KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/704
- Karar No
- 2024/102
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
Karar Metni
1.296 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/704 Esas
KARAR NO:2024/102
DAVA
Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/10/2023
KARAR TARİHİ:08/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin; -------- vatan hizmeti esnasında şehit olan veya herhangi bir nedenle hayatını kaybeden ------- bakmakla yükümlü olduğu yakınları ile gazi ve engelli -----sosyal ve ekonomik destek sağlamak ve çocuklarına üniversite seviyesi dahil öğrenim yardımında bulunmak maksadıyla faaliyet gösteren --------- destek sağlamak amacıyla kurulmuş bir sermaye şirketi olduğunu, müvekkile şirketin faaliyetleri neticesinde elde etmiş olduğu kazancının %498'lik bölümünü ulvi amaçlara hizmet maksadıyla hakim hissedarı ------ yasalara uygun bir şekilde intikal ettirdiğini,
müvekkili şirket amaçlarını gerçekleştirmek maksadıyla -------işletmekte olup söz konusu istasyonlardan bir tanesi de ---------- bulunduğunu, müvekkili şirket akaryakıt istasyonu içerisinde konuşlu bulunan --------- müşterilerine hizmet vermesi amacıyla dava dışı kişi ve kurumlara kiraya vermekte ve bu sayede ticari gelir elde ettiğini, müvekkili şirket söz konusu ----------çatısının su akıtması ve sair nedenlerle çatı izolasyonunu yaptırmaya karar vermiş ve bu amaçla çeşitli firmalardan fiyat teklifi aldığını, söz konusu eser sözleşmesi niteliğindeki izolasyon işine fiyat teklifi veren firmalardan davalı------- isimli firma olduğunu,
söz konusu firma tarafından 08/03/2021 tarihinde KDV dahil 20.000.00 TL tutarlı, 5 yıl garanti süresi veren teklif sunulduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan değerlendirme sonucu ----- çatısının izolasyonu için davalı -------- anlaşmaya varıldığını, davalı eser niteliğindeki işi 2021 yılı Nisan ayı sonunda teslim etmiş olup iş bedeli ödemesi de yapıldığını, söz konusu izolasyon işinin tesliminden yaktaşık 14 ay sonra yapılan işin ayıplı olduğunu, çatı etrafına yapılan tuğlaların döküldüğünü, çatı üzerine yapılan betonda derin çatlaklar oluştuğunu,
betonda çeşitli kusurlar ve dökülmeler olduğu ve çatıdan içeriye su sızdığı fark edildiğini, yapılan işin ayıplı olduğu müvekkili şirket yetkililerince --------bildirdiğini ve fakat firma yetkilisi ayıbı gidereceğini belirterek müvekkili şirketi oyaladığını, bunun üzerine 29 Temmuz 2022 tarihinde -------- yevmiye numaralı ihtarnamesi davalıya ihtar gönderilmiş, davalının iş adresinin kapalı olması nedeniyle ihtar tebliğ edilemediğini ve iş bu kez davalının mernis adresine gönderilen ihtar 14.09.2022 tarihinde davalının eşi tarafından tebliğ alındığını,
davalının söz konusu ihtarnameye rağmen eser sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirmemesi ve ayıpları gidermemesi nedeniyle davalı tarafından yapılan işin kusurlu olduğunun tespiti amacıyla-------dosyası delil tespiti ve onarım maliyetinin hesaplanması talep edildiğini, söz konusu mahkeme tarafından yerinde keşif yapılarak dosya bilirkişiye tevdi edildiğini,
bilirkişi raporunda ” Tespite konu taşınmaz çatısında yapılan uygulamanın su yalıtımı için yetersiz olduğu ve bölgesel çözüm yoluna gidilmesinin uygun çözüm olmayacağı" belirtildiğini ve taşınmazın kullanıma uygun hale getirilmesi için yapılması gereken işlerin güncel piyasa fiyatları ile toplam tutarı; her türlü yükleme, boşaltma, nakliye, işçilik, genel giderle ve yüklenici karı dahil olmak üzere KDV dahil 144.201,90TL olarak hesap edildiğini belirterek,
fazlaya ilişkin talep, alacak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, eser sözleşmesinin ayıplı ifasının tespiti ve ayıplı ifa kaynaklı olarak müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın tazmini amacıyla, şimdilik 20.000,00TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi ibraz etmediği anlaşılmıştır. Mahkememizce ------- Dosya celp edilmiş, ----- davalının hesabına ait ---- tarihli hesap hareketleri celp edilmiş ve etraflıca incelenmiş olduğu anlaşılmıştır. Dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde. Dava, hukuki niteliği itibari ile; eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Davalının gerçek kişi olması nedeniyle Mahkememizce davalının tacir olup olmadığı araştırılmasına gidilmiş ve gelen yazı cevaplarından davalının esnaf kaydının bulunmadığı, adına kayıtlı ticari işletme kaydının bulunmadığı, Mükellefin 30/06/2021 tarihinde mükellefiyetini sonlandırdığı, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu,Gerçek usulde ticari kazanç elde ettiği, söz konusu mükellefin en son vermiş olduğu 2 Gelir Vergisi beyannamesinde kazancı bahsedilen hadlerin altında olduğundan V.U.K.
1 Madde kapsamında 2. sınıf tüccar sınıfına dahil olduğu belirtilmiştir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5.maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında ----------- Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması Asliye ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Başka bir anlatımla, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir.
Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması kararın kaldırılmasını gerektirecek bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, ------------ ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, --------Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.
Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Somut olayda, davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı,
işletme defteri tuttuğu ve kazancının 213 sayılı VUK'un 177/1 fıkrasında yazan limitlerin altında kaldığından esnaf sayılması gerektiği ve tacir olmadığından TTK'nın 4.maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden Mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. -------------
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/704, K. 2024/102, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama