İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/373 K.2024/973

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/373Karar2024/973Tarih18 Aralık 2024Okuma61 dk · 12.269 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/373
Karar No
2024/973
Karar tarihi
18 Aralık 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

12.269 kelime·61 dk okuma·7 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2023/373 Esas

KARAR NO: 2024/973

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 21/03/2018

KARAR TARİHİ: 18/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA : Davacı vekili 19/03/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle. Açıklamalar: I - İşbu Davanın Açılmasına Neden Olan Olay Ve Tespitler: 1 - Müvekkilinin, 250.000,00 TL sermayeli, -------Ş.'de 1.425,00 TL tutarında hisseye sahip olup, %0,57 hisse oranı ile şirketin hissedarıdır. 2 - Davalılar, ---------Ş.'nin büyük/hakim ortakları ve aynı zamanda yönetim kurulu üyeleridir. Davalılardan ... yönetim kurulu başkanı ve ... --------- ise yönetim kurulu başkan yardımcısıdır.

3 - İşbu davayı açmamıza neden olan hususlar, 09 Ocak 2018 tarihinde şirket merkezinde gerçekleşen toplantıyı müteakip, tarafımızca yapılan incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Müvekkilinin, ---------Ş. yetkilileri tarafından, “hisselerinin satın alınacağı ve şirketin artık tasfiye edileceği” beyan edilerek, 09 Ocak 2018 tarihinde şirket merkezinde yapılacak toplantıya davet edilmiştir.

4 - Şirketin adresinde 09 Ocak 2018 tarihinde yapılan görüşmede, müvekkilinden ve diğer küçük hissedarlardan, hisselerini dava dışı ---------- satmaları istenmiştir.

Bu görüşmede, -----------Ş.'nin aktifinde 40 adet dairenin bulunduğu; değerleme sonucuna göre, bu dairelerin toplam değerinin 20.849.000,00 - TL olduğu, küçük hissedarların toplam hisse oranı olan % 5,14'e isabet eden tutarın 1.071.638,60-TL olduğu; küçük hissedarların hisseleri için teklif edilen bedelin ise toplam 1.050.000,00 TL olduğunun ----------Ş. yetkilileri ve ---------- tarafından ifade edilmiştir.

Bunun üzerine, tarafımızca, “Şirketin tek mal varlığının 40 adet daire olup olmadığı, Şirketin kasasında nakit paranın, şirketin araçlarının ve başkaca malvarlığının bulunup bulunmadığı” sorulmuş; hisseler satın alınmak istendiğine göre, hisse değerinin tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bunun üzerine, şirket yetkilileri tarafından; şirketin kasasında nakit paranın bulunduğu; araçlarının bulunduğu: ancak hisselerin devri için önerilen alım bedelinin, şirket değerine göre değil; sadece mevcut 40 dairenin kendileri tarafından belirlenen değerine göre hesaplandığı açıkça ifade edilmiştir. Bu teklife en kısa sürede cevap verilmesi istenmiş; aksi takdirde ----------Ş.'nin yeni bir bölünme yapacağı belirtilmiştir.

Büyük hissedarların, küçük hissedarları şirketten çıkarmak, mevcut şirketi bölerek, akabinde tasfiye etmek istedikleri şirket yetkilileri tarafından açıkça dile getirilmiştir. Bu görüşmede, küçük hissedarlara yapılan toplam 1.050.000,00 TLlik teklif açıklanırken, şirket yetkilileri tarafından küçük hissedarlara verilen tabloda, şirket aktifinde kayıtlı başkaca hiçbir değerin hesaplamaya dahil edilmemiş olduğu açık ve nettir.

5 - Bunun üzerine, satın alınmak istenen hisselerin gerçek değerinin anlaşılabilmesi ve teklifin değerlendirilebilmesi için, Türk Ticaret Kanunu'nun 437.maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı bulunan hissedar müvekkilinin soruları taraflarınca ----------yetkililerine gerek e-posta ile gerekse telefonla iletilmiştir. E-posta yazışmaları ektedir.

E-posta yazışmalarında görüldüğü üzere, ----------Ş.nin (09 Ocak 2018 tarihli toplantıda da hissedarların muhatabı olan) Mali Müşaviri ---------, yapılmış olan hisse alım teklifinin değerlendirilebilmesi amacıyla, şirketin tasdikli/onaylı, güncel durumunu gösteren, bilanço ve gelir tablosu istenmiş; bu talebimiz üzerine, bir kısım onaysız/imzasız tablolar e-posta ekinde aktarılmış ve “2017 yılı sonu itibariyle kesin onaylanmış bilanço ve gelir tablosunu ise Nisan 2017 döneminde beyan edeceğimiz kurumlar vergisi beyannamesinin onaylanmasını takiben gönderebiliriz.

Bugün itibariyle istemiş olduğunuz onaylı bilanço ve gelir tablolarını ise ancak Ocak 2018 dönemi ay sonu kayıtlarının kapanışlarını tamamladıktan sonra gönderebiliriz” denilmiştir. Ancak işbu davamızın ikame edildiği bugün itibariyle, Ocak 2018 dönemi ay sonu kapanış kayıtları da müvekkili ile paylaşılmamıştır. 6 - Şirket yetkilileri ile bu yazışmalar yapılırken, şirketin ----------- ve ----------- kayıtları tarafımızca incelenmeye başlanmıştır.

Şirketin, iki önemli bölünme geçirdiği ve bu bölünmelerle şirketin esaslı ve önemli malvarlıklarının yeni kurulan şirketlere aktarıldığı görülmüştür. ------------Ş. yetkilileri ile yapılan yazışmalarda, daha önce yapılmış olan bölünme işlemleri ile ilgili olarak da bilgi (bölünme raporu, değerlemeler vs) talep edilmiştir. Ancak bu sorulara cevap alınamamıştır.

Sonuç olarak, şirket yetkilileri tarafından, sadece, 09 Ocak 2018 tarihli toplantıda var olduğu ifade edilen 40 adet daire için Şirket tarafından yaptırılan piyasa araştırması raporu ve yukarıda belirtilen tasdiksiz/imzasız şirket bilançosu (Ek.3- Şirket SMM'si tarafından e-posta ile iletilen tasdiksiz/imzasız 3 adet tablo) tarafımıza iletilmiştir.

7 - Bu noktada belirtmek gerekir ki, müvekkilinin, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından zarara uğratıldığı aşağıda detaylarını açıklayacağımız tüm işlemlerde ve süreçlerde, davalı yönetim kurulu üyelerinden ... ile görüşmüş; kendisinin beyanlarına itimat etmiş, hatta genel kurul toplantılarının büyük kısmında kendisini temsil etmesi için, davalı yönetim kurulu üyelerinden ...'a vekalet vermiş; pek çok toplantıda/işlemde, adı geçen davalı tarafından vekaleten temsil edilmiştir.

Müvekkilinin, aşağıda izah edilen hususları ve Davalılar tarafından zarara uğratıldığını anladığı anda, ----------- Noterliği'nin 01.02.2018 tarihli, ----------- sayılı azilnamesiyle, adı geçen Davalı yönetim kurulu üyesini, vermiş olduğu tüm vekaletnamelerle ilgili olarak vekillik görevinden, tüm yasal haklarını saklı tutmak suretiyle, azletmiştir.

Bahse konu azilname, davalı yönetim kurulu üyesine ihbar edilmiş, ----------Ş.ye ve ilgili tüm şirketlere bilgi amaçlı gönderilmiştir 8 - Şirket yetkililerine yöneltmiş oldukları bilgi taleplerine cevap alınamazken, diğer yandan taraflarınca incelemeler yapılmış ve --------- ----------- kayıtlarına göre, şu hususlar tespit edilmiştir: a. -----------Ş.'nin 2015 ve 2016 yılı olağan genel kurulları yapılmamış; bahse konu dönemlere ait bilanço ve finansal tablolar tasdik edilmemiş ve şirket yönetim kurulu üyeleri, bahse konu yıllardaki işlemlerinden dolayı ibra edilmemişlerdir.

Hukuki sorumlulukları devam etmektedir. b. Şirket, işbu dava tarihi itibariyle, olağan genel kurul olarak, en son 2014 yılı Olağan Genel Kurulu'nu 31.03.2015 tarihinde yapmıştır.

Bu genel kurulda da, davalı yönetim kurulu üyelerinden ..., Müvekkilini temsil etmiştir c. 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında, c. 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında, ------------Ş.'nin -----------, ----------, ------------ parsel nolu taşınmazının satışı için yönetim kuruluna yetki verildiği görülmektedir.

Bu yetkilendirmeyi müteakip, şirket yönetim kurulunun kararı ile, bahse konu taşınmazın, 305.000,00 TL bedelle şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ---------- satıldığı öğrenilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun “Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı” başlıklı 395.maddesinin 1.fıkrasına göre, “Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir.

Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.” Satış için yönetim kuruluna yetki verilen 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında, yönetim kurulu üyelerine 395. madde kapsamında işlem yapmaları hususunda Genel Kurul tarafından herhangi bir iznin verilmediği görülmektedir. Bahse konu satış işlemi işbu madde kapsamında batıldır.

Ayrıca bahse konu taşınmaz için o tarihte gerçek piyasa değerinin tespiti için değerleme yapılıp yapılmadığı; kamuya açık platformlarda satış ilanı verilip verilmediği; teklif alınıp alınmadığı bilinmemektedir. Bu husus, ---------Ş. yetkilileri ile yapılan yazışmalarda ve görüşmelerde sorulmuş, ancak bu konuda tarafımıza bilgi verilmemiştir.

Bahse konu taşınmaz, şirketin önemli bir varlığı olup, davalı yönetim kurulu üyeleri, bu hususta genel kuruldan izin almaksızın, batıl bir işlemle ve pervasızca, taşınmazı, Davalılardan yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ---------- değerinin çok altında satmışlardır. --------- ili, ----------ilçesi, ----------- parsel no.lu taşınmazın, 305.000,00 TL bedelle şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ------------ satılması neticesinde, şirketin ve dolayısıyla hissedarların ve müvekkilinin, ne kadar zarara uğratılmış olduğunun tespiti ile bahse konu zararın, davalılardan müteselsilen tahsil edilerek,

şirkete ödenmesine karar verilmesinin işbu dava ile talep edilmektedir. d. -----------Ş.nin genel kurul gazetelerinden ve şirket yetkilileri tarafından iletilen 40 adet dairenin değerlemesine ilişkin 24.02.2016 tarihli değerleme raporundan, ---------- --------- ----------- Mah.'de kain ---------- no.lu parseldeki arsanın devri karşılığında, -----------Ş. tarafından toplam 48 dairenin, Muhatap şirkete teslim edildiği anlaşılmıştır.

Bu kapsamda, Müvekkilin satın alınmak istenen hissesinin değerinin tespitinde etkili olacağından, bahse konu kat karşılığı inşaat sözleşmesi -----------Ş. yetkililerinden istenmiş; kat karşılığı devredilen arsanın değerinin ne kadar olduğu; karşılığında 48 daire alındıysa, bunun yeterli olup olmadığı; şirketin, bu arsa ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında, başka bir alacağının, açılmış ya da açılması planlanan bir alacak davasının bulunup bulunmadığı sorulmuştur.

Zira, böyle bir durum varsa, bunun hisse devrine etki edeceği açıktır. Ancak bu sorularımız da dahil olmak üzere, yönetim kurulunun almış olduğu karar doğrultusunda suallerimizin cevaplanamayacağı ------------Ş. yetkililerinin e-posta mesajı ile tarafımıza bildirilmiştir (Ek.2- E-posta mesajları). Yapılan görüşmelerde, şirket yetkilileri tarafından, ----------- parsel no.lu taşınmazda 4.000 m2 karşılığında 48 dairenin alınmış olduğu belirtilmiştir.

Oysa, bilgimize göre, --------- parsel no.daki taşınmazda ----------- sahibi olduğu alan 16.800 m2'den fazladır. Bu durumda, 16.800 m2 karşılığında 48 daire alınmışsa, bu işlemle şirketin ve dolayısıyla hissedarların ve müvekkilinin, zarara uğratılmış olduğu açıktır. 4000 m2 karşılığında 48 daire alındıysa ve halen kalan 12.800 m2 lik alan şirketin mülkiyetinde ise, bu durumda müvekkilinin hissesi karşılığında devir bedeli, neden 40 dairenin değeri üzerinden hesaplanmıştır.

Tüm bu hususlar müvekkili tarafından anlaşılamamış. Davalılar tarafından da açıklanamamış; açıklanmamıştır. ------------ nolu parseldeki 16.800 m2'den fazla alan karşılığında, davalı yönetim kurulu üyeleri müteahhit firmadan sadece 48 adet daire kabul etmişler ve bununla yetinmişlerse, ----------Ş. ve dolayısıyla hissedarlar ve müvekkili hissedar, bu işlem sebebiyle davalılar tarafından zarara uğratılmıştır.

Araştırmalarına göre, bahse konu parselde m2 birim fiyatı 9.000,00 TL civarındadır. Çok basit bir hesaplama yapıldığında. 16.800 m2 nin değeri 151.200.000,00 TL dir. Oysa, -----------Ş. tarafından, değeri 151.200.000,00 TL olan arsa karşılığında, toplam değeri 22.000.000,00 TL civarında olan toplam 48 dairenin alındığı anlaşılmaktadır.

Bu akıl dışı, gerçek dışı, hiçbir ticari açıklaması olmayan işlem sebebiyle, şirketin ve dolayısıyla hissedarların ve müvekkilinin zarara uğratıldığı açıktır. Bu işlem ile şirketin ve dolayısıyla hissedarların ve müvekkilinin ne kadar zarara uğratılmış olduğunun tespiti ile bahse konu zararın, davalılardan müteselsilen tahsil edilerek, şirkete ödenmesine karar verilmesi işbu davanın ikamesi suretiyle talep edilmektedir. e.

Bu noktada, konu ile ilgili araştırmalarımız sırasında, Davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin, bahse konu ----------- no.lu parsel için inşaat amacıyla anlaşmış oldukları -----------Ş.ye ---------- tarafından kayyum atandığı tespit edilmiştir.

Nitekim, ----------Ş. yetkilileri ile yapılan 09 Ocak 2018 tarihli toplantıda ve sonraki görüşmelerde de, şirketin aktifinde bulunan “40 dairenin ---------- kontrolündeki şirketten büyük çabalarla alınabildiği; bunun büyük başarı olduğu” ifade edilmiştir.

Asıl burada sorgulanması gereken husus, Davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin, şirket aktifinde bulunan bu kadar değerli bir taşınmaz için, kendisine ------------ tarafından kayyum atanması gereği hasıl olacak durumdaki bir şirket ile anlaşmış olmasıdır. Burada da bir basiretsizlik gösterildiği aşikardır. Bu kadar değerli bir arsa üzerinde inşaat yapmak üzere, başka şirketlerle görüşülmüş müdür; teklif alınmış mıdır. En iyi teklif kim tarafından verilmiştir.

Nasıl bir değerlendirme yapılmıştır. 16.800 m2.den büyük, çok değerli bir arsa karşılığında alınan en iyi teklif 48 daire midir.

Şirketin taşınmazı üzerinde inşaat yapılması amacıyla bu şirket ile anlaşma yapılıp, sonrasında “bu kadar daire alabildik, bu büyük başarıdır” denilmesi ve küçük hissedarlardan, bunu kabul etmelerini bekleyip, sorularını cevaplamamaları anlaşılır ve açıklanabilir bir durum değildir. ------------Ş. ve dolayısıyla Müvekkil, davalı yönetim kurulu üyelerinin bu basiretsiz eylem ve kararları sebebiyle de zarara uğramıştır. f. Tüm bu hususlara ilave olarak,

teklifi değerlendirme amacıyla internet üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, 2014 yılında henüz ------------Ş.'nin mülkiyetinde olan (daha sonra 2016 yılındaki kısmi bölünme işlemi ile şirket aktifinden çıkartılan) ---------- ----------- Mah.'de kain ----------- pafta, ------------ ada ve ------------ parsel nolu taşınmazda ------------Ş. nin kiracısı olan ----------Ş.nin, işbu taşınmazı 15 Temmuz 2014 tarihinde, kira süresinin sona ermesinden önce, erken tahliye etmiş olduğu tespit edilmiştir.

Buna göre, -----------Ş. nin bahse konu taşınmazı, süresinden önce tahliye etmiş olması sebebiyle, kira sözleşmesinde buna ilişkin bir cezai şartın olup olmadığı (ki ticari teamüller gereği, olması gerekmektedir); bu cezai şartın tahsil edilip edilmediği; cezai şart tutarının altında bir tutar tahsil edilerek, uzlaşma yoluna gidildiyse, neden böyle bir işlem yapıldığı; şirketin ve hissedarlarının zarara uğratılıp uğratılmadığı; erken tahliye sebebiyle oluşan zararın tazmini için -----------Ş. tarafından dava açılıp açılmadığı;

-----------Ş. nin işbu tahliye sebebiyle ortaya çıkan zararının /alacağının tahsili için davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından tüm yasal işlemlerin yapılıp yapılmadığı; tüm yasal yolların tüketilip tüketilmediği bilinmemektedir.

Aynı taşınmazın diğer 1/2'sinin maliki olan şirket , bahse konu tahliye sebebiyle cezai şart tutarını dava yoluyla aldığı/almak üzere olduğu bilinmektedir. -----------Ş., kira sözleşmesinden kendisine düşen cezai şartı almamışsa, bu cezai şartı tahsil etmek için gerekli tüm yasal yolları tüketmemişse, bu durumda şirket ve dolayısıyla hissedarlar, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından zarara uğratılmıştır.

Mahkemece yapılacak yargılama neticesinde, bu işlem sebebiyle -----------Ş.nin uğramış olduğu zarar da anlaşılacaktır. 2014 yılı olağan genel kurul gündeminde, o dönemde şirketin sahibi olduğu en önemli taşınmaz ile ilgili olan ve çok esaslı bir konu olan bu tahliye işlemi ile ilgili herhangi bir madde, yapılmış ya da yapılması planlanan işlemlerle ilgili olarak herhangi bir bilgilendirme bulunmamaktadır.

Bu işlem ile---------Ş. nin ve dolayısıyla hissedarların ve müvekkilinin ne kadar zarara uğratılmış olduğunun tespiti ile bahse konu zararın, davalılardan müteselsilen tahsil edilerek ----------Ş.'ye ödenmesi, işbu davanın ikamesi suretiyle talep edilmektedir.

9 - Sonuç olarak, ----------Ş.'den bilgi alınamamasına bağlı olarak ve yapılan satın alma teklifinin içeriği dikkate alınarak, şirketin ---------- ve ------------ kayıtları ve internet üzerinde şirket ile ilgili olarak tarafımızca yapılan incelemeler neticesinde, ----------Ş. yönetim kurulu üyeleri olan davalıların, kusurlu eylem ve işlemleriyle, -------------Ş. yi ve dolayısıyla hissedarları ve müvekkilini zarara uğrattıkları tespit edilmiştir.

Davalı yönetim kurulu üyelerinin zarara sebep olan ve emniyeti suiistimal teşkil eden işlemleri sebebiyle, -----------Ş.'nin uğramış olduğu zararın tespiti ve söz konusu zararın, zarara sebep olan işlemlerin gerçekleştiği tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan tahsili ve --------Ş.'ye ödenmesi amacıyla işbu davanın açılması zarureti doğmuştur. Yukarıda detaylı şekilde açıklandığı üzere; i.

Dikili'deki arsanın 305.000,00 TL düşük bedelle yönetim kurulu başkan vekiline satılması işlemi, ii. ------------ erken tahliyesinde alınması gereken cezai şart tutarının alınmamış olması, iii. --------- no.lu parsel üzerinde ----------Ş. ile yapılan inşaat sözleşmesi ve şirketin 16.800 m2 den fazla olan arsası karşılığında sadece ve sadece 48 daire teslim alınmış olması, iv. ve şirket defter/kayıtları üzerinde yapılacak uzman bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek ilgili diğer işlemler sebebiyle davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından -----------Ş. ve dolayısıyla hissedarlar ve müvekkili, çok büyük bir zarara uğratılmıştır.

10 - Bu noktada bir hususu da özellikle belirtmek isteriz: İşbu davanın açılmasından önceki süreçte, -----------Ş. yetkilileri ile yapmış olduğumuz görüşmelerde ve yazışmalarda; kendilerine, 2015 ve 2016 yıllarına ait olağan genel kurullarını yapmadıklarını; bu anlamda davalı yönetim kurulu üyelerinin bahse konu yıllarda yapmış oldukları işlemlerle ilgili olarak ibra edilmemiş olduğunu belirtmiştik. -----------Ş. yetkilileri de söz konusu genel kurulları yapmış olduklarını beyan etmişlerdi.

Oysa, -----------Ş.nin 28.03.2018 tarihinde saat 14:15'te 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait olağan genel kurullarını yapacağını belirten davet mektubu ve toplantı gündemi, 08.03.2018 tarihinde müvekkiline gönderilmiştir. Gündemden anlaşıldığı üzere, davalı yönetim kurulu üyelerinin, hukuki sorumluluklarını gerektiren ve şirketi ve hissedarları zarara uğratan tüm işlemleriyle ilgili olarak bir an önce ibra edilme çabası içindedirler.

Bu hususu belgeleyen genel kurul davetinin yayınlandığı ---------- ekte, Sayın Mahkemenin bilgisine sunulmaktadır.

11 - Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, mahkemece yapılacak yargılamada, taşınmazların değerlerinin tespiti bakımından biri SPK/BDDK lisanslı değerleme uzmanı bilirkişi olmak üzere, hukukçu ve vergi uzmanı bilirkişiler marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmasını ve bilirkişilerce, -----------Ş. nin tüm banka hesapları, tapu kayıtları dahil tüm defter ve kayıtlarının incelenmesini.

Dikili'deki arsanın satış tarihindeki ve bugün itibariyle gerçek piyasa değerinin tespitini; ------------ erken tahliyesinde alınması gereken cezai şart tutarının ve bu tutarın alınıp alınmadığının ve alınması için gerekli tüm yasal yolların -----------Ş. tarafından tüketilip tüketilmediğinin; bu kapsamda, aynı taşınmazın diğer 14'sine sahip olan -----------Ş. nin cezai şart tutarı olarak ne kadar aldığının ve hangi yasal yollara müracaat ettiğinin tespitini;

---------- nolu parsel için yapılan inşaat sözleşmesi karşılığında, ne kadarlık arsa için kaç adet bağımsız bölüm teslim alındığının tespiti ile Tüm bu işlemler ve bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde tespit edilecek diğer işlemlerle, Davalıların kusurlu eylem, işlem ve davranışlarıyla, -----------Ş.yi ne kadar zarara uğrattıklarının ve ilgili işlem tarihlerinden itibaren ticari faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte, toplam zarar tutarının tespitini ve mahkemece yapılacak yargılama yoluyla, Davalıların kusurlu ve basiretsiz eylem ve işlemleri neticesinde,

-----------Ş.nin uğramış olduğu zararın tespitini ve ilgili işlem tarihlerinden itibaren ticari faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte, Davalılardan müteselsilen tahsili ile ----------Ş.ye ödenmesini, talep etmekteyiz. II- Hukuki Tespit Ve Değerlendirmeler: 1 - Bilindiği üzere, anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil edilir. Yönetim kurulu, yönetim ve temsil görevlerini yerine getirirken, aynı zamanda özen ve bağlılık yükümlülüğü altındadır.

TTK madde 369'da, bu yükümlülük, kanun koyucu tarafından açıkça ifade edilmiştir: Özen ve bağlılık yükümlülüğü MADDE 369-(1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.

Dava konusu somut olayda, davalı yönetim kurulu üyelerinin, şirketin aynı zamanda hakim hissedarları olmanın verdiği rahatlık ve pervasızlık içinde yapmış oldukları ve detayları yukarıda açıklanan işlem ve eylemleri, TTK'nın 369.maddesinde yer alan “özen ve bağlılık yükümlülüğü” ile kesinlikle bağdaşmamaktadır. 2 - Yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler ile kurucular ve tasfiye memurlarının sorumluluk sebeplerine ilişkin düzenlemelere, TTK.

549 ve devamı maddelerde yer verilmiştir. Bunlarından birincisi, TTK, madde 553'de ifade edilen “Kanundan ve Esas Sözleşmeden Doğan Yükümlülüklerin İhlal Edilmesi” durumudur. Diğer sorumluluk sebeplerine nazaran daha genel bir sorumluluk hali öngören TTK m. 553 uyarınca yönetim kurulu üyeleri, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara verdikleri zarardan sorumludurlar.

Yine diğer bir sorumluluk sebebi olan “Değer Biçilmesinde Yolsuzluk” da TTK.m. 551'de düzenlenmiştir. Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınlara değer biçilmesinde yolsuzluk yapanlar TTK m. 551 ile bundan doğan zararlardan sorumlu tutulmuştur.

Doktrinde de açıklandığı üzere, değerlemede gerçekleştirilecek yolsuzluk halleri sınırlı sayıda belirlenmemiş, emsaline oranla yüksek fiyat biçmek, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı göstermek başta olmak üzere işletme ve ayınların değerlemesine ilişkin tüm yolsuzlukların sorumluluğa yol açacağı kabul edilmiştir , Dava konusu eylem ve işlemlerde, davalı yönetim kurulu üyelerinin, hakim hissedar olmanın kendilerine vermiş olduğu güçle, küçük hissedarları yok kabul ederek, pervasızlık ve sorumsuzluk içinde hareket ettikleri;

bu şekilde şirketi ve özellikle "yok kabul ettikleri" küçük hissedarları ve dolayısıyla müvekkilini zarara uğrattıkları; kanunlardan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmedikleri; özellikle değer biçme ile ilgili olarak muhtelif yolsuz işlemler yaptıkları anlaşılmaktadır.

3 - Sonuç olarak, işbu hukuki değerlendirmeler muvacehesinde, Davalı yönetim kurulu üyelerinin, dilekçemizin ilk bölümünde detaylı şekilde izah edilen kusurlu eylem ve davranışlarıyla, ---------Ş. yi ve dolayısıyla müvekkili de dahil olmak üzere, hissedarları zarara uğrattıkları açıktır.

Bu sebeple, bahse konu zararın, işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı yönetim kurulu üyelerinden müteselsilen tahsil edilerek, -----------Ş.ye ödenmesi amacıyla işbu dava ikame edildiğinden bahisle davalıların kasıt ve kusuru ile, ---------- arsanın 305.000,00 TL düşük bedelle davalılardan yönetim kurulu başkan vekili ... ----------- satılması işlemi;

----------- erken tahliyesinde alınması gereken cezai şart tutarının alınmamış olması ve gerekli yasal yolların tüketilmemiş olması ve ----------- no.lu parsel üzerinde şirketin 16.800 m2 den fazla olan arsası karşılığında sadece ve sadece 48 daire teslim alınmış olması işlemleri ile Şirketin çok büyük bir zarara uğratıldığı ve bu zararın yargılama ile tesbit edilmesinin gerektiği hususlarından hareketle, inceleme ve yargılama neticesinde, Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi ve ilgili hükümleri uyarınca, ----------Ş.nin zararının tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırılmak üzere, asgari şimdilik 10.000,00 TL nin ve netice olarak,

tespit edilecek zararın tamamının, zararın gerçekleştiği tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek, -----------Ş.ye ödenmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalılar ..., ... ---------- ve ... vekili 27/04/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Usul Yönünden: ----------- erken tahliyesinden alınması gereken cezai şartın 27.10.2014 tarihinde yapılan Sulh Ve İbra Protokolü ile alındığını, 02.04.2015 tarihinde olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulunun oy birliğiyle ibrasına karar verildiğinden,

yine bu toplantıda alınan ödemenin dağıtılmasına karar verildiğinden ve davacı da 01.06.2015 ve 03.08.2015 tarihlerde payına düşeni aldığından işbu talebin zamanaşımına uğradığını, ---------- no.lu parsel üzerinde şirketin 16.800 m2 den fazla olan arsası karşılığında sadece ve sadece 48 daire teslim alınmış olması işlemleri ile Şirketin çok büyük bir zarara uğratıldığı iddiasının da bahsi geçen sözleşme 21.07.2010 tarihinde yapıldığından ve sonrasında davacınında olduğu ortakların yönetim kurulunu ibra etmesi sebebiyle zamanaşımına uğradığını, Esas Yönünden: İspat yükünün davacıda olduğunu, hukuki mütalaalar,

uzman görüşleri ve piyasa koşulları çerçevesinde ------------ alınan 25.000.000,00 TL karşılığı 27.10.2014 tarihinde ---------- ile Sulh Ve İbra Protokolü yapıldığı, hissedarların mağduriyetten kurtarıldığı, erken fesih sebebiyle tazminat alındığından davacının işbu iddiasının reddi gerektiği, ---------- no.lu parsel üzerinde şirketin 16.800 m2 çıplak mülkiyeti olduğu, inşaat hakkının 4.000 m2 olduğu,

bakiye alanın inşaat hakkının 2010 yılından önce ------------ şirketine devredildiğini, paylarına düşen 48 dairenin teslim alındığından davacının işbu iddiasının da reddi gerektiğini, ----------- arsanın satışı için genel kurul kararı alındığını, imarsız olduğunu, alıcı çıkmaması üzerine ... ---------- satıldığını, satış bedelinin ticari hayata uygun olduğundan bahisle zamanaşımı sebebi ile davanın reddine karar verilmesini; mahkeme müvekkilleri Yönetim kurulu üyelerinin TTK kapsamındaki tüm görevlerini yerine getirmeleri neticesinde; iddia edilenin aksine ------------- yüklü erken fesih tazminatı alınmış olması,

----------- Parsel İnşaat Sözleşmesi gereği hak kazanılan 4.000 metre karenin şirkete kazandırılması ve ----------- arazisinin piyasa bedelleri içinde satılması sebebi ile şirketin zararın etmediği açık olup davanın esastan reddine karar verilmesine, dava gideleri ve ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 03/05/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle.

Zamanaşımı İtirazında Bulunmaktayız TTK 560/1 hükmünde tazminat istemek hakkı zararı ve sorumluyu öğrenmesinden itibaren iki yıllık süre içerinde zamanaşımına uğrayacağı ifade edildiğini, ----------- erken tahliyesinin 27.10.2014 tarihli sulh protokolü ile ele alınmış, bu dönemde yapılan işlemler 02.04.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında görüşülmüş ve yönetim kurulu oybirliği ile ibra edilmiştir.

Davacının, ------------ erken tahliyesi ile ilgili yapılan işlemler sebebi ile yönetim kurulunu ibra etmiş olması bir yana, aradan 3 yıl geçtikten sonra davacının bu hususu dava konusu etmesi zamanaşımı sebebi ile mümkün değildir. Zaman aşımı sebebi ile davanın dinlenme olanağı yoktur. Zaman aşımı sebebi ile dava reddedilmelidir. ---------- nolu şirkete ait çok değerli arsaya karşılık sadece 48 daire alınarak zarara uğratıldığı iddiası mesnetsizdir.

Ancak burada evvela ifade etmek gerekir ki ------------ nolu şirkete ait arsa ile ilgili ----------- ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarihi 21.07.2010’dur. 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılında yapılan genel kurullarda, oybirliği ile yönetim kurulu ibra edilmiştir. Davacı ibra ettiği bir husus ile ilgili, gelinen aşamada dava açamaz ve tazminat talep edemez. Kaldı ki 2010 yılından dava tarihine kadar, aradan tam 8 yıl geçmiştir.

TTK 560/1 hükmünde öngörülen zamanaşımı süreleri geçmiştir. İşbu sebeple davacı tarafın tüm taleplerine ve davasına karşı zamanaşımı itirazında bulunmaktayız. Davanın evvela başkaca bir husus araştırılmasına gerek olmaksızın süre yönünden zaman aşımı sebebi ile reddini talep etmekteyiz.

Husumet İtirazında Bulunmaktayız Davacı taraf, şirket işlemleri ile ilgili usulsüzlük iddiaları ve buna bağlı zarara uğratıldığı iddialarında bulunduğuna göre, davacı tarafın huzurdaki davada ------------Ş., ----------Ş. ve ------------Ş.’ye de husumet yöneltmesi yasal bir zorunluluktur. Davanın eksik husumet tevcihi sebebi ile reddi gerekir. Ayrıca müvekkilimizin sorumluluğu ve kusuru söz konusu olamaz, müvekkilimizin bu davada aktif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır.

Husumet yokluğu sebebi ile de davanın reddini talep ederiz. ---------- Erken Tahliyesi Sebebi İle Cezai Şart-tazminat Alınmadığı, Basiretsiz Biçimde Hareket Edilerek Ortaklara Zarar Verildiği İddiası Gerçek Dışı Ve Kötü Niyetlidir.

Carrefour şirketi ile 11.01.2011 tarihinde dava dışı ----------ve --------- firmaları arasında imzalan kira kontratı, kiracı ---------- tarafından ekonomide yaşanan sıkıntılar gerekçe gösterilerek, 02.04.2014 tarihinde tek taraflı olarak fesh edilmiştir.

Bunun üzerine ------------ şirketi yönetim kurulu üyeleri, ---------- şirketi ile birçok toplantı yapmışlar, kira sözleşmesinin devamının mümkün olmadığı anlaşıldığında ise, başvurulacak hukuki yollar ve olumlu olumsuz neticeleri uzman hukukçuların da katıldığı birçok toplantıda değerlendirilmiştir. Örneğin konu hakkında ------------- hukuki mütalaa alınmıştır.

Tek geliri ----------- aldığı kira geliri olan -----------, kira sözleşmesinin feshi sebebi ile bugüne kadar elde ettiği ve kâr payı olarak ortaklarına dağıttığı kira gelirlerinden mahrum kalmanın yanı sıra, tahliye gerçekleştirmeyen alt kiracılar sebebi ile koskoca AVM binasından uzun seneler gelir elde edememe riski ile de karşı karşıya kalmıştır.

Yapılan toplantı ve istişareler neticesinde, zorlu bir ticari döneme giren ---------- 27.10.2014 tarihli sulh ve ibra sözleşmesini imzalayarak ---------- şirketinden 25.000.000,00 TL müstakbel kira ödemesi almıştır. Bu dönem yapılan işlemler ile ilgili, 02.04.2015 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılarak, yönetim kurulu oybirliği ile ibra edilmiştir. Yani yapılan bu işlemlerde davacının ibrası söz konusudur.

Yine 27.10.2014 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi imzalanarak ---------- şirketinden alınan 25.000.000,00 TL müstakbel kira ödemesi, 02.04.2015 tarihinde olağan genel kurul toplantısında alınan karar ile kâr payı olarak ortaklara dağıtılmıştır. Davacıya hissesine düşen kâr payı ödemesi banka kanalı ile yapılmış olup, bu husus banka kayıtları ve şirket kayıtları ile sabittir.

Yönetim kurulunu ibra eden ve ----------- şirketinden alınan paradan payını alan davacının, gelinen aşamada ----------- erken tahliyesi sebebi ile tahakkuk eden cezai şart tutarının tahsili için hukuki girişimde bulunulmayarak zarara uğratıldığını ileriye sürmesi, huzurdaki davanın hukuki mesnetten yoksun olmanın çok ötesinde, bir hakkın kötüye kullanılması yasağının açık örneği olduğunu ortaya koymaktadır. ---------- Nolu Şirkete Ait Çok Değerli Arsaya Karşılık Sadece 48 Daire Alınarak Davacının Zarara Uğratıldığı İddiası Mesnetsizdir ------------ ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarihi 21.07.2010’dur.

Bu tarihte -----------nolu taşınmazdaki ------------ firmasının mülkiyeti, çıplak mülkiyettir. Bir daha vurgulamak gerekirse, 21.07.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığı tarihte, ------------ firması 16.800 m2’lik bir arsanın dilediğince tasarruf imkânı bulunan tam mülkiyetine değil, sadece çıplak mülkiyetine sahiptir.

Yukarıda açıklanan ----------- firmasına kiralama yapılan ------------ parseldeki AVM’nin bitişik parseli ------------ parseldir. ----------- firması ile 21.07.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi öncesinde --------- ve ortaklarının çıkarları doğrultusunda yapılan ticari işbirlikleri ve yatırımlar söz konusudur. ------------ parseldeki AVM’deki ortaklıkları sebebi ile ----------- firmasından kira gelirleri elde eden --------- ve ---------- firmaları, bu birlikteliğin bir sonucu olarak 21.07.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamışlardır.

Müvekkilinin, ---------- parseldeki hak sahipliği avantajını da kullanarak, sadece kuru mülkiyet hakkı bulunan --------- nolu parsel ile ilgili yapılan 21.07.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinde 2.500 m2 ticari ve 1500m2 konut olmak üzere, toplam 4.000m2 inşaat alanı almaya hak kazanmıştır. Sonuç olarak ----------- bu alacağına karşılık 2016 Nisan, Mayıs aylarında 1500m2 konut teslim alınmıştır. Bu husus --------- Tapu Müdürlüğü kayıtları ile sabittir.

Ancak 19.07.2016 tarihinde ----------- firmasına ----------- tarafından el konulmuştur.

Bu olay neticesinde ---------- yetkilileri ile birçok toplantı ve görüşmeler yapılmıştır. ---------- firması ile ortak çalışma imkânı kalmadığında ve söz konusu şirketin ticari geleceği müphem olduğundan, yapılan istişareler ve uzman hukukçulardan alınan görüşler çerçevesinde, 27.04.2017 tarihli borç nakli sözleşmesi ile müvekkilinin 2.500 m2 ticari alan alacağına karşılık 2.659,19 m2 konut alanı almıştır.

Yaşanan bu süreçte, yönetim kurulu üyelerinin ortakları korumak amacı ile hareket ettikleri açıktır. Davacı taraf 183. parseldeki ---------- tam malik olmadığını, ---------- firması ile uzun yıllar öncesinden bu yana gelen ticari münasebeti, ------------ yönetim kurulu üyelerinin ne denli fedakâr bir çalışma yapmak sureti ile ortaklarının haklarını kurtardıklarını bilmesine rağmen, tamamen mahkemeyi yanıltma amacını güden, gerçek dışı beyanlarda bulunmuştur.

Üstelik yapılan bu işlemlerin tamamında, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında davacının yönetim kurulunu ibra ettiği de açıktır. Yeri gelmişken ifade etmek gerekir ki, davacı sadece 24.03.2018 tarihli genel kurulda yönetim kurulunu ibra etmemiştir. 24.03.2018 tarihli genel kurulda yönetim kurulunu ibra etmeyen tek kişinin ise sadece 0,054 hisseye sahip olan davacı olduğu nazara alındığında, davacının amacının kötü niyeti anlaşılacaktır.

Şirket Yönetim Kurulu’nun ---------- Arsayı 305.000,00 Tl Gibi Bir Bedeller Yönetim Kurulu Başkan Vekiline Satarak Davacıya Zarar Verdiği İddiası Mesnetsizdir Dikili’deki 1887 parsel sayılı taşınmazın satışı için 02.04.2015 tarihli genel kurulda karar alınmış, davacı da bu taşınmazın satışı yönünde olumlu oy kullanmıştır. 18.05.2015 tarihli SPK Lisanslı Gayrimenkul Değerleme Uzmanı raporu ile söz konusu taşınmazın değerinin 295.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir.

02.04.2015 tarihli genel kurulda satış kararı alınmasına rağmen, piyasa koşulları sebebi ile --------- parsel sayılı zeytinli tarla nitelikli imarsız olan taşınmaza müşteri çıkmamıştır. Söz konusu tarla, ulaşımı ters olması ve bekçi bulundurmanın maliyet teşkil etmesi, uzun süre satılamaması sebebi ile taşınmaza ...’un verdiği 305.000,00 TL tutarındaki teklif kabul görmüştür.

Yani yönetim kurulunun ...’a yaptığı satış işlemi, 02.04.2015 tarihli genel kurulda davacının da olumlu oyu ile yönetim kuruluna verilen yetkiye dayanmakta olup, satış bedeli de rayice uygundur. Nitekim 24.03.2018 tarihli genel kurulda bu konu gündeme gelmiş, yapılan bu işlem şirketin %99,5 hissesini teşkil eden ortaklarca olumlu ve uygun görülmüş, bu işlem ile ilgili yönetim kurulunun ibrası yönünde oy kullanılmıştır. TTK 395.

Maddesine göre işlemin batıl olduğu iddiasının davacı şirket ortağı tarafında değil, bizzat şirket tüzel kişiliği tarafından ileriye sürülmesi gerekir.

02.04.2015 tarihli genel kuruldaki ----------- parsel sayılı taşınmazın satışı için oy kullanan davacının, bu taşınmazın uzun süredir satılamadığını bildiği, şirkete yük olduğunu bildiği halde, somut zararını da ortaya koyamamışken, 0,054 hissesinden kaynaklanan haklarını kullanarak bu hususu dava konusu etmesi TMK 2’ye aykırıdır.

Davacının, Müvekkile Ve Diğer Yönetim Kurulu Üyelerine Olan Kusur İsnadı Soyut Ve Gerçek Dışıdır Davacının kasıtlı olarak yanlış bilgilendirildiğine dair iddia, gerçeğe uygun değildir. TTK 553/1 ve TMK 6. Maddesi uyarınca davacı, kusur iddiasını ispat ile mükelleftir. Davacının kusur iddiasını ispat edecek herhangi bir delil sunamamıştır.

Kaldı ki yapılan işlemlerin tamamından davacının haberi olduğu, davacının işlemlerin yapılmasına yönelik kararların alınmasında olumlu oy kullanmasının yanı sıra, işlemler neticesinde yönetim kurunu ibra ettiği, yapılan işlemlerden kaynaklanan kar dağıtımlarından istifade ettiği de açıktır. İş bu sebeple davacının kusur ve zarar iddiaları kötü niyetli ve hukuki dinlenirlikten uzaktır.

Davanın Reddini Talep Ederiz Tüm davacı iddialarına itiraz eder, evvela usuli sebeplerle ve her halükarda esasa ilişkin savunmalarımız doğrultusunda davanın reddini talep ederiz.

Müvekkilinin her türlü hakkını saklı tuttuklarından bahisle zaman aşımı - hak düşürücü süre itirazlarının kabulüne, süresinde açılmayan davanın reddine, ispat edilemeyen kötü niyetli davanın reddine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'un dava açılmadan önce ölmüş olduğu anlaşıldığından mirasçıları ... ve ... davaya dahil edilmiştir.

Dahili Davalı - Davalı ... vekili 29/11/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşümü süresi itirazında bulunduğu, husumet itirazında bulunduğu, şirket bölünmesi sebebi ile davacı tarafın herhangi bir zarara uğramadığını, bölünme neticesinde tüm ortaklara, kök şirkette sahip oldukları hisse ile aynı oranda hisse verildiğini, davacı tarafın, 08.02.2017 tarihinde imzalanan iki ayrı anonim şirket hisse devir sözleşmesi ile -----------Ş. ve -----------Ş.’deki hisselerini kendi rızası ile devrettiğini ve müvekkili ile diğer ortakları ibra ettiğini,

davacı bedelinin altında hisse satışı yaptığını ve bu sebeple zarara uğratıldığını ileriye sürdüğüne göre, olayda gabin subjektif ve objektif unsurlarının bulunduğunu ispat külfetinde olduğunu, davacının, müvekkiline ve diğer yönetim kurulu üyelerine olan kusur isnadı soyut ve gerçek dışı olduğunu, davanın reddini talep ettiklerinden bahisle mirasçı - dahili davalı sıfatı ile davaya karşı cevap dilekçelerinin dosyaya kabulüne, zaman aşımı - hak düşürücü süre itirazlarının kabulüne, süresinde açılmayan davanın reddine, 08.08.2016 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında alınan kararların altına muhalefet şerhi koymadan imza atmış oluşu,

davacının bölünme ile ortaya çıkan şirketlerdeki hislerini de yine kendi rızası ile satmış, müvekkili ve diğer ortakları da ibra etmiş oluşu ve diğer savunmaları nazara alınarak ispat edilemeyen kötü niyetli davanın reddine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dahili davalı ... vekili 05/12/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle.

Davacı taraf ----------Ş.’de 1.425,00-TL tutarında ve %0,57 oranında hisse sahibi olduğunu, -----------Ş.’nin 08.08.2016 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yaparak maliki bulunduğu -----------, ----------, ---------- Mah. --------- parseldeki 48 daireden 4’ünü kısmi bölünme yolu ile -----------Ş.’ye, 4’ünü de yine bölünme yoluyla ------------Ş.’ye devretmiş olduğunu, -----------Ş. yönetim kurulu tarafından Şirkete ait ----------- arsayı 305.000,00 TL gibi düşük bir bedelle yönetim kurulu ...’a satıldığını,

Dava dışı ----------- Şirketi ve -----------Ş.’ye ait ----------- Parsel’de yer alan taşınmazda kiracı olan ---------- erken tahliyesi sebebi ile tahakkuk eden erken fesih tazminatının tahsili için herhangi bir hukuki girişimde bulunulmadığını, --------- no.lu Parselde, şirkete ait çok değerli arsaya karşılık sadece 48 daire alınarak şirket ortaklarının ve dolayısı ile kendisinin zarara uğratıldığını beyan ve iddia ederek, zarar ve ziyanının yönetim kurulu üyesi olan davalılardan müşterek ve müteselsilen tazmini talebi ile huzurdaki davayı ikame etmiştir.

Müvekkili ...'un kardeşi ...’un 07.09.2016 tarihinde vefatı ile -müteveffa ...’un mirasından ½ oranında mirasçılık hakkı uyarınca- pay sahibi olduğunu, huzurdaki davanın, halihazırda müteveffa ...’a karşı ikame edilmiş olmakla, davalılardan ...’un vefatı ile yasal mirasçısı olması nedeniyle müvekkiline tebligat yapıldığını, davacı tarafından ikame edilen haksız davanın aşağıda izah edilen nedenlerle usul ve esastan reddini talep ederiz. A.

USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ 1. Zamanaşımı İtirazımız Bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun “Tazminat” başlıklı 560’ıncı maddesi kapsamında. “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.” düzenlemesi mevcuttur.  ----------- Erken Tahliye Sürecine ilişkin olarak.

Dava dilekçesinde bahsi geçen ----------- erken tahliyesi sırasında alınması gereken erken fesih tazminatı, 27.10.2014 tarihinde ---------- ile akdedilen Sulh ve İbra Protokolü ile alınmışve bu dönem yapılan işlemler kapsamında 02.04.2015 tarihinde Olağan Genel Kurul toplantısı yapılarak yönetim kurulu oy birliği ile ibra edilmiştir. (Ek 2: 02.04.2015 tarihli genel kurul tutanakları) Davacı da diğer tüm hissedarlar gibi tüm yönetim kurulu üyelerini ibra etmiştir.

02.04.2015 tarihli Genel Kurulda ------------ alınan ödemenin dağıtılmasına karar verilmiş olup davacı da payına düşen ödemeyi almıştır. (Ek 3: Davacının aldığı 2014 kar payını gösterir banka dekontu) TTK 560/1 hükmünde tazminat istemek hakkı zararı ve sorumluyu öğrenmesinden itibaren iki yıllık süre içerinde zamanaşımına uğrayacağı ifade edilmiştir.

Yukarıda özetlenen süreç göz önünde bulundurulduğunda; davacının ----------- erken tahliyesi sürecinde, ---------- alınan erken fesih tazminatını bilmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. Hal böyle iken, davacının anılan erken fesih süreci neticesinde ödenen tazminattan kar payını da almış olmasına rağmen, ---------- karşı şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından hiçbir yasal süreç başlatılmadığı iddiası alenen kötü niyetlidir.

Kaldı ki; anılan iddianın hiçbir gerçeklik payı bulunmadığı gibi, 2014 yılında gerçekleşmiş olan tahliye süreci nedeniyle zarar talebi, TTK 560’ıncı madde uyarınca da zamanaşımına uğramıştır.  --------- no.lu Parsel üzerinde ----------Ş. ile yapılan inşaat sözleşmesi ile 16.800 metrekare den fazla olan arsası karşılığında sadece 48 daire alınmış olduğu iddiasına ilişkin olarak.

Dava dilekçesinde yer alan ----------- no.lu Parselde, şirkete ait çok değerli arsaya karşılık sadece 48 daire alınarak şirketin zarara uğratıldığı iddiası da mesnetsiz olduğu gibi zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine karar verilmelidir. Şöyle ki; ----------- no.lu şirkete ait arsa ile ilgili ---------- ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi, 21.07.2010 tarihinde akdedilmiştir.

Davacı ve tüm hissedarlar, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yapılan genel kurullarda, oybirliği ile yönetim kurulunu ibra etmişlerdir. (Ek 4: 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yapılan genel kurul tutanakları) Davacının, yönetim kurulunu ibra ettiği bir husus ile ilgili olarak dava açması ve tazminat talep etmesi alenen kötü niyetli olup. 2010 yılından dava tarihine kadar, aradan tam 8 yıl geçmiş olmakla TTK 560/1 hükmünde öngörülen zamanaşımı süresi de geçmiştir.

Açıklanan nedenlerle, esasa girilmeksizin davanın zamanaşımı sebebiyle reddini talep ederiz. B. ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ 1. Şirket’in Uğramış Olduğu Zararın Tazmini İçin Davacı’nın Tazminat Talep Hakkı Bulunmamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun “Şirketin Zararı” başlıklı 555’inci maddesi kapsamında “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” düzenlemesi mevcuttur.

Anılan düzenleme uyarınca, şirketin uğramış olduğu zararların tazmini her bir pay sahibi tarafından istenebilmekle beraber pay sahipleri anılan tazminatın şirkete ödenmesini isteyebilmektedirler. Davacı, dava dilekçesinde temel olarak, yönetim kurulunun yapmış olduğu işlemler nedeniyle şirketin zarara uğratıldığını iddia etmektedir.

Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının, şirketin uğradığı zarar nedeniyle kendisine tazminat ödenmesi talebi hukuken korunamayacağından, haksız ve mesnetsiz tazminat talebinin reddi gerekir. 2. Şirkete Ait Taşınmazda Kiracı Konumda Olan ---------- Erken Tahliyesi Sebebi İle Erken Fesih Tazminatı Talep Edilmediği İddiası Gerçekdışıdır.

Yukarıda izah edildiği üzere; ----------- ile 11.01.2011 tarihinde dava dışı ----------- ve ------------ firmaları arasında imzalan kira sözleşmesi, kiracı ------------ tarafından ekonomide yaşanan sıkıntılar gerekçe gösterilerek, 02.04.2014 tarihinde tek taraflı olarak feshedilmiştir.

Bunun üzerine ------------ şirketi yönetim kurulu üyeleri, ------------ şirketi yetkilileri ile pek çok toplantı yapmış olup başvurulacak hukuki yollar ve muhtemel neticeleri uzman hukukçuların da katıldığı birçok toplantıda değerlendirilmiştir.

Tek geliri, ------------- alınan kira geliri olan ------------, kira sözleşmesinin feshi sebebi ile bugüne kadar elde ettiği ve kâr payı olarak ortaklarına dağıttığı kira gelirlerinden mahrum kalmanın yanı sıra, tahliye gerçekleştirmeyen alt kiracılar sebebi ile koskoca AVM binasından uzun seneler gelir elde edememe riski ile de karşı karşıya kalmıştır.

Yapılan toplantı ve istişareler neticesinde, ----------- ile ------------ arasında 27.10.2014 tarihli sulh ve ibra protokolü akdedilerek erken fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacı ile. 25.000.000 TL müstakbel kira ödemesi almıştır. Bu dönem yapılan işlemler ile ilgili, 02.04.2015 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılarak, yönetim kurulu oybirliği ile ibra edilmiştir. Yani yapılan bu işlemlerde davacının ibrası söz konusudur.

Yine 27.10.2014 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi imzalanarak ------------ şirketinden alınan 25.000.000TL müstakbel kira ödemesi, 02.04.2015 tarihinde olağan genel kurul toplantısında alınan karar ile kar payı olarak ortaklara dağıtılmıştır. Davacıya hissesine düşen kar payı ödemesi banka kanalı ile yapılmış olup, bu husus banka kayıtları ve şirket kayıtları ile sabittir.

Yönetim kurulunu ibra eden ve ----------- alınan tazminattan payına düşen tutarı banka kanalı ile edinen davacının, bu aşamada ----------- erken tahliyesi sebebi ile tahakkuk eden cezai şart tutarının tahsili için hukuki girişimde bulunulmayarak şirketi ve ortakların zarara uğratıldığını ileriye sürmesi, alenen kötü niyeti olup hukuken koruma görmemelidir.

3. ---------- No.lu Parselde Yer alan Arsa Karşılığında Yalnızca 48 Adet Daire Alınarak Şirketin Zarara Uğratıldığı İddiası da Tümü ile Asılsızdır. Öncelikle ve önemle ifade etmek isteriz ki; ----------- ile akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi 21.07.2010 tarihlidir.

Bu tarihte ----------- no.lu taşınmazdaki ----------- mülkiyeti, çıplak mülkiyetten ibaret olup; ----------- ile akdedilmiş olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden daha önceki tarihte ---------- parselde ki inşaat hakkı tamamen ----------devredilmiştir.

(Ek 5 “21.07.2010 tarihli Kat karşılığı İnşaat Sözleşmesi”) ----------- ve --------- firmaları arasındaki ticari ilişki doğrultusunda; -------- parselde yer alan gayrimenkul üzerine ----------- ait olduğu iddia edilen 16.800 metrekare sadece çıplak mülkiyeti ------------ bırakılmış olup inşaat hakkı ise --------. Bu inşaat hakkı, ----------- lehine alınan başkaca haklar karşılığında 2010 yılı öncesinde devredilmiştir.

Başka bir ifade ile; ----------- 16.800 m2 arsanın dilediğince tasarruf imkânı bulunan tam mülkiyetine değil, sadece çıplak mülkiyetine sahiptir.

Yukarıda açıklanan ----------- kiralanmış olan ------------ parseldeki AVM’ nin bitişik parseli, ------------ Parseldir. ----------- ile akdedilen 21.07.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi öncesinde ------------- parseldeki AVM’ deki ortaklıları sebebi ile ------------ firmasından kira gelirleri elde eden ----------- ve ----------Ş., bu birlikteliğin bir sonucu olarak 21.07.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamışlardır. -----------, 21.07.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinde 2.500 m2 ticari ve 1500m2 konut olmak üzere, toplam 4.000m2 inşaat alanı almaya hak kazanmıştır.

Sonuç olarak ------------ bu alacağına karşılık 2016 Nisan, Mayıs aylarında 1500m2 konut teslim alınmıştır. Bu husus ---------- Tapu Müdürlüğü kayıtları ile sabittir. Ancak 19.07.2016 tarihinde --------- firmasına --------- tarafından el konulmuştur.

Bu olay neticesinde ---------- yetkilileri ile birçok toplantı ve görüşmeler yapılmıştır. ---------- firması ile ortak çalışma imkânı kalmadığında ve söz konusu şirketin ticari geleceği müphem olduğundan, yapılan istişareler ve uzman hukukçulardan alınan görüşler çerçevesinde, 27.04.2017 tarihli borç nakli sözleşmesi ile müvekkil 2.500 m2 ticari alan alacağına karşılık 2.659,19m2 konut alanı almıştır.

Yaşan bu süreçte, yönetim kurulu üyelerinin ortakları korumak amacı ile hareket ettikleri açıktır. Davacı taraf, ------------ no.lu parselde yer alan taşınmazda, ------------- tam malik olmadığını, ---------- firması ile uzun yıllar öncesinde bu yana gelen ticari münasebeti, ----------- yönetim kurulu üyelerinin yapmış oldukları tüm özverili çalışmaları bilmesine rağmen, salt sayın mahkemeyi yanıltmak maksadıyla gerçekdışı iddialarda bulunmaktadır.

Üstelik yapılan bu işlemlerin tamamına ilişkin, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında davacının yönetim kurulunu ibra ettiği de açıktır. Davacı sadece 24.03.2018 tarihli genel kurulda yönetim kurulunu ibra etmemiştir.

24.03.2018 tarihli genel kurulda yönetim kurulunu ibra etmeyen tek kişinin ise sadece 0,57 hisseye sahip olan davacı olduğu nazara alındığında, davacının kötü niyetle hareket etme gayreti içinde olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

4. ----------- İli, ---------- İlçesi ---------- Mahallesi ------------ Parsel sayılı Zeytinli Tarla Vasfındaki Taşınmazın Düşük Bedelle Satıldığı İddiası da Tümü ile Gerçekdışıdır. ---------- ------------ parsel sayılı taşınmazın satışı için 02.04.2015 tarihli genel kurulda karar alınmış, davacı da bu taşınmazın satışı yönünde olumlu oy kullanmıştır.

18.05.2015 tarihli SPK Lisanslı Gayrimenkul değerleme uzmanı raporu ile söz konusu taşınmazın değerinin 295.000-TL olduğu tespit edilmiştir. 02.04.2015 tarihli genel kurulda satış kararı alınmasına rağmen, piyasa koşulları sebebi ile ---------- parsel sayılı zeytinli tarla vasfında ve imarsız olan taşınmaza alıcı çıkmamıştır.

Söz konusu tarla, ulaşımı zor olması ve bekçi bulundurmanın maliyet teşkil etmesi, uzun süre satılamaması sebebi ile taşınmaza ...’un verdiği 305.000,00 TL tutarındaki teklif kabul görmüştür. Yani yönetim kurulunun ...’a yaptığı satış işlemi, 02.04.2015 tarihli genel kurulda davacının da olumlu oyu ile yönetim kuruluna verilen yetkiye dayanmakta olup, satış bedeli de rayice uygundur.

Nitekim 24.03.2018 tarihli genel kurulda bu konu gündeme gelmiş, yapılan bu işlem şirketin %99,5 hissesini teşkil eden ortaklarca olumlu ve uygun görülmüş, bu işlem ile ilgili yönetim kurulunun ibrası yönünde oy kullanılmıştır. TTK 395. Maddesine göre işlemin batıl olduğu iddiasının davacı şirket ortağı tarafında değil, bizzat şirket tüzel kişiliği tarafından ileriye sürülmesi gerekir.

02.04.2015 tarihli genel kuruldaki 1887 parsel sayılı taşınmazın satışı için oy kullanan davacının, bu taşınmazın uzun süredir satılamadığını ve şirkete ciddi seviyede mali külfet getirdiğini bildiği halde, -hiçbir somut zemine dayanmaksızın- 0,57 hissesinden kaynaklanan haklarını kullanarak bu hususu dava konusu etmesi, iyi niyet kurallarına ve hakkaniyete aykırıdır.

5. Davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin Kusurları veya Kusursuz Sorumluluklarına Gidilebilecek Hiçbir Eylem ve İşlemleri Bulunmamaktadır. Davacının kasıtlı olarak yanlış bilgilendirildiğine dair iddia, gerçeğe uygun değildir. TTK 553/1 ve TMK 6. Maddesi uyarınca davacı, kusur iddiasını ispat ile mükelleftir. Davacının kusur iddiasını ispat edecek herhangi bir delil sunamamıştır.

Kaldı ki yapılan işlemlerin tamamından davacının haberi olduğu, davacının işlemlerin yapılmasına yönelik kararların alınmasında olumlu oy kullanmasının yanı sıra, işlemler neticesinde yönetim kurunu ibra ettiği, yapılan işlemlerden kaynaklanan kar dağıtımlarından istifade ettiği de açıktır.

İş bu sebeple davacının kusur ve zarar iddiaları kötü niyetli olup hukuken koruma görmemesi gerektiğinden bahisle zaman aşımı itirazlarının kabulü ile süresinde açılmayan davanın usulden reddine, nihayetinde haksız davanın usul ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacının aktif husumet ehliyetinin devam etmesi halinde iş bu dava görüleceğinden, masrafı davacı vekiline ait olmak üzere davalıların davalı yönetim kurulu üyesine ucuza satarak dava dışı ----------- şirketinin zarara uğradığı iddiasıyla ilgili olarak, ---------- ili, ----------- ilçesi, ------------ parseldeki taşınmazın satış değerinin tespiti için keşif yapılmak üzere ---------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) talimat yazılmasına karar verilmiştir.Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişi ------------ ve Fen bilirkişi ---------- tarafından sunulan 15/01/2020 tarihli raporda özetle.

"Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile yerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda taşınmazın değerinin. Bugünkü satış değerinin 1.922.2644,00 TL, satış tarihindeki değerinin 1.339,722,00 TL olacağı görüş ve kanaatine varıldığı" bildirilmiştir. Davacı vekilinin 25/11/2019 tarihli davanın tamamen ıslahı dilekçesiyle özetle.

ISLAH İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARIMIZ: 1 - Huzurdaki dava, 21/03/2018 tarihinde, "Türk Ticaret Kanunu 553.madde ve ilgili hükümleri çerçevesinde, ----------Ş. yönetim kurulu üyeleri olan Davalıların kusurlu eylem ve işlemleri neticesinde, şirketin uğramış olduğu zararın tespiti ve ticari faiziyle birlikte, Davalılardan müteselsilen tazmin edilerek Şirkete ödenmesi talebi" ile açılmıştır. Davanın açıldığı tarihte, Müvekkilimiz, anılan Şirketin hissedarıdır.

2 - Ancak, Davalılar, işbu davayı akamete uğratmak, husumet yokluğundan davanın reddedilmesini sağlamak ve Müvekkili cezalandırmak maksadıyla, kötü niyetle, Müvekkili, 19/06/2019 tarihinde ----------Ş.'den çıkarmışlardır. Şöyle ki. 18/06/2019 tarihinde, ----------Ş. tarafından Müvekkilin banka hesabına 117.979,64-TL. gönderilmiştir. Bu işlemin açıklamasında "----------Ş. ... - Ayrılma Akçesi" yazmaktadır (Delil No:1).

Müvekkilin banka hesabına işbu havale işleminin yapılması üzerine, durum araştırıldığında, Müvekkile hiçbir genel kurul daveti, iadeli taahhütlü çağrı mektubu gönderilmeksizin ve haber verilmeksizin, olağanüstü genel kurul yapıldığı ve Müvekkilin Şirketten çıkartıldığı anlaşılmıştır.

Buna göre, ------------Ş., -----------Ş. ile YENİ KURULUŞ ŞEKLİNDE BİRLEŞME işlemi yapmış ve bu iki şirketin, tüm aktif ve pasifleriyle tasfiyesiz infisah yoluyla birleşmeleri suretiyle Davalı ... kurulmuştur (Delil No: 2). İşbu birleşme işlemi neticesinde, TÜM AKTİF VE PASİFİNİN -----------Ş. tarafından devralınması nedeniyle, ----------Ş.nin ticaret sicili kaydı resen terkin edilmiş.

RESEN TERKİN 19/06/2019 tarihinde TESCİL EDİLMİŞ ve 25/06/2019 tarihli --------- ----------sayfasında İLAN EDİLMİŞTİR (Delil No:3). Birleşme işlemi, ----------Ş.nin 17/05/2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda onaylanmıştır. İşbu olağanüstü genel kurulun gündeminin ilan edildiği 26/04/2019 tarihli, ---------- sayılı ---------- göre, gündemin 4. Maddesi "---------- Ticaret Sicili Müdürlüğünün ------------- sicil numarasında kayıtlı bulunan ----------Ş.

İle TTK'nın 136 ila 158 ve 191 ila 194'üncü maddeleri hükmü ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 18, 19 ve 20.maddeleri uyarınca yeni kuruluş şeklinde birleşmesi hususunda ayrılma akçesi verilmesi öngörülen hissedar veya hissedarlara ilişkin karar verilmesi" Şeklindedir (Delil No:4). Olağanüstü genel kurulun gündemi, ----------- ilan edilmiş; ancak yapılan genel kurulun tutanağı ---------- ilan edilmemiştir.

Diğer bir ifadeyle, genel kurulun ilan edilen gündeminde yer alan her bir madde için ne şekilde oy verildiğini gösteren genel kurul tutanağının yayınlandığı bir ticaret sicil gazetesi bulunmamaktadır; tarafımızca böyle bir ---------- ulaşılamamıştır. Bahse konu genel kurul için, -----------Ş. tarafından Müvekkile iadeli taahhütlü mektup/davet gönderilmemiş; usulüne uygun çağrı işlemi yapılmamış; hatta Müvekkile bir telefonla dahi haber verilmemiştir.

Müvekkil, genel kurula çağırılmadığı için, bahse konu genel kurul toplantısının yapılacağından haberdar olamamış ve genel kurula katılamamıştır; bu şekilde, Müvekkilin, kendisi hakkında ortaklıktan çıkarma kararı verilecek olan genel kurul toplantısına katılması, oy kullanması ve muhalefet şerhini zabta geçirmesi engellenmiştir.

Bu genel kurulda alınan tüm kararlar, Müvekkilin yokluğunda, Müvekkilin çağırılmadığı ve katılmasının engellendiği bir ortamda, diğer ortaklar (Davalılar) tarafından alınmış kararlardır. TTK'nın emredici ve düzenleyici hükümlerine aykırı ve usulsüz şekilde yapılan işbu genel kurula ilişkin olarak Müvekkilin hukuki ve cezai tüm hakları saklıdır.

Sonuç olarak, Müvekkilin katılmasının, oy kullanmasının ve dolayısıyla muhalefet şerhini zabta geçirme hakkının Davalılar tarafından engellendiği bahse konu genel kurulda Müvekkil hakkında TTK m.141/2 uyarınca ortaklıktan çıkarma kararı verilmiş ve Müvekkil, bu durumdan, banka hesabına "ayrılma akçesi" açıklaması ile havale yapılması üzerine haberdar olmuştur.

3 - Müvekkilin banka hesabına gönderilen ayrılma akçesi ile ilgili olarak, "ortaklıktan ayrılma tarihi itibariyle ödenmesi gereken gerçek AYRILMA AKÇESİ'nin belirlenerek, Müvekkilin gerçek ayrılma akçesi alacağının tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırılmak üzere, asgari şimdilik belirsiz alacak davası olarak 10.000-TL. nin ve netice olarak, tespit edilecek alacağın tamamının, ortaklıktan ayrılma tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle birlikte, Müvekkile ödenmesi" talebi ile ---------- E. Sayılı dosya ile açmış olduğumuz dava derdesttir.

4 - TTK. m.553 kapsamında, yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda pay sahiplerinin bizzat ve doğrudan doğruya uğradıkları zararları (doğrudan zarar) için, pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri/yöneticiler aleyhine açacakları davada, tazminatın kendilerine ödenmesini talep edebilirler.

5 - Bu itibarla, Davalı yönetim kurulu üyelerinin, huzurdaki davaya konu kusurlu eylemleri sebebiyle, ortaya çıkan zarar, davanın açıldığı tarihte hissedar olan Müvekkil bakımından, doğrudan şirkete ve dolayısıyla hissedar olan Müvekkile verilmiş bir zarar iken; bu defa, Müvekkilin şirketten çıkartılması ile birlikte, Müvekkil bakımından DOĞRUDAN ZARAR'a dönüşmüştür.

İşbu sebeple, huzurdaki davamızı, HMK m.180 uyarınca ISLAH ediyor ve huzurdaki davanın açıldığı tarihte -----------Ş.de hissedar olan Müvekkilimizin zararının, Davalılardan mütesesilen tahsil edilmek suretiyle tazminini ve Müvekkile ödenmesini talep ediyoruz.

TTK m.553 uyarınca, Hissedarın, doğrudan zararının sorumlu yönetim kurulu üyelerinden tazminini talep edebilmesi için, dava açıldığı tarihte hissedar olması gerekmekte olup, (şirketin zararının tazmini talepli davadan farklı olarak) dava süresince bu vasfını devam ettirmesi şart değildir. Nitekim, ıslah ettiğimiz işbu davanın, açıldığı tarihte Müvekkilimiz, --------Ş.

Hissedarı olup, bu anlamda, Davalıların eylemleri neticesinde uğramış olduğu doğrudan zararlarının tazminini talep etme hak ve yetkisine sahiptir. BU NOKTADA ÖNEMLE BELİRTMEK GEREKİR Kİ, tamamen ıslah edilen dava, ilk açılan davanın devamıdır ve ıslah edilen dava, ilk dava gününde açılmış sayılır.

Nitekim, ---------- tarihli kararında konu şu şekilde hükme bağlanmıştır: "Davanın tamamen ıslahı, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir (HUMK.m.87).

Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır.

Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır 6- Sonuç olarak, yukarıda açıklanan hususlar muvacehesinde, huzurda görülmekte olan davamızı HMK 180 uyarınca ıslah ediyor ve ıslah talebimizle birlikte, işbu dava dilekçemizi Sayın Mahkemeye arz ediyoruz.

DAVA İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARIMIZ: 1 - Türk Ticaret Kanunu 553.madde ve ilgili hükümleri çerçevesinde,----------Ş. yönetim kurulu üyeleri olan Davalıların kusurlu eylem ve işlemleri neticesinde, Müvekkilin uğramış olduğu zararın tespiti ve ticari faiziyle birlikte, Davalılardan müteselsilen tazmin edilerek Şirkete ödenmesini talep ediyoruz.

2 - Müvekkil, işbu davanın açıldığı tarih olan 21/03/2018 günü itibariyle, 250.000 – TL sermayeli, ----------Ş.’de 1.425 – TL tutarında hisseye sahip olup, %0,57 hisse oranı ile şirketin hissedarıdır. 3 - Davalı yönetim kurulu üyelerinin TTK m.553 kapsamında sorumlulukları mevcut olup, Müvekkil, Davalı yönetim kurulu üyelerinin aşağıda belirtilen kusurlu eylem ve hareketleri sebebiyle zarara uğramıştır.

Şöyle ki; a – ---------- Arsa Satışı: 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında, --------Ş.’nin -----------, ---------, --------- parsel no.lu taşınmazının satışı için yönetim kuruluna yetki verilmiştir. Bu yetkilendirmeyi müteakip, şirket yönetim kurulunun kararı ile, bahse konu taşınmaz, 305.000 -TL bedelle şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ----------- satılmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı” başlıklı 395.maddesinin 1.fıkrasına göre, “Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir.

Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.” Satış için yönetim kuruluna yetki verilen 2014 yılı olağan genel kurul toplantısında, yönetim kurulu üyelerine 395. madde kapsamında işlem yapmaları hususunda Genel Kurul tarafından herhangi bir iznin verilmediği görülmektedir. Bahse konu satış işlemi işbu madde kapsamında batıldır. Bu husus tarafımızca Şirket yetkililerine, e-posta yazışmalarında belirtilmiştir. E-posta yazışmaları dosyada mübrezdir.

Ayrıca bahse konu taşınmaz için o tarihte gerçek piyasa değerinin tespiti için değerleme yapılmamış; kamuya açık platformlarda satış ilanı verilmemiş; herhangi bir teklif alınmamıştır. Bahse konu taşınmaz, şirketin önemli bir varlığı olup, Davalı yönetim kurulu üyeleri, bu hususta genel kuruldan izin almaksızın, BATIL BİR İŞLEMLE VE PERVASIZCA, taşınmazı, değerinin çok çok altında bir bedelle, Davalılardan yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ----------- satmışlardır.

Bu konunun Müvekkil tarafından gündeme getirilmesinden sonra, Şirket, 28.03.2018 tarihinde, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısını toplu şekilde yapmış ve bu işlemi ayrı bir gündem maddesi yapmıştır.

Bahse konu genel kurulda oylanan madde şu şekildedir: “ŞİRKET AKTİFİNDE YER ALAN ...’A SATILMIŞ OLAN ---------- PARSEL NO.LU ---------- BULUNAN TAŞINMAZ SATIŞININ KABULÜ VE GEREKLİ İCAZETİN VERİLMESİNE” Bu maddenin oylamasında, Müvekkil RED OYU kullanmış ve muhalefet şerhini zabta geçirtmiştir. Akabinde, bahse konu genel kurulun iptali için tarafımızca ------------Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde -------------E.nolu dosya ile dava açılmış olup, işbu dava derdesttir.

Görüldüğü üzere, GENEL KURULDA, MÜVEKKİLİN RED OYUNA KARŞILIK DAVALI HİSSEDARLARIN OYLARIYLA KABUL EDİLEN SATIŞ İŞLEMİNE KONU TAŞINMAZIN PARSEL NUMARASI “2495”TİR. ANCAK, DAVALILAR VEKİLİNİN İŞBU DOSYAYA SUNMUŞ OLDUKLARI CEVAP DİLEKÇESİNDEN SATILAN TAŞINMAZIN PARSEL NUMARASININ FARKLI OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR.

DAVALILAR VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE, “----------- İLİ, -----------İLÇESİ, ----------- MAHALLESİ, ---------- PARSEL” SAYILI ZEYTİNLİ TARLA VASIFLI TAŞINMAZIN SATILDIĞINI BELİRTMİŞTİR. HATTA, BUNA İLİŞKİN OLARAK, DAVALILARIN ALMIŞ OLDUĞU BİR TASLAK DEĞERLEME RAPORU DA SUNMUŞTUR.

ŞÖYLE Kİ, DAVALILAR VEKİLİ TARAFINDAN MAHKEMEYE SUNULAN, ----------- NO.LU PARSELE İLİŞKİN DEĞERLEME RAPORUNUN HER SAYFASINDA BÜYÜK HARFLERLE “TASLAK” YAZMAKTADIR. ------------ no.lu parsele ilişkin TASLAK değerleme raporunun tarihi 18.05.2015’tir. Taşınmaz ise, 29.12.2017’de satılmıştır.

“TEDBİRLİ VE ÖZENLİ YÖNETİCİ OLDUKLARI İDDASINDA OLAN” Davalılar, 2,5 YIL ÖNCE YAPTIRILAN BİR TASLAK DEĞERLEME RAPORUNA İSTİNADEN, ŞİRKET TAŞINMAZINI BATIL OLARAK, YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISINA SATMIŞLARDIR. TAŞINMAZIN SATIŞI İÇİN HİÇBİR İLAN VERMEMİŞLER. TEKLİF ALMAMIŞLARDIR.

İnternet üzerinden hizmet veren ---------- vasıtasıyla yaptırmış olduğumuz değer tespitine göre, satış tarihi olan 29.12.2017 itibariyle bahse konu taşınmazın m2 fiyatı ortalama 256 – TL olup, toplam değeri 2.508.000,00 TL dir. Şirket ise, bu taşınmazı “batıl işlemle” 305.000,00 TL bedelle satmıştır.

Müvekkil, bu satış işlemiyle zarara uğratılmıştır. b– ---------- no.lu Parsel Üzerinde Yapılan İnşaat: ---------Ş.nin genel kurul gazetelerinden ve şirket yetkilileri tarafından iletilen 40 adet dairenin değerlemesine ilişkin 24.02.2016 tarihli değerleme raporundan, ---------- Mah.’de kain ----------- no.lu parseldeki arsanın devri karşılığında, -----------Ş. tarafından toplam 48 dairenin, ------------ teslim edildiği anlaşılmıştır.

Bu kapsamda, Davalı ... tarafından satın alınmak istenen Müvekkilin hissesinin değerinin tespitinde etkili olacağından, bahse konu kat karşılığı inşaat sözleşmesi -----------Ş. yetkililerinden istenmiş; kat karşılığı devredilen arsanın değerinin ne kadar olduğu; karşılığında 48 daire alındıysa, bunun yeterli olup olmadığı; şirketin, bu arsa ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında, başka bir alacağının, açılmış ya da açılması planlanan bir alacak davasının bulunup bulunmadığı sorulmuştur.

Zira, böyle bir durum varsa, bunun hisse devrine etki edeceği açıktır. Ancak bu sorularımız da dahil olmak üzere, yönetim kurulunun almış olduğu karar doğrultusunda suallerimizin cevaplanamayacağı ------------Ş. yetkililerinin e-posta mesajı ile tarafımıza bildirilmiştir (İlgili tüm E-posta yazışmaları dosyada mübrezdir).

Dava öncesince yapılan görüşmelerde, şirket yetkilileri tarafından, ----------- parsel no.lu taşınmazda 4.000 m2 karşılığında 48 dairenin alınmış olduğu belirtilmiştir. Oysa, bilgimize göre, ---------- parsel no.daki taşınmazda ------------ sahibi olduğu alan 16.800 m2’den fazladır. Bu durumda, 16.800 m2 karşılığında 48 daire alınmışsa, bu işlemle müvekkilin, zarara uğratılmış olduğu açıktır. Araştırmalarımıza göre, bahse konu parselde m2 birim fiyatı 9.000 – TL. civarındadır.

Çok basit bir hesaplama yapıldığında. 16.800 m2. nin değeri 151.200.000 – TL.dir. Oysa, -----------Ş. tarafından, değeri 151.200.000 – TL. olan arsa karşılığında, toplam değeri 22.000.000 – TL civarında olan toplam 48 dairenin alındığı anlaşılmaktadır. Bu akıl dışı, gerçek dışı, hiçbir ticari açıklaması olmayan işlem sebebiyle, müvekkilin zarara uğratıldığı açıktır.

Bu işlem ile Müvekkilin ne kadar zarara uğratılmış olduğunun tespiti ile bahse konu zararın, Davalılardan müteselsilen tahsil edilerek, Müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ediyoruz. Nitekim, Davalılar Vekili’nin dosyaya sunduğu cevap dilekçesinden anlaşılmış ve öğrenilmiştir ki, 2010 tarihli İnşaat Sözleşmesinin ifası 27.04.2017 tarihinde yapılan Borç Nakli Sözleşmesi ile gerçekleşmiştir.

Davalılar Vekili’nin ibraz etmiş olduğu deliller arasında yer alan 21.07.2010 tarihli İnşaat Sözleşmesi’nden, 48.077 M2 alanlı -------------- parselin tamamı üzerine YATAY inşaat yapılmasına karar verildiği ve ----------- no.lu parsel üzerinde yapılacak bu inşaattan, -----------Ş.’nin 2500 M2 ticari alan ve 1500 M2 konut ve ofis (en az 750 M2.si ofis olacak şekilde) teslim almasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Diğer bir ifade ile, Davalılar, bu kadar büyük bir alan üzerinde yapılacak inşaattan, sadece 4000 m2 (2500 M2 ticari alan ve 1500 M2 konut ve ofis) almayı yeterli görmüşlerdir.

Şirket bakımından bu kadar önemli ve hayati bir işlem yapmış olmalarına rağmen, Davalılar, 31.03.2011 tarihinde gerçekleştirilen 2010 yılı olağan genel kurulunda, genel kurula bu işlemle ilgili hiçbir bilgi vermemişler; genel ibra maddesi ile yetinmişler ve yukarıda belirtilen işlemle ilgili olarak Davalılar, genel kurul tarafından açıkça ibra edilmemişlerdir.

Kaldı ki, Davalılar, 2500 M2 ticari alan + 1500 M2 konut ve ofis olmak üzere 4000 m2 dahi teslim almamışlar ve bu şekilde de Müvekkili zarara uğratmışlardır. Buna göre, Davalılar Vekili’nin ibraz etmiş olduğu belgelerden anlaşılmaktadır ki. Davalılar, bu işlemle ilgili olarak bir zararın söz konusu olacağını anlayarak, -----------Ş.’ye “ne kadar zarara uğrayacaklarının” tesbiti amaçlı bir değerleme yaptırmışlardır.

Değerleme şirketi, 24.02.2016 tarihli, ------------- sayılı Raporunda “Anlaşmaya uygun şekilde, 2500 M2 ticaret alanı + 1500 m2 konut teslim alınırsa toplam değerinin 31.450.000-TL” olacağını ve “4000 m2 alanın tamamının konut olarak teslim alınması durumunda ise değerin 25.200.000-TL” olacağını belirterek. 4000 m2.nin tamamının konut olarak teslim alınacak olması durumunda zararın 6.250.000-TL olacağını tespit etmiştir.

Bu raporun varlığına rağmen, Davalılar, ----------- adına, 28.04.2016 tarihinde 1500 m2’lik konut teslim almışlar ve 27.04.2017 tarihinde -----------Ş. ile yapmış oldukları Borç Nakil Sözleşmesi ile ----------- 2.500 m2 ticaret alanı hakkından vazgeçmişler; bunun yerine de 31 adet daire (konut) teslim almayı kabul etmişlerdir. Diğer bir ifade ile, 4000 m2.nin tamamını KONUT olarak teslim almışlardır.

Tüm bu işlemlerle ----------- no.lu parsel üzerinde yapılan inşaat sebebiyle de Müvekkilin, Davalılar tarafından zarara uğratılmış olduğu açıktır. c- ---------- Erken Tahliyesi: Tüm bu hususlara ilave olarak, Davalı ...'un Müvekkilin hissesini satın almaya yönelik teklifini değerlendirme amacıyla internet üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, 2014 yılında henüz -----------Ş.’nin mülkiyetinde olan (daha sonra 2016 yılındaki kısmi bölünme işlemi ile şirket aktifinden çıkartılan) ------------ Mah.’de kain ------------ pafta, ------------ ada ve ------------ parsel no.lu taşınmazda ------------Ş. nin kiracısı olan--------Ş.nin,

işbu taşınmazı 15.Temmuz.2014 tarihinde, kira süresinin sona ermesinden önce, erken tahliye etmiş olduğu tespit edilmiştir.

Buna göre, -----------Ş. nin bahse konu taşınmazı, süresinden önce tahliye etmiş olması sebebiyle, kira sözleşmesinde buna ilişkin bir cezai şartın olup olmadığı (ki ticari teamüller gereği, olması gerekmektedir); bu cezai şartın tahsil edilip edilmediği; cezai şart tutarının altında bir tutar tahsil edilerek, uzlaşma yoluna gidildiyse, neden böyle bir işlem yapıldığı; şirketin ve hissedarlarının zarara uğratılıp uğratılmadığı; erken tahliye sebebiyle oluşan zararın tazmini için -----------Ş. tarafından dava açılıp açılmadığı;

----------Ş. nin işbu tahliye sebebiyle ortaya çıkan zararının/alacağının tahsili için Davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından tüm yasal işlemlerin yapılıp yapılmadığı; tüm yasal yolların tüketilip tüketilmediği bilinmemektedir.

Aynı taşınmazın diğer ½’sinin maliki olan şirket , bahse konu tahliye sebebiyle cezai şart tutarını dava yoluyla aldığı/almak üzere olduğu bilinmektedir. ----------Ş., kira sözleşmesinden kendisine düşen cezai şartı almamışsa, bu cezai şartı tahsil etmek için gerekli tüm yasal yolları tüketmemişse, bu durumda Müvekkil, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından zarara uğratılmıştır. Bu konu Şirketin en önemli mevzularından biridir.

Davalılar Vekili’nin dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ekinde yer alan belgeler, bu dava vesilesiyle ilk kez olarak Müvekkil tarafından görülüp incelenebilmiş ve konunun ne kadar önemli olduğu daha da iyi anlaşılmıştır.

Öyle ki, ibraz edilen belgelere göre, ---------- ile Şirket arasında, ----------, ---------- Mahallesi, ----------- ada, -------- Parsel için, ilk olarak 29.06.1999 tarihinde 49 yıl süre ile üst hakkı sözleşmesi yapılmıştır. ----------- süresinden önce üst hakkını sona erdirmek istemesi üzerine, 02.04.2010 tarihinde yapılan ----------- 2009 YILI OLAĞAN GENEL KURULU’NDA, şirket yönetim kuruluna açıkça ve özellikle belirtmek suretiyle “Üst Hakkı Sözleşmesinin Devamını Sağlamaları ve Şirketin Haklarını Korumaları için Yetki” verilmiştir.

Genel kurul, yönetim kuruluna “üst hakkı sözleşmesinin devamını sağlamak hususunda” görev ve yetki vermiş olmasına rağmen, yönetim kurulu Üst Hakkı Sözleşmesi’ni, 01.01.2011 yürürlük tarihli, 11.01.2011 imza tarihli Kira Sözleşmesi’ni imzalamak suretiyle FESHETMİŞTİR.

İşbu kira sözleşmesinin imzası ile üst hakkı sözleşmesinin feshedilmiş, diğer bir ifade ile sona erdirilmiş olduğu, ---------- bizzat almış olduğu ve delilleri arasında da yer alan ----------- tarafından verilen 07.03.2014 tarihli Hukuki Görüş’te (“Hukuki Görüş”) de vurgulanmıştır. Kira Sözleşmesi’nin imzası ile büyük bir maddi kaybın doğduğu; bu sözleşmenin imza edilmesinin “Kiraya Veren”in zararına olduğu, Kira Sözleşmesi’nin 1.3. maddesinde de açıkça ikrar edilmiştir.

Genel Kurul tarafından yönetim kuruluna verilmiş olan yetki ve görevin tamamen aksine hareket edildiği bir işlem söz konusu olup, bu durumda TTK, yerleşik içtihatlar ve genel ticari teamül gereği, BU İŞLEMİN GENEL KURUL’UN TEKRAR ONAYINA SUNULMASI VE BU HUSUSTA AÇIK BİR İBRA KARARININ ALINMASI GEREKİRKEN, ne ilginçtir ki 2011 yılı Olağan Genel Kurulu’nda “Üst Hakkını sona erdiren ve Şirketin zararına olarak imza edilen bu kira sözleşmesi”ne hiç değinilmemiş.

Genel Kurul’a bilgi dahi verilmemiş; genel bir ibra maddesinin oylanması ile yetinilmiştir. 11.01.2011 tarihli Kira Sözleşmesi mevcut iken, ----------- taşınmazı erken tahliye etmesi sebebiyle, bu defa Şirket ile ------------ arasında 27.10.2014 tarihinde, davamıza da konu olan ve Müvekkili zarara uğratan, Sulh ve İbra Protokolü imzalanmıştır.

Bu sözleşme ile ------------, erken tahliye sebebiyle Kira Sözleşmesi gereği alması gereken “İFA VE İFAYA EKLENEN CEZAİ ŞART” tutarını almamış. Sulh ve İbra Protokolü’nde de belirtildiği üzere sadece “Peşin Ödenen Kira Bedelleri” adı altında 25.000.000 – TL almıştır.

Oysa ki, bizzat ---------- tarafından alınan Hukuki Görüş’te “---------- erken tahliye sebebiyle ifa + ifaya eklenen cezai şart alması gerektiği; cezai şartın azaltılmasının talep edilemeyeceği; bu duruma göre toplam 41,5 birim + 6 aylık kira bedelinin alınması gereken en az tutar olduğu” açıkça belirtilmektedir.

Diğer bir ifadeyle, Davalılar Vekili’nin sanki “lehlerine” verilmiş bir görüş gibi mahkemeye sunmuş olduğu Hukuki Görüş’te de, ---------- ------------ 25.000.000 – TL.nin çok üstünde bir rakamı alması gerektiği, aksi takdirde zarara uğramış olacağı belirtilmektedir. 27.10.2014 tarihinde bu sözleşmeyi yapan Davalılar, 2014 yılı Olağan Genel Kurulu’nda “Şirket için özel önemi olan” bu konuya yine hiç değinmemişler.

Genel Kurul’a yapılan işlem hakkında bilgi dahi vermemişler ve yine, genel bir ibra maddesi ile yetinmişlerdir. Ayrıca, bu genel kurulda Müvekkil vekaleten Davalı ... tarafından temsil edilmiştir. TTK madde 558 gereği, ibra, sadece kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak geçerlidir. Yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

Somut olayda, genel kurulun 2009 yılından itibaren özel önem gösterdiği, yönetim kuruluna özel yetki ve görev verdiği bir hususta, yönetim kurulu tarafından genel kurul kararına aykırı ve Şirketin aleyhine ve zararına olacak şekilde yapılmış olan bir işlem hakkında Genel Kurul’a bilgi dahi verilmemiş olması ve “genel ibra” maddesine dayanılarak, “biz bu konuda ibra edildik” denilmesi, kabul edilebilir olmadığı gibi, kanuna, hukuka, objektif iyiniyet kurallarına açık olarak aykırıdır.

4 - Müvekkil, zarara uğratıldığını öğrendiği için, 28.Mart.2018 tarihinde 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak toplu şekilde yapılan ----------Ş. Olağan Genel Kurulunda, davalıları İBRA ETMEMİŞ, MUHALEFET ŞERHİNİ zabta geçirtmiş ve takiben GENEL KURUL İPTAL DAVASI açmıştır. İşbu davamız da halen derdesttir 5 – İşbu Dava Belirsiz Alacak Davasıdır.

Zararın varlığı, miktarı ve sorumluları, bilirkişi incelemesi ve diğer tüm deliller ışığında Sayın Mahkemenizce yapılacak yargılama neticesinde tespit edilecektir. 6 – Müvekkil tacir değildir. Müvekkil, ev hanımıdır. Hiçbir ticari bilgisi ve faaliyeti bulunmamaktadır. Esas itibariyle, Davalılar da, müvekkili zarara uğratan eylemlerini gerçekleştirirken Müvekkilin bu durumundan istifade etmişlerdir.

Müvekkil ise, tam aksine Davalılara güvenmiş ve hatta Davalılardan ----------- haklarını koruması ve adına işlem yapması için vekalet vermiştir. Bu anlamda, Davalılar, hissedarları zarara uğratan eylemlerini gerçekleştirirken, kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmışlar; emniyeti suiistimal etmişlerdir. Nitekim müvekkil bu durumu anladığı anda, Davalıyı vekillikten azletmiş; akabinde 21/03/2018 tarihinde işbu davayı ve diğer davaları ikame etmiştir.

Özetle, TACİR OLAN ve TEDBİRLİ BİR YÖNETİCİNİN ÖZENİYLE GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEK VE ŞİRKETİN MENFAATLERİNİ DÜRÜSTLÜK KURALLARINA UYARAK GÖZETMEK YÜKÜMLÜLÜĞÜ ALTINDA OLANLAR DAVALILARDIR.

7 - Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, Mahkemece yapılacak yargılamada, taşınmazların değerlerinin tespiti bakımından biri SPK/BDDK lisanslı değerleme uzmanı bilirkişi olmak üzere, hukukçu akademisyen ve vergi uzmanı bilirkişiler marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmasını ve bilirkişilerce, • -----------Ş. nin tüm banka hesapları, tapu kayıtları dahil tüm defter ve kayıtlarının incelenmesini; • ----------arsanın satış tarihindeki ve bugün itibariyle gerçek piyasa değerinin tespitini;

• ---------- erken tahliyesinde alınması gereken cezai şart tutarının ve bu tutarın alınıp alınmadığının ve alınması için gerekli tüm yasal yolların -----------Ş. tarafından tüketilip tüketilmediğinin; bu kapsamda, aynı taşınmazın diğer ½’sine sahip olan -------Ş. nin cezai şart tutarı olarak ne kadar aldığının ve hangi yasal yollara müracaat ettiğinin tespitini;

• ----------- no.lu parsel için yapılan inşaat sözleşmesi karşılığında, ne kadarlık arsa için kaç adet bağımsız bölüm teslim alındığının tespiti ile • Tüm bu işlemler ve bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde tespit edilecek diğer işlemlerle, Davalıların kusurlu eylem, işlem ve davranışlarıyla, Müvekkili ne kadar zarara uğrattıklarının ve ilgili işlem tarihlerinden itibaren ticari faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte, toplam zarar tutarının tespitini ve Mahkemece yapılacak yargılama yoluyla, Davalıların kusurlu ve basiretsiz eylem ve işlemleri neticesinde, 0,57 hisseye sahip Müvekkilin uğramış olduğu payına düşen zararın,

ilgili işlem tarihlerinden itibaren ticari faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte, Davalılardan müteselsilen tahsil edilerek Müvekkile ödenmesi suretiyle tazminin talep etmekteyiz. HUKUKİ TESPİT VE DEĞERLENDİRMELER: 1 – Bilindiği üzere, TTK’nun 375/1.maddesinde yönetim kurulunun devredilemez ve alınamaz nitelikteki görev ve yetkileri belirtilmiştir. Bunlardan birincisi, “Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi”dir.

Genel anlamda, “üst düzeyde yönetim”, yönetim kurulunun münhasıran sorumluluğunda olan “şirketin varlığına” ve onun “başarılı şekilde gelişmesi”ne ilişkin temel nitelikteki kararların alınması ve uygulanmasıyla ilgilidir Dolayısıyla, bu görevini yerine getirmeyen yönetim kurulu üyelerinin, bunun sonuçlarından sorumlu olacağına şüphe bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan işlemlerde, Davalı yönetim kurulu üyelerinin “ÜST DÜZEYDE YÖNETİM” görevlerini bilerek ve isteyerek yerine getirmemiş oldukları ve bu şekilde Şirketi zarara uğrattıkları açıktır. 2 - Anonim şirketler hukukunda, kural olarak “çoğunluk ilkesi” geçerlidir. Tüm pay sahipleri, şirkete girdiklerinde çoğunluğun iradesine, bu karar en iyi çözüm olmasa bile, tabi olacağını bilmekte ve bunu kabullenmektedirler.

Ancak, çoğunluk gücünün kötüye kullanılması, diğer bir ifade ile, keyfilik yasağı, eşit işlem ilkesi, objektiflik veya tarafsızlık kuralı ve özellikle “hakların başkasına zarar vermeden kullanılması ilkesi” kurallarıyla engellenmek istenilmektedir. Anonim şirketler hukukunda, yönetim kurulu ve üyeleri ve yönetimde bulunan diğer yetkili kişiler, paysahiplerine eşit koşullar altında eşit davranma yükümlülüğü altındadırlar.

Kural olarak, ortaklar, “paysahipliği” sıfatıyla eşit işlem ilkesi yükümlülüğü altında değildirler. Ancak paysahibinin, “büyük pay sahibi” olması nedeniyle, perde arkasından “fiili organ” olarak şirketi yönetmesi ve şirket üzerinde etkili olması durumunda, bahse konu pay sahibi aynı yükümlülüğe tabidir. Buna göre, Davalılar, hem ----------Ş. nin yönetim kurulu üyeleri hem de büyük pay sahipleridir.

Esas itibariyle, hem yönetim kurulu üyesi hem de hakim pay sahibi olmaları sebebiyle, şirketi fiilen ve hukuken yöneten kişilerdir. Bu itibarla, “üst düzeyde yönetim”, “gözetim”, “özen” yükümlülükleri altındadırlar. Çoğunluk olmaları, bu gücü kötüye ve diğer küçük hissedarların aleyhine kullanabilecekleri anlamına gelmemektedir.

Bu anlamda, davalı yönetim kurulu üyeleri, aynı zamanda büyük hissedar olmaları sebebiyle, fiili organ niteliğindedirler ve şirketi yönetirken, keyfilik yasağı altındadırlar. Ancak davalı yönetim kurulu üyelerinin, çoğunluk hissedar olmanın verdiği güçle son derece keyfi ve kötüniyetle hareket ettikleri; “üst düzeyde yönetim”, “özen ve bağlılık” gibi yükümlülükleri dikkate alma gereği hissetmedikleri açıktır.

3 - Bilindiği üzere, anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil edilir. Yönetim kurulu, yönetim ve temsil görevlerini yerine getirirken, aynı zamanda özen ve bağlılık yükümlülüğü altındadır.

TTK madde 369’da, bu yükümlülük, kanun koyucu tarafından açıkça ifade edilmiştir: Özen ve bağlılık yükümlülüğü MADDE 369– (1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.

Dava konusu somut olayda, davalı yönetim kurulu üyelerinin, şirketin aynı zamanda hakim hissedarları olmanın verdiği rahatlık ve pervasızlık içinde yapmış oldukları ve detayları yukarıda açıklanan işlem ve eylemleri, TTK’nın 369.maddesinde yer alan “özen ve bağlılık yükümlülüğü” ile kesinlikle bağdaşmamaktadır. 4 - Yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler ile kurucular ve tasfiye memurlarının sorumluluk sebeplerine ilişkin düzenlemelere, TTK.

549 ve devamı maddelerde yer verilmiştir. Bunlarından birincisi, TTK. madde 553’de ifade edilen “Kanundan ve Esas Sözleşmeden Doğan Yükümlülüklerin İhlal Edilmesi” durumudur. Diğer sorumluluk sebeplerine nazaran daha genel bir sorumluluk hali öngören TK m. 553 uyarınca yönetim kurulu üyeleri, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara verdikleri zarardan sorumludurlar.

Yine diğer bir sorumluluk sebebi olan “Değer Biçilmesinde Yolsuzluk” da TTK.m. 551’de düzenlenmiştir. Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınlara değer biçilmesinde yolsuzluk yapanlar TTK m. 551 ile bundan doğan zararlardan sorumlu tutulmuştur.

Doktrinde de açıklandığı üzere, değerlemede gerçekleştirilecek yolsuzluk halleri sınırlı sayıda belirlenmemiş, emsaline oranla yüksek fiyat biçmek, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı göstermek başta olmak üzere işletme ve ayınların değerlemesine ilişkin tüm yolsuzlukların sorumluluğa yol açacağı kabul edilmiştir.

Dava konusu eylem ve işlemlerde, Davalı yönetim kurulu üyelerinin, hakim hissedar olmanın kendilerine vermiş olduğu güçle, küçük hissedarları yok kabul ederek, pervasızlık ve sorumsuzluk içinde hareket ettikleri; özellikle “yok kabul ettikleri” küçük hissedarları ve dolayısıyla Müvekkilimizi ard ve kötüniyetle zarara uğrattıkları; kanunlardan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmedikleri; özellikle değer biçme ile ilgili olarak muhtelif yolsuz işlemler yaptıkları anlaşılmaktadır.

5 – Sonuç olarak, işbu hukuki değerlendirmeler muvacehesinde, Davalı yönetim kurulu üyelerinin, dilekçemizin ilk bölümünde detaylı şekilde izah edilen kusurlu eylem ve davranışlarıyla, Müvekkil de dahil olmak üzere, özellikle küçük hissedarları zarara uğrattıkları açıktır.

Bu sebeple, bahse konu zararın, işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle birlikte Davalı yönetim kurulu üyelerinden müteselsilen tahsil edilerek, müvekkiline ödenmesi amacıyla işbu dava ikame edildiğinden bahisle davalıların kasıt ve kusuru ile, -------- --------- parsel no.lu arsanın 305.000 – TL düşük bedelle ve batıl işlemle davalılardan yönetim kurulu başkan vekili ... ---------- satılması işlemi;

---------- erken tahliyesinde alınması gereken cezai şart tutarının alınmamış olması ve gerekli yasal yolların tüketilmemiş olması ve ---------- no.lu parsel üzerinde şirketin 16.800 m2 den fazla olan arsası karşılığında sadece ve sadece 48 daire teslim alınmış olması işlemleri ile Şirket çok büyük bir zarara uğratılmış olduğundan, Bu zararın tazmini ve tazminatın Şirkete verilmesi amacıyla açtığımız işbu dava derdest iken, Bu defa Davalıların, işbu davayı akamete uğratmak ve Müvekkilin hak arama özgürlüğünü engellemek maksadıyla ve kötü niyetle, Müvekkilin bilgisi, dahli ve iradesi dışında, Müvekkili,

----------Ş.den ard niyetle çıkarmaları neticesinde, İşbu davaya konu zarar Müvekkil bakımından DOĞRUDAN ZARARA dönüşmüş olduğundan, İşbu davamızı TAMAMEN ISLAH EDEREK, Mahkeme tarafından yapılacak inceleme ve yargılama neticesinde, Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi ve ilgili hükümleri uyarınca, Müvekkilin zararının tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırılmak üzere, asgari şimdilik 10.000-TL'nin ve netice olarak, Müvekkilin 0,57 payı nazara alınarak tespit edilecek zararın, gerçekleştiği tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek,

müvekkiline ödenmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Emsal kayıtları geldiğinde dosyanın önceki bilirkişilere ek olarak yeni seçilecek ziraat mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle --------- ili, ---------- ilçesi, ----------- parseldeki taşınmazın ve taşınmazın üzerindeki zeytin ağaçlarıyla birlikte değerinin belirlenmesi için ----------Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiştir.

Ziraat Mühendisi ---------, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişi ---------- ve Fen bilirkişi ----------- tarafından sunulan 25/01/2021 tarihli ek raporda özetle.

"4- SONUÇ : Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile yerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda taşınmazın değerinin; ----------- ili, ---------- ilçesi, ---------- mah. -------- ada ---------- parsel'in EMSAL KARŞILAŞTIRMA YÖNTEMİ İLE SATIŞ TARİHİNDEKİ DEĞERİ (TL) (29/12/2017) 1.340.000,00 (birmilyonüçyüzkırkbin) TL , ZİRAİ YÖNDEN SATIŞ TARİHİNDEKİ ( 29/12/2017 ) DEĞERİ (TL) 1.406.712,80 TL Olacağı görüş ve kanaatine varılmış olup, 9 (Dokuz ) sayfa ve 3 (Üç) suretten oluşan raporumuzu değerlendirilmesi ve takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere bilgilerinize saygılarımızla arz ederiz." bildirilmiştir.

Mahkememizin 18/11/2020 tarih ve ---------- Esas - ---------- karar sayılı kararıyla, işbu dava ile aralarında bağlantı bulunan Mahkememizin ---------- Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine, yargılamanın ilk açılan Mahkememizin ---------- Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine, işbu dosyanın esasının bu şekilde kapatılmasına karar verilmiştir.

Birleşen ---------- Esas sayılı dosya için bilirkişi Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... tarafından sunulan 14.03.2023 tarihli raporda özetle.

"SONUÇ: Ayrıntıları yukarıda verilen incelemelerden sonuç olarak, nihai karar deliller ile doğrudan temas eden Yüce Mahkemenize ait olmak üzere, 1.) Öncelikle dava konusu talepler hakkında hukuki anlamda tespitlerin yapılması gerektiği, hukuki tespitler konusunda takdir ve yorum Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacının huzurdaki davada talep ettiği tutarları isteyebileceği görüşünün Sayın Mahkemece benimsenmesi durumunda.

Dikilide bulunan taşınmazın rayiç değerinin altında bir bedelle satılması nedeniyle oluşan zarar konusunda.

Zeytinliğin değerinin 1.340.000,00 TL olarak kabul edilmesi durumunda, davacının 21.03.2018 dava tarihi itibariyle 6.030,52 TL ( Faiz dahil, faiz hariç 5.899,50 TL ) tutarında alacağının bulunduğunun söylenebileceği, Zeytinliğin değerinin 1.406.712,80 TL olarak kabul edilmesi durumunda, davacının 21.03.2018 dava tarihi itibariyle 8.196,33 TL ( Faiz dahil, faiz hariç 6.279,76 TL ) tutarında alacağının bulunduğunun söylenebileceği, 2.) Davacının ----------- erken tahliyesi sebebiyle ifa + ifaya eklenen cezai şartı isteyebileceği görüşünün benimsenmesi durumunda;

davacının 11.10.2018 tarihi itibariyle hissesine düşen tutarın 780.871,59 TL olduğu, Ancak.

Sayın Mahkemece ---------- Sulh Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararına göre hüküm kurulması ihtimaline göre; davacının davalıdan alacağının bulunmadığının söylenebileceği, 3.) Davacının Ümraniyedeki ---------- parselden dolayı alacak talebinde bulunabileceğinin kabulü durumunda, davacının 21.03.2018 tarihi itibariyle 42.919,22 TL tutarınca alacağının bulunduğunun söylenebileceği, 4.) Davacı taraf, her ne kadar yönetim kurulu kararlarının irdelenmediği ve irdelenmesi gerektiği talebinde bulunmuş ise de, yönetim kurulu kararları 40 sayfadan oluştuğundan, rapora dökülmesinin mümkün olamadığı,

dosyada fotokopileri bulunan yönetim kurulu kararlarının Sayın Mahkemenin de uygun bulması durumunda, 40 sayfadan oluşan kararların davacıya bir örneğinin verilip verilmeyeceği konusunda takdir, hukuki yorum ve nihai kararın Sayın Mahkemeye ait olduğu, 5.) Davalılar vekilinin dosyaya sunduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerindeki hususlar hukuki değerlendirmeler içerdiğinden, bu konuda takdir, hukuki yorum ve nihai kararın Sayın Mahkemeye ait olduğu,6.) Tarafların masraf, vekalet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Keyfiyeti Yüksek Mahkemenizin takdirlerine arz ederim. Saygılarımla," şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür.

24/05/2023 tarihli 21 numaralı celsede mahkememizce, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için mahkememiz doyası ile birleştirilen Mahkememizin --------- Esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyasından HMK 167/1 maddesi uyarınca ayrılmasına, ilgili dosyanın mahkememiz yeni bir esasına kaydının yapılarak orada devam etmesine oy birliğiyle karar verildiği ve dosyanın --------- Esas sayısını aldığı görülmüştür. Dosyanın bilirkişi ...'e tevdi ile tarafların itirazlarının değerlendirilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir.

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından sunulan 14.03.2023 tarihli raporda özetle. "Mali konularla ilgili Mahkemenin davacıyı haklı bulması ihtimalinde davacının zararı şu şekilde hesaplanmıştır. 1.406.712,80 TL -------- arsa - zeytinlik olarak yapılan bilirkişi değerlendirmesi esas alınmıştır. Davacının hissesine dava tarihi itibariyle düşen zararı 8.196,33 TL'dir.

145.595.759,44 TL (125.780.691,22 + 44.815,068 cezai şart) ---------- ile yapılan kira sözleşmenin erken feshi sebebiyle uğranılan zarar. Davacının hissesine isabet eden miktar 11.10.2018 tarihi itibariyle 829.895,83 TL. 6.250.000,00 TL ---------- arsa ile ilgili zarar. Dava tarihi itibariyle davacıya isabet eden zarar 42.919,22 TL olarak hesaplanmıştır.

SONUÇ: Ayrıntıları yukarıda verilen incelemelerden sonuç olarak, nihai karar deliller ile doğrudan temas eden Yüce Mahkemenize ait olmak üzere, 1.) Davacının yönetim kurulunun yaptığı işlemlerden dolayı uğradığı doğrudan zararın 881.011,38 TL olarak hesaplandığı, 2.) Tarafların masraf, vekalet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Keyfiyeti Yüksek Mahkemenizin takdirlerine arz ederim.

Saygılarımla," şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür.

Davacı vekili 01/10/2024 tarihli talep artırım dilekçesiyle özetle; toplam 10.000,00 TL'lik taleplerini A) ---------- Arazinin yönetim kurulu başkan yardımcısına satışı sebebiyle doğan zarar taleplerini, 8.196,33 TL, B) ------- Erken Tahliyesi Sebebiyle doğan zarar taleplerini 829.895,83 TL ve C) ------------ no.lu Parsel Üzerinde Yapılan İnşaat Karşılığında Teslim Alınan Daireler sebebiyle doğan zarar taleplerini 42.919,22 TL olmak üzere Ek Bilirkişi Raporu uyarınca, toplam 881.011,38 TL'ye artırdıklarını, tamamlama harcı, artırılan tutar olan 871.011,38 TL üzerinden yatırıldığını ve harcın tamamlandığını bildirmiştir.

DAVANIN TESPİTİ, DAVA ŞARTLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ :Dava, davacı ortağın hissedarı olduğu dava dışı --------- Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi olan davalıların verdiği zararların şirkete ödenmesi istemine ilişkin açıldığı ancak yargılama sürecinde davacının ortaklığı sona erdiğinden dava tamamen ıslah edilerek doğrudan zarar olarak davacıya ödenmesine yönelik yöneticinin sorumluluğu kapsamında doğrudan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davacı taraf, ---------- arazinin yönetim kurulu başkan yardımcısına satışı sebebiyle, ----------- erken tahliyesi sebebiyle ve --------- numaralı parsel üzerinde yapılan inşaat karşılığında teslim alınan daireler sebebiyle doğan doğrudan zararını talep etmektedir.

Davalı taraf, taleplerin zaman aşımına uğradığını, davanın haksız olduğunu, dava tamamen ıslah edilmeden önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, herhangi bir zarar doğmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553 ncü maddesinin (1) nci fıkrası "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.", B) Şirketin zararı I - Genel olarak başlıklı 555 nci maddesinin (1) nci fıkrası "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir.

Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." ve V - Zamanaşımı başlıklı 560 ıncı maddesi "(1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır." hükmünü düzenlemiştir. Dava tarihinin 21/03/2018 olduğu göz önünde bulundurulduğunda; ---------arazinin satışının 29.12.2017 tarihinde gerçekleştiği ve zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıllık zaman aşımı süresi geçmediği,

---------- erken tahliyesi için Sulh Ve İbranamenin 27.10.2014 tarihinde imzalandığı ve zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıllık zaman aşımı süresi geçmediği ve --------- numaralı parsel üzerinde yapılan inşaat karşılığında teslim alınan daire anlaşmasının 27/04/2017 tarihinde gerçekleştiği ve zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıllık zaman aşımı süresi geçmediği anlaşıldığından davalıların zaman aşımı def'inin reddine karar verilmiştir.Dava tarihinin 21/03/2018 olduğu,

25/11/2019 tarihinde dava tamamen ıslah edilmiş ise de yeni davanın önceki davanın devamı sayılacağı ve dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk kurumu bulunmadığından bu yöndeki davalı taraf itirazları da reddedilmiştir.

Şirketi zarara uğrattığından bahisle yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yöneticinin kanun ve ana sözleşme ile kendisine yüklenilen görevlerini kusuru ile ihlal etmesi, bunun sonucu olarak bir zararın doğması gerekmekte olup, kusur ve zararı bunu iddia eden davacının ispatlaması gerekmektedir.

Yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu; --------- ili, ------- ilçesi, -------- mahallesi,---------- ada ---------- parsel numaralı taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 1.406.712,80 TL olarak hesaplandığı, satış bedeli olan 305.000,00 TL'den çıkartılarak davacı tarafın %0,57 hissesine düşen zararının 6.279,76 TL olarak hesaplandığı, taşınmazın gerçek değerinin altında satılması sebebiyle yöneticilerin kusurlu bulunduğu ve davacı tarafın doğrudan zararının doğduğu, davacı tarafın bu zararı talep edebileceği, davacı tarafın zararın doğumu tarihinden itibaren faiz talep ettiği, zararın satış tarihi olan 29.12.2017 tarihinde doğduğu,

bu tarihteki zararın 6.279,76 TL olduğu anlaşıldığından işbu talebinin 6.279,76 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.-------- ili, ---------- ilçesi, --------- mahallesi, -------- ada --------- parsel numaralı taşınmazda Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereği şirketin 2500 m2 Ticaret alanı ve 1500 m2 Konut alanı alımı yapacağı kararlaştırıldığı halde 4000 m2 Konut alanı teslim aldığı, bu sebeple şirketin uğradığı zararın 6.250.000,00 TL olduğu, davacı tarafın %0,57 hissesine düşen zararının 42.919,22 TL olarak hesaplandığı,

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'ne aykırı teslim alınma sebebiyle yöneticilerin kusurlu bulunduğu ve davacı tarafın doğrudan zararının doğduğu, davacı tarafın bu zararı talep edebileceği, davacı tarafın zararın doğumu tarihinden itibaren faiz talep ettiği, zararın ---------- ile anlaşılan 27/04/2017 tarihinde doğduğu, bu tarihteki zararın 42.919,22 TL olduğu anlaşıldığından işbu talebinin 42.919,22 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.

Davacı taraf --------- erken tahliyesi sebebiyle zarar talebinde bulunmuş ise de; şirketin ---------ile Sulh Ve İbra Protokolü yaparak 25.000.000,00 TL erken fesih sebebiyle tazminat aldığı, ----------- Sulh Hukuk Mahkemesi'nin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen 12.04.2016 tarih ve -------- Esas - ------- Karar sayılı ilamı göz önünde bulundurulduğunda şirketin yaptığı Sulh Ve İbra Protokolü'nün şirket ve ortakları lehine olduğu bu suretle yöneticilerinin kusur ve sorumluluğunu gerektirir bir zarar bulunmadığından davacı tarafın işbu talebinin reddine karar verilmiştir.

Müteveffa/davalı ...'un 07.09.2016 tarihinde öldüğü, zararlandırıcı işlemlerin 27/04/2017 ve 29/12/2017 tarihlerinde yapıldığı bu suretle Müteveffa/davalı ...'un mirasçısı sıfatıyla dahili davalı olan ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,

-------- ili, ---------- ilçesi, ---------- mahallesi,--------- ada ----------- parsel numaralı taşınmazın, şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ---------- satışından kaynaklı 6.279,76 TL zararın 29.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,

--------- ili, --------- ilçesi, ----------- mahallesi, ----------- ada ----------- parsel numaralı taşınmazda Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nden kaynaklı 48 adet konut teslim alınmasından kaynaklı 42.919,22 TL zararın 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,

-Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,

- Dahili davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan REDDİNE,

2-Harçlar Kanuna göre alınması gereken 3.360,78 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 170,78 TL harç ile tamamlama harcı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 15.170,78 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 11.810,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

3-Davacı tarafça peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan 3.360,78 TL harcın davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,

4-Davacı tarafından sarf edilen toplam 6.156,80 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 343,82 TL'sinin davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı ... tarafından sarf edilen 161,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 152,48 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,

6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,

7-Davalılar ..., ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılar ..., ..., ... ve ...'a verilmesine,

8-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı ...'a verilmesine,

9-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,

Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili, davalılar ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 18/12/2024

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/373, K. 2024/973, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No: 2024/973
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 21/03/2018
  7. Karar Tarihi: 18/12/2024
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Savunma
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/373
Karar No
2024/973
Tarih
18 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/373 K.2024/855
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2023/374 K.2024/1046
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/374 K.2024/735
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/374 K.2024/815
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/374 K.2024/708
  • Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/374 K.2024/775

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.