KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/230
- Karar No
- 2024/679
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2024
Karar Metni
3.719 kelime·19 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/230
KARAR NO : 2024/679
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 01/04/2023
KARAR TARİHİ : 11/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin; ----- Müdürlüğü hizmet sahasında,----- adresinde 27.07.2021 tarihinde,------adresinde 17.07.2020 tarihinde, davalı ------ tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında davacı şirkete ait kablolar ile alt yapı tesislerine hasarlar verildiğini, davacı şirkete verilen hasarlar nedeniyle, sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere şirket elemanlarınca hasar tespit edildiğini, hasar keşif tutarı formu ve malzeme-işçilik cetveli düzenlendiğini, akabinde, kamusal hizmet niteliğinde olan iletişimin aksamaması adına, ivedilikle müteahhit firma tarafından zararın giderildiğini,
zararın tazmini için alacağın tahsilini sağlamak amacıyla hasar tespit tutanağı, hasar keşif formu ve olay yeri resimlerine istinaden, taraflarınca ------ Esas nolu dosyası üzerinden, ilamsız icra takipleri başlatıldığını, bu takiplere ilişkin ödeme emirlerinin davalıya, tebliğ edildiğini, davalı taraf borcun tamamına itiraz ettiğini, arabuluculuk kapsamında ------Arabuluculuk Bürosuna yapmış oldukları müracaatlarının da anlaşmazlıkla sonuçlandığını,
yukarıda belirtilen ve icra dosyalarına dayanak olarak bildirilen belge ve kayıtlardan da anlaşıldığı üzere davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu ve zamanaşımı sürelerinin dolmadığının açık olduğunu, keza hasarın meydana geldiği tarih ile icra takip tarihi dikkate alındığında, haksız fiillere ilişkin 2 yıllık zaman aşımı süresinin de dolmadığı açık olduğunu, bu nedenle davalının alacağın aslına ve ferilerine yönelik tüm itirazları haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup, davalının itirazlarının ayrı ayrı iptali gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle,
davalının haksız olan her bir icra takibine itirazının ayrı ayrı iptali ile takiplerin devamına, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine her bir takip için ayrı ayrı % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her bir takip için ayrı ayrı yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de, karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Haksız fiillerde 1 yıllık zamanaşımı süresi mevcut olduğunu, dava dilekçesinde, davanın dayanağı olarak hasar tespit tutanakları gösterildiğini, dava konusu hasara şayet davalı idare sebebiyet vermişse dahi 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğini, dolayısıyla zamanaşımı itirazları nedeniyle işbu davanın reddi gerektiğini, işbu davanın konusu olan hasarlarla ilgili olarak idareyle yapmış oldukları yazışmalarda ilgili daire başkanlığından gelen yazıda hasar olduğu iddia edilen mahallerde yapılan incelemede;
hasara neden olan eylem ile ----- arasında nedensellik bağı olmadığını, idarenin ilgili teknik birimleri nezdinde yapılan yazışmalar neticesinde elde edilen verilere göre dava konusu yer ve tarihlerde, söz konusu davacı idare müteahhit ------tarafından yağmursuyu ve atıksu kanal çalışması yapılmış olup yapılan hasarın bu bölgede çalışma yapmış olan müteahhit firma tarafından yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 25.Maddesinde izah edilen nedenlerle, davanın yüklenici şirkete yönlendirilmesi gerekmekte olup, husumet itirazında bulunduklarını, benzer konularda verilen yerel ve temyiz mahkemesi kararlarında;
davacı idarenin işin yapımı sırasında gözetim ve denetim hak ve yetkisinin olmadığını, sözleşmeye konulan madde ile bu tür zararlardan yüklenici firmanın sorumlu olacağını, dava konusu hasara davalı idarenin sebebiyet verdiğini kabul etmediklerini, ancak davalı idare adına müteahhit firma tarafından yapılan çalışmalar neticesinde bir hasara sebebiyet verilmişse dahi;
davalı idare ile müteahhit firma arasında bağımlılık ilişkisi bulunmadığından davalı idarenin hasardan sorumlu tutulamayacağı da Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarından olduğunu, işbu davada davalı idareye hiç bir sorumluluk ve kusur atfedilemeyeceğinden davanın esas yönünden de reddedilmesi gerektiğini, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiğini, yani davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak,
gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmenin mümkün olacağını, davacıya ait kablolar ile davalı idarenin tesislerinin döşenme zamanının müzekkere yazmak suretiyle tespit edilmesi gerektiğini, davacıya ait tesisler davalı idarenin tesislerinden daha sonra kurulmuş ise;
davacı kurumun bu tesisleri döşerken Altyapı Hizmetleri Yönergesi gereğince davalı idareye de bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususlarında gelecek cevaplar neticesine göre kusur incelemesi yapılması gerektiğini, bir an için davacıya ait kabloların müvekkil idareye ait tesislerden daha önce döşendiği tespit edilse dahi davacının, davalı idarenin yeraltı tesisleri üzerine tesis yapmış olması durumunda, davalı idarenin davacının tesislerine zarar vermeden kendi tesisine müdahale etmesi hususunda fiili imkansızlık söz konusu olacağını, bir başka deyişle davalı idare,
davacı kuruma bir çalışma yapılacağını haber verse bile kendisine ait tesislerin üzerine tesis yapıldığından davalı idarenin davacı kurumun tesisine zarar vermeden kendi tesisine müdahale etmesi fiilen imkansız olduğunu, hasarın oluştuğu iddia edilen yerde davalı idare tarafından ve idare elemanlarınca herhangi bir çalışma yapılmadığını, eğer hasar verilmişse bile;
bu durum, o yerde iş yapan diğer müteahhit firmanın sorumluluğunu gerektiğini, davalı idarenin bu işi müteahhit firmaya ihale ettikten sonra müteahhit firma çalışanlarını seçme ve kontrol etme ve onlara talimat verme yetkisi bulunmadığını, dolayısıyla davalı idarenin işlerin yapılması sırasında gerek yüklenicinin yaptığı işi, gerekse de bu işin yapımında kullandığı elemanları seçme, kontrol etme yetkisi olmadığından bunların vermiş oldukları zararlardan da sorumlu tutulabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, işbu davanın reddiyle;
davacının yargılama giderleri ve ücreti vekalet ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanakları, ----- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı, ----- İcra Dairesi'nin ---- Esas, ---- İcra Dairesi'nin ---- Esas, -----İcra Dairesi'nin ----- Esas-----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyaları UYAP kayıtları, ----- Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğü müzekkere cevabı, ----- Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü'ne Ait Müzekkere Cevabı, Hasar Tespit Tutanakları, Hasar Bildirim Formları, Hasar resimleri, Hasar Onarımına ilişkin Fatura ve Belgeler, Tanık Beyanı, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI)-----; ' Ben davacı şirkette 2015 yılından bu yana ve halen kontrolör olarak çalışmaktayım, bana sormuş olduğunuz dava konusu olaydaki hasar tespit tutanağı, hasar bildirim formu ve hasara ait resimler ve diğer işlemleri ben ve ekip arkadaşlarım düzenledik, biz hasarı tespit ettiğimizde hasarların meydana geldiği yerlerde davalı ----- tarafından ya da ------ adına yüklenici firmalar tarafından yer altı kazıları, menfez, kanalizasyon ve su şebekeleri gibi işlemler nedeniyle inşai çalışmalar yapılmakta ve böylece ------ ait yer altında bulunan kablolara zarar vermektedirler,
bu zarar verildiğinde ilgili yerde telefon ya da internet kesintisi yaşandığından söz konusu mahallelerde yaşayan vatandaşlar tarafından durum ve kesinti ----- ihbar edilmekte ve biz görevli olarak ihbar edilen yere giderek arızayı gideriyoruz, bu arızayı giderirken de zararı kimin ve nasıl verdiğini belgeliyoruz, bunun akabinde ------ arızayı gidermek için çalıştığı şirket ile irtibata geçip arızayı hemen gidermeye çalışıyor, ilgili şirket tarafından da verilen hasarın ve zararın onarım bedeline ilişkin ----- fatura düzenleniyor, yapılan işlemler bu şekilde olmaktadır, dosyadaki anlattığım tutanak, form,
resim ve belgeler davaya konu zarara ilişkindir, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Davalar,2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince 6100 Sayılı HMK'nin 110.maddesi kapsamında (davaların yığılması- objektif dava birleşmesi) her bir icra dosyası yönünden ayrı ayrı açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süreye ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine;
davalı vekili tarafından öne sürülen zamanaşımı defi de değerlendirilmesi ve TBK'nin 72.maddesine göre aşılması sonucunda tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas; ----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı, ----İcra Dairesi'nin --- Esas, -----. İcra Dairesi'nin ---- Esas, ------İcra Dairesi'nin ---- Esas, ----İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyaları UYAP üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Ayrıca ----- Belediye Başkanlığına ve ---- -- Belediye Başkanlığına müzekkereler yazılarak dava konusu haksız eyleminin tespiti bakımından gerekli bilgi ve belgeler celbedilmiştir.
Dosyaya mübrez Arabuluculuk Son Oturum tutanaklarına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur.
6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ;
davacı şirket tarafından ---- Müdürlüğü hizmet sahasında, ----- adresinde 17.07.2020 tarihinde davalı ----- tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında davacı şirkete ait kablolar ile alt yapı tesislerine hasarlar verildiğinden bahisle verilen hasarlar nedeniyle, hasar tespit edilerek giderilmek suretiyle hasar keşif tutarı formu ve malzeme-işçilik cetveli düzenlenerek verilen hasarların onarım bedelinin tahsili için davalı şirket aleyhinde ---- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı, ----.
İcra Dairesi'nin ---- Esas, ----. İcra Dairesi'nin ---- Esas, -----İcra Dairesi'nin ---- Esas, ----- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyaları üzerinden genel takip yoluyla icra takibi yapıldığı, ödeme emirlerinin tebliği üzerine yapılan itirazlar nedeniyle takiplerin durdurulduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı sabittir.
Somut olayda öncelikle davalı kurum kazı çalışmalarını alt taşeron başka şirketlerin yaptığını savunarak sözleşme gereği kendilerine husumet yöneltilemeyeceğine yönelik savunması haksız fiil sorumluluğunun sözleşme ile ortadan kaldırılamayacağı , işin asıl sahibinin davalı kurum olduğu, davalı kurum ile haksız eylemi gerçekleştiren şirket arasındaki sözleşme ilişkisinin iç ilişkiye ilgilendirdiği, zarar gören davacının müteselsil sorumlu olan her iki tarafa da başvurabileceği gibi yalnızca birinden de talepte bulunabileceği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce haksız eylemin yapıldığı adreslerde kazı yapılıp yapılmadığı ve kim tarafından ne zaman kazı izni alındığı hususu ---- Belediyesinden sorulmuş ve ---- Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü tarafından zararın meydana geldiği adreslerde ----- Genel Müdürlüğü tarafından altyapı çalışmaları için ruhsat verildiğinin/alındığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu duruma göre dosya kapsamındaki keşif ve hasar tespit tutanaklarından ve fotoğraflardan zararın ve tespit edilen miktarının açık bir şekilde ortada olduğu; davalı kurumun illiyet bağına, zarara ve zarar miktarına ilişkin genel ve soyut bir itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak tüm deliller ve ----- yazısına göre zararın davalı şirketin sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu şirketler tarafından yapılan müteahhitlik çalışmaları sırasında meydana geldiği açıktır.
Kaldı ki; su, atık su, doğal gaz, ----, kanalizasyon çalışması gibi altyapı hizmetlerinin ve işlerinin yürütülmesi ve yapılması sırasında yer altında döşeli bulunan kablolara ve yer altı ve üstü altyapı hizmetlerine zarar verilmesi işin niteliğine ve hayatın olağan akışına uygun olarak sıklıkla gerçekleştiği de herkesce maruftur.
(HMK, 187/1,187/2) Burada tekrar vurgulamak gerekir ki; üçüncü kişilere karşı yapılan haksız fiillerden sorumluluğun sözleşme ilişkisi ile ortadan kaldırılamaz. Zira üçüncü kişilere verilen zararların giderim biçimi sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki ve rücu ilişkisini ilgilendirmekte olup sözleşmenin taraflarına göre üçüncü kişi konumundaki davacı şirketi bağlamayacağı açıktır.
(TBK,61,62,162 vd ) Buna göre davaya konu olaylarda davacı şirketin yer altındaki altyapı kablo ve tesislerine verilen zararların ve miktarlarının davacı şirket tarafından açıkça dökümlerinin gösterildiği, hasarların hizmetin aksamaması için zorunlu olarak hemen giderildiği, sürecin tanık beyanı ile doğrulandığı ve zararlara ilişkin tüm bilgi, belge, resim ve faturaların dosyaya ibraz edilerek zararın, zarar miktarlarının esasen açıkça ortaya konulup ispat edildiğinden uyuşmazlık aydınlanmış olup başkaca delil araştırılmasına ve tartışılmasına gerek görülmemiş; tahkikat bitirilmiştir.
(HMK,146,187, TBK, 49,50,51) Mahkememizce yargılamaya hakim olan ilkeler temelinde ; ülkemizde köklü ve kurumsal bir şirket olduğu bilinen davacı şirket tarafından belirlenen ve gösterilen hasar ve hasar onarım bedeli miktarlarının işin niteliğine göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi hakimlik bilgi ve tecrübesine göre günün serbest piyasa koşullarına göre de kadri maruf olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.
(AY, 138/1, 141/3-4 ,HMK, 25, 26, 27, 29, 30,33, 266 vd.) Bütün bunlara göre davalı kurumun, hukuken kendi sorumluluğunda bulunan haksız fiilden doğan işbu zararı, 6098 sayılı TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte dava dışı yüklenici firmalarla birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğunun bulunduğu ve davacının bu kapsamda müteselsil sorumlu olarak yalnızca davalıya yönelebileceği de açıktır.
Ne var ki, davanın tarafları arasındaki ilişki ticari iş ve dava kapsamında olmadığından olayda yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. (Yargıtay ----HD. -----Bu kapsamda mahkememizce resen icra takipleri üzerinde istenen reeskont faiz yerine tek tek her bir dosya için yasal faiz üzerinden işlemiş faizler hesaplanmış ve doğru sonuçlar bulunmuş; fazla istenen faiz miktarları ise dışlanmıştır.
Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TBK'nin 49,50/1,51/1 maddeleri esasında hukuka aykırılık, zararlar, kusur ve illiyet bağı yönünden TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince asıl alacaklar yönünden esastan ispatlanan; işlemiş faizler yönünden kısmen yerinde görülmeyen davaların ayrı ayrı kısmen kabul: kısmen reddi ile.
2-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına 591,97 TL asıl alacak ve 99,55 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 651,52 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (591,97 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (168,57 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 3-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun,
---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına 3.176,54 TL asıl alacak ve 505,20 TL işlemiş yasam faiz olmak üzere toplam 3.681,74 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 3.176,54 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (389,32 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
4-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına 3.541,76 TL asıl alacak ve 620,05 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 4.161,81 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 3.541,76 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 463,46 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 5-)a-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun,
----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına 3.371,73 TL asıl alacak ve 546,06 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 3.913,79 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 3.371,73 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 408,70 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
6-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına 2.392,98 TL asıl alacak ve 202,98 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 2.595,96 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 2.392,98 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 153,23 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, b-)Davacının 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine yönelik kararlar verilmiştir.
2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacı şirketin icra inkar tazminatı talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu alacakların temelinin haksız fiilden kaynaklanması, haksız fiillerinde doğrudan doğruya davalı tarafından gerçekleştirilmemiş olması,
davalının zararlardan hukuki sorumluluğunun ve miktarlarının tespiti ve uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi karşısında, alacağın ve varlığı ve miktarının yapılan yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacakların davalı kurum yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı taleplerinin her bir dosya yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise,
aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve her bir dosya ayrı ayrı esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir.
Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretlerinin de yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu görülen taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/230, K. 2024/679, 11 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama