KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/695
- Karar No
- 2024/606
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
Karar Metni
1.459 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/695 Esas
KARAR NO: 2024/606
DAVA
İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/10/2023
KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili --------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Dava konusu alacağa ilişkin --------İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosya ile davalılar hakkında delil başlangıcı niteliğindeki senede ilişkin Genel Haciz Yoluyla takip yapıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, borçlular bu borca ait takibe haksız olarak takibi sürüncemeye sokmak amacı ile itiraz ettiğini ve itiraz ederken hiçbir dayanak beyan etmediklerini, ayrıca senedin zor ve baskı kullanılarak alındığını ve boş olarak verildiğini iddia etmişlerse de bu iddia yasal dayanaktan yoksun ve süreci uzatmak için yapılmış bir itiraz olduğunu, söz konusu iddia gerçeği yansıtmadığını,
taraflar arasında arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz edildiğini, tüm bu nedenlerle borçlunun itirazının iptalini, takibin devamını ve borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacağın %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, İtirazın iptaline konu olan senedin vade tarihi 30.06.2014 olduğunu, senetin bono vasfını 30.06.2017 tarihinde kaybettiğini, dolayısıyla eldeki davanın ticari dava olmadığını, müvekkilinin 2012 yılından işletmesini tasfiye ettiği tarihe kadar alüminyum aksesuar, toz boya, döküm sistemleri imalatı vb. işleri yaptığını, bu işler kapsamında davacıdan ham madde vb alımlarda bulunduğunu, müvekkilinin ilgili tarihlerde yaptığı işin;
belirli sermaye ve bedeni çalışma gerektirdiği ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olduğunu, basit usulde vergilendirildiği ve işletme hesabına göre deftere tabi olduğu dikkate alındığında müvekkilinin işyerinin esnaf işletmesi olduğunu, esnaf ile tacir arasında bir hukuk uyuşmazlığı çıktığında açılacak davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin mesleki faaliyetlerine devam ederken 2014 yılında alacaklarını tahsil edememesi ve ekonomik kriz nedeniyle işlerini sürdüremez hale geldiğini, bu nedenle davacıdan temin ettiği ham madde alımı karşılığında ödemesi gereken bedeli nakden ödeyemediğini,
işbu borcun toplamının müvekkilinin hatırlayabildiği kadarıyla 150.000 TL'yi geçmediğini, müvekkilinin borcuna karşılık gelmek üzere davacıya hatırlayabildiği kadarıyla 2 veya 3 adet çek verdiğini, bu çeklerin iki tanesini davacının bankaya ibrazı ile tahsil ettiğini, diğer çekin ise müvekkilinin işlerinin bozulması nedeniyle ödenemediğini, davacı firmanın bunun üzerine 33880.00 TL bedelli, 15/04/2014 günlü, --------- seri no'lu çeki --------- İcra Müdürlüğü --------- E. sayılı icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin borcunu nakden veya malen ödeyebilmek amacıyla davacı firma yetkililerini iş yerine davet ettiğini,
davacının müvekkilinin iş yerine kalabalık şekilde geldiğini ve müvekkili ile kardeşi ---------- tehdit ettiklerini, müvekkilinin borcunu ödemek ve davacıdan kurtulabilmek amacıyla iş yerinde yer alan eşyalarını davacıya verdiğini, davacının bununla yetinmediğini, müvekkillerine zorla boş senet imzalattığını, tüm bu nedenlerle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, -------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyası, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.--------- İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 300.000-TL Asıl Alacak, 363.645,21-TL Takip Öncesi Faiz olmak üzere toplam 663.645,21'nin tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı,
ödeme emrinin davalıya 22/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 25/08/2023 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Takip talebi ve ödeme emrinin incelenmesinde takibin dosyamız davacısı tarafından dosyamız davalılarının borçlu gösterilmesi suretiyle ilamsız olarak (örnek 7) yapıldığı, takip dayanağının ise 08/04/2014 tanzim tarihli, 30/06/2014 ödeme tarihli 300.000,00-TL bedelli zamanaşımına uğramış olan bono olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin 06/10/2023 tarihli ara kararı ile davacı tarafından talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmiştir.
TTK’nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK m.11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığınca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK m.11/2).
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK m.15/1).Mahkememizce davacı tüzel kişi tacir olmakla davalı gerçek kişilerin esnaf tacir araştırması için ilgili yerlere müzekkereler yazılmış, gelen müzekkere cevaplarından davacıların ayrı ayrı gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı,
davalı --------- vergi mükellefi olmamakla vergi kaydının bulunmadığı, diğer davalı--------- ise işletme esasına göre defter tuttuğu, her iki davalının da esnaf kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari dava hale getirmeyecektir.
Davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Bu durumda, nispi ticari davanın söz konusu olabilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiği açıktır.
Somut olayda ise davacı tüzel kişi tacir olmakla tacir olduğu ancak davalıların tacir olmadığı gelen müzekkere cevaplarından sarahaten anlaşılacağı üzere sabittir.Davalılar tacir olmamakla, mahkememizce de eldeki davanın ticari dava olmadığı kabul edilmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir.
Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar .Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,
ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Tekmil dosya kapsamından izah edilen nedenlerle; eldeki davanın ne mutlak ne nisbi ölçüde ticari dava olmadığı, eldeki itirazın iptali davasında takip dayanağı olan bononun zamanaşımına uğramış olduğu, bu hususun davacı vekilince dava dilekçesinde de kabul edildiği, takibin ilamsız takip (örnek 7) olduğu, takip dayanağının kıymetli evrak olmadığı gibi davalıların da tacir olmadığı,
bu durumda genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu mahkememizce değerlendirilmiş ve açılan davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/695, K. 2024/606, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama