KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/937
- Karar No
- 2026/279
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2026
Karar Metni
1.653 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/937
KARAR NO : 2026/279
DAVA
Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 10/12/2024
KARAR TARİHİ : 08/04/2026
Mahkememizde görülen Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle.
Davalı, takip borçlusu ----- müvekkili Banka ile “GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ” imzalamış olduğunu ve kredi kullandığını, Diğer davalı borçlular ise iş bu genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçtan aynı derecede sorumlu hale geldiklerini, davalı borçluların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemeleri ve ayrıca imzalanan sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince alacağın muaccel hale gelmesi nedeniyle kredi hesabı kat edilerek ---.
Noterliğinin 21.03.2024 tarih ve ------ yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edildiğini, Keşide edilen ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden davalı borçlular hakkında, ---- Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ----- Esasına kayıtlı dosyası ile davalı-borçlular aleyhine Genel Haciz Yoluyla ilamsız icra takibi başlatmış olduğunu, davalı-borçlular kendilerine tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmeleri neticesinde davaya konu icra takibi durdurulduğunu, Borcun tamamına karşı yapılan itirazlara ilişkin olarak açıklamak gerekir ki;
borçluların borca itirazı haksız olduğunu, Nitekim, Davalı borçlularla imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 6.1.maddesi “deliller” hükmünü içermekte olduğunu, iş bu sözleşme hükmü gereğince Banka kayıtları kesin delil hükmünde olduğunu, Müvekkili Banka alacağının varlığı ve davalıların haksızlığı yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, Asıl amacı alacağın tahsilini geciktirmek olan davalıların nakit alacağı üzerinden icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerekli olduğunu, Davalı-borçlularca yapılan haksız itiraz sebebiyle müvekkili tarafından başlatılmış olan icra takibi durdurulduğunu,
müvekkili alacağına geç kavuşma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, Bu sebeple itirazda bulunan davalı-borçluların dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, müvekkilin alacağı likit ve muayyen olduğunu, Zira gerek borcun doğumuna sebep sözleşmelerde, gerekse davalı-borçlulara gönderilen ihtarnamede borç meblağı açıkça görülebileceğini, Bu unsurlarda eksiklik olması durumunda dahi zaten borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edilebilir durumda olması,
borçlunun icra inkar tazminatına hükmedilmesi için ön koşul olan alacağın akışkan ve muayyen olması şartını sağlamış olduğunu, Davalı-borçluların tacir sıfatına haiz olması ve tacirin de basiretli tacir olması gerekliliği ilkesi çerçevesinde taraflarca imzalanan davaya konu sözleşmeler tahtında davalı-borçluların müvekkili bankaya karşı borcunun, fer’ileriyle birlikte ne kadar meblağda olduğunu bilmesi zaten gerektiğini, Davalı borçluların------ Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin takipteki koşullarla alacağın tamamı üzerinden devamını,
Dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı-borçluların icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, itirazın iptali ile takibin takipteki koşullarla alacağın tamamı üzerinden devamını, Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; takip talebinde belirtilen borç tutarına ilişkin davacının iddialarının maddi temelden yoksun olduğu gibi faiz oranları ve diğer fer’ilere dair talep edilen tutarların sözleşmeye ve yasalara uygun olmadığını savunduklarını, Davacının alacak iddialarının hukuki dayanakları incelenmeden mahkemece herhangi bir karar verilmemesi gerektiğini, genel kredi sözleşmesine ve faiz oranına ilişkin itirazları Davacı Banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde öngörülen faiz oranlarının, günün koşullarına göre belirleneceği belirtildiğini, Ancak,
Banka tarafından bu oranlar haksız şekilde yükseltilmiş ve müvekkillerinden tahsil edilmek istendiğini, Bu sebeple, talep edilen faiz oranları ve işlemiş faiz tutarları aşırı ve fahiş olduğunu, mahkemece takdir edilerek yeniden belirlenmesi gerektiğini, banka, sözleşmenin 24. ve 25. maddelerine dayanarak krediyi muaccel hale getirdiğini iddia ettiğini, Ancak, söz konusu fesih işlemi hukuka aykırı bir şekilde yapılmış ve müvekkillerinin borçlarını ifa etmeleri için yeterli süre tanınmadığını, Banka tarafından yapılan ihtarname sonrasında borcun ödenmesi için tanınan süre, ticari hayatta kabul edilemeyecek kadar kısa olduğunu,
müvekkilleri lehine bir uzlaşı sağlanması için gereken süre Banka tarafından tanınmadığını, davacı tarafça kötü niyetli hareket edildiğini, davacı bankanın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde alacağının tahsilini sağlamak adına müvekkilleri hakkında icra takibinin başlatıldığını, bu takibe yapılan itirazların iptal edilmesi için dava açarak müvekkillerinin kötü niyetli bir şekilde zarara uğratmaya çalışıldığını, Oysa müvekkillerinin, yıllardan beri süregelen aktif ve başarılı ticari hayatlarıyla birlikte, davacı bankayla uzun süredir birlikte çalışmakta olduklarını,
Ne yazık ki davacı davayı sürdürerek müvekkillerine ekonomik zarar verme amacı güttüğünü, Haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına Karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ------ Banka Alacakları İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasının Uyap çıktıları, banka müzekkere cevabı, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatı hükmedilmesi istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, davalı ----ŞİRKETİ'' ile davacı arasında imzalanan ve diğer davalıların müteselsil kefil müşterek borçlu oldukları genel kredi sözleşmesi nedeni ile davalılar aleyhine başlatılan ---- Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında davalıların davacıya borcunun olup olmadığı, varsa miktarı, davalıların takibe yaptığı itirazının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Tarafların delilleri toplanarak, bankacı bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, dosya üzerinde bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle;
Nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere yukarıda arz edilen inceleme ve
tespitler neticesinde;
Davacı Banka’nın T.C. --- Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün
--- Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı asıl borçlu ----
lehine kullandırılan ve tahsil edilemeyen ‘’----- numaralı -----’’ hesabından doğan 13.06.2024 takip tarihi itibariyle toplam
190.021,96-TL tutarında alacağı olduğu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 190.021,96-TL
üzerinden davalı asıl borçlu ----. ile davalı kefiller ------ borca ve eklentilerine itirazının iptaline karar
verilebileceği,
¸
Davalı asıl borçlu --- asaleten ve davalı kefiller ------kefaleten sorumluluğu kapsamında 13.06.2024
takip tarihinden itibaren,
Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi tahtında serbestçe belirlendiği şekilde -- numaralı -----
hesabından kaynaklanan asıl alacak 166.540,85-TL’ye yıllık %103,36 oranında temerrüt faizi ve
faizin %5 oranında gider vergisi işletilebileceği,)13.06.2024 takip tarihi ile 10.12.2024 dava tarihi arasındaki dönem içerisinde davacı
Banka cari/takip/tasfiye olunacak alacaklar hesaplarına yansımış ----- tazmin ödemesinden
kaynaklı toplam 166.540,85-TL tutarında tahsilat kaydı bulunduğu ve tazmin ödemesi dışında
herhangi bir tahsilat kaydına rastlanmadığı, ¸
Takip ve davaya konu ‘’---- numaralı ----kefaleti ile kullandırılmış olduğu, Kredi
Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar- Temerrüt, Tazmin ve Diğer
Hususlar Madde 6- (Değişik:----- sayılı Karar)’’Temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemler kredi verenler tarafından yürütülür
ve kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde ettiği tahsilat, tazmin edilen
kefalet oranında Kuruma aktarılır. Kanuni takip masrafları kredi veren ile Kurum arasında sağlanan
kefalet oranında paylaşılır.’’ hükümlerinin düzenlendiği, anılan karar kapsamında davacı
Banka’nın takip yetkisi ve sorumluluğu bulunduğu, ----- tarafından takip
tarihi ile dava tarihi arasında geçen zaman sürecinde davacı Banka’ya yapılan toplam
166.540,85-TL ödeme tutarının borçlulardan tahsilinin gerektiği,
10.12.2024 dava tarihi ile 02.06.2025 inceleme tarihi arasında geçen zaman sürecinde
davacı Banka cari/takip/tasfiye olunacak alacaklar hesabına yansımış herhangi bir tahsilat kaydı bulunmadığı, Tarafların icra inkar ödencesi istemi, masraf, vekâlet ücreti ve benzeri diğer taleplerinin
Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı,
Sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak banka tarafından davalılar aleyhine başlatılan icra takibine davalıların itiraz etmesi üzerine İİK 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı -/-- ile davalı asıl borçlu ----. arasında 29.03.2022
tarihli 5.000.000,00-TL kredi limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği,
davalı ------ Genel Kredi Sözleşmesini "Müteselsil Kefil" sıfatıyla, azami 5.000.000,00-TL limitle belirli ve sınırlı olarak imzaladığı anlaşılmıştır. İcra takip dosyasında borçlular tarafından; borca, ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, duran takibin devamı için eldeki itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Sözleşmede, taraflar arasında ihtilaf doğduğunda banka kayıtlarının esasa alınacağı yazılı olup, bu kararlaştırma bir delil sözleşmesi niteliğindedir, asıl borçluyla kefilleri de bağlar.
Bu sebeple mahkememizce, banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp bilirkişi raporu alınmıştır. Elbette raporda ve dolayısıyla banka kayıtlarında yer almayan ödemeler varsa bunların bildirilip belgeleri sunulması halinde banka alacağı da mahsup ettirileceği açıktır.
Hükme esas alınan bilirkişi rapora göre; davacı banka tarafından davalıya kredi kullandırıldığı, kredi taksitlerinin süresinde ödenmemesi üzerine banka tarafından sözleşmeden doğan hakların kullanılıp hesabın kat edildiği, bu tür kredilere uyguladığı akdi faiz oranının uygulanıp temerrüt tarihinde asıl alacağa eklenmek suretiyle icra takibine konan asıl alacağın belirlenmesi ve temerrüt tarihiyle takip tarihi arasında da temerrüt faizi uygulanmak suretiyle işlemiş faiz miktarı ve bunun üzerinden BSMV'nin hesaplanması gerektiği dikkate alınarak raporun hazırlandığı görülmüştür. Buna göre, davacı bankanın ----- Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün
----- Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı asıl borçlu -----
kefaleten olmak üzere 13.06.2024 takip tarihi itibariyle toplam 190.021,96-TL tutarında nakdi alacağı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunun yerleşik yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı, raporun yasal mevzuata ve denetime elverişli olduğu görülmüş, faiz ve temerrüt tarihleri doğru olarak uygulanan bilirkişi raporu mahkememizce hükme esas alınmış, davanın kabulüne, davalıların ----Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla devamına karar verilmiştir.
Davacı taraf icra inkar tazminatı da talep etmiş olup; alacağın likit olduğu, hükme esas alınan miktar yönünden de davalıların itirazında haksız olduğu nazara alınarak kabul edilen asıl alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmek suretiyle aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/937, K. 2026/279, 8 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama