KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/41
- Karar No
- 2024/496
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
Karar Metni
2.125 kelime·11 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/41
KARAR NO : 2024/496
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 16/01/2024
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı Sigorta kuruluşuna sorumluluk sigortası yaptırılmış olan ----plakalı araç ile davacıya ait -----plakalı aracın 14/04/2022 tarihinde çarpışması neticesinde kaza meydana geldiğini, söz konusu kaza nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasarın tazmini amacıyla önce 23.12.2022 Tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığını, yasal süresinde bir ödeme gerçekleşmediğinden Sigorta Tahkim Komisyonuna ----- sayılı başvuru yapıldığını, ilgili başvuruda SBM kusur oranına da itiraz edilerek,
yeniden kusur oranı tespiti yapılmasını ve HMK m.109 gereğince kısmi dava şeklinde hasar bedelinin tahsili talep edildiğini, akabinde uyuşmazlık hakemi tarafından, dosya kusur oranına itirazlarımız görmezden gelinerek kusur bilirkişisine tevdi edilmeden doğrudan hesap bilirkişisine tevdi edildiğini, hesap bilirkişisi raporunda; %10 parça ve işçilik iskontosu uygulanarak yedek parça toplamı 29.586,76 TL İşçilik toplamı 11.700 TL olmak üzere;
genel hasar toplamı 41.286,76 TL + KDV = 48.718.38 TL olarak hesaplandığını, ancak dosyada hesap raporu geldiğinde kusura ilişkin itirazlar değerlendirilmediğinden ve tahkim yargılamasında kısıtlı ve kesin sürelerle bağlı olunduğundan %50 kusura tekabül edecek şekilde taleplerini %10 iskontolu ve KDV dahil 24.359,19 TL ye ıslah ettiklerini, ıslah dilekçelerini sunmalarından sonra hakem kusur bilirkişi raporu alınmasına karar verdiğini ve alınan raporda davalıya sigortalı araç sürücüsü %75 oranında kusurlu bulunduğunu,
ancak kısmi dava şeklinde açmış oldukları ve ıslah dilekçesi sunmuş oldukları için lehlerine değişen %25 lik kusur oranına tekabül eden bakiye alacaklarını ilgili tahkim dosyasından tahsil edilmediğini, ilgili tahkim dosyasına açıklanan nedenlerle haklı olduklarının kabulüne karar verilmiş olsa da lehlerine değişen %25'lik kusur oranına tekabül eden hasar bedeli alacaklarının halen mevcut olduğunu, söz konusu bakiyeye ilişkin-----İcra Müdürlüğü ---- Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını ancak davalı yan kötüniyetli şekilde takibe itiraz ettiğini,
iş bu dava açılmadan önce arabuluculuk görüşmesi yapılmışsa da anlaşmama olarak sonuçlandığını, açıklanan ve Mahkemece re’sen dikkate alınacak tüm nedenlerle, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamayacağını, aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartı olduğunu, somut olayda; başvuran tarafça huzurda görülen başvuru öncesi, aynı poliçeye dayanılarak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde ----- sayılı başvuru ile tazminat talep edildiğini, açıklanan nedenler ile,
Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen karar 303 Maddesi gereği kesin hüküm teşkil ettiğinden ilgili dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonundan getirtilerek davacı tarafın taleplerinin HMK'nın 114/1-i bendi gereğince reddini talep ettiklerini, davalı şirketin genel müdürlük adresinin ----- olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemenin ----- Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Mahkeme'ce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını,
bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılabilmesi için tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili husustan doğan bir hukuk davası olması gerektiğini, davacı tarafın aracı ticari değil, hususi bir araç olduğunu, bu kapsamda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, kanuni bir zorunluluk olan sigorta şirketine başvuru zorunluluğu yerine getirilmediğini, henüz muaccel olmayan bir borç için işbu davanın ikame edilmesi hukuka aykırı olup davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,
davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davaya konu olan kazanın 14.04.2022 tarihinde gerçekleştiği iddia edilmekte olup huzurdaki dava ise 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğini, huzurdaki başvuru zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğinden,
haksız başvuruya konu taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, mevcut poliçede limit 50,000.00 TL olduğunu, davalı şirketten poliçe limitini aşan veya sigortalısının kusuru ile paralel olmayan bir bedel istenemeyeceğini, davalı şirket sigortalısının kusuru oranında gerçek hasar bedelini ödeyerek borcunu ifa etmiş sayılacağını, sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin,
sigortalı aracın sebep olduğu kadar riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp ödeme yapılması gerektiğini, davalı şirket üzerine düşen mali sorumlulukları 05.12.2023 tarihinde ----icra Dairesi Müdürlüğü'ne 2,001.14 TL, 13,425.00 TL, 2,491.39 TL, 5,673.99 TL, 3,090.00 TL, 24,359.19 TL maddi hasar ödemesi ve poliçe kapsamında olmamasına karşılık ekspere 310.42 TL ödemek suretiyle yerine getirdiğini,
davalı şirketin yapmış olduğu ödeme göz önüne alındığında teminat limitinin tamamının ödenmiş olduğu görüleceğini, işbu sebeple davalı şirketin davaya konu araç için herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirketin, sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, ancak kusurun gerçeğe en yakın şekilde tespit edilebilmesi bakımından hem ---- Trafik İhtisas Dairesi'nin hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere;
talep edilen bedelin davacı tarafından ispatlanması gerekmekte olup davacının talebinin fahiş olduğunu gerçek zararının tespiti için konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile bilirkişi raporu alınması ve davacının aracındaki gerçek hasar miktarının tespit edilmesi gerekmekte olup, ispat yükü zarara uğradığını iddia eden davacıda olduğundan masrafların da davacı tarafından karşılanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber davalı şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde en az yüzde otuz olmak üzere tedarik ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini,
Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının B.2.Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi başlıklı maddesinde yer verilen düzenleme doğrultusunda parça, tedarik, işçilik indirimi uygulanması gerektiğini, davalı şirketin KDV ödemesinden sorumluluğu bulunmadığını, KDV dahil şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırılık teşkil edeceğini, arz edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile.
Mahkeme nezdinde açılmış olan davanın öncelikle görevsizlik itirazının kabul edilerek görevli mahkemeye gönderilmesine, Mahkeme aksi kanaatte ise yetki itirazlarının kabul edilerek yetkili mahkemeye gönderilmesine, Mahkeme aksi kanaatte ise usule yönelik cevapları dikkate alınarak usulden reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak şartı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,
takibe, asıl alacağa, ferilere ve faize ilişkin itirazlarımızın kabulüne,---İcra Dairesi ----- Esas Sayılı icra dosyasındaki takibin iptaline, mahkeme aksi kanaatte ise esasa yönelik cevapları dikkate alınarak esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- İcra Dairesi'nin -----dosyası, Nüfus Kaydı, Ticaret Sicil Kaydı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları, Hasar Dosyası ile ZMMS Sigorta Poliçesi, Ekspertiz Raporu, Uzman Raporu, Kazalı Araç Fotoğrafları, Sigorta Tahkim Komisyonu Dosyası, Fatura, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Dava, Haksız Fiil Niteliğindeki Maddi Hasarlı Trafik Kazasına bağlı olarak oluştuğu ileri sürülen hasarın onarım bedelinin. 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddesi gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında sigortalı araç sürücüsünün kusur durum ve oranına göre 2918 Sayılı KTK'nin 85/1-son, 91/1, 86/1, 881/1 maddeleri gereğince davalı sigorta şirketinden tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itiraz nedeniyle.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılmış öncelikle resen incelemeye tabi olan başta arabuluculuk olmak üzere genel ve özel dava şartları , taraf sıfatı,
harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenip değerlendirilmiş ve akabinde duruşmaya katılan davacı vekilinin konuya ilişkin beyanları da dinlenip zapta yazılmak sunetiyle; davalı şirket vekili tarafından ileri sürülen yetki ilk itirazı değerlendirilerek ön inceleme duruşması tamamlanmadan yetkisizliğe ilişkin doğrudan aşağıdaki şekilde hüküm verilmesi gerekmiştir. Çünkü konuya ilişkin yasal düzenlemeler ve sonuçları aşağıdaki gibidir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesi gereğince; '' (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı. c) (MÜLGA BENT -----: 28.07.2020 RG----NO: ---- KANUN NO: ------) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 117. maddesi gereğince ise ; ''(1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.''
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendinde “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmü bulunmaktadır.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1.maddesinde. "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Aynı yasanın 7. maddesinde ise, davalının birden fazla olması halinde, davanın bunlardan birinin yerleşim yerinde açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 Sayılı HMK'nin 16.maddesinde ise. "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110.maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine,
aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7.maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır. Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa ozaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir, (Bkz.Kapatılan Yargıtay ----.HD.
23/09/2013 T. ----- ilamı)Yukarıda anılan yasal düzenlemeler, yapılan duruşma ve incelemeye göre somut olaya bakıldığında ; davalı şirket vekili tarafından ilk itiraz olarak usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunulmuş ve yetkili mahkemenin -----) Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu öne sürülmüştür.
(HMK-116/1-a, 119/2) Öncelikle işbu yetki itirazına göre genel yetkili mahkeme yönünden yapılan incelemede davalı şirketin adresinin ----olduğu ve işbu adresin --- (-----) yargı çevresine dahil olduğu anlaşılmıştır.
Davanın haksız fiilden kaynaklandığı görülmekle HMK'nin 16. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede ise, haksız fiile konu kazanın ----- ilçesinde meydana geldiği ve zarar gören davacının yerleşim yerinin de dosyadaki bilgi, belge ve nüfus kayıtlara göre ----- ilçesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre mahkememizin 6100 Sayılı HMK'nin 16 ve aynı yönde düzenlemeler içeren 2918 sayılı KTK'nin 110.maddeleri kapsamında da yetkili olmadığı açıktır.
Mamafih, davacı vekili tarafından, davalı sigorta şirketinin yargı çevremizde açılan icra takibinden gönderilen ödeme emrine itirazında yalnızca borca itiraz ettiğini , açıkça yetki itirazında bulunmadığını ve böylece mahkememizin yetkili olduğu beyan edilmiş ve durum böyle ise de. 2004 sayılı İİK'nin 67/1 maddesi gereğince açılan itirazın iptali davası yönünden kanunda özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir.
Davalı borçlu tarafından İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali davası yönünden yetkili hale getirmeyeceğinden davalı borçlunun açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebileceği değerlendirilmiştir. (Bkz. Kapatılan Yargıtay ---.HD. 27/01/2016 T.----- İlamı ) Öte yandan somut olayımızda olduğu gibi, birden fazla yetkili mahkeme bulunması halinde yetkili mahkemeyi seçme hakkı davacıya aittir.
Ancak işbu davada gerçekleştiği üzere yetkisiz bir mahkemede dava açılmış ise, seçim hakkı bu kez yetkiye itiraz eden davalıya geçmektedir. Davalı sigorta şirketi vekili yetki itirazında yetkili mahkemenin davalının muamele merkezinin bulunduğu (-----) Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu beyan etmiştir. Binaenaleyh, davalı vekilinin 6100 Sayılı HMK'nin 19/2, 116/1-a, 117/1 maddeleri gereğince cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazının kabulüyle.
6100 sayılı HMK'nin 6,117/3,164/2 maddeleri gereğince Mahkememizin yetkisizliğine, aynı yasanın 19/3.maddesi gereğince yetkili Mahkemenin ---- (---) Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine ve dosyanın yasal prosedüre bağlı olarak belirlenen yetkili mahkemeye gönderilmesini karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/41, K. 2024/496, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama