KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/423
- Karar No
- 2025/886
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
Karar Metni
1.275 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/423
KARAR NO : 2025/886
DAVA
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/12/2024
KARAR TARİHİ : 20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ----- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi özetle.
Müvekkil şirket ----- arasında 02.02.2024 tarihinde varılan anlaşmayla taraflar, davalının ------ müvekkil şirkete dondurulmuş kuru gıda nevindeki bakliyatları getirtmesi konusunda mutabık kaldıklarını ve varılan bu mutabakat uyarınca müvekkil şirket 5.000 Amerikan Dolarını ön ödeme olarak davalıya elden teslim ettiğini, aradan geçen süre içerisinde davalı taahhüdünü yerine getirmediğini, sürekli olarak müvekkil şirketi oyaladığını, almış olduğu parayı da iade etmekten imtina ederek en sonunda telefonlarını da kapatarak kayıplara karıştığını,
dava konusu ön ödeme bedelini tahsil amacıyla ---- İcra Dairesinin ----- esas sayılı takip dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibine karşı davalı, vekili aracılığı ile itiraz ettiği ve takip durdurulduğunu, yapmış olduğu icra takibine karşı davalı tarafın yapmış olduğu itiraz haksız bir itiraz olup kaldırılması gerekli olduğunu, varılan anlaşma üzerine davalıya müvekkil şirket tarafından ödenen paraya dair alınan makbuz bizzat davalı tarafından imzalandığı ve söz konusu para alınan bu makbuz üzerine kendisine teslim edildiğini,
ancak aradan geçen süre içerisinde davalı taahhüdünü yerine getirmediği gibi almış olduğu parayı da iade etmediğini, ayrıca dava öncesinde yapmış olduğu arabuluculuk başvurusu da anlaşmama şeklinde düzenlendiği ve son tutanak ekte sayın mahkemeye sunulduğunu, açıklanan nedenlerle ; davalının haksız itirazının kaldırılması ile takibin devamına, itirazında haksız ve kötü niyetli borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle.
Davada Görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, hukukumuza göre bir tarafın şirket bir tarafın şahıs olması halinde, davanın ticari dava olarak nitelendirilmesi için aradaki ilişkinin TTK ile düzenlenmiş olması gerekmekte olduğunu, huzurdaki davada ise, TTK kapsamında düzenlenen bir ilişkiye dayanılmamış müvekkili tarafından kuru gıda getirilmesi hususunda tarafların anlaştığı iddia edildiğini, taraflardan birinin tacir olması veya kuru gıda getirilmesine ilişkin anlaşma iddiası bir davayı ticari dava niteliğine sokmadığından görevsizlik kararı verilmesi gerekmekte olduğunu,
davacının zikrettiği hiçbir iddiayı ve sunulan makbuzun müvekkil tarafından imzalandığını kabul etmemekle birlikte, hak kaybına uğramamak adına zamanaşımı def'isinde ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, Müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacının elinde müvekkil tarafından imzalanmış bir makbuz bulunmadığını, davacıya, iddia ettiği makbuzun asıl nüshasını sunmak üzere kesin süre verilmesi gerekmekte olduğunu, davacı müvekkil tarafından imzalanmış bir makbuz sunamayacağından, alacağını da ispat edemeyeceğini, Davacının müvekkiline izafe ettiği imzaya itiraz ettiklerini,
dava dilekçesinin ekinde mevcut evrakta müvekkile izafe edilen imzaya itiraz ettiklerini, Davacı tarafından ıslak imzalı evrak sunulduğunda tekrar beyanda bulunulacağını, Sunulan makbuz ile bir alacağın ispatı mümkün olmadığını, Makbuz, sayın mahkemenin de malumudur ki bir alacağı değil ödemeyi gösteren bir belge olduğunu, Dolayısıyla makbuzun tek başına bir alacağı ispat etmesi mümkün olmadığını, davacının sunduğu makbuzda, metnin üst kısmına sıkıştırılarak "------ getirilecek kuru gıda baklagillerin için ödenecek kapora" ifadesi eklendiği görülmekte olduğunu,
Makbuz altındaki imzanın müvekkile ait olduğu varsayılacak olsa dahi sonradan metnin dışındaki boşluklara eklenmesi mümkün ifadelerin hükmü bulunmadığını, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava.
Taraflar arasındaki Hizmet Sözleşmesinden kaynaklandığı bildirilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalı itirazının İİK.nun 67-1-2 maddesi uyarınca iptaline ilişkindir.Davacının ; ----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra dosyası ile (02.02.2024 tarihli 5.000,00 USD karşılığı alınan) 171.320,00 TL asıl alacak, 19.808,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 190.808,00 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibine başladığı, ödeme emrinin davalıya 04/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 30/10/2024 tarihinde icra takibine itiraz edildiği,
davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Dava öncelikle---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış, mahkemece 25/12/2024 tarih ---- esas, ---- karar sayılı görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememizin ----- esasına tevzi olunmuştur.Mahkememizce davalı gerçek kişinin esnaf tacir araştırması için ilgili yerlere müzekkereler yazılmış, gelen müzekkere cevaplarından davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, gerçek kişi tacir olmadığı, kayıtlı herhangi bir vergi mükellefiyetinin bulunmadığı, potansiyel mükellef olduğu, esnaf kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.
TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari dava hale getirmeyecektir. Davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Bu durumda, nispi ticari davanın söz konusu olabilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiği açıktır. Somut olayda ise davacı tüzel kişi tacir olmakla tacir olduğu ancak davalıların tacir olmadığı gelen müzekkere cevaplarından sarahaten anlaşılacağı üzere sabittir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir.
Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur.
Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,
ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Tekmil dosya kapsamında dosyamız davacısının tüzel kişi tacir olduğu hususunda duraksama olmadığı ancak davalı gerçek kişinin esnaf-tacir araştırması için ilgili yerlere müzekkere yazıldığı, gelen müzekkere cevaplarından davalının gerçek kişi tacir olmadığı, herhangi bir vergi kaydının mükellefiyetinin bulunmadığı, potansiyel mükellef olduğu, esnaf da olmadığı, huzurdaki davanın mutlak ticari dava olmadığı, mahkememizin görevli olması için davalının da tacir olması gerektiği ancak olmadığı,
bu durumda mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmış ve karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/423, K. 2025/886, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama