KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/320
- Karar No
- 2025/106
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
Karar Metni
3.742 kelime·19 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/320
KARAR NO:2025/106
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali- Yokluğunun Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ: 29/04/2023
KARAR TARİHİ: 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali- Yokluğunun Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;----- şirket paylarının 100 adet, itibari değeri pay karşılığı 250.000,00 TL olmak üzere, % 37,5 hissenin ---- % 12,5 hissenin --- % 25 hissenin müvekkili ---, % 25 hissenin müvekkili ---- ait olduğu ortaklık yapısına sahip bir şirket olduğunu, müvekkillerinden ------ uzun yıllar boyunca etkinlik sektöründe ödüllü birçok projeye imza atmış, önemli şirketlerde üst düzey yöneticilik yapmış, turizm sektöründe çalışmış, sektördeki bilgi ve tecrübesini ---- aktararak ----markayı yaratmış ve marka ismini ----unvanı ile -------sunmuş olduğunu,,
diğer müvekkili ---- turizm sektöründe uzun yıllar turizm tecrübesi bulunan bir girişimci olarak------ başlattığı projeye bilgi ve deneyimlerine güvendiği arkadaşı----- ayında dahil etmiş, ikili sürekli başında durdukları işletmelerini ve markalarını halihazırda ----- otellerinden biri haline getirmeyi başarmış olduklarını, ortaklardan ----- öğretmen olarak çalıştığını, eşi ------- çeşitli ticari faaliyetler ile uğraşmakta olup, bu kişilerin ----- yaşamaları------ konusunda hiçbir tecrübe ve birikimlerinin bulunmaması dolayısıyla şirket yönetim kurulunda görev almadığını,
sonradan taraflar arasında birtakım anlaşmazlıklar baş gösterip bu kişilerin şirket yönetimine müdahale etmeye ve zamanla müvekkillerine karşı husumet de beslemeye başlamış olduklarını, pay sahipliği durumunda bir değişiklik olmaksızın yönetim kurulu üyeliklerinde müvekkilleri ve ----- bulunduğu dönemde pay sahiplerinden ------ Noterden keşide ettikleri genel kurulun toplanması talepleri üzerine gerekli ilanlar ve usuli işlemler gerçekleştirilerek----- tarihli genel kurul toplantısı yapılmış olup, toplantının --- tarihine ertelenmiş olduğunu,
------ tarihli genel kurul toplantısının 6102 sayılı TTK.'nun emredici hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmemesi gerektiği bildirilmesine rağmen toplantının akşam saatlerinde müvekkillerinin yokluğunda gerçekleştirilmiş ve haksız biçimde onların yokluğunda müvekkillerinin ibra edilmemiş, yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı görevlerinden alınmış ve yerlerine -----atanmış olduğunu, aynı zamanda ------- tarihine kadar münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığını, ---- tarihli yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulu üyesi ---- bu görevinin sona erdiği,
------- tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinin ilan edilmiş olduğunu, söz konusu genel kurul toplantısında alınan kararlar açıkça usulsüz ve yokluk/iptal edilebilirlik yaptırımlarına bağlı bulunduğu için müvekkilleri tarafından söz konusu genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, aksi kanaat halinde alınan kararların iptali talebi ile ----- dosyası kapsamında dava açıldığını, işbu dosyada müvekkilleri lehine karar verilerek diğer ortaklar--------yaptıkları haksız ve usule aykırı, şirketi zarara uğratan eylem ve işlemlerinin tespit edildiğini,
şirketin söz konusu ortaklar tarafından getirildiği durumun içler acısı olduğunu, mahkeme kararının----------- tarihinden itibaren şirket yetkilileri eski yetkili müvekkilleri olarak kalmış ve şirketin bu olumsuzluklardan kurtulması için çaba sarf edilirken, şirket hisselerinin karşılıklı olarak %50 ve karar nisaplarının yetersiz olması nedeniyle diğer ortakların oldu bittilerle şirketi zarara uğratmaya devam etmiş olduklarını,
müvekkillerine gelerek aracılık yapacağını ve diğer ortaklar ile aralarındaki sorunları anlaşarak çözeceğini belirten ----------- tarihinde müvekkillerinin her ikisinden hiçbir bedel ödemeden %12,5 'şer hisse alarak arabuluculuğa soyunduğunu, ancak hemen ertesi gün müvekkillerinin avukatlarının uyarısı üzerine hata yaptığını anlayarak bu kişiyi çağırarak hisse devrinin iptal için yeni bir sözleşme imzaladıklarını,şahsın hisse devralmaktan vazgeçtiğini düşünen müvekkillerinin konunun kapandığını düşünmüş olduklarını, ancak,
diğer ortakların ------- tarihinde genel kurul çağrısı yapıldığını ---- tarihinde kendilerine tebliğiyle diğer ortakların harekete geçtiğini müvekkillerinin öğrenmiş olduğunu, bu aşamada ----- müvekkillerinden habersiz olarak şirketin diğer ortaklarından ------ görüşerek, kendisine emanet edilen ve hemen ertesinde devri iptal edilen hisselerin satışına kalkıştığının öğrenildiğni,--------- şirketin ortada bulunmayan karar ve ortaklar defterini usule aykırı olarak ele geçirdiği,
buna göre genel kurulda baskın bir eylemle bu hisse devrini pay defterine işleterek çoğunluğu usulsüz şekilde ele geçirerek şirketi daha önce mahkeme kararları ile tespit edilen eylemlerindeki gibi zarara uğratarak tasfiye etmek niyetinde olduğunun öğrenildiğini, bunun üzerine------ hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, ancak tüm itiraz ve uyarılarına rağmen ------ tarihinde olağanüstü genel kurul toplantı çağrısı üzerine toplantı yapıldığını bu toplantıda usule ilişkin hususlar ihlal edildiği gibi kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı kararlar alındığını,
öncelikle toplantıya müvekkilleri ------birlikte yanında hukuki danışman olarak katılan ve avukat vekaletini sunan -------- açıkça müvekkillerinin hukuki haklarını korumak ve yanında yer alıp, genel kurul sırasında soracakları sorunlar ile ilgili hukuki değerlendirmelerde bulunmak için orada olduğunu, müvekkilleri asil olarak katıldıkları için onlara vekaleten oy kullanmayacağını belirtmesine rağmen toplantı salonundan zorla çıkarılmış olduğunu, ------- toplantı tutanağına müvekkillerinin hak arama özgürlüğünün engellendiği ve toplantının tarafsızlığının tehlikeye atıldığı,
-----temsilcisinin de çağrılmadığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, müvekkillerinin yanında hukuki danışmanlık yapmak üzere için gelen avukata toplantıya katılma izni verilmezken, diğer ortaklar asil olarak gelmelerine rağmen kendilerine oy kullanmak üzere yetki verdikleri kendi vekilleri-avukatlarının toplantıya katılıp, toplantıya başkanlık yapıp oy toplama memuru sıfatıyla işlem yapmış olduğunu, usul ve yasaya , dürüstlük kuralına açıkça aykırı bu durum nedeniyle yapılan genel kurulun iptali ve alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ettiklerini,
hissedarlar ------- müvekkillerinin güvenini kullanarak hileli şekilde hisselerini devralan, sonra bu hisse devrinin iptal edildiğini belirterek güveni kötüye kullanan----- hisse devraldıkları anlaşılınca bu duruma açıkça itiraz edildiğini,---- kişi hakkında -----duyurusunda bulunulduğu,
---- soruşturma devam ettiği yönündeki itirazların dikkate alınmamış olduğunu, ------- sahte ve yanıltıcı fatura düzenleme suçundan sanık olduklarını, Yasaya aykırı hisse devirlerinin iptali için ayrıca dava açılacak olup, belirtilen nedenlerle durumun aciliyetine binaen şirketin zarara uğramaması için yapılan itiraz yok sayılarak genel kurul sırasında hileli hisse devirlerine göre çoğunluk hisselerinin kendinde olduğu iddia edilerek seçim yapılmış ve Yönetim kurulu seçilerek yetkilendirilmiş olduklarını,
hisse devirleri iptal edilse bile bu süreçte şirketin geri dönülmez şekilde zarar görmesi ve tasfiye sürecine girmesi söz konusu olacağından alınan işbu karar yönünden de genel kurulun iptali, verilen yasa ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı kararın yok sayılmasının yasa gereği olduğunu, Genel Kurul tutanağına açıkça ilgili kişilerin başkaca resmi evrakta sahtecilik ve vergi suçları işledikleri, şirketi temsil kabiliyetleri olmadığı,
resmi makamlar nezdinde şirketin kiracılarına dair sahte imza ile işlemler yaptıkları, şirketin kiracılarını çalıştırmamak ve tahliye etmek için tehdit ve darp ettikleri belirtilmiş, ancak buna rağmen, hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde şirketi zarara uğratmak amaçlı bir eylem planı dahilinde karar alınarak uygulama amacıyla işlem yapılmakta olduğunu, Yine genel Kurul tutanağına------- kararıyla yetkilendirilen'' denilmek suretiyle sanki yapılan tüm bu işlemler ve hukuka aykırı uygulamalar için ------- isimli ortaklar yetkilendirilmiş gibi bir intiba uyandırılmış,
Mahkeme kararının sadece genel kurulun toplantıya çağrı için yetki verdiğinin dikkate alınmamış olduğunu,---- ana sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı kararların iptaline ve yok sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ---- işlendiği üzere,----75 hisse adedi (%75), ---- 12,50 hisse adedi (%12,5)ve son olarak ----- 12,50 Hisse Adedi ile (%12,5) hissesinin bulunmakta olduğunu, Davalı Şirketin son yönetim kurulu üyelerinin, ---- tarihine kadar yetkili olmak üzere), davacılar ---- ve dava dışı -------- olduğunu, TTK mad. 410 uyarınca, genel kurulun görevi sona ermiş olsa da son yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantıya çağrılacağı, TTK mad.
409 uyarınca olağan genel kurul toplantısının, her faaliyet döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılacağı ve şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılacağının düzenlenmiş olduğunu, TTK'nın 411. maddesinde pay sahiplerinin yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek,
genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebileceği, ilgililerin yaptığı çağrıya, yönetim kurulunun veya limited şirketlerde sorumlu müdürün olumsuz cevap vermesi veya yapılan çağrıya kayıtsız kalması durumunda, toplantının yapılması için mahkemeden izin talep edilebileceği, TTK mad.
412 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde yönetim kurulu tarafından 2 olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine,
genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin karar verebileceği, mahkemenin toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atayacağının düzenlenmiş olduğunu, anılan kanun maddeleri gereğince dava dışı şirket ortaklarından -------- bu hususta gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek,
genel kurulu toplantıya çağırmasını görev süresi sona eren son yönetim kurulu üyesi olan davacılardan, ------- Yevmiye No.lu ihtarnamesi ile usulüne uygun bir şekilde talep ettiğini, söz konusu ihtarnamenin, şirket yönetim kurulu üyesi ---- tarihinde, şirket yönetim kurulu üyesi ----- tarihinde, şirket ortağı olmayan yönetim kurulu üyesi ------ tarihinde davalı şirkete ise ---- tarihinde tebliğ edildiğini, azınlık tarafından keşide olunan gündemli genel kurul çağrı talepli ihtarnamesine, TTK mad.
412 uyarınca yönetim kurulu tarafından cevap verilmesi gerekmekte olup, o dönemki şirket yönetim kurulu tarafından cevap verilmemiş olduğunu, davacılar ------- ise şahısları adına vekilleri tarafından genel kurul çağrısı talebine cevap verilmiş ve söz konusu cevabi ihtarnameden aynen aktarımla "TTK'da yönetim kurulu üyelerinin görevleri sona erdiğinde bu sıfatlarının kendiliğinden sona ereceğine dair bir hüküm mevcut olmayıp müvekkillerin yetkileri genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi ile sınırlı olmadan devam etmektedir", - TTK mad.
411 kapsamında yaptığınız çağrının müvekkillerce koşullu olarak kabul edildiğini ve olumlu görüş belirtildiğini bildiririz."şeklinde yetkilerinin devamı iddiası ile genel kurulu yapmamak saikiyle kötü niyetli bir şekilde "koşullu kabul (!)" denilerek ----talebinin reddedilmiş olduğunu, söz konusu ihtarnameye ------ No.lu ihtarnamesi ile yeniden cevap verilmiş ve söz konusu cevap davacılar---------tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen buna da herhangi bir cevap verilmemiş olduğunu, TTK mad.
412 uyarınca genel kurul çağrı talebine yönetim kurulu tarafından cevap verilmesi koşulu yasal 7 iş günlük sürede yerine getirilmediği gibi, genel kurul çağrı talebinin koşullu olarak kabulü gibi bir müessesenin de TTK'da düzenlenmemesi, davalı şirketin yönetim kurulunun görev süresinin dolmuş olması,
genel kurul toplantısı yapılmasını talep eden dava dışı şirket pay sahipleri ---------- şirketin %50 hissedarı olduğu da nazara alınarak şirketin yüksek menfaatleri gereği genel kurul toplantısının yapılabilmesi için şirket genel kurulunun derhal toplantıya çağrılarak şirket için elzem olan gündem maddeleri hakkında karar alınması için TTK’ın öngördüğü hükümler gereğince yasal yollara müracaat edilip ------ Tarihli kesin kararı ile tek gündem maddesi ile "şirket yönetim kurulunun seçimi" için genel kurulu toplantıya çağırmak ve gerekli tescil işlemlerini yapmak üzere yetki verilmiş olduğunu,
----- tarihinde genel kurul toplantısı yapıllıp müvekkili şirket yönetim kurulu üyeliğine------ tescil ve ilan edilmiş olduğunu, davaya Konu ------ müvekkili şirketin -----toplantısının; yasal mevzuat uygun olarak müvekkili şirketin olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin ilan ---- sayılı sureti ile ilan edilmiş, davacılar -------- taahhütlü mektupla toplantı günü ve gündem maddeleri süresi içinde bildirilmiş olup bu hususa davacıların da bir itirazı olmadığı gibi dava dilekçelerinin eki ile kendilerine gönderilen çağrı mektubunu Mahkemeye sunmuş olduklarını,
müvekkili şirketin ---- tarihli ve huzurdaki davaya konu olağanüstü genel kurul toplantısı açılmadan önce Hazirun cetvelinin oluşturulması aşamasında ------- Maddesi kapsamında toplantıda hazır bulunması gerekenler tetkik edildiği sırada toplantı salonunda hazır bulunan -------- yetkili olup olmadıkları davacılar tarafından sorulup anılan kişilerin yetkili olmadıkları görülmüş, davacıların talebine uygun olarak anılan kişiler toplantı salonundan toplantı başlamadan önce çıkarılmışlar, devamla şirket ortağı ve/veya şirket ortağını temsile yetkili vekâletnamesi bulunanların da tetkiki yapıldığını,
----- davacılar -------- yapılacak genel kurul toplantısında temsil etmeye yetkili olduğunu iddia etmiş olduğunu, Bunun üzerine kendisinden -------maddesinin; hükmü uyarınca düzenlenmiş bir vekaletname ibraz edilmesi istenmiş, ancak davacıları yapılan genel kurul toplantısında temsil edilmesi için gerekli bilgilere ve özel yetkilere sahip bir vekaletnamenin olmadığını ifade etmiş;
davacılar -------- dava vekaletnamesi ile genel kurul toplantısında temsil etmek istediğini beyan etmiş olduğunu, müvekkili şirketin genel kurulunda kendisini bir vekil ile temsil etmek isteyen pay sahiplerinin ve vekillerinin ibraz etmesi gereken vekaletname örneği ------sayılı sureti ile ilan edilmiş;
ayrıca davacılara gönderilen genel kurul çağrısının ekine eklenmiş olup dava dışı ortakların toplantıya katılan vekillerinın özel yetkili geçerli vekaletname ile toplantıya katıldıklarını, bu vekaletnamelerinin ------ teslim edilmiş olduğunu, davacılar da asaleten toplantı yerinde hazır bulunarak “hak arama özgürlüklerini” ve “toplantının bağımsızlığı” ilkelerinin yerine getirilmesine şahsen katkı sağlamış olduklarını, ------ tarihli genel kurul toplantısı toplantıya katılan herkesin ortak muvafakati ile (genel kurul toplantı tutanağına da derç edilmek suretiyle) davacılar dahil tüm ortaklarca video ile kayıt alına alınmış olup;
genel kurul toplantısının tüm usul ve esas kurallarına uygun, herhangi bir hak arama özgürlüğü kısıtlaması olmaksızın gerçekleştirildiğini gösterir bahsi geçen kaydın delilleri içerisinde bildirilmiş olduğunu, ------- uyarınca, davacıların sırf itiraz ileri sürebilmek için öne sürdükleri ve hakkın kötüye kullanımı niteliği taşıyan bakanlık temsilcisi olmamasına ilişkin muhalefet şerhinin de huzurdaki davada bir karşılık bulmasının mümkün olmayacağını, davacıların müvekkili şirkette mevcut bulunan paylarını "hiçbir bedel almaksızın ve ortaklar arasındaki sorunun çözümü için" ----- kişiye devrettiklerini,
devamla bu hisse devrinin iptal edildiğini ve dava dışı şirket ortaklarından ------- devredilen hisseleri devralarak müvekkil şirkette sahip olduğu hisse pay oranını arttırdığını iddia etmiş olduklarını, davacılardan bir ticari şirketin ortakları ve bir tacir olarak kendilerinden beklenen özen yükümlülüğünü göstererek basiretli bir tacir gibi davranmaları beklenmekte olduğunu, anonim şirketlerin faaliyetlerini düzenli bir şekilde yürütmeleri ve takip etmeleri amacıyla birtakım ticarî defterleri tutma zorunlulukları bulunmakta olup, bu defterlerden birisinin de pay defteri olduğunu, Pay defterinin,
anonim şirketin pay durumunu gösterip bu konuda şirket ile üçüncü kişilere gerekli bilgileri verdiğini, TTK'nın "Pay Defteri" üst başlıklı "Kayıt" alt başlıklı 499/4 maddesi hükmü uyarınca pay defteri kayıtlarının esas alınmasının kanun nezdinde de hükme bağlanmış olduğunu, bu sebeple ------ tarihli genel kurul toplantısına pay defteri ve hazır bulunanlar listesi tetkik edilerek ve bu kayıtlar esas alınarak başlanılmış olup, yapılan inceleme sonucu şirket paylarının 100 adet, itibari değeri pay karşılığı 250.000,00-TL (iki yüz elli bin Türk Lirası) olduğu.
75 adet pay karşılığı toplam itibari değeri 187.500,00-TL (yüz seksen yedi bin beş yüz Türk Lirası) tutarındaki hissenin toplantıya vekaleten katıldığı ve buna göre 25 pay adedine karşılık 62.500,00-TL (altmış iki bin beş yüz Türk Lirası) payın (%25 (1/4) oranında hissedarlığın) toplantıda asaleten temsil edildiği,
böylece gerek kanun gerekse esas sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğu anlaşılmış ve toplantı sırasında yapılan oylamalar da bu hisse oranları üzerinden hesaplanarak yapılmış olduğunu, TTK.’ nun ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde pay defteri kayıtlarının esas alınması gerektiği, Hazirun’ ün buna göre düzenlenmesi ve yapılan oylamaların bu kayıtlardaki itibari değerler üzerinden yapılması gerektiğinin ifade edilmiş olduğunu, o halde iptale konu genel kurul toplantı tutanağında da şerh edildiği üzere şirkette mevcut bulunan paylarının bir kısmını üçüncü bir kişiye devreden,
bu hususu haksız ve yetkisiz olarak uhdelerinde bulundurdukları şirket pay defterine kaydeden ve şirket pay defterini bu üçüncü kişiye teslim eden davacıların, bu konuda bir hak iddia etmelerinin mümkün olmadığını, zira dava dışı ortak ----- şirket pay defteri kayıtlarını esas olarak,
-----hisseleri devraldığını ve üstelik davacıların bu hisse devir sürecinden başından beri haberdar olduklarını, kendilerine ait olan hisseleri de ----------- devretmek isteyip sonrasında ise vazgeçtiklerini, pay defteri kayıtları müvekkili şirket yönünden bağlayıcı olmakla birlikte bu iddianın işbu davanın konusunu oluşturmadığının da sarih olduğunu, bu minvalde belirtmek gerekir ki davacıların hisse devirlerine ilişkin iddialarının huzurdaki davada dinlenip karara bağlanamayacağını belirterek, hukuka aykırı ve açıkça hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibari ile davalı ----- tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ve yok hükmünde olduğunun tespiti taleplerine ilişkindir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ----- inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenip deliller toplanarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.Davalı şirketin sicil dosyası getirtilmiş , şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde kaldığı,
davacıların mahkememizde açtıkları dava tarihi itibariyle davalı şirket ortağı oldukları belirlenmiştir.
Dava konusu genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli incelendiğinde davacıların %12,5 'ar oranda hisse sahibi olarak göründükleri, böylece şirkette %25 oranında pay sahibi oldukları anlaşılmıştır, davacılar yargılama devam ederken şirketteki hisselerini ----- yevmiye numaralı devir sözleşmeleri ile dava dışı -------- devretmişlerdir.Davalı yan davacıların tüm ortaklık paylarını devrettiğini, genel kurul kararlarının iptali için davanın açılışından karar alınana kadar ortaklığın devam etmesi gerektiğini, aksi halde aktif dava ehliyetinin kaybedileceğini,
zira genel kurul kararının iptalinde artık hissedar olmayan kişinin açılan genel kurul kararının iptali davasını sürdürmesinde davacı sıfatının ortadan kalkacağını, keza hukuki yararının da bulunmayacağını, tüm bu nedenlerle davacının yargılama sürecinde ortaklığının sona ermiş olması nedeni ile davacıların aktif dava ehliyeti de sona erdiğinden davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davacılar davalı şirkette %50 oranında hisse sahibi ortak iken toplamda %25 hisseyi dava dışı ------ isimli şahsa noter hisse devir sözleşmesi ile devrettiklerini ancak ---- tarihli hisse devri iptali sözleşmesi ile de bu devirden vazgeçtiklerini, buna rağmen ----- isimli 3.kişinin kendilerinden habersiz olarak şirketin diğer ortaklarından ----görüşerek, kendisine emanet edilen ve hemen ertesinde devri iptal edilen hisseleri ------- devrettiğini, bu hisse devrinin pay defterine işlendiğini bunun üzerine --------- hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu beyan etmişlerdir.
Getirtilen -----nolu dosyasında davacıların dolandırıcılık eylemi nedeniyle ------ hakkında suç duyurusunda bulundukları, soruşturma neticesinde "...Müştekilerin iddia ettiği eylemde ceza yasaları uygulaması yönünden suç ve suç unsuru tespit edilemediği, müştekilerin şikayetine konu olayın şüpheli ile aralarındaki hisse devri sözleşmesi ilişkisinden kaynaklı hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, olayda hile ve desile içeren davranışın bulunmadığı, somut olayda müştekilere yönelik eylemin müştekilerin denetim imkanını ortadan kaldırmayacağı, atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı,
müştekilerin maddi zararının tazmin için hukuk mahkemelerinde tazminat davası açabileceği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla. Şüpheli hakkında açıklanan nedenlerle kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA," karar verildiği, itiraz üzerine de ----------- dosyasından itirazın reddine karar verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili --- tarihli duruşmada ------- karşı hisse devirlerinin iptali için dava açmadıklarını beyan etmiş ,yargılamanın devamında da böyle bir dava açıldığı bilgisi mahkememize sunulmamıştır.
Hisse devrinin muvazaalı olduğu iddiası ile açılmış bir dava olmadığı gibi hisse devrinin iptali adi yazılı sözleşme ile de mümkün olmadığından davacılara ait %25 oranındaki hissenin geçerle şekilde ------ devredildiği, davacıların genel kurul tarihi itibariyle toplam %25 oranında hissedar oldukları mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacılar mahkememizdeki davayı açtıktan sonra bu kez kalan %25 hisseyi de ------- devredilmek suretiyle davalı şirketteki ortaklıklarını sonlandırmışlardır.
Bu durum iptal davası yönünden mahkememizce değerlendirildiğinde iptal davası açma hakkının yalnızca pay sahiplerine tanınmış bir hak olduğu ve pay sahipliği sıfatının davanın kesin hükümle sonuçlanmasına kadar devam etmesi gerektiği, pay sahipliğini dava devam ederken kaybeden ortağın davaya devam edemeyeceği, bunun yanı sıra hisseleri devralan yeni ortağın da davaya devam etmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.Davacılar mahkememizde açtıkları davada dava konusu genel kurulda alınan kararların iptali yanı sıra yok hükmünde olduğunun tespitini de talep etmişlerdir.
İptal davasında ortaklık sıfatı, ortağın açacağı iptal davasının dinlenebilmesi için koşul olup davacı taraf, bu sıfatını davanın kesin hüküm ile sonuçlanmasına kadar korumak zorunda olsa da genel kurul kararlarının butlan (yokluk) denetimi, TTK 447. maddesinde düzenlenmiş olup genel kurul kararlarının butlan veya yoklukla malul olduğunun tespiti davasını, bu kararlardan hakları etkilenen üçüncü kişiler de herhangi bir süreye bağlı olmaksızın açabilecektir.
Ancak şirketin ortağı olmayan üçüncü kişilerin bu davayı açabilmeleri için, hukuki yararlarının bulunması zorunlu olup, bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir-----------Bu durumda davacıların ortaklık sıfatı kalmamış olsa bile 3. Kişi sıfatıyla bu davaya devam etmekte hukuki yararlarının bulunabileceği gözetilerek dava konusu genel kurulda alınan kararlar bu yönden incelenmiş, alınan bilirkişi heyeti raporunda bilirkişiler ----- davacılar ile imzaladığı---------- davalı şirkete ibraz ettiği ve davalı şirketin de bu pay devri uyarınca davacıların pay adedini 12,5 olarak pay defterine kaydettiğini,
----davalı şirkete gerek davacılar tarafından gerekse -------- tarafından bildirildiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığını, bu durumda, iptal edildiği konusunda kendisine bilgilendirme yapılmayan davalı şirketin, noterden resmi şekilde yapılmış pay devir sözleşmesi uyarınca pay defterine kayıt yapmasında ve Hazirun cetvelini bu kayıtlara göre düzenlenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık unsuru bulunmadığını, davacıların davanın açılmasından sonra da şirketteki hisselerini ------ yevmiye numaralı devir sözleşmeleri ile dava dışı-------- devrettiklerini ve bu suretle ortak sıfatlarının sona erdiğini,
davacıların taraflar arasında birçok derdest dava bulunduğunu, davalı şirket yöneticilerinin kendileri hakkında mesnetsiz iddialar ile gerek malvarlığı gerekse de şahıs varlığı haklarına zarar verebileceklerini,
özellikler de yönetim kurulu başkan ve üyeliği sıfatıyla şirket adına avukatlara vekalet veren kişilerin yönetim kurulu üyelik ve başkanlığına atanmalarına yönelik kararın yokluğuna iptaline karar verilmesi halinde kendileri aleyhine şirket vekili sıfatıyla dava açan avukatların yetkisiz hareket etmiş olacaklarını ve yaptıkları tüm işlemlerin de yok hükmünde sayılacağını bunun neticesinde şirket adına açtıkları davaların da bu sonuçtan etkileneceklerini hukuki yarar olarak ileri sürdüğünü, her ne kadar yok olan kararlar geriye etkili sonuç doğurursa da temsil yetkisine ilişkin TTK m. 372/2’de özel ve ayrık bir düzenleme bulunduğunu,
TTK m. 372/2’ye göre “Temsil yetkisinin ticaret sicilinde tescilinden sonra, ilgili kişilerin seçimine veya atanmalarına ilişkin herhangi bir hukuki sakatlık, şirket tarafından üçüncü kişilere, ancak sakatlığın bunlar tarafından bilindiğinin ispat edilmesi şartıyla ileri sürülebilir” olduğunu, TTK m. 372/2 gerekçesinde “İkinci fıkra yeni olup, temsile yetkili kişilerin seçimlerine ve atanmalarına ilişkin hukukî sakatlıkların üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, sürülebilmesi için hukukî sakatlığın onlar tarafından bilindiğinin ispatlanması gerektiği kuralını getirerek uygulamadaki tereddütleri ortadan kaldırmaktadır.
Hüküm 37 nci madde ile aynı düşünce eksenindedir.
Hukukî sakatlık ne kadar ağır olursa olsun bunun üçüncü kişiye karşı ileri sürülememesi, üçüncü kişiye izleyemeyeceği, belirleyemeyeceği ve yargılayamayacağı bir yükümlülük yüklenmesini engellemek ve işlem güvenliği ile adaleti sağlamak amaçlarına yöneliktir” açıklaması bulunduğunu, Kanun koyucunun, temsile yetkililerin seçilmesi ve atanmasına ilişkin sakatlıkların ne kadar ağır olursa olsun üçüncü kişilere ileri sürülemeyip işlem güvenliğini sağlamayı amaçlamakta ve üçüncü kişilerin yapılan tescil ve ilana güvenlerini koruyarak onların menfaatlerini şirketin menfaatlerinin önünde tutmakta olduğunu,
temsil yetkisine sahip olanların seçilmelerine ilişkin sakatlığın ileri sürülmesinin ancak işlemin yapıldığı sırada bu hukuki sakatlığı bilmelerinin ispatlanması halinde mümkün olabileceğini, örneğin bu temsilcilerin seçimine ya da atanmalarına ilişkin kararın mahkeme tarafından iptal edildiğini ya da bu kararlar hakkında yokluk veya butlanın tespitine karar verildiğini bildiklerinin ispatlanması gerektiğini, davacıların dava dilekçesinde, dava konusu genel kurulda alınan kararların geçersizliğine ilişkin ileri sürmüş olduğu ilk gerekçenin,
davacılar vekili olan--------- avukat vekaleti sunmasına rağmen toplantıya davacıların yanında danışmanlık yapmak üzere alınmaması olup ----uyarınca “Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir”.
Yine Yönetmelik m. 18/7 maddesinde de “Halka açık olmayan şirketlerde gerek nama gerek hamiline yazılı pay senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için vekâletnamenin Ek-3’teki örneğe uygun olarak noter onaylı şekilde düzenlenmesi gerekir” denildiğini, dava dosyasında belirtilen hususları içeren noterden düzenlenmiş vekaletnameye rastlanılmadığını, Yönetmelik 21 maddesinde belirtilen bilgilerden herhangi birini içermeyen özel veya genel vekaletnamelerin geçersiz olduğunu,
bu durumda Yönetmelik hükümlerine uygun olmayan vekaletnameye dayanarak toplantıya katılmak isteyen --------- toplantıya alınmamasında herhangi bir hukuka aykırılık unsuru tespit edilemediğini, davacıların ileri sürmüş oldukları bir diğer yokluk sebebinin ise,------- yapılan hileli olduğu ileri sürülen hisse devrine dayanılarak işlem yapıldığı hususu olup hisse devrinin pay defterine kaydedilmesinde hukuka aykırılık tespit edilemediğini, son olarak davalı şirketin dava konusu genel kurulunun,------- temsilcisinin katılımının zorunlu olduğu bir genel kurul niteliğinde olmadığının anlaşıldığını,
bu açıklamalar sonucunda davacılar tarafından ileri sürülen sebeplerin davaya konu olan genel kurulda alınan kararların yokluğu sonucunu doğurmayacağını, kararların yokluğu sonucunu doğuracak nitelikte herhangi bir hukuka aykırılık unsuru tespit edilemediğini bildirmişlerdir.Mahkememizce yapılan yargılama toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu neticesinde davalı şirkette ortak sıfatı kalmayan davacıların dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep etme haklarının bulunmadığı ancak hukuki yararlarının mevcudiyeti halinde kararların yokluk veya butlanının tespitini talep edebilecekleri,
dava konusu genel kurul da alınan kararlar yokluk ve butlan iddiaları yönünden incelendiğinde ise davacı tarafça ileri sürülen sebeplerin genel kurulda alınan kararların yokluğu sonucunu doğurmayacak nitelikte olduğu, bu durumda davacıların dava açmakta huki yarar bulunmadığından davanın bu nedenle reddi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Karar harcı 615,40 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/320, K. 2025/106, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama