KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2020
- Esas no
- 2017/391 Esas
- Karar no
- 2020/570
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 31/03/2017
Karar Metni
1.210 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhinde İzmir...
İcra Müdürlüğünün...sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, takibin cari hesap hareketlerine ve faturaya dayandığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde müvekkili şirketin alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, malların davalıya zamanında teslim edildiğini, davalı borçlu tarafından malların ayıplı olduğu iddiasıyla iade faturası düzenlenlenmişse de bu faturaların davacı tarafça kabul edilmediğini, iade faturasının ihtarname ile davalıya gönderildiğini, gönderilen malların halen davalıda olduğunu, usulüne uygun bir ayıp ihbarının olmadığını,
bedellerinin ödenmediğini beyanla davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, davanın da yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı yandan satın alınmak istenilen malların zamanında müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve ayıplı mal gönderildiğini, ayıplı malların iadesi hakkında davacı yana iade faturası düzenlendiğini ve gönderildiğini, müvekkili tarafından ayıp ihbarında bulunulduğunu, davalının iade faturasını almaktan imtina ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası, -Pınarhisar Noterliğinin 14/03/2017 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesi, -Bornova ... Noterliğinin 19/04/2017 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi, -Davacı ait ticari defter ve kayıtları içeren cd, -Davalıya ait ticari defter ve kayıtlar, -Bilirkişi...'nun 30/07/2018 tarihli raporu, -Bilirkişi ...'in 16/12/2019 tarihli teknik bilirkişi raporu, -Talimat mahkemesince 04/11/2019 tarihinde mahallinde yapılan keşif.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İtirazın iptali davasının koşullarını; ilamsız bir icra takibine girişilmesi, bu takip nedeniyle çıkarılan ödeme emrine 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmiş olması, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeden itirazın iptalinin talep edilmesi şeklinde sıralamak mümkündür.
İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih 2004/19-410 Esas, 2004/471 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. Bu husus dava şartıdır ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerekmektedir.
2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatına, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir.
Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İİK 67/2. madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231).
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir...
İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasında 13.662,51 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 24/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde 24/03/2017 tarihinde herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle borca, ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, itiraz üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, işbu itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edildiği, mahkememizce dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği,
tarafların uyuşmazlığa konu dönemde ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, icra takibine dayanak yapılan alacağın cari hesaptan kaynaklandığı, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarında davacının, davalıdan 13.662,51 TL alacaklı olduğu, davalının defter ve kayıtlarında ise davacının, davalıdan 2.257,58 TL alacaklı göründüğü, taraf defter ve kayıtları arasındaki farklılığın davalı tarafından düzenlenen 07/02/2017 tarihli ve 11.404,70 TL bedelli iade faturasından kaynaklandığının tespit edildiği,
taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğundan 2004 sayılı İİK 50, 6100 sayılı HMK'nın 10 ve 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin somut uyuşmazlıkta İzmir İcra Dairelerinin yetkili olduğu, bu nedenle davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı, mahkememizin yetkisine yönelik itiraz yönünden de davalının yetkili mahkemeyi cevap dilekçesinde bildirmediği, usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığından yetki itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafından satıma konu malların ayıplı olduğunun ve iade faturasının bu nedenle düzenlendiğinin savunulduğu,
mahkememizce Pınarhisar Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesinden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasının ve satıma konu malların ayıplı olup olmadığının incelenmesinin istenildiği, talimat mahkemesince yapılan keşifte davalı tarafından uyuşmazlığa konu iki adet lastiğin yangın nedeniyle zarar gördüğünden bahisle inceleme için mahkemeye sunulmadığı, inceleme için sunulan diğer iki adet lastik yönünden yapılan incelemede de kullanıma bağlı deformelerin olduğu ve meydana gelen kusurların gizli ayıp olarak nitelendirilemeyeceği bilirkişi görüş ve kanaatinin bildirildiği,
buna göre davalının teslim aldığını kabul ettiği satıma konu malların ayıplı olduğunu, ayıp ihbarını yasal süresinde yaptığını ve satıma konu malları davacıya iade ettiğine ilişkin savunmasını ispat edemediği, bu kapsamda davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 13.662,51 TL asıl alacak tutarında alacaklı olduğu, davalının takiple temerrüde düştüğü, bu nedenle davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davalının borç aslının 13.662,28TL'lik kısmına yönelik itirazının yerinde olmadığı ve itirazında haksız olduğu,
mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, hükme esas alınabileceği, uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip... · -e imzalıdır. Hakim ... · -e imzalıdır.
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/391, K. 2020/570, 23 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama