KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2021
- Esas no
- 2017/742 Esas
- Karar no
- 2021/77
- Dava
- Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 23/06/2017
Karar Metni
2.703 kelime·14 dk okuma·7 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalılardan ...'ün sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile 22.09.2014 tarihinde seyir halinde iken yaya olan müvekkillerinin murisi...'a çarparak ölüm ile sonuçlanan trafik kazası meydana geldiğini, olay nedeni ile ... ve...'in destekten yoksun kalma tazminatlarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ölümlü trafik kazası nedeniyle İzmir...ASCM. 'nin...
Karar sayılı dosyadan yapılan yargılama sonunda davalı ...'ün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, para cezası verildiğini kararın istinaf edildiğini, müvekkillerinden ... ve...'in oğullarını kaybettiğini, tarifsiz acı ve üzüntüye düştüklerini ayrıca üniversite mezunu çocuklarının maddi desteğinden de yoksun kaldıklarını, ... ve ...'in ise kardeşlerini kaybetmenin acı ve üzüntüsü ile psikolojilerinin bozulduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru sonucunda hasar dosyası açılmasına rağmen, müvekkillerine ödeme yapılmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkillerinden ... için 1000 TL maddi, 60000 TL manevi,... için 1000 TL maddi, 60000 TL manevi,
... ve ... için 40000'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ( sigorta şirketinin sadece maddi tazminat ile sorumlu tutulmasına) karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı vekilinin görüşmeler sonucunda eksikliği gidermeden davayı açtığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini,... plakalı aracın şirket nezdinde ... adına ZMMS sigortalı olduğunu, sorumluluğun 268.000 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat talebinin teminat dışı olduğunu, sigortalının kazanın meydana gelmesinde kusurlu bulunmadığını, taraf kusurlarının tespiti için dosyanın ATK'ya gönderilmesi gerektiğini, şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranınında poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, davacılar tarafından destekten yoksun kaldıklarının makul delillerle ispatlanması gerektiğinin,
zarar hesabının aktuerya bilirkişilerince yapılmasının gerektiğini, olayda davacıların murislerinin müterafik kusuru bulunduğunu, şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkilinin sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile karıştığı trafik kazasına ilişkin davanın İzmir ...
ACM... sayılı dosyası ile görülmekte olduğunu, müvekkiline asli kusur verilmediğini, müteveffanın kurallara riayet etmeden ilk geçiş hakkına sahip yaklaşan araca rağmen kaplamaya girerek can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü, dikkatsiz ve kontrolsüzce yola girdiğini, olayda 2918 KTK 68/B-3 maddesini ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda asli derecede kusurlu olduğunu, müvekkilinin alt düzeyde tali kusurlu olduğunu, müvekkiline maddi sorumluluk yükletilemeyeceğini, davalı sigorta şirketinin mali mesuliyet sigortası kapsamında zararın tamamını ödemekle mükellef olduğunu,
açıklanan nedenlerle müvekkili yönünden davanın reddedilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, 6098 Sayılı TBK'nın 71 ve 2918 Sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında açılan motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan maddi tazminat (destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
DELİLLER
- Davacılara ait nüfus kayıtları, - Davalı sigorta şirketleri tarafından sunulan sigorta poliçeleri ve diğer evraklar, - Mucur İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 04/04/2018 tarihli yazısı ve eki, - Karabağlar ilçe emniyet müdürlüğünün 29/03/2018 tarihli yazısı ve eki, - İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosya aslı, - Çiğli İlçe emniyet müdürlüğünün 12/06/2018 tarihli yazısı ve eki, - İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 18/12/2019 tarihli kusur raporu, - Aktüer bilirkişi Av. ...'ın 10/07/2020 tarihli aktüerya raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Sorumluluk hukukunun amacı, zarar görenin uğramış olduğu gerçek zararı gidermek, kaybolan bir değerin yerine, nitelik veya nicelikçe benzer bir değer koymaktır.
Mülga Borçlar Kanununun 45. maddesinin 2. Fıkrası(TBK'nın 53/3. maddesi) hükmü ile düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı, doğrudan doğruya zarar görenin tazminat isteyebileceğine dair kuralın istisnasıdır. Bu hüküm ile olaydan dolaylı olarak zarar görene de tazminat istemek hakkı tanınmıştır.
Bu istem Mülga Borçlar Kanunu'nun 41, 45/1, 47, 48, 49, 55, 56, 58 ve diğer maddelerinde düzenlenen(TBK'nın 49, 53, 54, 56, 57, 66, 67, 69. maddeleri) tazminat istemleri ile eş değerde olmadığı gibi eylemin karşılığı olan bir ceza da değildir.
Ölümün sonucu olarak, ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek, yaşamının, desteğinin ölümünden önceki, düzeyinde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde ve kendine özgü bir tazminat biçimidir(Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarih ve 1978/1 Esas, 1978/3 Karar). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 45.(TBK'nın 53/3. maddesi) maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır.
Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan ve desteğinin olanakları içinde yapabilecegi para ile değerlendirilebilir yardımın belirlenmesidir.
Destekten yoksun kalanın, desteğinin ölümünden önce onun geniş yardımları sonucu sürdürdüğü aşırı masrafları gerektiren, savurgan bir yaşam şeklinin devam ettirilmesi değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Manevi tazminatın kişinin ruh ve vücut bütünlüğünün bozulması, sosyal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması gibi durumlarda istenebileceği yasal ve yerleşmiş yargı kararlarıyla kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu´nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E, 2006/26 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere, manevi tazminatın amacı, zarar görenin kişilik değerlerinde ve bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 56. Maddesi gereğince; hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat, bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK'nın 4.maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tesbit etmelidir. Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, tarafların kusur oranını, desteğin kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları)
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın 22/09/2014 tarihinde yaya konumunda bulunan ...'a çarptığı, çarpma neticesinde çift taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, davacılar ... ve...'in oğlu ve diğer davacılar ... ile ...'un kardeşleri olan...'un kaza nedeniyle hayatını kaybettiği, iş bu dava ile davacılar ... ve...'in maddi ve manevi tazminat, diğer davacıların ise manevi tazminat talebinde bulunduğu,
uğranılan maddi ve manevi zararların haksız fiil faili olan sürücü ve aynı zamanda kazaya sebebiyet veren aracın kayıt maliki ve işleteni olan ... ile kazaya sebebiyet veren... plakalı aracın zmss sigortacısı olan davalılardan tazmininin talep edildiği, mahkememizce İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18/12/2019 tarihli kusur raporunda davalı sürücünün %30 kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, mahkememizce alınan kusur raporu ile dosyamıza kazandırılan ve davaya konu adli vakaya ilişkin olarak yürütülen İzmir...
Asliye Ceza Mahkemesinin... esas sayılı ceza yargılamasında alınan kusur raporlarının ve kaza tespit tutanağının uyumlu olduğu, bu nedenle davalı sigorta vekilinin kusur raporuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, mahkememizce dosyanın aktüer bilirkişiye tevdii edildiği, müteveffanın davacılar ... ve...'in oğlu olması sebebiyle aralarında farazi destek ilişkisinin bulunduğu, davacılar ... ve...'in yaşamlarının sonuna kadar müteveffa çocuklarının desteğinden mahrum kaldığı,
bu ilkeler ve müteveffanın kusur durumu dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacı ...'in destekten yoksun kaldığı maddi zararın 7.723,43 TL, davacı...'in destekten yoksun kaldığı maddi zararın 18.299,65 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, mahkememizce alınan kusur ve aktüerya bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davacılar ... ve...'in uğradığı maddi zarardan davalı...'nin hem işleten hem de haksız fiil faili olarak, davalı...A.Ş'nin ise kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olarak sorumluluğu bulunduğu,
davalı ...şirketinin kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğu, davalı...'nin haksız fiil tarihi olan 22/09/2014, diğer davalı sigorta şirketinin ise sigortaya başvuru tarihinden itibaren 8.iş günü olan 06/11/2014 tarihinde temerrüde düştüğü, davacıların davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği, 03/08/2020 tarihli dilekçe ile değer arttırım talebinde bulundukları anlaşılmakla, davacılar ... ve...'in maddi tazminat talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 08/12/1997 tarih ... sayılı Kararında belirtildiği üzere kişilik haklarının, kişinin özgür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan; hayat, ruh ve beden tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref ve haysiyet, saygınlık, ün, isim, resim ve sırları gibi kişisel varlıkların en önemlilerinden olduğu, bu yüzden, ailenin saflığını, vakar ve saygınlığını korumanın herkes için ahlaki ve yasal bir görev olduğu,
aile bütünlüğü aleyhine işlenen bir haksız eylemin, o aileyi oluşturan tüm bireyler aleyhine doğrudan doğruya işlenmiş bir haksız eylem sayılması gerektiği, bu görüşün, manevi tazminatın doğrudan doğruya onur kırıcı eylem ve davranışa maruz kalan kişi tarafından istenebileceği ve hukukumuzda yansıma yoluyla manevi tazminata hükmedilemeyeceği ilkelerine de aykırı olmadığı, çünkü, herkesin, içinde yaşadığı toplumda ve ilişkiler kurduğu çevrede üyesi bulunduğu aileden kaynaklanan şeref, haysiyet ve saygınlığının mevcut olduğu,
bu nedenle, bir ailenin bireyine yönelik gibi görünen bir haksız eylemin, bazı durum ve koşullarda tüm aile bireyleri icin kişilik haklarına saldırı oluşturacağı dikkate alınmakla 6098 Sayılı TBK'nın 71 ve 2918 Sayılı KTK'nın 85 ve devamı maddeleri kapsamında mahkememizce alınan ATK kusur raporuna göre davalı...'nin meydana gelen kazada hem işleten olarak hem de haksız fiil faili olarak %30 kusurlu olduğu, bu nedenle davalı...'nin davacıların uğradığı manevi zarardan sorumluluğu bulunduğu,
manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmek amacıyla insan yaşamının kutsallığı çevresinde olayın oluş şekline, tarafların kusur oranlarına, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine (davacı ... ve...'in çocuklarını, diğer davacıların ise kardeşlerini kaybettiği) yaşanan olaydan doğrudan etkilenmelerine, hayatları boyunca bu olayın ve eksikliğin etkisiyle yaşamalarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine,
oranına, niteliğine, günün ekonomik koşullarına, hak ve nesafet kurallarına göre manevi tazminat miktarının olayın ağırlığını ortaya koyması, hukuka aykırılığı özendirmemesi ve caydırıcı fonksiyonu bulunması gerektiği, mahkememizce alınan ATK kusur raporunun oluşa ve dosya kapsamına uygun, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davalı...'nin haksız fiil tarihi olan 22/09/2014 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü kanaatiyle davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca, eldeki davada davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmakta olup davacı sayısı kadar maddi ve manevi tazminat davası olduğundan yargılamada vekil ile temsil olunan davacıların her biri lehine maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir.
E-İMZA
Hakim ...
E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/742, K. 2021/77, 20 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama