KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2020
- Esas no
- 2016/111 Esas
- Karar no
- 2020/522
- Dava
- Alacak ve Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/01/2016
Karar Metni
874 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 30/09/2013 tarihli sözleşme akdedildiğini, davalının söz konusu sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, edimlerini yerine getirmediğini, eksik ve hiç yapılmayan bir kısım işlerin yerine getirilmesi için müvekkilinin üçüncü kişilere ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu nedenlerle sözleşmeyi tek taraflı feshettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tam ve ağır kusurlu davalıdan 5.000,00 TL sebepsiz zenginleşme ve mahrum kalınan kâr için de 100,00 TL olmak üzere toplam 5.100,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkil firmanın dava konusu sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı yanın feshinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı yanca her ne kadar ayıplı ve eksik işlerden bahsedilmekte ise de buna ilişkin süresinde ve usulüne uygun yapılmış herhangi bir bildirimin mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, karma tipli sözleşme(satım ve hizmet sözleşmesi) kapsamında davalının edimini eksik ve ayıplı yerine getirdiği iddiasıyla sözleşmeden dönme, yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesi ve mahrum kalınan kârın tazmini isteğine ilişkindir.
DELİLLER
-Sözleşme, fatura ve sevk irsaliyesi, -Tanıklar ...'ın beyanları, -Bilirkişi ...'un 10/07/2018 tarihli kök raporu ile 07/03/2019 tarihli ek raporu, -Ziraat bilirkişi ...u, -Çayırlı Mal Müdürlüğü'nün 20/12/2019 tarihli yazısı ve eki, -İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 03/01/2020 tarihli yazısı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının işbu dava ile karma tipli sözleşme(satım ve hizmet sözleşmesi) kapsamında davalının edimini eksik ve ayıplı yerine getirdiği iddiasıyla sözleşmeden dönme, yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesi ve mahrum kalınan kârın tazmini isteminde bulunduğu,
satım ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan somut uyuşmazlıkta mutlak ticari davanın varlığından bahsedilemeyeceği gibi İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ve Çayırlı Mal Müdürlüğü'nün cevabi yazılarına göre ticaret sicil kaydı bulunmayan ve vergi kaydı olmayan davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular bakımından her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş olması şartı gerçekleşmediğinden davanın nisbi ticari dava olarak kabulüne de olanak bulunmadığı,
bu durumda davaya bakma görevinin genel görevli asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
E-İMZA
Hakim ...
E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/111, K. 2020/522, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama