KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/104
- Karar No
- 2025/540
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2025
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/104 Esas
KARAR NO: 2025/540
DAVA
Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/03/2020
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında -----adresinde bulunan ve tapuda ---- adada kayıtlı arsa üzerinde yapılacak olan -- nolu parselde ---- numaralı ve ----- numaralı olmak üzere toplam ------- tarihinde yapı denetim hizmet sözleşmesi akdedildiği, Bu sözleşmelerin konusunun; davalıya ait yukarıda bilgileri verilen taşınmaz üzerinde inşa edilecek toplam 36.721 m2 inşaat alanına sahip yapının, davacı yapı denetim kuruluşu tarafından projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi hizmeti olduğu,
Sözleşmenin akdedilmesinden sonra 22.01.2016 tarihinde tüm yapılar için yapı ruhsatları alınarak ve işyeri teslim tutanakları düzenlenerek sözleşmenin ifasına başlandığı, ancak bundan sonra davalı tarafından inşaat yapımına devam edilmediği, davalı yapı sahibinin, müvekkil yapı denetim kuruluşunu inşaatın yapımına devam edeceğinden bahisle uzun süre oyalayarak sözleşmenin askıda kalmasına sebep olduğu, müvekkil şirketin 17.01.2020 tarihinde ------- yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya gecikme nedeniyle zarara uğradığını bildirerek, inşaata devam edip etmeyeceğini sorduğu,
devam edilecekse imalat planının kendisine bildirilmesini talep ettiği, bunun üzerine davalının, sözleşme tarihinden yaklaşık 48 ay sonra ------- tarihli ihbarnamesi ile sözleşmelerin tek taraflı olarak feshedildiğini müvekkile bildirdiği, davalının ruhsat alınmasından sonra inşai faaliyete devam etmemesi nedeniyle, müvekkili şirket tarafından sözleşme konusu yapılar için yalnızca ruhsat alınması aşamasında ödenecek olan proje inceleme bedeline ( o 10 seviye ) karşılık hakediş düzenlenip, sözleşme bedelinin Ye 10'unun tahsil edilebildiği,
sözleşmeler haksız feshedildiği için başkaca hakediş düzenlenmediği ve kazanç elde edilemediği,---------- kuruluşlarının hizmet sözleşmesinin imzalanması ile birlikte sözleşme konusu yapının denetiminde görevlendirilecek teknik personeli metrekare sınırlandırılması ve denetleme yapılabilmesi için ilgili idareye ve ------- bildirmek ve yapı tamamlanarak iskan ruhsatı alınana kadar bu personeli bünyesinde çalıştırmak zorunda olduğu,
müvekkili şirketin de, dava konusu sözleşmelerin imzalanmasıyla birlikte yapı denetim sözleşmelerinde adı geçen mimar, mühendis ve kontrol elemanlarının iş alma kapasitesini sözleşmelere konu edilen yapılara bağlayarak hizmet vermeye hazır şekilde bünyesinde çalıştırıp, teknik personeline ücret ve sigorta primi ödemeye devam ettiği, bu nedenlerle;
davanın kabulüne, davalı tarafın yapı denetim hizmet sözleşmelerini haksız feshi nedeniyle müvekkilin uğradığı müspet zarar niteliğindeki yoksun kalınan kar alacağından sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği alacak miktarı sözleşmelerde açıkça belirtilmiş olmasına rağmen davasını belirsiz alacak davası olarak açtığı, bu durumun resen dikkate alınarak davanın reddinin gerektiğini, gerek yapı denetim sözleşmesi, gerekse de ilgili mevzuat hükümleri gereğince sözleşme taraflarına tek taraflı fesih hakkı tanınmış olup, bir hakkın kullanılmasının haksızlığından bahsetmenin mümkün olmadığı,
müvekkili tarafından davacının ihtarname sonrası sözleşmelerin feshedildiğini belirtmiş ise de, aslında mevzuat ve sözleşmeler gereği sona ermiş olan sözleşmelerin devam ettirilmeyeceği iradesinin ortaya konulduğu, davacının sözleşmelerin sona erdiğini bilmesine rağmen, 4 yıl sonra sözleşmeler halen ayaktaymış gibi taleplerde bulunduğu, dava konusu inşaat 2 yıl içerisinde hiç başlanmadığı için kanun ve yönetmelik gereği sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği, yapı ruhsatının ----- tarihinde alındığı,
bu tarihten sonra geçen 2 yıl içerisinde inşaata hiç başlanmadığı görülmekte olup, söz konusu yapı denetim uygulama yönetmeliğinin 23. maddesi gereğince sözleşmenin esasen ---- tarihinde kendiliğinden sona erdiği, yapı denetim sözleşmelerine konu projede inşaatın hiç yapılmamasının, müvekkil şirketin kusurundan kaynaklanmamakta olup, müvekkil şirketin kusuru bulunmadığı halde kendisinden tazminat talep edilmesinin hukuka uygun olmadığı,
sözleşmenin sona ermesi hallerinde ödenecek yapı denetim hizmet bedelinin kanun ve yönetmelik gereği ancak denetimi yapılan inşaat miktarı kadar olup, her hangi bir yapı denetimi gerçekleştirilmeden bedele hak kazanılmasının söz konusu olmadığı, davacı tarafından ispat edilmiş her hangi bir müspet zararın bulunmadığı, bu nedenlerle; davacının iddia ve talepleri hesap edilebilecek olmasına rağmen belirsiz alacak davası açmasının hukuka aykırı olduğu dikkate alınarak, davacıya davasının tam miktarını belirtmek suretiyle harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmesine,
bu süre sonunda davacının yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde davanın reddini istemiştir.Mahkememizce bilirkişilerden kök ve ek raporlar aldırılmış ancak alınan raporlar arasında çelişki bulunduğundan dosya içerisindeki bilirkişi raporları tarafların dilekçelerindeki ve duruşmalardaki beyanları uzman görüşü ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak yeni bir heyetten rapor alınmış olup özetle; işin dört yıllık sürede ifası halinde uzayan yıllara ilişkin yönetmelik hükmü gereği artış oranları ile hesaplandığında fesih tarihi itibariyle davacının alacağının 383.024,24 TL olduğu saptanmıştır.
Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, taraflar arasında imzalanan yapı denetim sözleşmelerinin haksız feshedildiği iddiasıan dayalı olarak yoksun kalınan karın tahsili istemine ilişkindir.Yapı sahibi davalı-----yapı denetim kuruluşu davacı ---- arasında; yapı sahibine ait taşınmazlar için --- tarihli yapı denetim hizmet sözleşmeleri imzalanmıştır.Taraflar arasında akdedilmiş olan---- Sözleşmelerinin 3 nolu maddesi hükümlerine göre; yapı ruhsatı alındıktan sonra 2 yıl içinde inşaata başlanmadığı ... takdirde, bu sözleşme başkaca bir bildirime gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.
İşbu hüküm, -------- de yer almaktadır.Taraflar arasındaki sözleşmelerin akdedilmesinden ve yapı ruhsatlarının alınmasından sonra, 2 yıl içinde inşaata başlanmadığı dosya kapsamında sabittir.Taraflar arasındaki sözleşmelerin akdedilmesinden ve yapı ruhsatlarının alınmasından sonra, 2 yıl içinde inşaata başlanmamasının sonucu olarak davalının sahip olduğu inşaat ruhsatının geçersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak bu hususun imkansızlık olarak değerlendirilemeyeceği, zira davalının yeni inşaat ruhsatı alabilmesi ve davacı tarafından yapılacak inşaata yönelik edimin ifasının mümkün olduğu, inşaatın yapımına başlanmaması konusunda davalının haklı sebep ileri sürmediği ve genel ekonomik koşulların inşaat yapımına uygun olmadığı yönünde savunma gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
Davacının, sözleşmenin davalının yapmama (inşaata başlamama) eylemi sebebiyle sözleşme ilişkisinden kaynaklanan menfaatten mahrum kaldığı, ------yönelik sözleşmelerin erken feshi sebebiyle tazminat talep edilebileceği ve sürekli borç ilişkisi niteliğine bağlı olarak değerlendirme yapılması, özellikle TBK md. 408 hükmünün uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. TBK md. 408.
"İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez.
Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir." şeklindedir.Taraflar arasındaki sözleşmelerin akdedilmesinden ve yapı ruhsatlarının alınmasından sonra, 2 yıl içinde inşaata başlanmadığı,
bu durum yukarıda açıklanan hükme istinaden taraflar arasındaki sözleşmelerin kendiliğinden sona ermiş olduğu sonucunu doğurabilir ise de ilişkinin sona erdiği tarihten sonra taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiğini gösterir nitelikte olan, kendiliğinden sona erme tarihinden sonraki tarihli ---- İş yeri teslim tutanakları ile yeni ruhsat alımına yönelik belgeler ile taraflar arasındaki ilişkinin sora ermediği devam ettiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca davacının inşaat ne zaman başlanacağını sorduğu ----sayılı ihtarına cevaben davalının fesih iradesini ortaya koyduğu-----yevmiye nolu ihtarında, inşaata başlanmaması sebebiyle aradaki sözleşme ilişkisinin kendiliğinden sona erdiğini değil, ihtar tarihi itibariyle fesih edildiğinin bildirdiği,
bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin noter ihtarı ile fesih tarihi olan 29.01.2020 tarihi itibariyle sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Bu durumda davacının bu işten elde edebileceği tüm alacağın belirlenmesi ve ardından yapmaktan kurtulduğu giderlerin mahsubunun gerçekleştirilmesi gerekmekte olup dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında belirtilen hesaplamalar dikkate alındığında; davacının bu işten elde edilebileceği miktarın 383.024,24 TL olduğu,
bu miktara fesih tarihi olan 29.01.2020 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği, davacı vekilinin bu miktar üzerinden bedel arttırım dilekçesi sunmuş olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/104, K. 2025/540, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama