekkili şirket alacağının icra takibi tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı/borçludan tahsiline;
kötü niyetli ve icra takibini sürüncemede bırakmaya yönelik itiraz nedeniyle davalı/borçlunun icra takibi ve dava konusu olan alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında telefon ve e- mail ile iletişim kurulmuş olduğunu yüz yüze görüşmenin yapılmamış olduğunu, faturaya konu iş ile ilgili olarak -----. ile müvekkili tarafından internet üzerinden iletişim kurulmuş olduğunu, müvekkilinin internet üzerinden bulmuş olduğu firmalar arasında en uygun fiyat olarak 4.450,00 EUR fiyat vermiş olan firma ile anlaşma sağlanmış olduğunu, davacının da almış olduğu taşıma işini üçüncü bir firmaya vermiş olduğunu, göçmenlerin dava dışı bu firmaya ait araç ve şoförünün kontrolünde iken meydana gelmiş olduğunu,
bu kapsamda Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin dava konusu taşıma ile ilgili kusur ve ihmalinin bulunmadığını, zararın savcılık soruşturması kapsamında tespit edilen kişilerden tazmin edilmesi gerektiğini, davacının taşıma işi gerçekleşmeden sanki yapılmış gibi fatura tanzim edilmiş olduğunu, bu hususun kanuna aykırı olduğunu, davacının taşıma işini kendisinin yapmadığını ve dava dışı ----- yaptırmış olduğunu, davacı tarafından verilen bir hizmet olmadığından alacağının da bulunmadığını, ayrıca dosya muhteviyatında yapılan giderlere yönelik belge sunulmamış olduğunu,
ayrıca taşıma işini yapan araç şoförünün de kusurunun bulunduğunu, gerekli kontrollerin yapılmış olması durumunda göçmenlerin araca binemeyeceği, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın taşıma işine aracılık eden ----- ihbar edilmesini, açıklanan ve resen göz önüne tutulacak sair sebeplerle; neticeden haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davanın reddine karar verilerek davacı/alacaklının takip tutarının %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi beyan ve talep edilmiştir.
İhbar olunan ------- vekili beyan dilekçesinde özetle. 23/09/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın ihbarına ilişkin karar kurulduğu ve davalı ... dosya içerisine sunmuş olduğu ihbar dilekçesi ile iş bu karar gereği yerine getirildiğini, davalı ... ----- cevap dilekçesinde faturaya konu işte de aynı şekilde müvekkili firmanın ... yetkilisi olduğu -----.
İle irtibat kurduğunu ve ----- teslim adresli nakliyat işinin bulunduğunu belirttiğini söylediğini, bunun üzerine davalı firmanın davacı ile iletişim kurduğu ve taşıma için anlaşma kurulduğunu belirttiğini, söz konusu olayla ilgili olarak ----- şubesi bulunan ----- isimli firmada çalışan isminin ----- olduğunu bildikleri şirket yetkilisi tarafından müvekkili şirket ile eşyaların nakliyesi için iletişime geçmiş ve ----- teslimatlı nakliyat işlerinin olduğunu söylediklerini,
bunun üzerine müvekkilinin elinde araç olmadığından İnternet üzerinden bulmuş olduğu ----- çalışan ----- isimli şirket çalışanı ile iletişime geçilmiş ve fiyat bilgisi istendiğini, -----firmasından alınan bilgiler müvekkili şirket ile iletişime geçen ------ Firmasına bildirildiğini ve iki şirket arasında iletişim kurulması için bilgi paylaşımı sağlandığını, müvekkili şirketin söz konusu işten hiçbir ücret almadığını sadece yardımcı olmaya çalıştığını,
müvekkili şirketin iş bu davada herhangi bir hukuki sorumluluğu bulunmamakla birlikte sadece aracılık yapmış olup olaylara ilişkin ne ücret anlaşmasında ne nakliyat işlerinde adı dahi geçmediğini, arz ve izah olunan sebeplerle tüm beyanlar doğrultusunda, müvekkili şirketin davaya ihbar olunan olarak eklenmesinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinden bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kayıtları, ----- Noterlik Birliği Trafik Tescil Kayıtları, ----- CBS'nin ----- soruşturma dosyası, Bilgi Alma Tutanağı, İfade Tutanakları, E/mail, Yükleme Talimatı, Vergi Dairesi Kayıtları, Fatura, Bilirkişi Raporu, İsticvap, Tanık, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; 'Ben 2018 yılının Ekim ayından 2022 yılının Şubat ayına kadar davacı şirkette operasyon müdürü olarak çalışmıştım, davacı şirket uluslararası taşımacılık alanında -----faaliyet gösteren bir şirkettir, davacı şirketin kendi taşıma araçları olduğu gibi iş durumuna ve şartlarına göre başka kişilerden de yararlanmaktadır, bana sormuş olduğunuz olayı da iyi hatırlıyorum, hatırladığım kadarıyla 2021 yılı ortalarında bizim piyasada -----nakliyat olarak bildiğimiz sahibinin de davalı ... olan şirket bizden komple ----- yüklenip -----emtia götürmek üzere araç talep etti,
biz de aracı ------ olarak bilinen şirketten bir araç ayarlayıp ilgili adrese gönderdik, bu araç davalının talebi gereği tır diye tabir ettiğimiz bir araçtır, araç yüklendikten sonra -----Gümrük Müdürlüğü'ne gitti, gümrük işlemleri sırasında aracın dorsesinde sesler geldiği görevlilerce tespit edilmiş ve içinden kaçak göçmenler çıkmış, bu hususu biz gümrük memurlarından öğrendik, bu taşıma işlemi için biz şirket olarak aracı tedarik ettiğimiz ------isimli şirkete bir ücret ödemiştik ama miktarını hatırlamıyorum, ben ödeme yapıldığını şirket içinde muhasebe biriminden duydum, bizzat ödemeye ilişkin belge görmedim,
bizim taşıma olayında muhatabımız davalı ... idi, zira bizden araç isteyen kendisiydi ben dediğim gibi yükleme işi dahil sürecin hiçbir kısmına fiilen şahit olmadım dedi.
'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İSTİCVAP OLUNAN DAVALI ...; 'Ben ----- sahibiyim, benim şirketim-------ilçesinde taşıma alanında faaliyet göstermektedir, benim asıl işim taşıma işlerine aracılık yapmaktır, bana sormuş olduğunuz dava konusu olayda da ben de internet üzerinden ----- yakasından ------ adresine bir mobilya emtiasının taşınması konusunda aracılık yapmam istenmişti, ben davacı şirket ile irtibata geçerek ben davacı şirket ile irtibata geçerek ----- sevkiyatı için tır bulunup bulunmadığını sordum ve bana olduğunu söylediler ve bana 4.200 Euro fiyat verdiler ben de sevkiyatı gerçekleştirebileceklerini söyledim,
ancak bu sevkiyat gerçekleşmedi zira ----- gümrüğünde araç kontrole girdiğinde içinden mülteciler çıktığı için taşıma yerine getirilememiştir, ben bu süreci ------mail yoluyla yürütmüştüm, ben aracı ve yükü hiç görmedim, yükün yüklenip yüklenmediğini de bilmiyorum, ben daha sonra araca yükleme sırasında mültecilerin de bindirildiğini duydum, bunun üzerine davacı şirket bana bu iş dolayısıyla fatura kesti ve takibe koyarak benim itirazım üzerine bu davayı açtı oysa dediğim gibi benim olayda bir sorumluluğum olmadığı için takibe ve davaya itiraz ettim benim olayla ilgili diyeceklerim bunlardan ibarettir dedi.
Lüzumuna binaen soruldu: benden araç isteyen-------isimli bir şirketti, ben bu kişilerle yüz yüze hiç görüşmedim, başkaca bir diyeceğim yoktur. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , Taşıma Sözleşmesi Kapsamında Düzenlenen Faturaya Bağlı Olarak Başlatılan İcra Takibine Yapılan İtirazın İptali, Takibin Devamı ve Tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce eldeki dosyada usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak dava şartları ve hak düşürücü süre incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmaya katılan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilerek, incelenmiştir.
Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Dava konusu olay görünürde uluslararası taşımadan kaynaklansa ve Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesin (CMR) hükümlerinin uygulanması düşünülse de, olayın tamamen yurt içinde meydana geldiği ve uyuşmazlığın da taşımadan ziyade taşıma sözleşmesinden dolayı gümrükte doğan zarardan neşet ettiği tespit edilerek 6102 Sayılı TTK'nin taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre de konuya ilişkin yasal düzenlemeler hatırlatılmalıdır.6102 sayılı TTK'nin 875/1 maddesinde "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." denilmek suretiyle taşıyıcının sorumluluğu düzenlenmiş, sorumluluktan kurtulma halleri 876 ve 878 maddelerinde, sorumluluğun sınırı ise 882 maddede belirtilmiştir.
886. madde de " Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz." denilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nin 876 Maddesinde;'' (1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur,'' hükmü düzenlenmiştir.6102 Sayılı TTK'nin 886 Maddesinde;''(1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler,
bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz,'' hükmü düzenlenmiştir.Taşıma işleri komisyonculuğu ise TTK'nin 917 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 917. maddesinde taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi ile komisyoncunun eşya taşıtmayı, gönderenin de kararlaştırılan ücreti ödemeyi üstlendikleri belirtilmiş, 918. maddesinde komisyoncunun yükümlülükleri düzenlenmiştir.
TTK'nin 926/1 maddesinde, taşıma işleri komisyoncusunun, eşyanın taşınmasını bizzat üstlenebileceği, bu durumda taşımadan doğan hak ve yükümlülükler bakımından taşıyıcı veya taşıyan sayılacağı, 928. maddesinde taşıma işleri komisyoncusunun sorumluluğu düzenlenmiş, maddenin 1. fıkrasında taşıma işleri komisyoncusunun, zilyetliğinde bulunan eşyanın zıyaından ve hasarından sorumlu olduğu 876 ilâ 878 inci, 880 ve 881 inci maddeler ile, 882 nci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 883 üncü, 885 ilâ 887 nci maddelerin kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir.
TTK'nin 928.maddesinin 2.fıkrasında ise taşıma işleri komisyoncusunun zilyetliğinde bulunan malın zıyaından veya hasarından kaynaklanmayan bir zarardan sadece 918 inci madde uyarınca kendisine düşen bir yükümlüğü ihlal etmesi halinde sorumludur. Tedbirli bir tacirin göstereceği özene rağmen zarar önlenemeyecek ise komisyoncu sorumluluktan kurtulur'düzenlemesi mevcuttur. 6102 sayılı TTK'nin 918. maddesinde eşyanın taşıtılması borcu, taşıma işinin örgütlenmesini ve özellikle;
a) Taşıma araçlarını ve taşıma yolunu belirlemek,
b) Taşıma işini fiilen gerçekleştirecek taşıyıcıyı ve taşıyıcıları seçmek, eşyanın taşıtılması için gereken taşıma, ardiye ve taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmelerini yapmak,
c) Taşıyıcıya ve taşıyıcılara gerekli bilgi ve talimatları vermek,
d) Gönderenin tazminat haklarını teminat altına almak,
yükümlülüklerini kapsar.
(2) Komisyoncunun yükümlülüklerinin kapsamına ayrıca, taşımaya ilişkin olarak kararlaştırılmış olan eşyanın sigortalanması, ambalajlanması, işaretlenmesi ve gümrüklenmesi gibi başkaca edimlerin yerine getirilmesi de girer. Aksi öngörülmedikçe, komisyoncu, sadece bu edimlerin yerine getirilmesi için gereken sözleşmeleri yapmakla yükümlüdür.
(3) Taşıma işleri komisyoncusu, gerekli sözleşmeleri kendi veya böyle bir yetki almış olması şartıyla, gönderen adına yapar.
(4) Taşıma işleri komisyoncusu edimlerini yerine getirirken, gönderenin menfaatlerini gözetmekle ve onun talimatlarına uymakla yükümlüdür.Taşıma işleri komisyoncusunun sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesinde 6102 sayılı TTK' nın 928. maddesinin gözönüne alınması gerekir. Bu maddeye göre de: (1) Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan eşyanın zıyaından ve hasarından sorumludur. 876 ilâ 878 inci, 880 ve 881 inci maddeler ile, 882 nci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 883 üncü, 885 ilâ 887 nci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.
(2) Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan malın zıyaından veya hasarından kaynaklanmayan bir zarardan sadece 918 inci madde uyarınca kendisine düşen bir yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde sorumludur. Tedbirli bir tacirin göstereceği özene rağmen zarar önlenemeyecek ise komisyoncu sorumluluktan kurtulur.
(3) Zararın oluşmasına, gönderenin bir davranışı veya eşyanın özel bir ayıbı da sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.Yukarıda anlan yasal düzenlemeler ,yapılan yargılama ve toplanan deliler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı şirket tarafından-----.
İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı olarak geçerli bir ilamsız icra takibi başlatıldığı ,ödeme emrine karşı davalı tarafından süresi içinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken bilgi, belge ve deliller dosyaya kazandırılmıştır.
Akabinde öncelikle dava konusu uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi ------tarafından hazırlanan 14/01/2021 tarihli raporda özetle.
Davacı tarafından Yurtiçi Bekleme Geliri 1.400,00 EUR, Navlun ücreti 4.450,00 EUR, Yurt içi Gümrük Hizmet Geliri 350,00 EUR olmak üzere toplam 6.515,00 EUR bedelin kadri marufunda bulunduğu, ancak ilgili birimlere yapılmış olan ödemelerin belgelendirilmesi gerektiği, dosya muhteviyatına sunulmuş olan 23.12.2020 tarihli ve ----- no.lu ve 6.515,00 EUR bedelli faturada emtianın 26 Kap, olduğu ve taşımanın ------plaka sayılı araç ile yapılacağının belirtilmiş olduğu,
dosya muhteviyatına sunulmuş olan 23.12.2020 tarihli ve -----no.lu faturada göndericini -----alıcının ise ------ olarak belirtilmiş olduğunu, ancak taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmış olması gerektiği, söz konusu sözleşmenin dosya muhteviyatında bulunmadığı, ayrıca taşıma işinin göçmenlerin aracın kasasında tespit edildikten sonra davacı kanalı ile ve/veya başka firma kanalı ile taşıma işinin yapılıp yapılmadığı hususunun davacı tarafından ispatlanması gerektiği, bu kapsamda davacının iddiasını ispatlayamamış olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Öte yandan davacı tarafından gösterilen tanık dinlenmiş ve davalı isticvap edilerek olaya ilişkin sorgusu yapılarak savunması alınmıştır. Burada somut olaya geçmeden önce ülkemizde taşıma alanında faaliyet gösteren kişi ve şirketlerin yaptıkları işin hukuki karşılığı hakkında hiçbir bilgileri olmadığı kayda geçilmelidir.
Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede öncelikle somut olayda davalının cevap dilekçesi ve dosya kapsamından anlaşıldığı üzere taraflarla İnternet üzerinden iletişime geçmek suretiyle taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla hareket ettiği, davacı şirketin ise araç başka bir firmaya ait olmakla birlikte şoförün kendi çalışanı olmasından ve işin niteliğinden hareketle açıkça fiili taşıyıcı konumunda olduğu, gönderici firmanın ise-----olduğu, ihbar olunan şirketin de ------ faaliyet gösterdiği ve aracı konumunda bulunduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda, davacının -----davalının------ihbar olunan şirketin-----gönderici firmanın -----yükleme yerinin -----kiralanan aracın sahibi şirketin ----- ve alıcı konumunda bulunan ve isminin ve varlığının gerçekliği oldukça tartışmalı olduğu anlaşılan ----- ise ------olduğu, çok taraflı 'dar boyutlu' bir olayla karşı karşıya bulunulmaktadır.
Görüldüğü üzere TTK'nin 18/2 maddesi gereğince basiretli bir tacirin daha ilk bakışta arkasını önünü anlayacağı bir olayı taraflarının sahadaki deyimle 'iş paslamak' basitliğinde yürütmeye çalıştıkları ve haliyle yürütemedikleri aşikardır. Kuşkusuz günümüzde ticaretin başarısı; sahaya da masaya da hakimiyetten geçmektedir.
Zira, davacı şirketin dava dilekçesinde de bizatihi açıkladığı üzere basiretli tacir kavramından münhal, davalıdan aldığı ilk iş olmasına rağmen işin muhatapları olan tüm tarafları araştırmadığı, fiili taşıyıcı olarak sorumlu bununan davacı şirket adına hareket eden şoförünün 'kolayca kandırılarak' yapılan yüklemeye nezaret ettirilmediği, ülkemizin konumu, dünyada ve ülkemizde olay gününün siyasi, ekonomik ve sosyal koşullarına göre ön görülmesi gerektiği üzere, güya mobiyla yüklemesi sırasında araca yabancı göçmenlerin de yerleştirildiği,
olaya ilişkin açılan soruşturma sonucunda davacı hakkında takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, taşıma işleri komisyoncusunun zilyetliğinde bulunan malın zıyaından veya hasarından kaynaklanmayan bir zarardan sadece 918 inci madde uyarınca kendisine düşen bir yükümlüğü ihlal etmesi halinde sorumlu tutulabileceği, somut olayda taşımaya konu malın davalı komisyoncunun zilyetliğinde olmadığı gibi malı ve göndericiyi hiç görmediği,
görünürde taşımaya konu mobilya emtiasının dava dışı -----ilinde faaliyet gösterdiği anlaşılan dava dışı ------ait olduğu ve göçmenlerin de burada araca bindirildiğinden doğan zarardan varsa bir sorumluluğun işbu gönderici firmaya ait olduğu,
yukarıda basiretli tacir kavramına ilişkin yapılan eleştirilen davalı yönünden de geçerli olmakla birlikte adalet ve hakkaniyet duygusu da gereği davalıya 6102 sayılı TTK'nin 918.maddesi kapsamında olayda bir kusur ve ihmal yüklenemeyeceği, davalının göçmen vaki kaçakçılığına ilişkin bulunduğu yer ve konum ile yükleme yeri itibarıyla alabileceği bir tedbir ve özen bulunmadığından maddede sayılan yükümlülüklerini ihlal eden bir davranışı olmadığı,
kaldı ki işin niteliği gereği yükleme işini davalı komisyoncudan aldıktan sonra bütün sorumluluğun davacı taşıyıcıya geçtiği, böylece davalının TTK'nin 928/2 maddesi gereğince taşıma işleri komisyoncusu olarak sorumluluktan kurtulacağı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bu tespit karşısında da davacının faturaya konu edilen zararının varlığı ve miktarının ayrıca tartışılmasına gerek görülmemiştir.
Binaenaleyh, davacı tarafından ispat edilemeyen ve yerinde görülmeyen davanın, bilirkişi raporundan da bağımsız olarak reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 ,TBK, 49, 50, 117/1, İİK, 67/1 , TTK,16/1, 18/2, 875 vd. 917, 918,928, HMK, 25, 26, 29, 30,31,169 vd, 240 vd, 266 vd, 187/1, 190, 198, 282, )2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre.
“Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı gibi; esasen davacının Anayasanın 36.maddesine göre hak arama hürriyeti kapsamında hareket ettiğin, talebin olaya göre yersiz olduğu kabul ve takdir edilerek, tazminat isteğinin reddine karar verilmiştir.
(Ay,36, İİK,67/2,Av.Kanunu 2/1,2)
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince davacı sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/131, K. 2024/18, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama