KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/568
- Karar No
- 2025/42
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
Karar Metni
4.059 kelime·20 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2019/568 Esas
KARAR NO: 2025/42
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 12/07/2019
KARAR TARİHİ: 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
06.06.2018 tarihinde sürücü ----------- sevk ve idaresindeki ----------- plaka sayılı çekici ve buna bağlı ------------ plaka sayılı dorse ile ---------- yolu üzeri 37. Km Işıklar mahallesinde seyir halinde iken dorsede yüklü bulunan samanın elektrik tellerine çarpması sonucu çıkan yangında --------- plaka sayılı çekici ve buna bağlı---------- plaka sayılı dorse tamamen kullanılamaz hale gelmiş olduğunu, olay tutanağında elektrik tellerinin sarkma nedeni ile yerden yüksekliğinin 470 cm olduğunu ve yola paralel olduğu, dorse üst sınırı ile zemin arasının 320 cm olduğu, her bir saman balya yüksekliğinin 80 cm olduğu,
dorse üst kenarından 2 saman balyası yüklenmesi sebebiyle 160 cm yüksekliğe saman yüklenmiş olduğu, saman balyaları ile birlikte zemin dahil yüksekliğin 480 em olduğu, hususunun belirtilmiş olduğu, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği 46. maddesine göre tellerin yerden yüksekliğinin 6 metre olması gerektiğini, kazadan dolayı maddi ve manevi zararın oluştuğunu, davalı ----------Ş.'nin sorumluluğunun bulunduğunu, diğer davalı ----------Ş.'nin ise KASKO poliçesi kapsamında sorumlu olduğunu, bu nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ----------- çekici bedeli için 1.000,00 TL, --------- Dorse bedeli için 1.000,00 TL,
her iki aracın çalışımamasından kaynaklı kazanç kaybı için 1.000,00 TL, samanların bedeli için 1.000,00TL olmak üzere şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tzaminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek bankalar tarafından mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili yönünden arabuluculuk yoluna başvurulmadığını bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini, davanın yetkili mahkemede açılmadığından dolayı yetkisizlik kararı verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından dolayı hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline ihbar dahi yapılmamış olduğunu, ayrıca yangının özel tarımsal sulama şebekesinden geçerken de çıkmış olabileceği, özel tarımsal sulama şebekesi bakımından sahibinin sorumlu olduğunu,
müvekkili tarafından yapılan incelemede iletkenlerin yerden yüksekliğinin 8 metre olduğunu ve sehiminin yeterli olduğu tespitinin yapılmış olduğunu, ayrıca Olay yeri İnceleme Raporunda tırın gidiş yönünde az ileride yolun bittiğini, neden o yöne doğru gittiğinin anlaşılamadığının belirtilmiş olduğunu, o bölgede hasadı yapılmış ürün olmadığını, hazırlanmış saman balyasının da bulunmadığını, ayrıca direk boyu yüksekliklerinin, direkler arası yatay mesafelerin yönetmeliklere uygun olduğu tespitinin yapılmış olduğu,
bu kapsamda müvekkilinin ihmalinin bulunmadığını, ayrıca tırın aşırı yükleme yapmış olduğunun sigorta şirketi tarafından tespit edilmiş olduğunu, olayın araç şoförünün dikkatsiz ve özensiz davranışı nedeni ile meydana gelmiş olduğunu, davacının zenginleşmek amacı ile manevi tazminat talep etmiş olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ----------- vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkilinin sorumluluğunun kusur ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının istihap haddini aşmış olması nedeni ile olayın meydana gelmiş olduğunu, taşınan yükün yüksekliğinin 4.80 metre, tellerin yerden yüksekliğinin ise 4.70 metre olarak tespit edilmiş olduğunu, Trafik Yönetmeliğine göre Madde 128 kapsamında azami yüksekliğin 4 metre olarak belirtilmiş olduğu,
aracın rayiç değerinin poliçenin 4. Sayfası Rayiç Değer Belirleme Yöntemi baz alınarak tespit yapılması gerektiği, bir an için ekpertiz raporundaki değerin baz alınması durumunda müvekkilinin sorumluluğunun 370.000,00 TL ile sınırlı olacağı, ayrıca dorseye yönelik müvekkili tarafından tanzim edilmiş poliçe bulunmadığını, davacının kazanç kaybı talebinin, saman yüküne ilişkin talebin ve manevi tazminat talebinin poliçe teminat dışı olduğunu açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İhbar olunan ---------Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ile Davalı ----------- arasında akdedilen sözleşme gereğince ------------ ili ve ilçelerinde bir kısım elektrik arıza, bakım, onarım, sayaç okuma ve açma/kesme işleri müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, davacı tarafça yangın tarihinde herhangi bir ihbarda bulunmadığını, söz konusu yandığı iddia edilen aracın gittiği yönde herhangi bir yol olmaması ve saman yüklü olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bilinçli olarak ilgili alana aracın çekildiği kanaatinde olduklarını, müvekkili şirket ile davalı ---------- üzerine düşen tüm bakım sorumluluğunu yerine getirdiğini,
dava dilekçesinin tetkikinde 50.000 TL tutarında manevi tazminat talebinde bulunulmakta ise de, eşya zararının kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte olmaması sebebiyle işbu taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini, yangına sebep olduğu iddia edilen elektrik direği ve iletkenlerden kaynaklan bir arıza ihbarı bulunmadığı,
davacı tarafça, elektrik tellerinden yangın çıktığı iddia edilerek zararların ---------- tarafından karşılanması talep edilmekte ise de, yangına sebebiyet verecek bir arızanın olması halinde ----------- sigortalarının devreye girerek hattı enerjisiz bırakacağı ve yerden oldukça yüksekten düşecek kıvılcımların yere düşene kadar sönümleneceği hayatın olağan akışı gereği olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle; tazminat davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; 06.06.2018 tarihinde ---------- plaka sayılı çekici ve buna bağlı ----------- plaka sayılı dorse ile seyir halinde iken dorsede yüklü bulunan samanın elektrik tellerine çarpması sonucu çıkan yangında ----------- plaka sayılı çekici ve buna bağlı ---------- plaka sayılı dorse hasar tazminatı, yanan saman bedeli, mahrum kalınan kazanç kaybından ne kadar olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, davacı taleplerinin sigorta teminatları dışında bulunup bulunmadığı, yangının çıkmasında tarafların kusur oranları hususunda uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Öncelikle davalı ----------Ş.'nin, arabuluculuk, yetkili mahkeme ve belirsiz alacak davası açılamayacağına yönelik itirazlarının değerlendirilmesi gerekmiştir.
Davalı her ne kadar kendisi yönünden arabuluculuk başvurusu olmadığından dolayı davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş ise de. 12/11/2020 tarihli 3. celse 5 nolu ara karar ile, "Davacı vekiline davalı ----------Ş.
Yönünden arabuluculuğa başvurması ve başvuru evrakını dosyaya sunması için 2 haftalık süre verilmesine bu süreye rağmen başvuru yapılmamıs halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden red olunacağının ihtarına (ihtarat yapıldı)," şeklinde davacı vekiline süre verildiği, verilen süre içerisinde davalı yönünden arabulucuya başvuru yapıldığı ve anlaşamama tutanağının dosyaya sunulduğu, bu şekilde arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmıştır.
Davanın açıldığı tarihte arabuluculuk dava şartının tamamlanabilen dava şartı olup olmadığı henüz tartışmalı olan dönemde davacıya süre verilerek dava şartı bu şekilde sağlanmıştır.Davalı her ne kadar davanın yetkili mahkemede açılmadığını belirtmiş ise de; davalı -----------Ş.'nin yerleşim yeri adresinin mahkememizin yetki alanı içerisinde olduğu, davanın davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği, mahkememizin yetkili olduğu anlaşıldığından bu itirazına itibar edilmemiştir.Davalı her ne kadar davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını belirtmiş ise de;
davacının tazminat miktarlarını bilmesi kendisinden beklenemeyeceğine ve bilirkişi incelemesi sonucunda zararın miktarının belirlenebilir olacağı anlaşıldığından davalının bu itirazına itibar edilmemiştir.
Taraflarca bildirilen tüm bilgi, belge ve dokümanların toplandığı, araç trafik kayıtları, sigortaya başvurulduğuna ilişkin belgeler, poliçeler, hasar dosyası, ------------- sayılı dosyası, ------------- soruşturma sayılı dosyası, SBGM kayıtlarının dosya içerisine alındığı, mahkememiz 12/11/2020 tarihli 3. celse 3 nolu ara kararı ve 01/04/2021 tarihli 4. celse 3 nolu ara kararı gereği, ----------- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılarak dava konusu olayın gerçekleştiği yerde bir elektrik mühendisi, bir makine mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir sigorta uzmanı bilirkişi heyeti refakate alınarak keşif yapılması,
keşifte tarafların olayın gerçekleştiği yer ile ilgili ihtilaf olduğu dikkate alınarak tüm dosyadaki bilgi ve belgeler keşifte tarafların yer göstermeleri dikkate alınarak olayın davalıların sorumluluğunda olan elektrik hattından mı kaynaklandığı yoksa davalıların savunmalarında bahsettiği gibi özel sulama elektrik hattından mı kaynaklandığı, özellikle olayda zarar gören aracın davalıların sorumluluğunda olan elektrik hatlarının olduğu güzergaha gitmesinin makul olup olmadığı, bu tarafta yol olup olmadığı,
o tarafta hasılat yapılıp yükleme yapılması gereken samanların olup olmadığı ayrıntılı bir şekilde incelenerek yangın olayının tam olarak nerede olduğunun tespit edilmesi, bu hususta beyanlarının alınması için tanıklar -----------, ---------- ve ----------- için keşif gün ve saatini bildirir davetiye çıkarılmasının, tanıkların gelmesi halinde yangının nerede gerçekleştiği, elektrik tellerinin yüksekliği,
araca yüklenen saman balyalarının yüksekliği ve tarafların iddia ve savunmalarındaki tüm hususların sorularak beyanlarının alınması tanıkların gelmemesi halinde aynı gün tanıklar hakkında zorla getirme müzekkeresi düzenlenerek kolluk vasıtası ile keşif mahalinde hazır edilmelerinin sağlanması, bilirkişilerle; olayın tam olarak nerede gerçekleştiğinin belirlenmesi, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının belirlenmesi,
çekici ve römorkun kaza tarihindeki bedeli ve bu bedelin talep edilip edilemeyeceği ve davacı tarafın kazanç kaybı talep edip edemeyeceği, araçların ne kadar süre ile çalışılmamasından dolayı kazanç kaybı talep edebileceği ve miktarı, olay nedeniyle yanan samanların olay tarihindeki bedelleri, sigorta şirketinden hangi zararların talep edilebileceği hususlarında ayrıntılı gerekçeli, mevzuat hükümleri belirtilerek rapor sunulmasının istenilmiştir.Talimat mahkemesi tarafından ifadesi alınan tanık ------------; "..Ben tarafları tanımam, ----------- ile birlikte ------------ çiftliğine giderken yol üzerinde yangın çıktığını gördük.
Olay yerine gittiğimizde Tır ve saman balyalarının yandığını gördük. Biz yangın çıktıktan sonra olay yerindeydik. Oradaki şahıslardan ve şoförden öğrendiğimiz kadarıyla elektik tellerinin alçak olması nedeniyle yangın çıkmış. Bunun üzerine biz de baktığımızda elektrik tellerinin alçakta olduğunu fark ettik,.." şeklinde beyanda bulunmuştur.Talimat mahkemesi tarafından ifadesi alınan tanık ----------; "..Olay günü ben olay yeri yan arazide saman balyaları yapıyordum.
Söz konusu TIR'ın elektrik tellerinin alçak olduğu bir yerden geçtiğini gördüm. O esnada temastan kaynaklı yangın meydana geldi. Sonra saman balyaları ve TIR biranda yanmaya başladı. Daha önce oradan geçtiğimizde tellerin alçak olduğunu görüyordum. Biz bile oradan korkarak geçiyorduk. Söz konusu araçta gördüğüm kadarıyla saman balyaları 70 santimlik balyalardı. Gördüğüm kadarıyla araçta dört sıra halinde araç doldurulmuş haldeydi.
TIR'da yangın meydana geldikten sonra saman balyalarını birbirine bağlayan ip kopmaya başlayarak saman balyalarının şişmesine neden oldu. Aradan yaklaşık 3-4 gün geçtikten sonra ---------- ekipleri söz konusu elektrik tellerini çekerek yerden yüksekliğini ayarladılar. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyanın talimat mahkemesine gönderilerek bilirkişi heyetine tevdi edildiği, Elektrik Mühendisi Bilirkişi raporunda özetle; "...
06.06.2018 tarihli ---------- İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Tim Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Raporu'na göre 4.7 metre yükseklikte olduğunu bu yüksekliğin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri yönefmenliğinin. 46. Maddesine göre yetersiz olduğu bu nedenden dolayı Davalı ---------- kusuru bulunduğu ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliği 128. Maddesi'ne göre araç azami yüksekliği 4 mt'yi geçmemesi gerektiğinden Davacı ---------- Şti.'nin Kusuru bulunduğu kanaatindeyim.
Netice olarak; dava konusu olayda ------------ ve Araç Şöförünün ikisinin de kusurlu olduğu: kusur oranının %65 (Yüzde Altmış Beş) --------- ve %35 (Yüzde Otuz Beş) ------------ Şti.'ne ait olduğu ...." şeklinde rapor sunulmuştur.
Talimat mahkemesince alınan 19/11/2021 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; " ...------------ plakalı ------------ model ------------ marka ---------- Yarı römork acık kasa tipi dosya üzerinde yapılan incelemeler neticesinde.
Resmi Gazete Tarihi: 08.11.2012 Resmi Gazete Sayısı: 28461 araçların yüklenmesine ilişkin ölçü ve usuller ile tartı ve boyut ölçüm toleransları hakkında yönetmeliğine göre Araçın azami genişliği:2,55 metre, Araçın azami yüksekliği;4,00 metre, Aracın azami uzunluk;16,50 metre olduğu,
Tespit konusu -------- plakalı ---------- model ----------- marka ----------- Yarı römork acık kasa dorsenin ölçülerinin Araçların azami genişliği 2,55 metre, Araçların azami yüksekliği 4,00 metre (havuzun yerden yüksekliği 1 metre) ve Azami uzunluk 16,50 metre olduğu kanaat ve sonucuna varıldığını,
dosyanın içerisinde ----------- plakalı ------------ model ----------- marka --------- Yarı römork acık kasa tipi aracın 2018 tarihinde emsallerinin serbest piyasa değerinin 100.000,00 TL olduğu ve aracın tamamen yandığından hurda olarak değerlendirilmesi gerektiği ve hurda bedelinin 2018 yıllı için 10.000,00 civarında olduğu ve toplamda 2018 yıllı için 100.000,00-10.000,00=90.000,00TL (doksanbinTL) hasar olduğu kanaat ve sonucuna varıldığı.." şeklinde rapor sunulmuştur.Talimat mahkemesince alınan15/12/2021 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda özetle;
"...araçta 48 adet saman balyası bulunduğunu, her bir saman balyasının 450 kg geldiğini, 2018 yılı verilerine göre saman kg fiyatının 0,09 TL/Kg olduğunu, toplam saman zararının 1.944,00 TL olduğu..." şeklinde rapor sunulmuştur.
Aynı yangın olayından dolayı tarlasında ürünleri yanan 3. Kişilerin açmış oldukları ------------ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda özetle; ----------- %65 kusurlu, araç şoförünün %35 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulduğu, ziraat mühendisi bilirkişinin raporunun denetime elverişli olması nedeni ile itirazların reddine karar verildiği, davacı vekiline olay yeri ve araç ile ilgili renkli fotoğraflar sunması için süre verildiği, süresi içerisinde ilgili evrakların dosyaya sunulduğu, mahkememiz 24/03/2022 tarihli 5 nolu ara kararı gereği, kusur, hesap ve sigorta yönünden tarafların tüm itirazları dikkate alınarak,
tarafların kusur durumu, davacının dava dilekçesindeki taleplerinin her biri yönünden değerlendirme yapılması ve 01/04/2021 tarihli 4. celse 3 nolu ara kararda belirtilen hususlarda rapor düzenlenmesi için dosyanın mahkememizce seçilecek bir elektrik mühendisi bilirkişi, bir makine mühendisi bilirkişi ve bir sigorta hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden heyet raporu aldırılmasına karar verildiği, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 23/02/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "....----------- plaka sayılı çekici sürücüsü ----------- %50 kusur oranı ile eşdeğer kusurlu olduğu,
dava konusu olayda ---------- %50 kusur oranı ile eşdeğer kusurlu olduğu, ----------- Elektrik Şebekesindeki kusurun yangının meydana gelmesine sebep olduğu yönünde tereddüt bulunmadığı, anılan hattın mülkiyeti ve işletme sorumluluğu müteselsilen dosya kapsamında -----------Ş. ve işletme bakım sözleşmesi gereği ----------Ş.'de olduğu,
ancak hattın özel hat olduğu iddiasının aydınlatılması gerektiği, bu kapsamda ----------- Bölge Müdürlüğünden hattın işletme ve mülkiyet sorumluluğunun kimde olduğu yönünde bilgi talebinde bulunulmasının Sayın Mahkemece değerlendirilebileceği, kazanın meydana gelmesinde sigortalı davalının kazada asli kusurlu olmasına rağmen, rücuya tabi ağır ve kasdi bir hareketinin tespit edilemediği,
Karayolu Zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi B.4 maddesinde belirtilen rücu nedenlerinin dava konusu olayda tespit edilememesinden dolayı davacının davalıya rücu hakkının bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu,
tarafların itirazları doğrultusunda dosyanın rapor sunan bilirkişi heyetine tevdi edilerek mahkememizin 4. celsesinin 3 no'lu ara kararında belirtilen tüm hususların (özellikle davacının kazanç kaybına ilişkin talebinin) , tarafların rapora karşı itirazları değerlendirilerek her iki rapor arasındaki kusur oranları arasındaki farklılık hususunda gerekçeli şekilde çelişkinin giderilmesi istenildiği, dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 27/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; " Olayın meydana gelmesinde tırın yükseklik sınırını aşacak şekilde fazlaca yüklendiği,
anlamsız bir şekilde ters istikamette seyir edildiği kolluk kayıtlarına göre ne kadar somut ise, yüklü saman balyalarının elektrik hattına teması ile alev aldığı yine hattın sehiminin ---------- belirtilen minimum 6 metrenin altında olduğu da hem kolluk tespitleri hem de ------------ Esas dosya kapsamında alınan 18.02.2020 bilirkişi heyet raporu ile sabittir.
Hattın sorumluluğunun ise bu aşamada ---------- Bölge Müdürlüğü nezdinde davalı ---------- ait olduğu ifade edildiği üzere bakım ve denetim eksikliğinden kaynaklanan kusurun da ----------- ve ---------Ş. üzerinde kaldığı değerlendirilebilecektir.
Bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi yönünden de heyete görev verilmiş olup, itiraz konusu hususların başında kusur oranları gelmektedir. ---------- Asliye Hukuk Mahkemesince yaptırılan incelemeye istanaden düzenlenen raporda %65 -----------, %35 şöförün kusuru nezdinde davacı ----------- şirketine ait olduğu belirlenmişken, tarafımızca tanzim edilen raporda %50 eş kusurlu oldukları değerlendirildiğini, her iki kusurda tek başına kazanın meydana gelmesi için yeterli değildir.
İki kusur da açık net kolaylıkla tespit edilebilecek niteliktedir. Her ikisi de olayın meydana gelmesine eşit oranda etki etmiştir. Dolayısıyla kök rapordaki değerlendirmelerde bu tespitler üzerinden tarafların kusurlarının %50 olduğu yönünde bir kanaat oluşmuştur. Bilirkişi heyetince yapılan tespitler halihazırda Mahkemenin değerlendirmesine sunulmakta olan ve teknikle, mevzuatla, hayatın genel ilke ve prensipleri ile eşlenik olan unsurlardır.
Burada bir ölçü terazisi ile bir değerlendirme yapmak mümkün olmadığı, Dava konusu kazalı ----------- plaka sayılı aracın --------- model --------- marka model araç olduğu, dava konusu kazalı aracın kaza tarihinde beyana göre 630.000 km de olduğu,
bu kapsamda söz konusu aracın PERT TOTAL olması nedeni ile yeniden araç edinme için makul sürenin yaklaşık 25( yirmibeş) iş günü olacağı, ( sigorta işlemleri dahil edilmiştir.) bu nedenle kazanç kaybının 1.000,00 TL X 25 = 25.000,00 TL civarında olacağı, ancak Yargıtay İçtihatları gereği bu rakamdan aracın kullanılamamış olduğu döneme ait yapılan yakıt gideri, bakım gideri, amortisman gideri vb. yönünden tasarrufların düşülmesi gerektiği, bu nedenle aracın bu süre içerisinde kaç km kullanılması gerektiği, yakıt sarfiyatı, bakım tarihleri, en son bakıma ne zaman alınmış olduğu,
amortisman hesabına yönelik aracın satın alındığı fatura bilgileri vb. ibraz edilmesi durumunda tekrar değerlendirme yapılması gerektiği, Sigorta Poliçe Kapsamında Değerlendirmeler Teknik ve kusur hakkında ek tespitler mevcut olmadığından, “Kazanın meydana gelmesinde sigortalı davalının kazada asli kusurlu olmasına rağmen, rücuya tabi ağır ve kasdi bir hareketinin tespit edilemediği,
Karayolu Zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi B.4 maddesinde belirtilen rücu nedenlerinin dava konusu olayda tespit edilememesinden dolayı davacının davalıya rücu hakkına dair şartların oluşmadığına dair hakkında ki kök rapor tekrar edildiği.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu,
dosyanın rapor sunan makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek römork bedeli talebine ilişkin ve kazanç kaybı hesaplanırken amortisman, yakıt gideri, bakım gideri vs konusunda piyasa şartlarına göre belirlenen bedelin kazanç kaybından mahsubu ile tazminat miktarının belirlenmesi hususunda ek rapor alınmasına karar verildiği, dosya rapor sunan makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, 05/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"...Dava konusu Aracın Yıpranma Payı Değeri Yıllık - Aracın Maliyet Değeri / Aracın Ömrü 380.000,00 TL rayiç değer) / 5 Yıl =76.000,00 TL (yıllık) bu değer aya, haftaya, güne bölünerek yıpranma payı hesaplanabilir.
76.000,00 TL /12 =6.333,33 TL Aylık yıpranma payı) =6.333,33 TL/30=211,11 TL Günlük yıpranma payı) olduğu, Söz konusu aracın günlük olarak 25 iş (yirmi beş) günü onarımda olduğu süre için amortisman payının 211,11 TL X 25 = 5.277,75 TL olacağı, bu kapsamda ikame olarak kullanılacak aracın yakıtının davacı tarafından doldurulacağı dikkate alındığında hesaplaması yapılmış olan gmtortisman payının Yargıtay içtihatları gereği tenzili ile davacının 25.000,60 TL - 5.277,75 TL = 19.722.25 TL araçtan mahrum kalma (Kazanç Kaybı/İkame araç bedeli tazminat alacağının bulunduğu.." şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği,
taraflarca itiraz ve beyan dilekçesi sundukları, mahkememiz 28/07/2024 tarihli 4 nolu ara kararı gereği, bedel artırım dilekçesi sunması için davacı vekiline süre verildiği, davacı vekili 01.08.2024 dava değeri artırım dilekçesi sunduğu,
dilekçesinde "...---------- plakalı römork bedeli için 58.500 TL maddi tazminat, --------- plakalı araç için 234.000 TL maddi tazminat, araçların kazanç kaybı için 12.819 TL maddi tazminat, yanan saman bedeli için 1.263 TL maddi tazminatın (TOPLAM 306.582 TL maddi tazminat) ve dava dilekçemizde belirttiğimiz 50.000 TL manevi tazminatin olay tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalı ---------- Şirketİ tarafından tarafımıza ödenmesine, Davalı ----------- Şirketi'nin dava dilekçemizle belirttiğimiz miktarlar ile sorumlu tutularak,
yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği..." şeklinde dilekçe sunduğu bu dilekçenin davalılara tebliğ edildiği, dava değeri artırım dilekçesine karşı itirazda bulundukları görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde.
06.06.2018 tarihinde ------------ plaka sayılı çekici ve buna bağlı ------------ plaka sayılı dorse ile seyir halinde iken dorsede yüklü bulunan samanın elektrik tellerine çarpması sonucu yangın çıktığı, davacı tanıkları ------------ ve ------------ kazanın oluşunu gördükleri yönündeki beyanları ve dosyaya yansıyan fotoğraf ve belgelerin incelenmesinde, davalı -----------Ş.'nin olayın farklı yerde, farklı şekilde veya farkı saiklerle gerçekleştiğine ilişkin savunmalarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Öncelikle değerlendirilmesi gereken husus, olayın meydana gelen hattın davalı -----------Ş.'nin sorumluluğunda olup olmadığına ilişkindir. Davalı -----------Ş. her ne kadar hattın özel branşman hattı olduğunu, özel sulama birliğine ait olduğunu iddia etmiş ise de, buna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. ------------ yazılan müzekkere cevapları ve dosyadaki diğer belgeler incelendiğinde kazanın davalının sorumluluğunda olan hatta meydana geldiği anlaşılmıştır.
İkinci olarak değerlendirilmesi gereken husus, kazanın oluşumunda kusur oranlarıdır. Kazanın gerçekleşmesinde iki ana etken vardır. Bunlardan birincisi elektrik tellerinin olması gerekenden daha aşağıda olması, ikincisi ise mevzuatta belirlenenin üzerinde istiap hattı aşılarak araca fazla yükleme yapılmasıdır.
Talimat mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda elektrik tellerinin olması gerekenden daha aşağıda olması asli kusur %65, aracın fazla yüklenmesi tali kusur %35 olarak belirtilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda ise her iki tarafında %50 eşit kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan ek bilirkişi raporunda da her iki tarafın da %50 eşit kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Kazanın oluşması için her iki etken eşit oranda etkili olmuştur. Elektrik telleri olması gerektiği kadar yüksekte olsa idi kaza gerçekleşmeyecekti. Yine araç olması gerektiğinden fazla yüklenmese idi kaza yine oluşmayacaktı. Kazanın oluşmasında her iki etken eşit oranda etki etmiştir. Bu nedenle her iki tarafında %50 eşit kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Değerlendirilmesi gereken üçüncü husus ise davalı sigortanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, B.2. Maddesine göre; "..Sigortalı ve/veya sigorta ettiren, işbu sözleşme ile temin olunan rizikoların gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararı önlemeye, azaltmaya, artmasına engel olmaya veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunması için imkânlar ölçüsünde önlem almakla yükümlüdür.
Alınan önlemlerden doğan makul masraflar, bu önlemler faydasız kalmış olsa bile, sigortacı tarafından ödenir." şeklinde, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, A.5.8 Maddesinde Teminat Dışında Kalan Zararlar; "..Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar.." TTK 1448. Maddesi; "...
Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır.
Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. ..." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler dikkate alındığında, davacının kazayı önleyebilecek tedbirler almadığı, mevzuatta izin verilenden fazla yükleme yaparak istiap haddini aştığı anlaşıldığından, davalı sigortanın sorumluluğunun olmadığı kanaate varılmış ve bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Değerlendirilmesi gereken dördüncü husus, maddi tazminat miktarına ilişkindir. Yukarıda bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, 1.994,00 TL saman bedeli, 90.000,00 TL römork bedeli, 360.000,00 TL araç (çekici) bedeli, 19.722.25 kazanç kaybı oluştuğu bilirkişi raporlarında tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporlarındaki belirlemelerin denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmış, davalının %50 kusurlu olduğu dikkate alınarak belirlenen bu tazminatlarının %50'si oranında tazminata hükmedilmiştir. Değerlendirilmesi gereken son husus ise manevi tazminata ilişkindir.
Manevi tazminat yönünden ise; ---------- sayılı ilamında belirtildiği üzere; ''Tüzel kişilerin manevi tazminat talep edip edemeyeceği tartışmalı olmakla birlikte hukuk düzeninin tüzel kişileri hukuk sujesi olarak tanıdığına ve onlara ad, şeref ve itibar gibi kişisel varlıklar bahşedilmiş olduğuna göre, kişisel varlıklara yapılan saldırı nedeniyle elem ve ızdırap duymayacaklarından söz edilerek tüzel kişilerin manevî tazminat adı ile bir paranın ödetilmesi davası açamayacaklarını kabul etmek yasa koyucunun amacına aykırı düşecektir.
Gerek Medenî Kanun ve gerekse Borçlar Kanunu yalnız gerçek kişilerin değil, aynı zamanda tüzel kişilerin de kişisel haklarını korumaktadır. Günümüzde doktrin ve Yargıtay tarafından yaygın olarak benimsenen görüş, gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul etmektedir.'' şeklindedir.
Ancak davacı tüzel kişinin manevi tazminata hak kazanabilmesi için manevi tazminat koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Davacı her ne kadar haksız fiil nedeniyle manevi tazminat talep etmiş ise de; her haksız fiil olan eylemin manevi tazminat talep etme şartlarını taşımasına yeterli olmadığı, davacının varsa bu konusu maddi zararlarını talep edebileceği, somut olayda da davalı tarafından davacının şeref ve itibarını sarsacak bir eyleminin olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı bedel artırım dilekçesi sunarken sadece davalı -----------Ş. yönünden bedel artırımı yaptığı, davalı -----------Ş.
Yönünden talep artırımı yapmadığını belirttiği için, davalı -----------Ş. yönünden dava dilekçesinde maddi tazminat miktarı olan 4.000,00 TL üzerinden değerlendirme yapılmış ve bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/568, K. 2025/42, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama