KÜNYE
T.C. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2021
- Esas no
- 2020/64 Esas
- Karar no
- 2021/38
- Dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/01/2020
Karar Metni
1.036 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkilinin ileride faaliyete geçecek Yıldızada şirketi ile ilgili logo çalışması ve anahtar teslim Web Sitesi Hizmetlerinin davalıdan alınması üzerine anlaştıklarını, bu kapsamda müvekkilinin ...n temsilci olarak yetkilendirmek suretiyle onun hesabı üzearinden 15.000 TL yi 24/09/2018 tarihinde davalıya gönderdiğini, bazı çalışmaların yapıldığını müvekkilinin yurt dışı işleri sebebiyle süreci dondurduğunu ve ücretini ödemiş olduğu hizmeti talep ettiğini, davalı şirket nezdinde bulunan miktarın üçüncü bir kişiye bilgisi haricinde iade edildiğinin öğrenildiğini,
belirterek müvekkil tarafından davalıya ödenen paradan geri kalan 12.508 T L nin davalıya çekilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin, internet teknolojileri konusunda sahip olduğu bilgi birikimi ve uygulama deneyimi ile bünyesinde gerçekleştirdiği... projeleri sayesinde müşterilerine yeni internet teknolojileri konusunda danışmanlık ve proje bazlı hizmetler sunmakta, kurumsal kimlik, internet sitesi tasarım, hazırlama, dijital pazarlama çözümleri (... vb.) ve web tabanlı yazılım geliştirme projeleri alanında faaliyette bulunduğunu, müvekkil şirket ile davadışı ...
İşitme Cihazları Sanayi ve Ticaret A.Ş. (kısaca...A.Ş.) arasında müvekkil şirketin ... A.Ş. için web sitesi hazırlaması ve ayrıca ... (digital pazarlama) reklam hizmeti sunulmasına dair sözleşme ilişkisi kurulduğunu, tüm bu süreçte davadışı ...
A.Ş.adına işlemlerin, kendisini şirketin yetkilisi olarak tanıtan davadışı... tarafından yürütüldüğünü, Ticaret sicil gazetesi kayıtlarından da görüleceği üzere ...A.Ş.’nin kurucu tek ortağı ve tek yetkilisi olduğunu, işbu sözleşme ilişkisi kapsamında davadışı... A.Ş yetkilisi...’ın şahsi banka hesabından müvekkil şirketin hesabına toplam 23.600,-TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödemeler karşılığı da müvekkil şirket tarafından davadışı... A.Ş. adına.
27.08.2018 tarih ... nolu 8.000,-TL bedelli, 31.08.2018 tarih ... nolu 5.000,-TL bedelli, 04.09.2018 tarih ... nolu 10.600,-TL bedelli faturalar düzenlendiğini, Müvekkil şirketin anlaşma gereği yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davadışı...
A.Ş. için “harmoniisitme.com” isimli web sitesini hazırlamış ve reklam hizmet bütçesi de oluşturarak davadışı firma adına tanımladığını, davanın davacısı ... ile müvekkil şirket arasında ise dava dilekçesinde iddia olunduğu şekilde doğrudan herhangi bir ilişki bulunmadığını, davacının taraf sıfatı bulunmadığını, davacının tarih, isim ve miktar vererek talebini dayandırdığı ve sınırladığı bu iddiasına dair hiçbir dayanak ve ispatlayıcı belge bulunmadığını, belirterek davacının aktif taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle öncelikle husumet yönünden davanın reddine,
mahkeme aksi kanaatteyse esasa ilişkin açıklamalar uyarınca haksız ve mesnetten yoksun açılmış davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirket ile arasında logo tasarımı ve anahtar teslim web sitesi tasarım ve kurulum anlaşması bulunduğu, ancak davalının sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle davalıya yapmış olduğu ödemenin iadesi gerektiği iddiası ile iş bu alacak davasını ikame ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı,
uyuşmazlığın niteliğine göre dava mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği gibi İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, İzmir Vergi Dairesi ve Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüklerinin cevabı yazılarına göre davacının tacir olarak ticaret siciline kayıtlı olmadığı, bilanço usulü ile işletme hesabına göre defter tutmadığı,
bu nedenlerle davacının tacir olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular bakımından her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş olması şartı gerçekleşmediğinden davanın nisbi ticari dava olarak kabulüne de olanak bulunmadığı, ayrıca somut olayda TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu,
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
E-İMZA
Hakim ...
E-İMZA
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/64, K. 2021/38, 15 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama