KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/773
- Karar No
- 2025/327
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
Karar Metni
1.140 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/773 Esas
KARAR NO : 2025/327
DAVA
İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
DAVA TARİHİ : 04/10/2024
KARAR TARİHİ : 16/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde netice olarak özetle.
Davalı -----------, ---------- Şirketi'nin zarara neden olan döneme ilişkin olarak diğer tüm Yönetim Kurulu üyelerinin banka hesap dökümlerinin, ------------ Şirketi'nin iflas ettiği 2023 yılından geriye doğru en az beş yılı kapsayan tüm ticari defter ve kayıtları, banka hesapları, yönetim kurulu kararları ve diğer tüm belgelerin, . ----------- Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ------------sayılı soruşturma dosyasının ve ---------- Esas sayılı dosyasının celp edilmesine, toplanacak deliller ve yapılacak yargılama sonucunda;
davanın KABULÜ ile davalı aleyhine ---------- Banka Alacakları İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyası tahtında yapılan iflas takibine yönelik haksız itirazın İİK 156 ve devamı maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, takip konusu alacağın faiz, takip masrafları ve tüm ferileriyle birlikte (İİK 195.maddesi gözetilerek) ---------- Şirketi'ne ödenmesini teminen davalıya depo kararı çıkarılmasını, davalı şirket tarafından depo edilmemesi halinde davalı şirketin iflasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Öncelikle usule yönelik itirazları bulunduğunu, müvekkilinin iflasa tabi kişilerden olmadığını, buna rağmen iflas yolu ile takip yapılıp huzurdaki davanın açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın nisbi harca tabi davalardan olduğunu ve nisbi harcın yatırılmamasından bahisle davanın reddi gerektiğini, müvekkilin bahse konu alacaktan sorumluluğu bulunmadığı sabit olmasına karşın davacı tarafından önce ihtiyati haciz talebiyle müvekkili aleyhine asılsız iddialarda bulunulmuş, akabinde kötü niyetli şekilde işbu dava açıldığını belirterek özetle davanın tümüyle reddine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin daavcıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :Dava; hukuki niteliği itibariyle, müflis şirketin yönetim kurul üyesi hakkında yapılan iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması, dava dışı şirkete ödeme yapılmak üzere depo emri düzenlenmesi, ödeme yapılmazsa davalının iflasına karar verilmesi istemlidir. Davacının dava dilekçesi ile takip talebine göre davanın, İİK.nun 156, TTK nun 553 vd maddelerine dayandırıldığı anlaşılmıştır.
Şirket borcundan dolayı yöneticilerin sorumluluğu, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 549-553. maddelerinde düzenlenmiştir.
TTK'nın 553. maddeye göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülükleri kusurları ile ihlal ettikleri takdirde kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesinde yer alan “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” hükmü uyarınca ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
Yöneticilerin, şirketin mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar.
Davacı, dava dışı müflis şirketten kredi borcu sebebiyle ilama dayalı olarak alacaklı olduğunu, davalının müflis şirketin yönetim kurul üyesi olduğunu ve şirketi kötü idare ederek şirketi borçlandırdığını, iflas etmek üzere olduklarını sakladığını, şirketin malvarlığının kasıtlı olarak kaçırdığını ve azalttığını, dava dışı ---------- gibi davacı banka başta olmak üzere pek çok alacaklının zararına kasıtlı eylemlerinin olduğunu ileri sürmüş, müflis şirketin uğradığı zararın davalıdan tahsili için de iflas yoluyla takip yaparak davalının iflasını talep etmiştir.
Dava dışı şirketin ----------- sayılı kararla 23/02/2023 tarihli kararla iflas kararı verildiği sabittir. Davacı, müflis şirketin yetkilisine karşı TTK.nun 553,556 maddelerine dayalı olarak sorumluluk davası açabileceğini, o halde iflasını da talep edebileceğini belirtmişse de. TTK.nun 556.m. uyarınca zarara uğrayan şirketin iflası hâlinde, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının istemlerinin önce iflas idaresince ileri sürülecektir.
İflas idaresi birinci fıkrada öngörülen davayı açmadığı takdirde her pay sahibi veya şirket alacaklısının mezkûr davayı ikame edebilecektir.Somut olayda, davacı, iflas idaresinden yetki aldığına dair 29/01/2025 tarihinde yapılan alacaklılar kurulu toplantısını sunmuştur. ---------- İflas müdürlüğünün ------------ iflas sayılı dosyasında 29/01/2025 tarihinde yapılan toplantıda bu davanın masa adına takibi teklifi kabul edilmemiş, alacaklıların masrafı karşılaması kaydıyla alacaklılara yetki verilmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar davadan sonra alınan bir yetkiye dayanılmışsa da, davacı bankanın TTK.nun 556. Maddesi kapsamında aktif husumetinin mevcut olduğunu kabul etmek gerekir.
Öte yandan yazılan müzekkere cevaplarından anlaşılacağı üzere davalının tacir sayılan veya sayılması gereken kişilerden olduğunu ortaya koyan bir delil de dosyaya kazandırılamamıştır. Bu bakımdan davalının pasif husumeti de yoktur. İflasa tabi olmayan kişi hakkında iflas yoluyla yapılan takip de usule uygun değildir.
Hiç kuşkusuz ticaret sicilinde kayıtlı olmamak bir kişinin tacir olmadığını söylemek için her zaman yeterli olmayabilir. Ticaret siciline kaydını yatırmadığı halde kendi adına ticari işletme işleteni tacir saymak gerekir. Ancak bunun da somut olarak ortaya konabiliyor olması gerekir. ----------- ismiyle başlayan bir düzine derneğe yazı yazılması istemi makul olmadığı gibi esasa etkili de değildir.
Yine --------- bankaya yazı yazılarak şirket adına ödeme talimatlarını kimin verdiğinin sorulması, davalının bu bankalardan çektiği kredilerin sorulması, bankalarca hangi kredi risk grubuna dahil edildiğinin sorulması istemi de haklı görülmemiştir. Şirketler adına ödeme vb talimatlar vermek davalının şirket yetkilisi olduğunu göstermeye yarar, davalıya tacir sıfatı kazandırmaz.
Davalının ortağı olduğu şirketlerin varlığı karşısında sosyal çevresinde kendini iş adamı olarak tanıtması tek başına yeterli değildir. Davalının tacir olması için kendi adına ticari işletme işletiyor olması veya bu izlenimi vermesi gerekir. Pek çok Yargıtay kararı ile istikrar kazandığı üzere, şirket ortağı, şirket yöneticisi olarak sosyal ve ekonomik alanda var olmak, tacir sayılmak ve iflasa tabi olmak sonucunu doğurmayacaktır.
Vergi dairesinden gelen cevapla kira geliri dışında bir ticaret kazancı bildirilmediği görülmüştür. Kira işi, ticari bir işletme kapsamında faaliyet konusu olarak benimsenmedikçe, kira geliri elde eden kişiyi, tacir yapmayacaktır. Bu yönlerden davacının inceleme istemleri esasa etkili görülmemiştir.
Ayrıca, davanın TTK.nun 553 vd maddelerine göre şirket yöneticisinin kusurlu hareketiyle şirketi zarara uğratması hükümlerine dayanılmış, nitekim alacaklılar kurulu toplantısında da banka vekili bu hükümlere göre davalının iflasının talep edildiğini belirtmiştir.
Cevap dilekçesi ve ilk celseden sonra sunulan 12/02/2025 tarihli beyan dilekçesinde ise TTK.nun 195/5 maddesine göre hakim teşebbüsün iflasa tabi olması düzenlemesine göre davalının da hakim teşebbüs olarak iflasa tabi olduğu ileri sürülmüştür. İddianın genişletilmesine davalının rızasının olmadığı, açık itirazının olduğu bir yana, davalının bir teşebbüs olmadığı için hakim teşebbüs olması mümkün olmadığı gibi, şirketler topluluğuna ilişkin TTK.nun 195.
Maddesinin somut olaya uygulanabilirliği de yoktur. Açıklanan sebeplerle, tahkikata geçilmeden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, AAÜT 7/2 maddesi uyarınca davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir olunmuştur.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/773, K. 2025/327, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama