KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/472
- Karar No
- 2024/205
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
Karar Metni
2.520 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2021/472 Esas
KARAR NO:2024/205
DAVA
Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ: 07/07/2021
KARAR TARİHİ: 02/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz (iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik kayıt kabul ve terkin talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ----- iflas kararı verilmiş olan, borçlu -------alacağına ilişkin iflas masasına elindeki belgeleri vererek,
iflas masasına kaydının yapılmasını, --------- dosyasından talep ettiğini, davacının müflis şirketten 7.883,33.-TL yıllık izin ücreti, 299,08 TL maaş ücret alacağı, 29.430,00.-TL kıdem tazminatı ve 5.493,60.-TL ihbar tazminatı alacağı olmak üzere toplam 43.106,01 alacağı bulunduğunu, --------- "İ.İ.K m.219/2-2 uyarınca alacağı tevsik eden yeterli belge bulunmadığından alacağın reddine diyerek müvekkilin işçilik alacak talebini reddedildiğini ve iflas dairesinin bu kararını 23/06/2021 tarihinde taraflarına yapılan tebliğ ile öğrenmiş bulunduklarını, ------- bu kararının hatalı olduğunu,
davacının müflisten olan tüm işçilik alacaklarının masaya kabulü ile sıra cetvelinini düzeltilmesi için mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu beyan ederek, reddedilen "7.883,33.-TL yıllık izin ücreti, 299,08 TL maaş ücret alacağı, 29.430,00.-TL kıdem tazminatı ve 5.493,00.-TL ihbar tazminatı alacağı olarak toplam 43.106,01.-TL işçilik alacağının da sıra cetveline geçirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı iflas idaresine dava dilekçesi ve ekleri ---- tarihinde iflas müdürlüğüne tebliğ edilmiş,
iflas müdürlüğünün --------- tarihli cevabi yazısında iflas idare memurlarının isim ve adreslerini bildirmesi üzerine, dava dilekçesi ve ekleri iflas idare memurlarına e tebligat ve normal tebligat yolu ile tebliğ edilmiş, yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunulmadığından, HMK md. 128 uyarınca, dava dilekçesindeki vakıaların inkar edildiği kabul edilmiştir.Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice
Dava, 2004 sayılı İİK nun 235 inci maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.Kayıt kabul davası hukukî nitelik olarak sıra cetveline itiraz niteliğinde, eda davası mahiyetinde bir alacak davasıdır. Çünkü bu davada alacaklı, bildirmiş olduğu alacağın iflâs idaresi tarafından haksız olarak tamamen veya kısmen reddedildiğini iddia etmekte ve iflâs masasının haksız olarak reddedilen alacağı ödemeye mahkûm edilmesini talep etmektedir.
Niteliği itibari ile sıra cetveline itiraz davası olan bu dava, uygulama ve doktrinde kayıt kabul davası olarak isimlendirilmektedir.
Başka bir ifade ile iflâsta sıra cetveline itiraz davasının bir alacağın masaya kaydedilmesi için açılması hâlinde bu dava kayıt kabul davası olarak; bir alacağın masadan çıkarılması için açılması hâlinde ise kayıt terkini davası olarak nitelendirilmektedir.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek;
taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, iflas dosyası, tanık beyanları, bilirkişi raporu, --- kayıtları, özlük dosyası ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler temin edilerek incelenmiştir.------tarihli cevap yazısında------------ esas sayılı dosyasından 16/10/2020 günü saat 14:44 den itibaren iflasına karar verilen ve müdürlüğümüzün -------- sayılı dosyası ile iflas tasfiye işlemlerine başlandığını, tasfiyenin adi tasfiye olarak yapılmasına karar verildiğini, birinci alacaklılar toplantısının 08/01/2021 tarihinde yapıldığını,
görevlendirilen ----- isim ve adreslerinin bildirildiğini,------- kararının kesinleştiğini, ikinci alacaklılar toplantısının 28/07/2021 tarihinde yapılacağını, ---- vekilinin müflis masasına ------- sıra kayıt numarası ile 43.1006,01.-TL alacak talebinde bulunduğunu, iflas masasınca tamamı için red kararı verildiğini, 23/06/2021 tarihinde alacaklıya tebliğ edildiğini, tanzim olunan sıra cetvelinin ----- tarihli ------ayrı ayrı ilan edildiğini bildirmiştir.
Mahkememizce ilgili ---- davacının müflis şirkette çalışmalarına ilişkin kayıtlarının celbi istenilmiş ve ---- tarihli yazısı ekinde dosyamız arasına alınmıştır.
14/12/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın, davacının müflis şirketten yıllık izin ücreti, ücret alacağı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafından talep edilebilecek alacak miktarı, kayıt kabul davası koşullarının oluşup oluşmadığı şeklinde olduğu belirlenmiş, aynı celsede tahkikata geçilerek,
davacı vekiline tanıklarını bildirmesi için süre verilmiş ve davacının özlük dosyasının temini için ------- müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. ----- müzekkere cevabında davacıya ait özlük dosyasının bulunduğu adresi bildirmiş ve davacıya ait özlük dosyası ilgili kişiye muhtıra yolu ile dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı vekilinin bildirdiği tanıkların dinlenilmesi için ilgili mahkemelere talimat yazılmış, davacı tanığı -----ben davacı --------- firması kapanmadan önceki son üç yıl --------- şubesinde beraber çalıştım, davacı benden daha önce bu firma bünyesinde çalışıyordu, ne zaman işe başladı bilmiyorum ancak----- iflas etmesi nedeniyle o da benim gibi buradaki işinden ayrıldı, ------ isminde paravan bir şirket kurdu, çalışanlarına bu şirkete geçmelerini söylediler,--------- ben bu şirkete geçmeyeceğimizi bildirince bize o zaman sizi işten çıkartıyoruz dediler, bize "size tazminatlı çıkış veriyoruz" dediler,
bana 60.000,00-TL civarında kıdem tazminatı hesaplaması yaptılar, davacı -------50.000,00-TL civarında bir kıdem tazminatı hesaplaması yaptılar, bu parayı bize vermediler, zaten bir hafta sonra da iflas ettiler, diğer bütün işçilerini de çıkardılar, bildiğim kadarıyla sadece ---- mağazaları çalışıyor, orada her ne kadar mağazada ------ismini kullanıyorlarsa da market fişlerinde şirket fişlerinde------ da benzeri bir isim yazıyor, şuan çok hatırlayamadım, ---- firmasından kıdem tazminatı almadı, ------ firmasında çalıştığı dönemde en son asgari ücret tutarında bir ücret alıyordu, çalıştığımız dönemde ben -------- şefi olarak çalışıyordum,
mağazadan bazen bayram tatili ve resmi tatillerde de çalışıyordu, fazla çalışması ve bayram ve resmi tatillerde çalışması karşılığında ücret verilmiyordu ancak işin az olduğu dönemlerde mesaisi erken bitirilip daha az çalıştırılarak fazla çalışmaları bu şekilde telafi ediliyordu, ama ------ 40 saat fazla mesai ve bayram ile resmi tatil alacağı vardır, bunu verememiştik, davacı --------- firmasından ihbar tazminatını da alamadı, ----- firmasından ek yardım adı altında ben bir para almadım, -------alıyorsa onu bilemiyorum, yemek parası olarak ayrı bir para verilmiyordu her şey maaşımızın içinde veriliyordu,
benim bildiklerim bundan ibarettir ben de ----- firmasından mağdur oldum alacaklarımı alamadım" ifadelerini kullanmıştır.
Davacı tanığı----- yılları arasında ------çalıştım, ---- yılları arasında ----- yılları arasında da --- şubesinde reyon görevlisi olarak çalıştım, davacı ------- ben işe başladığımda orada çalışıyordu, çok eski bir çalışan olduğunu biliyorum, kendisi şarküteri reyonunda çalışıyordu, ben işten ayrıldığımda davacı çalışıyordu ancak sonradan öğrendiğime göre davacı da benden 1 hafta sonra işten ayrılmış, işten ayrılmadan önce şirket yetkilileri şirket el değiştiriyor diye davacıya dosya imzalatmak istemiş, davacı da bunu kabul etmemiş işten ayrılması bu şekilde olmuş zaten şirket de battı, davacı asgari ücret alıyordu,
son zamanlarda 3-4 ay maaşımız yatırılmadı, ödendiği zamanlarda maaşlarımız bankaya yatıyordu, çalışma saatimiz sabah 8:30'da başlayan akşam 17:00'da çıkıyordu, 13:00'da başlayanlarda gece 22:00'da işten çıkıyordu, yıllık izinleri kullanıyorduk ancak bir arkadaş işe gelmediği zaman onun yerine bizi çalışmaya devam ediyorduk, davacı da bu şekilde çalışıyordu.
Davacının kullanmadığı yıllık izninin olup olmadığını bilmiyorum, benim kullanmadığım yıllık iznim yoktu, hafta da ortalama 5-6 saat fazla mesai yapıyorduk, bunun ücretleri ödenmiyordu, bizim ayda 2 gün --------dediğimiz günlerimiz olurdu, o gün sabah 8:00 akşam 10:00'a kadar çalışırdık ancak fazla mesai ödemezlerdi, biz dini bayramların 1. günü hariç diğer günlerinde de çalışıyorduk dini bayramlardaki çalışmalarımızın ücreti ödeniyordu, olay ile ilgili başkaca bir bildiğim yoktur, ayrıca tanıklık ücreti talebim vardır.
Ben bu dava için --- geliyorum" ifadelerini kullanmıştır.31/1/12024 tarihli heyet raporunda;"Tüm dosya kapsamı, dosya içeriği, tanık anlatımları, ---- kayıtları, temin edilen ve denetime ve hüküm tesisine elverişli rapor içiriği birlikte değerlendirildiğinde;Davacı tarafın talep ettiği “29.430,00 TL kıdem tazminatı alacağı” iddiası incelendiğinde,1475 sayılı Yasanın 14.maddesine göre kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin kanunda öngörülen şekilde bir tam yıl çalışması ve yasada yer alan sebeplerle iş akdinin fesih edilmesi veya işveren tarafından iş akdinin haklı ve geçerli bir nedenle dayalı olmadan fesih edilmesi gereklidir.
İş Kanununun 20/2.maddesine göre işveren feshin haklı ve geçerli bir nedene dayandığının ispat etmekle yükümlüdür. İşveren bildirmiş olduğu fesih nedeni ile bağlıdır bunu daha sonradan değiştiremez.
Feshin geçerli nedenlere yapıldığı hususunda ispat yükü davalı işverendedir. 4857 sayılı Yasa, akdin feshinin yazılı olarak yapılmasını ve fesih sebebinin de açık ve kesin bir şekilde belirtilmesini zorunlu tutmuştur.4857 Sayılı Yasanın 20.Maddesine göre davalı işveren tarafından geçerli nedenle fesih işleminin yapıldığının ispatlanması gerekir.
Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21.maddesine gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
Dosya kapsamında, yazılı fesih bulunmadığı, kurum kayıtlarında çıkış kodunun “17- İşyerinin kapanması” olduğu görülmüştür.Bordro: davacının çıkışının gerçekleştiği -------- ay dönem imzasız bordrosu incelendiğinde; davacının Şarküteri Satış Personeli olduğu, aylık ücretinin 2943,00 TL Brüt olduğu 11 gün çalışması karşılığı 1079,10 TL Brüt ücret, İhbar Tazminatı 5563,94 TL Brüt, Kıdem Tazminatı 29.438,06 TL, Bakiye İzin Ücreti 5395,50 TL Toplamda 40.397,59 TL Brüt tahakkuk ettirildiği, net ödeme ise 38.378,67 TL tahakkuk ettirildiği, aylık ücrete ilaveten ek ücret ödemelerinin bulunmadığı,
imzasız ücret bordrosunda yer alan ödeme kalemlerinde belirtili tutarların davacı ----gerçekleşip gerçekleşmediğinin teyit ve ispat açısından -----banka kaydı, banka hesap hareketliliği dosyada yer almadığı, ödendiğine dair ayrıca bir ödeme belgesinin de dosyada yer almadığı,
dönem bordrosunun imzasız olduğu görülmekle, 2020/10 ay bordrosunda yazılı tutarların davacı ---davalı işveren tarafından ödenmediği tespit edilmiştir.İhbar Tazminatı: davacı tarafın talep ettiği "5.493,60 TL ihbar tazminatı alacağı" iddiası incelendiğinde;Belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken tazminata denir.
1475 Sayılı İş Kanunu 14 Maddesine göre sadece Kıdem ve İhbar Tazminatları giydirilmiş ücretten hesaplanır. Giydirilmiş ücretlerin de yol parası, yemek parası, gibi ek ödemelerdir.İhbar tazminatının hüküm altına alınabilmesi için; belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirim sürelerine uymadan fesih edilmesi ve işverenin ihbarsız fesih hallerinden birinin olmaması gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmelerinde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz.Bu haliyle ihbar tazminatına esas ücret ile, kıdem tazminatına esas ücret aynı olup, sadece kıdem tazminatında var olan tavan tutar ile sınırlama ihbar tazminatında bulunmamaktadır.
Somut olayımızda İhbar Tazminatı hesaplanmasında esas alınacak giydirilmiş ücret ise Kıdem Tazminatında belirlediğimiz çıplak brüt ücret 2943,00 TL’dir.Somut olayda davalı işveren davacının iş akdinin 16.10.2010- 16.10.2020 tarihlerinde -------- Sigortalı İşten ayrılış bildirgesinde “17- İşyerinin kapanması” olarak davacının çıkışının işveren tarafından sonlandırıldığı tespit edilmiştir.
Davalı tarafından davacının belirsiz süreli iş sözleşmesini feshettiği ve davacıya usulüne uygun bir bildirim öneli tanımadığı dosya içerisindeki evraklardan anlaşılmaktadır. Davalının cevap ve delil listesi sunmadığı tespit edilmiştir.Davacının çalıştığı dönem 16.10.2010- 16.10.2020 tarihleri arasında çalıştığı ve hizmet süresinin 10 yıl olduğu, 4857 Sayılı İş Kanunu 17 Maddesi gereği “3 yıldan fazla olan çalışma dönemi için ” ihbar süresi 8 hafta belirlediği,
davacının İhbar süresi 6 (6x8=54 gün) hafta olduğu ve davacının İhbar Tazminatı alacağı en son aldığı brüt ücret 2943,00 TL üzerinden hesaplanacaktır.Yıllık İzin Ücreti Alacağı: davacı tarafın talep ettiği “7.883,33 TL yıllık izin ücreti” iddiası incelendiğinde;4857 sayılı İş Kanunun 56. Maddesine göre “İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.”---------- sayılı Kararında “Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir.
İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.” kararını vermiştir.4857 sayılı İş Kanunun 59. Maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan Yıllık izin sürelerine ait ücretlerin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.Yerleşik içtihatlar, işçinin izin kullandığını veya izin ücretinin ödendiğini iddia eden işverenin iddiasını, işçinin imzasını havi belge ile ispatını amir olup bu konunun tanıkla dahi ispat edilemeyeceği yolundadır.
İş Kanunu kapsamında çalışan işçinin, iş yerinde bir yılı dolduğu zaman hak kazanacağı yıllık izin kullanma hakkı Anayasal bir dinlenme hakkıdır. İşçinin kullanmadığı yıllık izinlerinin yanacağına dair işverenler tarafından yapılan düzenlemeler kanunen geçerli kabul edilemez. İş sözleşmesi sona eren işçiye, kullanmadığı yıllık izinlere ilişkin ücretleri, sözleşme fesih tarihinde, nakit olarak ödenmelidir.
İş sözleşmesi fesih olmadan işçiye yıllık izin ücreti ödemesi yapılması kanunen uygun değildir. Yıllık İzin Ücreti, 4857 sayılı İş Kanunun 53. – 59. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.İşçilerin hizmet süresi( İş K. m. 53 )
a) 1 – 5 yıl arası olanlar 14 gün, ( 5 yıl dâhil) b) 5 – 15 yıl arası olanlar 20 gün,
c) 15 yıl ( dâhil ) ve daha üzeri olanlara 26 gün, Ancak 18 yaş ve altı ile 50 ve daha yukarı yaşa sahip işçilere verilen izin süresi 20 günden az olamaz.Davacı “Yıllık İzin Ücreti alacağının ödenmediğini” iddia ederek tahsili talebinde bulunmuş, mahkemenizce işverene çıkartılan muhtırada yıllık izin formlar ve defteri mahkemeye ibraz edilmediği görülmüştür.4857 sayılı İş Kanunun 56. Maddesine göre “İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.------ sayılı Kararında “Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir.
İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.” kararını vermiştir.4857 sayılı İş Kanunun 59. Maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan Yıllık izin sürelerine ait ücretlerin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.Yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin son brüt ücreti üzerinden hesaplanır.
Nitekim --------Kararında “…Somut olayda yıllık izin alacağının çıplak brüt 1.535.24 TL, aylık ücretin günlüğe bölünerek hesaplanması gerekirken, giydirilmiş 1735,20 TL aylık ücretin günlüğe bölünmesi sonucu belirlenen ücret üzerinden hesaplanmış olması hatalı olmuştur.” kararını vermiştir.Ücret Alacağı: Davacı tarafın talep ettiği “299,08 TL maaş ücret alacağı” iddiası incelendiğinde;Ücretin ödendiğini ispat külfeti davalı işverene aittir.
Davalı tarafça ücretin ödendiği davacının imzasını içerir belge veya banka kayıtları ile ispat edilmelidir. 4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir.
Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.Bu kapsamda dosyada sadece --------------- ay çıktığı aya ilişkin bordro olduğu, bordronun incelenmesi ile “Davacının Şarküteri Satış Personeli olduğu, aylık ücretinin 2943,00 TL Brüt olduğu 11 gün çalışması karşılığı 1079,10 TL Brüt ücret, İhbar Tazminatı 5563,94 TL Brüt, Kıdem Tazminatı 29.438,06 TL, Bakiye İzin Ücreti 5395,50 TL Toplamda 40.397,59 TL Brüt tahakkuk ettirildiği, net ödeme ise 38.378,67 TL tahakkuk ettirildiği, aylık ücrete ilaveten ek ücret ödemelerinin bulunmadığı,
imzasız ücret bordrosunda yer alan ödeme kalemlerinde belirtili tutarların davacı ---- gerçekleşip gerçekleşmediğinin teyit ve ispat açısından ---- banka kaydı, banka hesap hareketliliği dosyada yer almadığı, ödendiğine dair ayrıca bir ödeme belgesinin de dosyada yer almadığı,
dönem bordrosunun imzasız olduğu görülmekle, ------- ay bordrosunda yazılı tutarların davacı ---- davalı işveren tarafından ödenmediği tespit edilmekle;Davacının iddia ettiği 299,08 TL ücret alacağının işveren tarafından ödenmediği görülmekle, HMK 26 maddesi gereği taleple bağlılık uyarınca 299,08 TL net ücret alacağı olduğuna kanaat edilmiştir" belirlemelerine yer verilmiştir.Denetime ve hüküm tesisine elverişli ve itiraz görmeyen teknik heyet raporuna göre, nihai olarak işçilik alacaklarının, Talep Edilen Alacaklar Hesaplanan Talep Tutarı
1- Kıdem Tazminatı = 29.206,63 TL 2- İhbar Tazminatı = 4.462,59 TL (T: 5.493,60 TL ) 3- Yıllık İzin Ücreti Alacağı =11.922,56 TL 4- Maaş Alacağı =299,08 TL (T: 299,08 TL) olduğu, raporun itiraz görmediği, talebin haklı olup kayıt talebinin kabulünün gerektiği anlaşıldığından dava kısmen kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/472, K. 2024/205, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama