KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/709
- Karar No
- 2026/31
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2026
Karar Metni
6.297 kelime·31 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/709
KARAR NO : 2026/31
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/10/2024
KARAR TARİHİ : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili 01/10/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle, Davalı ----- tarafından, 13.01.2021 düzenleme, 13.08.2023 ödeme tarihli 1.200.000 USD bedelli senet için---Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- sayılı dosyası üzerinden 34.000-USD miktarlı ihtiyati haciz kararı alınmış, işbu karar sonrası -----İcra Dairesi ---- Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine ihtiyati haciz (34.000-USD) takibi başlatılmış, sonrasında işbu dosya üzerinden esas takibe (1.200.000-USD) geçilmiştir.
Taraflarınca takibe dayanak senetteki imzaya, takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edilerek----- İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----Esas sayılı dosyası üzerinden 29.12.2023 tarihinde "TAKİBİN DURDURULMASI TALEPLİ" dava ikame edilmiştir. Yine---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- sayılı dosyasındaki ihtiyati haciz kararına itirazda bulunulmuş ve şüpheli kişiler hakkında--- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ---- Nolu Soruşturma dosyası üzerinden şikayette bulunulmuştur. -----.
İcra Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasının 03.01.2024 tarihli ara kararı ile "Davacı tarafından mahkememiz dosyasına 34.000,00 USD'nin %20'si olan 6.800 USD (1 USD=29,54 TL, 6.800 USD x 29,54 TL = 200.872,00 TL) oranında nakdi teminat YATIRILDIĞINDA ya da kesin banka teminat mektubu SUNULDUĞUNDA; ---- İcra Müdürlüğünün --- esas sayılıtakip dosyasında ---- yönünden takibin durdurulmasına," karar verilmiştir.
Taraflarınca aynı gün (03.01.2024) 200.872,00 TL nakit teminatın dosyaya yatırılması üzerine takip tedbiren durdurulmuştur. Davalı (alacaklı) bu kez de ---. İcra Dairesi ---- Esas sayılı icra dosyasında 34.000-USD'lik ihtiyati haciz yönünden takibe devam etmiş olup bu haksız takip sebebiyle müvekkilinin taşınırlarına, taşınmazlarına, banka hesaplarına kısacası tüm mal varlığına taşkın hacizler konulmuştur. Taşkın hacze ilişkin---.
İcra Hukuk Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası üzerinden dava ikame edilmiştir. Taraflarınca İHTİYATİ HACZİN KALDIRILMASINA ilişkin dava ikame edilmiş, -----.İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasının 25.01.2024 tarihli ön inceleme ve tahkikat tutanağının 4 numaralı ara kararı ile ---. İcra Müdürlüğünün-----Esas sayılı dosyasına İİK 266.
Maddesi uyarınca, ihtiyati haciz miktarı olan 34.000-USD nakit veya teminat mektubu sunulması halinde talebin değerlendirilmesine," karar verilmiştir. Müvekkilinin tüm varlığı üzerinde hacizler bulunmasına rağmen 34.000-USD'LİK TEMİNAT MEKTUBU ÇEVRESİNDEN BORÇ BULMAK SURETİYLE BÜYÜK ZORLUKLA KARŞILANMIŞTIR. Bunun üzerine ----İcra Hukuk Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası üzerinden 34.000-USD'lik ihtiyati haciz kaldırılmıştır.
Taraflarınca 34.000-USD'lik İhtiyati haciz kararının kaldırılması esnasında davalı taraf bu kez de-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- sayılı dosyası üzerinden 100.000-USD'lik ihtiyati haciz kararı almıştır.-----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası üzerinden.
34.000-USD'lik ihtiyati haczin kaldırılmasına dair mahkeme kararı, yazılan müzekkere ve talepleri değerlendirilmemiş, buna rağmen davalının sonradan almış olduğu 100.000-USD'lik ihtiyati haciz kararı dosya arasına alınarak haksız şekilde uygulanmış ve müvekkilinin mal varlıkları üzerine önceki ihtiyati hacizler kaldırılmadan yeniden ihtiyati hacizler konulmuştur. Bu icra memur muamelesi -----.
İcra Hukuk Mahkemesi ------ Esas sayılı dosyası üzerinden şikayete konu edilmiş olup şikayetin kabulüne karar verilmiştir.----.İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında özel ve tek bir bilirkişiden alınan hatalı rapor ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş, ---- İcra Müdürlüğünce----Esas sayılı icra dosyasının tamamı kesinleştirilmiş, İcra Müdürlüğünce.
Müvekkilinin banka hesabında bulunan ve haczedilen 9.228,89 TL nakit para 26/02/2024 tarihinde---İcra Hukuk Mahkemesi'nin----- Esas sayılı dosyasının tedbir kararı için teminat olarak yatırılan 200.872,00 TL 26/02/2024 tarihinde, İhtiyati haczin kaldırılması için sunulan 34.000 USD'lik teminat mektubunun bozdurulması suretiyle tahsil edilen 1.056.505,80 TL 29/02/2024 tarihinde davalı vekili Av. ------ gönderilmiştir.
Yine müvekkilinin banka hesabında bulunan ve haczedilen 119,88 TL icra müdürlüğü kasasında bulunmakta ise de henüz reddiyatı yapılmamıştır. Davalı tarafça haciz ve satış işlemlerine devam edilmektedir.
Halihazırda müvekkiline ait --- İli, -/ İlçesi, ------ Mahallesi, 469 Ada 6 parsel sayılı 1.695,66 m2 yüzölçümlü “ARSA” vasıflı Borçluya ait (-- hissesi) ve --- İli, ---- İlçesi, ----- Mahallesi, 186 Ada 3 parsel sayılı 1.384,47 m2 yüzölçümlü “ARSA” vasıflı Borçluya ait (1/1 tam hissesi) için kıymet takdiri yapılmıştır. Yapılan kıymet takdirler----. İcra Hukuk Mahkemesi ------ Esas sayılı dosya üzerinden itiraz edilmiş olup dava devam etmektedir.
Senetteki imza ve yazıların müvekkiline ait olmaması, müvekkilinin senet lehtarı ya da cirantası ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmaması, davalılara karşı herhangi bir borcunun olmaması, söz konusu bononun geçerlilik şartlarını taşımaması sebebiyle işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur. ----- 20.05.2021 tarihinde vefat ettiği bilgisi edinildiğinden taraflarınca alınan Mirasçılık Belgesi gereği işbu dava ------ tek mirasçısına karşı ikame edilmiştir.
DAVALILAR İLE ARABULUCULUK GÖRÜŞMESİ GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ ANCAK ANLAŞMAYA VARILAMAMIŞTIR. Davalılar ile dava konusuna ilişkin arabuluculuk süreçleri tamamlanmış ve fakat anlaşmaya varılamamıştır. Söz konusu anlaşamama tutanakları ekte yer almaktadır. 1-) MÜVEKKİLİNİN DAVALILAR İLE TAKİBE KONU SENEDİN VERİLMESİNİ GEREKTİRİR HERHANGİ BİR TİCARİ İLİŞKİSİ OLMAMIŞTIR. Müvekkili hurda işi ile uğraşmakta olup kendisinin bonoda yazılı 1.200.000-USD gibi bir ticari hacmi bulunmamaktadır.
Yine müvekkili bonoda adı geçen lehtar ve cirantanın adını ilk kez duymuş olup kendisi bu kişileri tanımamaktadır. Müvekkili ile lehtar ya da ciranta arasında bu senedin düzenlenmesini gerektirir herhangi bir borç ilişkisi olmamış, müvekkili bu kişilerden herhangi bir şey satın almamış ya da bu kişilere borçlanmamıştır.
Kaldı ki senet tanzim tarihi olan 2021 yılı için 1.200.000-USD'nin fahişliği gözetildiğinde de müvekkilinin böylesi bir senede imza atması söz konusu olmayıp, bu hayatın olağan akışına da aykırıdır. Nitekim müvekkilinin 1.200.000-USD'lik bir ticaret yapabilecek ekonomik gücü bulunmamaktadır. Lehtar ya da cirantanın da böylesi bir ticari hacminin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.
Bununla birlikte davalı ----- soruşturma dosyasında talimat yoluyla alınan ifadesinde; --- CEO'luğuna karşılık elden nakit olarak 1.200.000-USD verdiğini, senedin buna karşılık teminat olarak kendisine verildiğini, ----- ile aralarında sözleşme bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak 2021 yılında 1.200.000-USD gibi bir bedelin elden nakit olarak teslim edilmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır.
Yine, davalı ----- vefatı sonrası ve sadece hiç tanımadığını ifade ettiği müvekkiline karşı takip yapmış, ---- ise yıllardır tanıdığını, ticaret adamı/basiretli tacir olduğu söylemesine rağmen bu kişiyi takip dışı bırakmış ve kötü niyetli yaklaşımını gözler önüne sermiştir. Yine ------ ile ortak bir iş yapacağını ve sözleşmesi bulunduğunu beyan etmişse de bugüne kadar sözleşme ya da başkaca bir delil sunulmamıştır.
Ayrıca 2021 yılında mahvına sebebiyet verecek bedelli bir senedi imza eden bir kişiden mal kaçırma, üzerinde mal bulundurmama yönünde bir tavır sergilemesi beklenecektir. Buna rağmen müvekkili hiçbir şekilde mal kaçırmadığı gibi 2021 yılı sonrasında da bizzat üzerine taşınmazlar satın almıştır. Bu husus dahi müvekkilinin böylesi bir borcunun bulunmadığının göstergesidir.
Bu hususta-----ait imza örnekleri de ekte sunulmakta olup ıslak imzalı belgelerin celp edilmesi ve senetteki tüm imzaların taraflara ait olup olmadığının araştırılmasını, bu hususta Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını, davalı ciranta, lehtar ve davalının soruşturma dosyasında bahsetmiş olduğu dava dışı ----- ticari hacimlerinin ve mali durumlarının araştırılmasını, defterlerin incelenerek davaya konu senedin verilmesini gerektirir ticaretlerinin olup olmadığının değerlendirilmesini talep ederiz.
2-) EKTE YER ALAN BİLİRKİŞİ RAPORU-TEKNİK MÜTALAA İLE DE SABİT OLDUĞU ÜZERE SENET ÜZERİNDEKİ İMZALAR MÜVEKKİ----AİT DEĞİLDİR. Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; senetteki imzaların müvekkiline ait olup olmadığına ilişkin Ceza ve Hukuk Yeminli Adli Bilirkişi Belge İnceleme Yazı-İmza ve Sahtecilik Uzmanı ----- tarafından Teknik Mütalaa- Bilirkişi Raporu düzenlenmiştir.
İlgili raporda olay geniş, detaylı, açık ve net görsellerle desteklenerek anlatılmış, SENET ÜZERİNDEKİ İMZALARIN ----- ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI TESPİT EDİLMİŞ, YİNE İCRA HUKUK VE SAVCILIK MAKAMINCA ALDIRILAN 13.02.2024 VE 10.06.2024 TARİHLİ RAPORLARIN NEDEN DENETİME ELVERİŞLİ OLMADIĞI TÜM TEKNİK BOYUTLARI İLE AYRINTILI ŞEKİLDE AÇIKLANMIŞTIR.
SAİR DOSYALAR VE TEKNİK MÜTALAA DEĞERLENDİRMESİNDEKİ SONUÇ KANAATLERİ FARKLI OLDUĞUNDAN ÇELİŞKİ MEYDANA GELMİŞ OLUP ADLİ TIP KURUMU'NDAN BU ÇELİŞKİYİ GİDEREBİLECEK TÜRDE DETAYLI RAPOR ALINMASINI TALEP ETTİKLERİNİ,
"..Belirtmek gerekir ki Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 25.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ile keşideci imzasının kuvvetle muhtemel şirket yetkilisi ...'nın eli ürünü olduğu sonucuna ulaşılması, ilk olarak imzanın kesin olarak ... eli ürünü olduğu sonucuna ulaşılamadığını ortaya koymaktadır.
İkinci olarak ise mukayese imzaları ile takibe dayanak çek üzerindeki imzanın karşılaştırılmasına göre kesin bir sonuca ulaşılmasının da olanaklı olmadığının tespiti anlamına gelmektedir. Bu itibarla Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 25.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ile dosya kapsamındaki diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu açıktır.
Bu açıklamalara göre 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, takibe dayanak çek üzerindeki keşideci imzasının Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenmesi ve bu suretle alınacak bilirkişi raporu da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir..." (Yargıtay Kararı - HGK., -----3-) TAKİBE KONU SENET ÜZERİNDE TAHRİFAT YAPILMIŞTIR.
BU SENETLER KAMBİYO VASFINA HAİZ SENETLER OLMADIĞI GİBİ MÜVEKKİLİNİN DAVALILARA BORCU BULUNMAMAKTADIR. Takibe konu senet üzerinde tahrifat yapılmıştır. Bu senet kanuni nitelikleri haiz olmayıp kambiyo vasfına haiz değildir. 4-) 1.200.000-USD GİBİ FAHİŞ BİR RAKAM HURDA İŞİ İLE İLGİLENEN MÜVEKKİLİNİN MAHVINA SEBEP OLMUŞTUR.
DAVALININ İCRA DOSYASINDA GÜN AŞIRI HACİZ VE SATIŞ İŞLEMİ GERÇEKLEŞTİRDİĞİ, KIYMET TAKDİRLERİN YAPILDIĞI, MÜVEKKİLİNİN YATIRMIŞ OLDUĞU TEMİNAT VE HACİZ YOLUYLA ELDE EDİLEN TÜM PARALARIN DAVALIYA ÖDENDİĞİ DE GÖZETİLEREK İVEDİLİKLE İHTİYATİ TEDBİRE İLİŞKİN TALEPLERİNİN TEMİNATSIZ OLARAK KABULÜ GEREKMEKTEDİR. Müvekkili esnaftır ve sürekli ticari ilişkiye muhtaç durumdadır.
Ancak bugüne dek müvekkilinin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlıklarına hacizler, yakalamalar konulması ve halihazırda satış işlemlerinin gerçekleştirilmesi müvekkilini çok büyük zarara uğratmıştır. Bununla birlikte bugüne dek taraflarınca yatırılmış olan 200.872,00-TL’lik teminat, bankadan gelen 9.228,89 TL ve İhtiyati haczin kaldırılması için taraflarınca sunulan 34.000-USD’lik nakdi teminat mektubu da paraya çevrilerek davalı tarafa ödenmiştir.
Müvekkilinin tüm mal varlığı üzerinde uygulanan bu hacizler, blokeler ve satışlar nedeniyle kendisinin ticari işleri zarara uğramanın da ötesine geçerek DURMUŞTUR. KISACASI MÜVEKKİLİNİN MAHVINA SEBEBİYET VERİLMİŞTİR. Ancak süregelen yargılamalarda henüz kararlar kesinleşmemiş olup müvekkilinin ve mal varlığının korunması gerekmektedir. Kaldı ki alacaklı taraf gerek teminat gerekse tazminat ile zaten koruma altındadır.
Buna karşın tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilinin malvarlığı üzerinde telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verilecektir. Bu bakımdan MÜVEKKİLİNİN TÜM MAL VARLIĞI ÜZERİNDE HACİZLER VE BLOKELER BULUNDUĞU, TAŞINIR/TAŞINMAZ TÜM MALVARLIĞININ SATIŞ İŞLEMLERİNE KONU EDİLDİĞİ, MÜVEKKİLİNİN BUNLAR ÜZERİNDE TASARRUFTA BULUNAMADIĞI, DOLAYISIYLA TEMİNATI KARŞILAR EKONOMİK GÜCÜ BULUNMADIĞI GÖZETİLEREK TEMİNATSIZ OLARAK İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLEREK.
TAKİBİN, İCRA VE SATIŞ İŞLEMLERİNİN DURDURULMASINA, HACİZLERİN KALDIRILMASINA, İCRA VEZNESİNE GİREN PARALARIN ALACAKLIYA VERİLMEMESİNE, DAVALI----- TARAFINDAN ----. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN---- SAYILI DOSYASI İLE -----. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ------ SAYILI DOSYASINA YATIRILAN TEMİNATLARIN DAVALIYA ÖDENMEMESİ YÖNÜNDE TEDBİR KARARI VERİLMESİNE KARAR VERİLMESİ ZORUNLULUK TEŞKİL ETMEKTEDİR.
Söz konusu senedin icrasının tedbiren durdurulmaması halinde telafisi mümkün olmayacak şekilde müvekkili aleyhine haksız ve mesnetsiz haciz ve satış işlemlerine devam olunacak, bu sosyal ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacak ve hukuk düzeni bunu korumayacaktır.
HMK m. 389 "..Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir..." hükmünü haiz olup somut uyuşmazlıkta işbu madde de yer alan tüm şartlar vuku bulmuştur.
Yukarıda izah edilen nedenlerle ve HMK.389, İİK 72 vb. İlgili maddeler uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamı ile bu hususun ivedilikle İcra Müdürlüklerine bildirilmesini talep ettiklerini, 5-) ADLİ YARDIM TALEPLERİNİ KABULÜ GEREKMEKTEDİR. İşbu davaya konu miktarın 1.200.000 USD olduğu gözetildiğinde davacı müvekkili işbu davanın harç ve masraflarını karşılamaya yetecek ekonomik kudrete sahip değildir.
Nitekim davalı taraf müvekkilinin tüm malvarlığı üzerine hacizler, blokeler koymuş, halihazırda da satış işlemlerine devam etmektedir. Müvekkili ise tüm malvarlığını çevresinden aldığı borçlarla birlikte nakit teminat ve teminat mektubu olarak yatırmıştır.
Müvekkilinin tüm mal varlığı üzerinde aşkın hacizler bulunması, mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunamaması, işbu davanın harç ve öngörülecek teminatını karşılar mal varlığının bulunmaması kısacası müvekkilinin öngörülecek harç ya da teminat miktarını karşılar ekonomik gücü bulunmaması sebebiyle kendisi mevcut borçlarını dahi ödeyememekte, aciz içerisindedir.
Bu nedenlerle müvekkilinin HMK 334 Vd. maddeleri uyarınca ADLİ YARDIM yolu ile mezkûr davanın her türlü harç, teminat ve mahkeme masraflarından muaf tutulmasını talep ettiklerini, YUKARIDA AÇIKLANAN, RESEN GÖZ ÖNÜNE ALINACAK NEDENLER VE FAZLAYA DAİR ÖDEMELER İÇİN TALEP VE DAVA HAKKI SAKLI KALMAK KAYDIYLA.
ADLİ YARDIM TALEPLERİNİN KABULÜ İLE ---.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine konu 13.01.2021 düzenleme, 13.08.2023 ödeme tarihli 1.200.000 USD bedelli senede ilişkin MÜVEKKİLİNİN BORÇLU BULUNMADIĞININ TESPİTİNE, TAKİBE KONU SENETTEKİ YAZI VE İMZALARIN MÜVEKKİLİNE AİT OLMADIĞININ TESPİTİNE, icra dosyasından davalı alacaklıya ödenen 200.872,00-TL’lik teminat,
bankadan gelen 9.228,89 TL nakit para ve İhtiyati haczin kaldırılması için taraflarınca sunulan nakdi teminat mektubunun bozdurulması suretiyle davalıya ödenen 34.000-USD-1.056.505,80 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek en yüksek faizi ile istirdadına ve müvekkiline ödenmesine,----İCRA MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN ---- İCRA DAİRESİNİN ------ SAYILI DOSYALARININ YARGILAMA SONUÇLANINCAYA KADAR TEMİNATSIZ OLARAK TEDBİREN DURDURULMASI VE HAKLI DAVANIN KABULÜ İÇİN MAHKEMEYE
"..Teknolojinin de gelişmesiyle, imza taklidi yapan makinelerin üretilmesi, bilgisayar ortamında sahte senetlerin, imzaların üretilebilmesi, pencere sahteciliği denilen yöntemle borçlu aslında başka bir belgeyi imzaladığını düşünürken kambiyo senedini imzalaması ve başka birçok yöntemle hukuka aykırı şekilde kambiyo senedi düzenlendiğine uygulamada sıklıkla karşılaşılmaktadır.
Sahte senet düzenlemeyi meslek haline getirmiş kişilerce, kanundaki boşluklardan da faydalanmak suretiyle, hedef olarak belirlenen kişiler mağdur edilmektedir.
Bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, senet üzerindeki bedelin büyüklüğü, senette malen veya nakden ibaresini içerir bedel kaydının bulunup bulunmadığı, tarafların ekonomik durumu ve yaptıkları iş, hayatın olağan akışı ve başka birçok durumun her somut olayda ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği.." (Yargıtay HGK, -----18.06.2019 tarihli kararı)
başvurma zorunluluğu hasıl olduğundan bahisle öncelikle. ADLİ YARDIM TALEPLERİNİN KABULÜ İLE müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı şekilde mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için, İİK 72 vd. uyarınca İCRA TAKİBİNİN (--- İcra Dairesi ---- ve ---- İcra Dairesi ---.
Sayılı Dosyaları) TEMİNATSIZ OLARAK TEDBİREN DURDURULMASI KARARI VERİLMESİNE, bu tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına ve bu hususun ivedilikle İcra Müdürlüklerine bildirilmesine, FAZLAYA İLİŞKİN HER TÜRLÜ TALEP VE DAVA HAKKI SAKLI KALMAK KAYDIYLA.
DAVACI MÜVEKKİLİNİN -----İCRA DAİRESİ----VE ----- İCRA DAİRESİ ----- SAYILI DOSYALARINDAN VE TAKİBE KONU EDİLEN 13.01.2021 DÜZENLEME, 13.08.2023 ÖDEME TARİHLİ 1.200.000 USD BEDELLİ SENETTEN DOLAYI BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, (İLERİDE MUHTEMEL İSTİRDAT HAKKININ SAKLI TUTULMASINA), DAVAYA KONU TAKİP VE SENEDİN İPTALİ İLE TARAFLARINA İADESİNE, İCRA DOSYASINDAN DAVALI ALACAKLIYA ÖDENEN 200.872,00-TL’LİK TEMİNAT,
BANKADAN GELEN 9.228,89 TL NAKİT PARA VE İHTİYATİ HACZİN KALDIRILMASI İÇİN TARAFLARINCA SUNULAN NAKDİ TEMİNAT MEKTUBUNUN BOZDURULMASI SURETİYLE DAVALIYA ÖDENEN 34.000-USD-1.056.505,80 TL'NİN ÖDEME TARİHLERİNDEN İTİBAREN İŞLETİLECEK EN YÜKSEK FAİZİ İLE İSTİRDADINA VE MÜVEKKİLİNE ÖDENMESİNE, İcra takibine itiraz etmeleri ve davalıya karşı tazminatlarını güvence altına almak adına dava sonuçlanıncaya kadar davalı ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- dosyasına yatırmış olduğu 149.243,34-TL teminat ile ------.
Asliye Ticaret Mahkemesinin------ sayılı dosyasına yatırmış olduğu 605.460,00 TL TEMİNATLARIN TEDBİREN ALACAKLIYA ÖDENMEMESİ YÖNÜNDE TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, davalıların kötü niyetli ve ağır kusurlu olması sebebiyle asıl alacak bedelinin %40’ından az olmamak üzere KÖTÜNİYET TAZMİNATINA MAHKÛM EDİLMESİNE, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini davacı müvekkili adına mahkemeden vekaleten talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ---- vekili 16.10.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Davacı ------ vekili 01.10.2024 tarihli dava dilekçesinde. Eldeki davaya dayanak uyuşmazlığın 13.01.2021 tanzim 13.08.2023 ödeme tarih ve 1.200.000,00 USD bedelli senede dayalı olduğunu.
Dayanak senedin -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- sayılı ihtiyati haciz talepli dosyasına (34.000,00 USD bedel üzerinden) sonrasında -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- sayılı ihtiyati haciz talepli dosyasına (100.000,00 USD bedel üzerinden) konu edildiğini; ---. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- sayılı 34.000,00 USD bedelli ihtiyati haciz kararını----.İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----.
Sayılı dosyası üzerinden kaldırıldığını;----.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin-----sayılı 100.000,00 USD bedelli ihtiyati haciz kararının ise infaz edildiğini. 34.000,00 USD bedelli ihtiyati haciz kararı (----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----kaldırılana kadar, anılan kararı---- Müdürlüğü'nün ------ Sayılı icra takip dosyası üzerinden infaz edildiğini ve aşkın haciz yapıldığını. Aşkın ihtiyati hacze yönelik-----. İcra Hukuk Mahkemesi ----- Sayılı dava dosyası açıldığını.
İhtiyati haciz kararlarının infaz ediliği icra takip dosyasının esas takibe döndüğünü ve takibe itiraz edilere----- İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden 29.12.2023 tarihinde "Takibin Durdurulması Talepli" dava ikame edildiğini; ----İcra Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dava dosyası üzerinden açılan takibin durdurulması talepli davada ilk etapta davacı borçlu ------ yönünden takibin durdurulmasına karar verilse de takip eden süreçte davanın yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu kapsamında kaldırıldığını.
Takip durdurma kararının kaldıırlmasını takiben de icra takip dosyasının davacı borçlu aleyhine işlem doğuracak şekilde infaz edildiğini.
Takibe dayanak senetteki imza ve yazıların davacı asile ait olmadığını; davacı asil ile senet lehtarı ya da cirantası arasında herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını; davalı müvekkil asil ve diğer davalılara karşı herhangi bir borcunun olmadığını; söz konusu bononun geçerlilik şartlarını taşımadığını; beyan ederek; davacı asilin borçlu olmadığının tespitine, ileride muhtemel istirdat haklarının saklı tutulmasına, davaya konu takip ve senedin iptali ile davacı asile iadesine, davalıya ödenen bedelin iadesine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
I. 13.01.2021 Tanzim 13.08.2023 Ödeme Tarih Ve 1.200.000,00 USD Bedelli Senede Yönelik Beyanlarımız: Dava konusu uyuşmazlık 13.01.2021 tanzim 13.08.2023 ödeme tarih ve 1.200.000,00 USD bedelli senede ilişkin olup, anılan senedin varlığı işbu dava dilekçesi, senedin görseli ise işbu dava dilekçesi ekinde yer alan bilirkişi raporundaki görsel ile taraflarından öğrenilmiştir. Senedin keşidecisinin davacı asil----, alacaklısı müteveffa --- ve cirantası ----.
Senet 13.01.2021 tarihinde tanzim edilmiş olup, müteveffa -----, senet keşide edildikten 4 ay sonra 20.05.2021 tarihinde vefat etmiştir. II. Müteveffa Senet Lehdarı ----- Mirası Müvekkili ------ Tarafından Kayıtsız, Şartsız ve Kesin Olacak Şekilde Red Edilmiş Olup.
Dava Konusu Uyuşmazlığın Müvekkili Asil Tarafından Devam Ettirilmesinin /Müvekkili Asile Yönlendirilmesinin Mümkün Olmadığını Beyan Ederiz: Yukarıda da vurgulandığı üzere müteveffa------, senet keşide edildikten 4 ay sonra 20.05.2021 tarihinde vefat etmiş olup, müteveffa lehdar ----mirası yasal 3 aylık süre içerisinde müvekkili asil ----- tarafından kayıtsız şartsız ve kesin olacak şekilde red edilmiştir.
Esasen salt bu nedenle, davacı asilin eldeki davasına konu ettiği icra takip dosyasına ne müteveffa -----mirası red eden müvekkili ----- alacaklı sıfatına haiz değildir. Mirasın kayıtsız şartsız ve kesin olacak şekilde müvekkili ------tarafından red edildiğini ortaya koyar -----. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin -----sayılı ilam aslı ile anılan ilama ilişkin kesinleşme şerhi aslını ibraz eder, eldeki davada taraflarına husumet yönlendirilemeyeceğini beyan etmektedir.
Öte yandan davalı ------- kalan mirasın taraflarından kayıtsız, şartsız ve kesin olacak şekilde red ettiğinin aksini kabul etmemekle beraber; ------ Sulh Hukuk Mahkemesinin ----- Esas sayılı dava dosyası üzerinden tesis edilen 07.04.2022 tarih ve 1 nolu ara karar kapsamında, ----.
Sulh Hukuk Mahkemesinin ------ Tereke dava dosyası üzerinden Tereke (Resmen Yönetilme Ve Tasfiye İstemli) dava açıldığı, açılan davanın yapılan yargılamasında tasfiyeye yönelik ilan yapıldığı, yapılan ilamı takiben de ara karar tesis edilerek tereke temsilcisi olarak ----- Barosu avukatlarından ----- T.C. Kimlik numaralı Av. ----- tereke tasfiye memuru olarak atandığını beyan eder tensip ve takdirlerinize arz ederiz.
Hal böyle olunca, kesinleşen ----- Sulh Hukuk Mahkemesinin ilamı gereğince eldeki dava konusu uyuşmazlığın müvekkili asil tarafından devam ettirilmesi/ müvekkili asile yönlendirilmesi mümkün olmayıp tensip ve takdirlerinize arz ederiz.
III. Ayrık Beyanlarımız: Yukarıdaki başlıklar altında da vurgulandığı üzere gerek dayanak senet gerekse dayanak icra takibi ve akabinde yapılan tahsilatlar müvekkili asil kontrolünde ve bilgisi dahlinde olmadığından bahisle açılan davanın müvekkili asil tarafından devam ettirilmesinin / müvekkili asile yönlendirilmesinin mümkün olamayacağını beyan eder bu beyanları kapsamında dosyanın karara çıkarak yargılama harç ve giderleri ile vekillik ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava---- vekili 22/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Huzurda ikame olunan dava ile davacı yan, taraflarınca kendisi aleyhine ----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibinin sahte senede dayandığını, davacı ----- tarafından hiçbir suretle davaya konu senedin imzalanmadığını, davacı yanın istemi ile Ceza ve Hukuk Yeminli Adli Bilirkişi Belge İnceleme Yazı-İmza ve Sahtecilik Uzmanı ---- tarafından Teknik Mütalaa- Bilirkişi Raporunun tesis edildiği ve ilgili rapor sonucunda senette bulunan imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davacı ----- ile müvekkili ------ herhangi bir tanışıklığının olmadığını iddia etmiştir.
Mezkur beyanların hukuka aykırı soyut ve mesnetsiz iddialardan ibaret olması hasebiyle taraflarınca kabulü mümkün değildir.
Şöyle ki: A) KEŞİDEC------ İLE MÜVEKKİLİ ARASINDAKİ TİCARİ/HUKUKİ İLİŞKİ HAKKINDA: Davacı yan, müvekkili ile kendi arasında hiçbir ticari işin bulunmadığını, müvekkili hiçbir suretle tanımadığını, işbu sebeple de 13.01.2021 düzenleme, 13.08.2023 ödeme tarihli 1.200.000 USD bedelli senede/bonoya mezkur tanışıklığın ve ticari ilişkinin olmaması da gerekçe alınarak sahte olduğunu iddia etmiştir.
İşbu sebeple keşideci, lehtar, hamil sıfatlarının ve mezkur sıfatlar arasındaki hukuki ilişkinin taraflarınca tanımlanması zarureti hasıl olmuştur. Davaya konu senet, özellikleri bakımından kıymetli evrak türlerinden bonoyu temsil etmektedir. Bono ikili bir ilişki oluşturmakla, bu ilişkide, düzenleyen (keşideci) ve lehtar bulunmaktadır. Bono, keşideci tarafından düzenlenmekte olup; akabinde lehtara verilmektedir. Haliyle lehtar aynı zamanda ilk hamil sıfatına da haizdir.
Keşideci mezkur ilişkinin tesis edilmesi ile lehtara karşı soyut bir borç ikrarında bulunmakta olup; bu şekilde senet üzerindeki bedeli vadesinde ödeme yükümlülüğü altına girmektedir. Mezkur durum uyarınca bono alacaklısı, düzenlenen senedin yetkili ve son hamili olacaktır. Bir bonunun asli borçlusu yani bonoyu ödemesi gereken kimse ise bonuyu düzenleyerek imza atan kimse yani keşideci olacaktır. Asli borçlu dışındaki kimseler de müracaat borçlusu olarak adlandırılır.
Buna göre, bonoda düzenleyen (keşideci) asli borçlu olarak borcu öncelikle ödemesi gereken borçlu olacaktır.
Türk Ticaret Kanunu Bono veya Emre Yazılı Senet C) Uygulanacak hükümler MADDE 778- (1) : Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; b) Vadeye dair 703 ilâ 707, c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712, d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732, e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742, f) Suretler hakkındaki 746 ve 747, g) Değiştirmeye dair 748, h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751, ı) İptale dair 757 ilâ 765, i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin yasak, poliçeye dair işlemlerin yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ 756, j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci,
maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir.'' MADDESİ UYARINCA : A) Başvurma hakkı I - Genel olarak MADDE 713- (1) : Vadede poliçe ödenmemişse hamil, cirantalara, düzenleyene ve poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişilere başvurabilir.'' denmek suretiyle hamilin ister keşideciye isterse de lehtara başvurmasına engel bir durum olmadığı açıkça hüküm altına alınmıştır.
Mezkur kanun maddeleri ve yukarıda anlatılan tanımlamalardan da anlaşılacağı üzere; senedin asli borçlusu keşideci olmakla, senedin cirolanmış olması halinde alacaklı hamilin keşideciye başvurmasına engel bir durum olmadığı izahtan varestedir.
Hal böyle iken; davacı yanın iddia ettiği ''müvekkilim ile lehtarın hiçbir suretle ticari iş yapmadığı ve müvekkilimin cirantayı tanımadığından bahisle senedin kurgudan ibaret olduğu ve bu sebeple sahte olduğu'' hususlarının hiçbir mahiyetinin olmadığı açıktır. Zira, Mahkemece de takdir edilecektir ki, taraflarınca mezkur senet lehtar ----- teslim alınmış olup, alacaklarının ticari mahiyeti ve içeriği lehtar ile yapılacak hukuki işlemlerde gündeme gelecektir.
DAVAYA KONU SENEDE BAKILDIĞINDA SENEDİN LEHTAR TARAFINDAN MÜVEKKİLİ ADINA CİROLANDIĞI, SON CİROLANAN KİŞİ MÜVEKKİLİ OLDUĞUNDAN HAMİL SIFATIYLA MÜVEKKİLİNİN SENEDİ ELİNDE BULUNDURDUĞU AÇIKÇA ANLAŞILMAKTADIR. SENET MÜVEKKİLİNE KEŞİDECİ TARAFINDAN TESLİM EDİLMEMİŞTİR. SENET ZATEN MÜVEKKİLİ TARAFINDAN, LEHTAR SIFATI İLE ----- TESLİM ALINMIŞTIR.
HALİYLE KEŞİDECİNİN MÜVEKKİLİ TANIMAMASININ VEYAHUT KEŞİDECİ İLE MÜVEKKİLİ ARASINDA TİCARİ İLİŞKİNİN OLMAMASININ SENEDİN SAHTELİĞİ İDDİASINA DAYANAK OLAMAYACAĞI İZAHTAN VARESTEDİR. DAVACI YANIN ARZ OLUNAN DAVA DİLEKÇESİNDE ------ MÜVEKKİLİ İLE HERHANGİ BİR TANIŞIKLIĞI VE TİCARİ İLİŞKİSİNİN OLMADIĞI HUSUSUNU SIKÇA İFADE ETMESİ MAHKEMENİN ALGISINI YÖNETMEYE YÖNELİK MESNETSİZ İDDİALARDAN İBARETTİR.
ZİRA TÜRK TİCARET KANUNU KAPSAMINDA KEŞİDECİ SIFATINA HAİZ DAVACI YANIN SORUMLULUĞUNUN MEZKUR İDDİA İLE KALDIRILAMAYACAĞI AÇIKTIR. Kaldı ki, kambiyo senetleri sebepten soyut senetlerdir. Hamilin, keşideci ile arasındaki ticari ilişkinin mahiyetinin ve doğruluğunun önem arz etmesi ve davaya konu edilebilmesi için, ilk hamile karşı açılmış bir davanın söz konusu olması gerektiği açıktır.
Müvekkili ilk hamil yani keşideciden senedi ilk teslim alan olmadığından, lehtar ----- arasındaki ticari ilişkiden de müvekkili sorumlu tutulamayacağından davacı yanın mezkur hususlara dayanarak senedin sahte olduğu yönündeki iddialarının kabulü mümkün değildir. Kanun lafzından da açıkça anlaşıldığı üzere; her bir alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki kendine mahsustur.
B) DAVACI YANIN, DAVAYA KONU SENETTE BULUNAN İMZANIN KEŞİDECİ ------AİT OLMADIĞI YÖNÜNDEKİ İDDİALARI HAKKINDA: Davacı taraf, müvekkilinin bono alacağına karşı kendisine başlatmış oldukları icra takibine karşı ---.
İcra Hukuk Mahkemesi'nin-----sayılı dosyası ile bono üzerindeki imzaların kendilerine ait olmadığından bahisle imzaya itiraz davası açmış ve ---- Cumhuriyet Başsavcılığının-----sayılı dosyası ile de yine aynı sebebe dayanarak müvekkili hakkında dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunmuştur.
İmzaya itiraz davası olan, ----İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında davacının imzanın kendilerine ait olmadığı yönündeki iddiaları doğrultusunda mahkemece bono düzenlenme tarihine yakın tarihli davacıya ait imza örnekleri ilgili kurumlardan getirtilmiş, davacının huzurda imzaları alınmış ve mukayese imza örnekleri ile bono üzerindeki imzaların karşılaştırılması için dosya mahkemece bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Akabinde, bilirkişice yapılan incelemeler sonucu hazırlanan 13/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ilgili mahkemeye sunulmuştur.
Mahkemece atanan bilirkişi tarafından hazırlanan raporun sonuç kısmında, "Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığım doğrultuda; davacı ---- referans imzaları ile aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden gözlemlenen benzerlikler yanında karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler itibarıyla da ileri düzeyde uygunluk ve benzerlik saptandığından;
inceleme konusu, alacaklı ----- adlarına düzenlenmiş, “13/01/2021” düzenleme tarih ve “13/08/2023” ödeme günlü, “1.200.000 / Birmilyonikiyüzbin USD” meblağlı senet aslında ---- adına atfen atılmış olan borçlu imzalarının, davacı ----- eli ürünü olduğu sonucuna varılmıştır." denilerek bono üzerinde ki imzaların borçlu ------ait olduğu tespit edilmiştir.
Daha sonrasında, mahkemece yargılama yapılarak, bono üzerindeki imzaların davacıya ait olduğu belirlendiğinden davacının açmış olduğu imzaya itiraz davasının reddine karar verilerek davacı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Akabinde mezkur karar istinaf edilmiş olmakla, yapılan istinaf incelemesinde davacı yanın başvurusu esastan reddedilmiştir.
Ayrıca daha önce de mahkemeye arz edildiği üzere; bahse konu mahkeme dosyasında, senet aslı ve davacının ilgili kurumlardan getirtilen mukayese imza örnekleri üzerinde taraflarınca da alanında uzman kişi olan Dr.----- inceleme yaptırtılarak kendisinden uzman görüşü raporu alınmıştır.
Adli Belge İnceleme ve Grafoloji Uzmanı olan Dr. ----- tarafından hazırlanan uzman görüşü raporunda da bono üzerindeki imzaların borçluya ait olduğu ayrıca imza hanesinde yazılı olan borçlu ad, soyadı ile bono üzerinde ki yazıların borçlunun el ürünü olduğu tespit edilmiştir.
Davacının müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduğu ----- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- Sor. sayılı dosyasında da savcılık makamınca davacıya ait mukayese imza örnekleri ile senet aslı, imza incelemesi için davacının özellikle imza incelemesine gönderilmesini istediği kurum olan Jandarma Genel Komutanlığı ------ Kriminal Daire Başkanlığı'na gönderilmiş ve ilgili kurumca hazırlanan 13/06/2024 tarihli raporda da bono üzerinde ki imzaların davacı -----ait olduğu tespit edilmiştir.
Akabinde, ------ Cumhuriyet Başsavcılığınca, borçlunun iddialarının gerçeği yansıtmaması, aldırılan kriminal raporda bono üzerinde ki imzaların borçluya ait olduğunun tespit edilmesi hasebiyle soruşturma dosyası kapsamında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilmiştir.
Daha sonrasında, savcılıkça verilen takipsizlik kararına davalı tarafça itiraz edilmiş ve ----- Sulh Ceza Hakimliği'nin ------ sayılı dosyası ile yapılan inceleme neticesinde ilgili mahkemece takipsizlik kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, davaya konu bono üzerindeki imzaların ve hatta el yazılarının dahi davacı ------ait olduğu sabit olup davalı tarafın halen daha imzaların kendilerine ait olmadığından bahisle ----.
İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyası ile haklı olarak davacı aleyhine başlatmış oldukları takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını istemesi tamamen süreci uzatmaya yönelik kötü niyetli hareket ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, yetkili mercilerce aldırılan raporlar doğrultusunda bono üzerinde ki imzaların davacıya ait olduğu aşikar olduğundan davacının bu aşamada tedbiren takibin durdurulması talebinin mahkemece reddedilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, davacı tarafın mahkemeye sunmuş olduğu, senet üzerinde ki imzaların sözde davacıya ait olmadığına ilişkin 19/07/2024 tarihli uzman görüş raporu -----. İcra Hukuk Mahkemesi'nin------. sayılı dosyasında aldırmış olduğu bilirkişi raporu ve soruşturma dosyasında savcılıkça Jandarma Kriminal Daire Başkanlığından aldırılan raporlar üzerinde ki borçluya ait mukayese imzalara ait görseller ve senet fotokopisi üzerinden inceleme yapılarak hazırlanmıştır.
Bu durum, bahse konu sözde raporun ikinci sayfasında ki "İNCELEME VE DEĞERLENDİRME" başlıklı kısmında bulunan----- İCRA HUKUK MAHKEMESİ------ Esas nolu dosya kapsamında sunulan 13/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ve 10/06/2024 tarihli "UZMANLIK RAPORU" belgelerinde.
Belirtilen görüş ve görsellere ait bulguların değerlendirilmesi ile inceleme konusu senet üzerindeki " -------" adına atfen atılı imzaların, şüpheli eli ürünü olup olmadığının tespiti için, Rapor görsellerindeki mukayese esas örneklerle karşılıklı tetkik edilerek, senet fotokopi belge üzerinde yapılan genel incelemelerde,...." cümlesinden açıkça anlaşılmaktadır.
Mahkemece de bilindiği üzere, yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması ve bu şekilde hazırlanan raporların hükme esas alınması mümkün değildir. Konu ile ilgili olarak ilgili yargıtay kararları aşağıda belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun-------Sayılı İlamı.
"HMK’nın 211. maddesi uyarınca sahtecilik hususunda sıhhatli bir sonuç alınabilmesi ve kesin bir kanaat oluşması için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan ilgili kişiye ait mukayeseye elverişli yazı ve imzalar temin edildikten sonra sahtelik iddiasına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir. Bu nedenle imza incelemesine esas alınan ilgili tarafın tatbike medar (uygulamaya elverişli) imzalarının bulunduğu belge asıllarının getirtilerek, incelemenin bunlar üzerinden yapılması gerekir" Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin ------Sayılı İlamı. "Dava, takibe konu bonolardan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı kambiyo senetlerindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiş, mahkemece imza incelemesi hususunda rapor alınmış ise de inceleme fotokopi senet örnekleri üzerinden yapılmıştır. Fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamaz ve fotokopi belge üzerinden düzenlenen rapor hükme esas alınamaz. Mahkemece senet asıllarının nerede olduğu hususunda davalıya açıklama yaptırılarak senet asıllarının getirtilmesi, ibrazı gerekir.
Senet aslı ibraz edilmediği takdirde ispat yükü davalıya ait olduğundan mahkemece bu husus gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir." Yargıtay ----. Hukuk Daires-----. Sayılı İlamı. "Dava tüketici sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Davalılar yargılama sırasında dava konusu tüketici sözleşmesinde yer alan imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürmüşlerdir.
Mahkemece davalı … yönünden imza incelemesi yapılması amacıyla bilirkişi raporu alınmış, söz konusu imzanın davalının eli ürünü olduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir. Hükme esas alınan bu bilirkişi raporunda, sözleşmedeki imza ile mukayese edilen imzaların bulunduğu belgelerin fotokopisi üzerinde inceleme yapılmak suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılarak tanzim edilen rapora itibar edilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca mahkemece, sözleşmedeki imza ile karşılaştırılan imzaların bulunduğu belgelerin aslı üzerinden yeniden bir inceleme yaptırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, fotokopi belge üzerindeki imza incelemesi ile yetinilip sözleşmedeki imzanın davalı …’in eli ürünü olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin -----. Sayılı İlamı.
"Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Ayrıca yerleşik Yargıtay uygulamasına ve Dairemizin istikrar bulan kararlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir.
Bu sebeple imza incelemesine esas alınan borçlunun uygulamaya elverişli imzalarının bulunduğu belge asıllarının getirtilerek incelemenin bunlar üzerinden yapılması gerekir." şeklindedir.
Yukarıda ki Yargıtay kararları kapsamında, davacı yanın istemi ile Ceza ve Hukuk Yeminli Adli Bilirkişi Belge İnceleme Yazı-İmza ve Sahtecilik Uzmanı----- tarafından Teknik Mütalaa- Bilirkişi Raporunun tesis edildiği ve ilgili rapor sonucunda senette bulunan imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği yönündeki iddiaların mesnetsizliği izahtan varestedir.
Hal böyle iken, takdir mahkemenin olmak üzere; davacı yanca alınan teknik raporların Savcılık makamı veyahut mahkeme kanalı ile atanmış bilirkişiler tarafından alınmaması, amiyane tabirle dışarıdan anlaşılmış kişilerce alınmış olması hasebiyle delil mahiyeti bulunmamaktadır. Yüksek mahkeme kararları ile de mezkur durum hüküm altına alınmıştır: Yargıtay ----.
Hukuk Dairesi ------Sayılı ilamı ile: ''1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünün etkisi noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Uzman Görüşü” başlığını taşıyan 293 üncü maddesine göre; “(1)Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
(2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir. (3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz”.
Davanın tarafları, gerek dava öncesinde gerekse dava sırasında uyuşmazlık konusu ile ilgili bilgi almak, dilekçelerini hazırlayabilmek yahut iddia veya savunmalarını güçlendirebilmek için bir uzmana başvurma ihtiyacı duyabilirler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 293 üncü maddesi ile taraflara “Uzman Görüşü” adı altında bilimsel görüş alabilme imkânı sağlanmıştır. İlgili madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi, uzman görüşüne başvurulması bilirkişilikten farklıdır.
Mahkemece gerekli hâllerde resen veya talep üzerine bilirkişiye başvurulmasına karar verebilirken, uzman görüşü almak, sadece davanın taraflarının başvurabileceği bir yoldur. Bilirkişi raporu takdiri bir delildir (HMK m. 266 vd).
OYSA UZMAN GÖRÜŞÜ TEKNİK ANLAMDA BİR DELİL OLMAYIP, TARAFIN MAHKEMEYE SUNDUĞU YAZILI BELGEYE BAĞLI BEYANI, AÇIKLAMASI NİTELİĞİNDEDİR ----BU SEBEPLE UZMAN RAPORU, “TARAF BEYANI” VEYA “TARAFIN BELGEYE DAYALI BEYANI” OLARAK DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR (AKİL, 174). HÂKİM UZMAN GÖRÜŞÜNÜ BİLİRKİŞİ DELİLİ GİBİ DEĞERLENDİREMEZ.'' denmek suretiyle dava dışı alınan uzman görüşünün delil mahiyeti taşımadığı açıkça hüküm altına alınmıştır.
Rapor değeri dahi olmayan belgenin mahkemeye sunularak çelişki olduğunun iddia edilmesi de davacınn müvekkili zarara uğratma adına mahkemeyi yanıltmaya yönelik olarak kötü niyetli hareket ettiğini açıkça göstermektedir.
C) DAVACI YANCA LEHTAR------ İLE DE ARASINDA TİCARİ/HUKUKİ İLİŞKİNİN HİÇBİR SURETLE BULUNMADIĞI, İŞBU SEBEPLE DE SENEDİN BEDELSİZ OLDUĞU YÖNÜNDEKİ İDDİALARI HAKKINDA: Davacı yanca, lehtar-----ile kendi arasında da hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığı, mezkur durumdan bahisle incelenmesi talep edildiği üzere uzman görüş raporu ile lehtara ait imzanın da sahte olduğunun ispatının gerekliliği iddia olunmuştur.
Öncelikle önemle belirtmek gerektiği üzere, keşideci----- ile lehtar ----- arasında herhangi bir ticari ilişkinin mevcut olup olmadığı, ne amaçla ve ne suretle mezkur senedin verildiği, ticari ilişki var ise ticari ilişkinin mahiyeti ve buna benzer hususlar hiçbir suretle taraflarını ilgilendirmemekte ve alacak hakkına engel teşkil etmemektedir.
Yukarıda detayları ile izah edildiği üzere; ticari ilişki, senedin veriliş amacı, mahiyeti gibi hususların davada önem arz etmesi için ikame olunan davanın müvekkili ile lehtar arasında görülmekte olan bir dava olması gerektiği izahtan varestedir.
Kaldı ki Türk Ticaret Kanunu mezkur maddesi uyarınca: ''B) BORÇLUNUN DEF’İLERİ MADDE 659- (1) : Borçlu hamile yazılı bir senetten doğan alacağa karşı, ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senedin metninden anlaşılan def’ilerle, alacaklı her kim ise ona karşı şahsen sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir.
(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde geçerlidir.'' şeklinde açık hüküm mevcuttur.
Mezkur hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere; davacı yanca, müvekkilinden önceki hamil olan lehtar----- ile keşideci arasındaki ticari ilişki ve sahteliğe ilişkin iddiaların taraflarınca sunulabilmesi için müvekkilinin durumu bilmesi ve bilerek zarar verme kastı ile hareket olması gerekmektedir. DAVACI YANIN DA İKRAR ETTİĞİ VE SIKÇA TEKRAR ETTİĞİ ÜZERE MÜVEKKİLİ KEŞİDECİ----TANIMAMAKTA OLUP. HALİYLE TANIMADIĞI BİRİNİN TİCARİ İLİŞKİSİNDEN DE HABERDAR DEĞİLDİR.
MÜVEKKİLİNİN İYİ NİYETİ DAVACININ İLGİLİ HUSUSTAKİ AÇIK BEYANLARI İLE DE KORUNMAKTADIR. Borçlu, kişisel defiyi senedi iyi niyetle devralmış müvekkili hamile karşı ileri sürememektedir. Hatta öyle ki, kanun kapsamı incelendiğinde üçüncü kişinin senedi edinirken borçlunun bile bile zararına hareket ettiği varsayımda dahi (TTK m.659/2, 687/1, 825/2), borçlu üçüncü kişinin bile isteye kendisinin zararı için hareket ettiğini ispat külfeti altındadır.
DAVACI YANIN MÜVEKKİLİNİN KENDİSİNİN ZARARINA HAREKET ETTİĞİNİ DE İSPATLAYABİLECEK BİR DURUMU KALMAMIŞTIR. ZİRA DAVACI YANCA ARZ OLUNAN DİLEKÇENİN NEREDEYSE HER KISMINDA İKRAR İLE ZATEN MÜVEKKİLİNİN KEŞİDECİYİ TANIMADIĞI BEYAN EDİLMİŞ OLMAKLA. ISRARLI BEYANLARININ DA GELİNEN NOKTADAN SONRA AKSİNİ İDDİA EDEMEYECEKLERİ MUHAKKAKTIR.
Tüm anlatımlardan özetle; davacı yan mezkur raporları, somut, tarafsız ve hukuka uygun deliller olduğundan emin bir şekilde ikame olunan davadaki iddialara dayanak almış, müvekkili ile keşideci arasında ticari ilişkinin olmadığının ve mezkur senedin hayal ürünü bir ilişkiden ibaret olduğunun da sübuta erdirildiğini iddia etmiştir.
Davacı yanca arz olunan iddiaların seyri dikkatle incelendiğinde, müvekkili ile keşideci arasında ticari ilişki ve tanışıklığın olmadığı vurgulanarak senedin hayal ürünü olduğu iddia edilmiş ve mezkur raporlarla da ilgili iddiaların doğruluğunun tespit edildiği beyan edilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere zaten davaya konu senedin sahteliğin iddia olunmasına gerekçe alınan müvekkili ile keşideci arasında ticari ilişki ve tanışıklık bulunmaması hususunun sorumluluğu kaldırmadığı ve davanın mahiyeti itibariyle hiçbir önem arz etmediği açık olmakla; bir de taraflı alınan raporların ilgili husustaki iddiaları kanıtlamış gibi beyan edilmiş olmasının tutarsızlığı izahtan varestedir.
Yani davacı yanca, senedin sahtelik iddiasının geçerli hiçbir sebebi bulunmamasına rağmen, geçerli olmayan bir iddianın da taraflı tesis edilen rapor ile kanıtlandığına kanaat edilmesi söz konusu olduğundan bahisle haksız ve hukuka aykırı ikame olunan huzurdaki davanın reddine, davacı ----- %20'den az olmamak üzere kötüniyet ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bono lehtarı müteveffa ------en yakın mirasçıları tarafından miras reddedildiğinden dava tasfiye memuru olarak atanan ----- ihbar edilmiş ve taraf teşkili sağlanmıştır.
İcra Dosyası: -----İcra Dairesinin --- Esas sayılı dosyası incelendiğinde, alacaklısının ---- olduğu, borçlusunun ----- olduğu, 1.200.000,00 USD Miktarlı 13/01/2021 Tanzim Tarihli, 13/08/2023 Vade Tarihli Senet'e istinaden 02/01/2024 tarihinde Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle Yapılacak Takipte Ödeme Emri düzenlendiği görülmüştür. Davacı adına atılan imzaların davacı ------ eli ürünü olup olmadığının tespiti için ATK'dan rapor alınmasına karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi 08/10/2025 tarih ve -----numaralı raporunda özetle; "6. BULGULAR ve SONUÇ: 6.1. İnceleme konusu senette ------- adına atılı imzalar ile---- mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ------ eli ürünü olduğu hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava, bonoya dayalı icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, bonoda yer alan keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72 nci maddesi "(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar.
Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur.
İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." hükmünü düzenlemiştir.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'nden alınan 08/10/2025 tarihli rapor ile daha önce ----.
İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----Esas sayılı dava dosyasında alınan 13/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ve ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ---- Soruşturma sayılı dosyasında Jandarma Genel Komutanlığı ------ Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü'nün 10.06.2024 tarihli Uzmanlık Raporu'nun birbirlerini teyit ettiği, resmi makamlarca alınan çelişkili bir bilirkişi raporu bulunmadığı göz önüne alındığında dava konusu bonodaki imzanın davacı eli ürünü olduğu anlaşıldığından bonoya dayalı icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin davanın reddine,
mahkememizce verilen bir tedbir kararı bulunmadığından davalı ----- vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/709, K. 2026/31, 14 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama