KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/195
- Karar No
- 2024/669
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
Karar Metni
2.721 kelime·14 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/195 Esas
KARAR NO: 2024/669
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/03/2024
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız---------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirket -----------Ş. ----------- yazılım sistemlerinin yazılım, kurulum ve takip otomasyon işlemlerini gerçekleştiren öncü firmalardan olduğunu, firmanın üretmiş olduğu yazılım sayesinde, her bir emtia üzerine yerleştirilen etiket sistemleri ile ürünlerin nerede olursa olsun takibi sağlanmakta o ürüne özel takılan etiket adeta kimlik görevi görmekte ve günlük hayatta takip işlemlerini kolaylaştırdığını, şu an hali hazırda işbu davanın görüldüğü ---------- Adliyesinin Adli Emanet Birimindeki delillerin korunması ve takip otomasyonu işlemleri davacı şirket tarafından gerçekleştirildiğini,
Cumhurbaşkanlığında 13 senedir çalışan ---------- Etkinlik yönetim otomasyonu da aynı teknoloji ile yerli olarak davacı şirket tarafından gerçekleştirildiğini, işbu örneklere benzer bir çok kamu ve özel sektör kuruluşlarındaki ürün takip sistemleri davacı şirket tarafından gerçekleştirilmekte olup alanında öncü konumunda olduğunu, alanında sağlamış olduğu bu başarı, 2019 ve 2022 yıllarında Cumhurbaşkanlığı, --------- ve ---------- bünyesinde düzenlemiş olduğu programda sağlamış olduğu başarı ve memnuniyetlerle ülkemize değer katmaya devam ettiğini, davacı şirket ile davalı taraf,
davalının fabrikasına davacı tarafından--------- takip sistemi satımı ve kurulması konusunda anlaşmaya vardıklarını, davalı taraf talep etmiş olduğu hizmet ve satıma ilişkin davacının düzenlemiş olduğu 16.06.2019 tarih ----------- nolu ve 11.10.2019 tarihli ----------- nolu satış faturasına istinaden belli bir kısmını ödediğini, ancak kurulum sonrası bakiye alacağı yönünden düzenlemiş olduğu faturayı ödemediğini, davacı şirket tarafından bakiye alacak için düzenlenen 01.11.2019 tarih ---------- nolu satış faturası davalı tarafça ticari defterlerine işlemelerine rağmen taraflarına ödenmediğini,
davalı taraf da aldığı bu faturaya karşı hiç bir itirazda bulunmadan kendi ticari defterlerine işlediğini ve bu faturaya ilişkin borçlu bulunduklarını kabul ettikleri mutabakat yazısını ve BS mutabakat mektubunu da imzalayıp onaylayarak davacıya gönderdiğini, fakat tüm bunlara rağmen davalı tarafça söz konusu fatura bedeli davacıya ödenmediğini, bunun üzerine de davacı tarafından davalıya ---------Noterliğinin 16.01.2020 tarih ve ----------- yevmiye no.lu ihtarnamesi gönderilerek fatura bedelinin ödenmesi talep edildiğini,
bu ihtar sonrasında davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine de bu defa davalı aleyhine ----------İcra Müdürlüğü'nün ----------- E. Sayılı dosyası ile dava konusu takibe geçildiğini, söz konusu takibe davalı tarafça hukuki dayanaktan yoksun ve haksız bir şekilde itiraz edildiğini, bu itiraz nedeniyle öncelikle dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş;
arabuluculuk aşamasında anlaşamaya varılmaması sonucunda da işbu davanın açılması zaruri olduğunu, davacı şirket taraflar arasındaki anlaşma doğrultusunda üzerine düşüne tüm yükümlülükleri fazlası ile yerine getirdiğini, faturaya konu ----------- sistemini eksiksiz bir şekilde kurarak davalıya teslim ettiğini, davacı tarafça yaptığı bu işin karşılığı olarak düzenlediği davaya konu faturaya davalı tarafça hiçbir itirazda bulunulmadığını, davalı taraf söz konusu faturayı kendi ticari defter ve kayıtlarına işlediğini,
davalı taraf bu faturaya ilişkin borçlu bulunduklarını kabul ettiklerine dair mutabakat yazısını ve BS mutabakat mektubunu imzalayıp, onaylayarak davacıya gönderdiğini ve borçlu olduklarını kabul ettiğini, bu bağlamda, davacı şirketin yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiği ve davacının, davaya konu alacağının tamamına hak kazandığı davalı tarafından ticari ve resmi kayıtlarla açıkça kabul edildiğini, davalı şirketin, davacı müvekkilin haklı alacağına ilişkin hukuki taleplerde bulunmasının ardından, delil tespitini düzenleyen mevzuata aykırı bir şekilde, haksız ve kötü niyetli olarak delil tespiti talebinde bulunması,
usul ve yasaya aykırı olup, dürüstlük ilkesinin de ihlali olduğunu, dolayısı ile hiçbir usule uyulmadan, davacıya bilgi verilmeden, davacının savunma hakkı kısıtlanarak, sadece tespit isteyen tarafın tek taraflı gerçek dışı ve haksız iddiaları ile düzenlenmiş ve davacı tarafça süresi içinde itiraz edilmiş bilirkişi raporunun usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, hukuken delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığının sabit olduğunu, davacı şirket, taraflar arasındaki anlaşma kapsamındaki tüm yükümlülüklerini fazlası ile yerine getirdiğini;
buna ilişkin davacının davaya konu alacağı da davalı tarafça kabul edilerek ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, dolayısı ile davacı tarafın dava konusu alacağının tamamına hak kazandığı açıkça ortada olduğunu, arz ve izah olunan sebepler ile; fazlaya dair tüm hak ve alacakları ile diğer tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile, haklı davanın kabulü ile, davalı tarafın --------İcra Müdürlüğü'nün -------- E. sayılı icra dosyasına yaptığı hukuki dayanaktan yoksun ve haksız itirazının iptaline ve takibi devamına, %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Takibin ve davanın yetkisiz mahalde yapıldığını, davalının adresi ve sözleşmenin ifa mahalli ------------ ilçesi olduğunu, ödeme emrinde dahi ------------ adresi yazılı olduğunu, takip konusu alacağır, zamanaşımına uğradığını,--------- İcra Md. ----------- Esas sayılı icra takibi 10/09/2020 tarihli olup, itirazın iptali ile ilgili dava açma süresi aşıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, açılan davaya muvafakat etmediklerini, usulden reddini talep ettiklerini, davalı şirket ile davacı --------Ş. arasında -------- hattı kurulumu üzerine imzalanan proje satış sözleşmesine istinaden, davalı şirkette cihazların montajı gerçekleştirildiğini,
ancak kurulduğu andan itibaren, sistemin olması gerektiği gibi çalışmadığını, barkod okuyuculardan beklenen verim sağlanamadığını, barkod okuyucu hattın kurulumu ve işleyişi, davacı tarafından sözleşmede taahhüt edildiği şekliyle yerine getirilmediğini, içeride bulunan barkodlar ile tıra yüklü bulunan barkodlar karıştığını, hangilerinin içeride hangilerinin dışarıda olduğu dahi ayırt edilemediğini, sistemin çalışmadığının anlaşılması üzerine,
davalı şirketin onayı alınmaksızın, --------Ş. tarafından 07.12.2019 tarihinde, tünel 1,5 metre ileriye uzaklaştırıldığını ve her iki kapıya sözleşmede bulunmayan ve davalı şirkete ek maliyet getiren ---------- bloklayıcı perde montajı yapıldığını, davalı şirket bünyesinde görevli ----------- uzmanlarınca yapılan tetkik ile tünel ve bloklayıcı perdenin iş güvenliği mevzuatına aykırılık teşkil ettiği, ----------Ş.’ye iletilmiştir. ------------Ş. yetkilisinin davalı şirkette bulunduğu esnada tünelin eski yerine konulduğunu, bloklayıcı perdenin iş güvenliği mevzuatına uygun revize edilmesi istenildiğini,
ancak bu bildirime rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, meydana gelen olumsuzluklar ve sistemin çalışmaması üzerine, -----------Ş. ile sözlü- yazılı görüşmeler yapıldığını, oluşan aksilikler ve faaliyete geçirilemeyen sistem için ---------------Ş.’den açıklama yapılması istendiğini, davacı ---------Ş. tarafından davalı şirketin taleplerini karşılayıcı, teknik ve teknolojik bir açıklama yapılmaması ve taahhüdün yerine getirilmemesi üzerine;
davalı şirket tarafından haricen teknik ve teknolojik destek alındığını, haricen alınan teknik destek ----------Ş. ile paylaşılmasına ve sistemin işler hale getirilebilmesi için gerekli işlemlerin yapılması talep edilmesine rağmen, davacı tarafından hiçbir girişimde bulunulmadığını, davacının sözleşmeye ve İş Sağlığı ve Güvenliği hükümlerine aykırı olacak şekilde kurduğu metal tünel, İş Sağlığı ve Güvenliği hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden ve İş Sağlığı ve Güvenliği hükümlerine aykırı oluşturulan ortamda çalışmak büyük bir risk oluşturduğundan ,
çalışmayı ve üretimi engelleyici mahiyette olup olmadığının tespiti amacıyla delil tespiti yapılmasına karar verildiğini, ----------- D.
İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, davacınını, taraflarınca keşide edilene e-faturaya, ---------Noterliği 30/01/2020 tarih ve --------- yevmiye nolu cevabi ihtarname ile itiraz ettiğini, davacı tarafa ait malzemeler , davacı şirket adresine gönderildiği halde , teslim alınmayarak göndericiye iade edildiğini, malzemelerin teslimi için yapılan işlemlere ait evrak ve görüntüler delil olarak taraflarında bulunduğunu, tüm anlatımlar ile açıkça anlaşılacağı üzere davacı tarafın sözleşme kapsamında verdiği mal ve hizmetin ayıplı vasıfta olması,
kurulan sistemin sözleşmeye ve İş Sağlığı ve Güvenliği hükümlerine aykırı olarak yapılmış olması ve bu haliyle ciddi risk oluşturması sebebiyle sözleşmenin feshedildiğini, tüm yazışma ve ihtarnamelere rağmen davacı tarafı kendi yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmekten kaçınması sebebiyle, ödemezlik defi hakkı kullanarak bakiye ödeme yapılmadığını, sözleşmenin feshi Mahkeme nezdinde kabul edilmemesi halinde davacı taraf kendi yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmemesi sebebiyle, ödemezlik definde bulunduklarını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi ve veya ödemezlik def'i sebebiyle davacı tarafın haksız işbu davası reddedilmesi gerektiğini,
talep ve beyanları saklı kalmak kaydı ile; davacı tarafın talebi ile sistemin çalışması için kurdurulan fakat hiçbir şekilde fayda sağlamayan metal tünel inşaati için sarf edilen 15.000,00-TL fatura bedeli ile yine davacı tarafından iş güvenliği mevzuatı ve sözleşmeye aykırı sistem kurulumu sebebiyle davalı şirketin uğradığı iş gücü zararı ve yoksun kalınan kar toplamı ( ileride tutarı belirlendiğinde müddeabihi arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere ;
toplam 16.000,00-TL belirsiz alacak davasını karşı dava olarak ikame ettiklerini, bu tutara noterlikçe bu konuda ihtarname keşide tarihi olan 22/01/2020'den itibaren ticari reeskont faizi uygulanması taleplerinin mevcut olduğunu, takas / mahsup talebinde bulunduklarını, talep ve beyanları saklı kalmak kaydı ile , davacı tarafın taleplerini hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere ;
davacı tarafın talebi ile sistemin çalışması için kurdurulan fakat hiçbir şekilde fayda sağlamayan metal tünel inşaati için sarf edilen 15.000,00-TL fatura bedeli ile yine davacı tarafından iş güvenliği mevzuatı ve sözleşmeye aykırı sistem kurulumu sebebiyle müvekkil şirketin uğradığı iş gücü zararı ve yoksun kalınan kar toplamı ileride tutarı belirlendiğinde müddeabihi arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere ;
toplam 16.000,00-TL ileride gerçek tutar belirlendiğinde arttırılmak üzere doğmuş / doğacak alacak tutarının takas / mahsubunu iş bu dilekçe ile talep ettiklerini, yetki itirazının kabulü ile , HMK yetki kuralları gereği dosyada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ---------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazı definin kabulü ile davanın bu sebeplerle de reddine, ödemezlik definin kabulüne , karşı dava taleplerinin kabulüne;
davacı tarafın talebi ile sistemin çalışması için kurdurulan fakat hiçbir şekilde fayda sağlamayan metal tünel inşaati için sarf edilen 15.000,00-TL fatura bedeli ile yine davacı tarafından iş güvenliği mevzuatı ve sözleşmeye aykırı sistem kurulumu sebebiyle müvekkil şirketin uğradığı iş gücü zararı ve yoksun kalınan kar toplamı ileride tutarı belirlendiğinde müddeabihi arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere; toplam 16.000,00-TL belirsiz alacak davasının karşı dava olarak kabulü ile bu tutara 22/01/2020'den itibaren ticari reeskont faizi uygulanmasına,
karşı dava masraf ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline, takas mahsup taleplerinin kabulüne, haksız takip nedeniyle alacak tutarının en az % 20 si oranında kötü niyet tazminatının davacıya tahmiline, fazlaya ilişkin tüm hak ve taleplerin bu aşamada saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, Proje Satış Sözleşmesi, Faturalar, İhtarnameler, Vergi Dairesi Kayıtları, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler,
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk dahil dava şartları, hak düşürücü süre incelenmek suretiyle davanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken özel nitelikteki dava şartı eksikliğinin bulunduğu tespit edilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesinde 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır, hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise " (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı ,mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçta dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. " düzenmesi mevcuttur.
Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin yapılmış olması HMK'nin 114/2 maddesi kapsamında dava şartları arasındadır. 2004 Sayılı İİK' nin 67. maddesi gereğince; itirazın iptali davasının açılabilmesi için gerekli şartların.
1. Geçerli Bir İcra Takibinin Bulunması, 2.Yetkili icra dairesinde takip yapılması “itirazın iptali davası”nın koşullarından biridir, 3. Borçlunun Geçerli Bir İtirazının Bulunması, 4. Davanın Süresinde Açılmış Olması, 5. Hukuki Yarar, 6. Kesin Hüküm ve Derdestlik durumunun bulunmamasının gerektiğidir.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır.
Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir. Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usûlüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.
2004 sayılı İİK'nin 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nin 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.
Diğer taraftan; ödeme emri tebliği üzerine, borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı 2004 sayılı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca önce icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir.
Borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır.
Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da salt bu nedenle reddine karar vermesi gerekmektedir.Yukarıdan beri açıklanan hususlar ışığında somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhinde ----------İcra Dairesinin --------- esas sayılı dosyası üzerinden fatura alacağına dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı,
ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde bonca itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Ne var ki taraflar arasındaki iddia ve savunma kapsamında uyuşmazlığın kaynağının 19/06/2019 tarihli sözleşme ile davalı şirketin ----------bulunan fabrikasında barkod okuyucu sistemi sözleşmesinden kaynaklandığı, takibin dayanağı faturanın da bu sözlemeden dolayı düzenlendiği, söz konusu sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nin 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da, Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK'nin 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Nitekim ---------HD'nin istikrar kazanmış içtihatları da bu yöndedir. 6100 Sayılı HMK'nin 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir.
Somut olayda davalı şirketin yerleşim yeri ---------- olduğu gibi sözleşmenin ifa yeri de -------.
Öyleyse davacının yerleşim yeri olan --------- İcra Dairelerinde yapılan takip yetkisiz icra dairesinde yapılmış olup işbu takibin geçerli bir icra takibi sayılamayacağı ve HMK'nin 115/2 maddesi nezdinde eksikliğin giderilmesinin de somut olay yönünden mümkün bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle; davanın 2004 sayılı İİK'nin 58. maddesi gereğince yetkili yerde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından'.
6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Öte yandan başvuru harcı yatırılarak usulüne uygun olarak açılmış bir karşı dava bulunmadığından ve asıl dava dava şartı yokluğundan ilk celse karara bağlandığından usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek karşı davaya ilişkin her hangi bir işlem ve değerlendirme yapılmamış ve hüküm verilmemiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/195, K. 2024/669, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama