KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/694
- Karar No
- 2024/149
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2024
Karar Metni
1.109 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/694 Esas
KARAR NO:2024/149
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2020
KARAR TARİHİ:27/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin araç satım işleri ile uğraştığını, tarafların -------marka aracın satışı için fiyat konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin davalının hesabına 60.000 TL ödeme yaptığını, kalan bedeli ise noterde devir işlemleri yapıldıktan sonra ödemesi hususunda anlaştıklarını, ancak davalı yanın araç devir işlemlerini yapmadığını, aracı teslim etmediği gibi müvekkilinin telefonlarına cevap vermediğini bunun üzerine müvekkilinin ------- numaralı dosyasıyla icra takibi başlattığını davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline,
takibin -------- dosyası üzerinden devamına borçlunun takip konusu 61.852,99 -TL borcu yasal faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20 sinden az olamamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.------- müzekkere yazılarak 27/02/2020 tarihli dekont istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
İncelemesinde; davacı tarafından araç bedeli açıklamalı davalı hesabına 60.007,75 TL gönderildiği anlaşılmıştır.-------- sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 61.852,49 TL alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı ödeme emirinin borçluya 13/08/2020 tarihinde tebliğ olduğu borçlunun 17/08/2020 tarihinde borca itiraz ettiği takibin durduğu, itiraz dilekçisinin alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.Dosya taraf defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapmak üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş ise de taraflarca usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından bilirkişi tarafından inceleme yapılamamıştır.Dava, itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Uyuşmazlık;
------- sayılı takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı bu doğrultuda davacının davalıya gönderdiği 60.000,00 TL’nin iadesi talebinin haklı olup olmadığı noktalarında toplanmıştır.İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde. “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur.
Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmenin geçerliliği 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmalarına bağlıdır. Burada sözü edilen resmi şekil, sözleşmenin noterde re'sen düzenleme şeklinde yapılmasıdır.
Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup, bu şekle uygun yapılmayan sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler ise taraflar için hak ve borç doğurmazlar. Taraflar sadece ve ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler ----------Geçersiz satış sözleşmesi gereğince verilenlerin iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenir.
Sebepsiz zenginleşme, TBK.nun 78-82 (BK.nun 61-66) maddelerine göre; haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından veya emeğinden yararlanma olarak tanımlanmıştır.
Sebepsiz zenginleşme kurumunun temelinde haksız değer kaymalarının önlenmesi yatmaktadır.
Sebepsiz zenginleşme kurumunun en önemli özelliği, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.Davada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi anlamında geçerli bir araç satış sözleşmesi bulunmadığından, taraflar sebepsiz zenginleşme kurallarına göre verdiklerini iade ile yükümlü olacaklardır.Dosyada mevcut 27/02/2020 tarihli dekonta göre;
davacı alıcının dava araç bedeli olarak 60.000,00 TL ödeme yaptığı sabit olup işbu bedel yönünden sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davacı taraf bedelin kendisine iadesi talebinde haklıdır.Faiz talebi yönünden. TBK'nun 117/1. fıkraya göre; muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. 2. fıkraya göre; sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.
İlgili yasal düzenleme doğrultusunda 27/02/2020 tarihinde davalının temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Takipte yasal faiz talep eden davacının faiz alacağı mahkememizce hesaplanmış olup davacının 1.820,00 TL faiz talep edebileceği belirlenmiştir.
İK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. -------Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/694, K. 2024/149, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama