KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/538
- Karar No
- 2023/757
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2023
Karar Metni
1.960 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/538
KARAR NO : 2023/757
DAVA
Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 31/07/2023
KARAR TARİHİ : 18/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin yetkilisi ve sahibi olduğu -----Şirketi'nin TTK geçici 7. Maddesi uyarınca Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan ihtar ve ----- Gazetesi'nde yayınlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması nedeniyle 18/02/2015 tarihinde Ticaret Sicilinden re'sen terkin edildiğini, müvekkilinin uzun süre cezaevinde kalması sebebiyle şirket işleriyle ilgilenemediğini, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin aktifinde ---- plaka numaralı aracın bulunduğunu, müvekkili şirketin re'sen terkin edilmiş olması nedeniyle şirket adına kayıtlı bulunan araçlar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamadığını,
bu nedenlerle müvekkilinin yetkilisi ve ortağı bulunduğu-----Şirketi'nin ek tasfiyesine ve şirketin ticaret siciline yeniden tesciline karar verilmesini, ek tasfiye işlemlerinin müvekkili tarafından yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TTK 32. Maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. Maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkilinin re'sen terkin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, davanın kabulüne kanaat getirilmesi halinde ek tasfiye için tasfiye memuru atanması ile müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7.maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, mahkememizin 18/10/2023 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenerek uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilmiştir.
İhyası talep edilen şirketin sicil dosyası getirtilmiş, şirketin sicilde kayıtlı merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde kaldığı, şirketin adresinin tespit edilememesi nedeniyle kapsama alındığı,
Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından TTK Geçici 7. maddesi ile 30.12.2012 tarih ---- sayılı ---- yayımlanan "Münfesih olmasına veya Sayılmasına Rağman Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğin 5.maddesi (1-b) bendi uyarınca 09/10/2015 tarihinde resen terkin edildiği görülmüştür. ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirketin resen terkin işlemlerine ait belgeler getirtilerek dosya içine alınmıştır.
Dava dilekçesinde belirtilen ----- plaka sayılı aracın tescil kaydı uyap üzerinden dosya içine alınmış ihyası talep edilen şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK Geçici 7/15 maddesinde “ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri” düzenlenmiş, aynı maddede “tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazine’ye intikal edeceği” öngörülmüştür.(15/09/2023 tarihli ----- yayınlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile maddedeki "....silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ...." ibaresi iptal edilmiştir.)
6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesinde anonim ve limited şirketlerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 1.7.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.
Madde hükmüne göre anonim şirketler, 559 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması,
TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması sebebiyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler. Anılan maddenin 4. fıkrasına göre.
Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere---- Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir.
İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.
Somut olayda da ihyası talep edilen şirketin adresinin tespit edilememesi nedeniyle TTK Geçici 7.maddesi kapsamına alınarak sicilden resen terkin edildiği, Sicil tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu gerekli ihtar ve ilanların yapıldığı, öte yandan davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, sicilden terkin edilen şirketin adına kayıtlı araç bulunduğu, davacının talebinin TTK Geçici 7. maddesi koşullarını taşıdığı ihya talebinin yerinde olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ihya talebinin kabul edilmesi halinde şirketin ek tasfiyesi için TTK 547 maddesi gereği tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ----Sayılı kararında bu husus tartışılmış olup kararda uyuşmazlık" Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu şirketin ihyasına ilişkin kararın TTK’nın 547. maddesi kapsamında ek tasfiye niteliğinde olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre ihyasına karar verilen şirkete aynı Kanun’un 547/2. maddesi kapsamında tasfiye memurunun atanıp tescil ve ilanına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır." olarak belirlenmiş ve yine kararda ".....18.
Öte yandan şirketin geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun olarak terkin edilmesi durumunda, sonlandırılması gereken hukukî ihtilaflar nedeniyle aynı maddenin 15. fıkrasında belirtilen imkândan yararlanılarak terkin edilen şirketin taraf sıfatını yeniden kazanmasına yönelik ihyası da mümkündür. Ancak böyle bir durumda verilecek olan ihya kararı, hukuka aykırı terkin işleminden farklı olarak TTK’nın 547. maddesi anlamında bir ek tasfiye niteliğinde olacaktır.
Zira böyle bir durumda, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmamakta, ortaya çıkan hukukî ihtilafın neticelendirilmesi amacıyla şirketin ihyası talep edilmektedir. Bu durumda verilecek olan ihya kararı da bu tür ihtilafın sonlandırılması çerçevesinde ifa edilecek ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olacak, ek tasfiye sürecine ilişkin olarak TTK’nın 547. maddesi uygulama alanı bulacaktır.19.
Bu aşamada ek tasfiyeye ilişkin olarak değinilmesi gereken TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir.
Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (-----).
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, şirkete ait tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür.
Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (-----). 20. Ek tasfiyede amaç; yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir.
Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmal edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (------). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır.
Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.21.
Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulması ayrıca önem arz eden bir diğer husus olarak karşımızca çıkmaktadır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir.
Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir.
Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.22.
Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek dava konusu şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir.
Dolayısıyla geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun olarak terkin edilen şirketin ihyasına ilişkin talebin kabul edilmesi hâlinde verilecek olan karar, sonradan ortaya çıkan hukukî ihtilafın çözümü amacıyla sınırlı olarak şirketin TTK’nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye kapsamına alınması niteliğinde olduğundan mahkemece, ek tasfiye için tasfiye memuru tayin edilmelidir.
Zira bu şirket geçici 7. madde kapsamında herhalde ticaret sicilinden terkin edilmesi gereken bir şirket olduğundan tayin edilecek tasfiye memuru tarafından neticede şirketin ticaret sicilinden terkini işlemi de yapılacaktır.23.
Sonuç olarak yukarıda değinilen tüm bu düzenlemeler ışığında; geçici 7. madde kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re’sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re’sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanması gerekmez.
Ancak geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun şekilde gerçekleştirilen re’sen terkin işlemi sonrasında ortaya çıkan hukukî ihtilafların çözümü ve sonlandırılması amacıyla şirketin ihyasının gerektiği bir durumda geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan ihya davasında, terkin edilen şirketle ilgili oluşan ihtilafın çözümüyle sınırlı olarak verilecek olan ihya kararı,
niteliği itibariyle ek tasfiye kapsamında verilen bir karar olduğundan TTK’nın 547/2. maddesi uyarınca ihya kararıyla birlikte ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için tasfiye memuru atanması zorunludur...." denilmiştir.Somut olayda da sicil tarafından gerçekleştirilmiş re’sen terkin işleminin hukuka uygun olduğu, ancak şirketin adına kayıtlı bir aracının bulunduğu,
aracın satış işlemlerinin yapılması için ihyasının sağlanması gerektiği, dava konusu şirketin ihyasına ilişkin kararın TTK’nın 547. maddesi uyarınca ek tasfiye niteliğinde olacağı, ihya kararı ile birlikte şirketin ek tasfiye işlemlerini yerine getirmek üzere tasfiye memuru tayin edilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve ihya kararı ile birlikte şirkete ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olarak tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş, şirketin terkin öncesinde müdürü olan davacı ----- resen tasfiye memuru olarak görev yapmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
Dosyada toplanan deliller , iddianın ileri sürülüş biçimi bir arada değerlendirildiğinde ,davalı sicilin yaptığı resen terkin işleminin TTK geçici 7. maddesinde öngörülen usule uygun olduğu anlaşılmış davacı vekili de, duruşmada yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiş, mahkememizce davanın kabulüne, ----Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ----- sicil numarasında kayıtlı iken TTK geçici 7. Maddesi uyarınca re'sen terkin olunan----ŞİRKETİ'nin adına kayıtlı ----- plaka sayılı aracın satış ve devir işlemleri ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, şirketin ticaret siciline tesciline,
ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere davacı ----- tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına, davacı tarafça yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına dair, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/538, K. 2023/757, 18 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama