KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/425 Esas
- Karar no
- 2024/872
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/05/2024
Karar Metni
2.162 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. "Müvekkil aleyhine Urla İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine dayalı takip yolu ile başlatılan takip 15/03/2023 tarihli 184.000TL bedelli bono üzerinden hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmiştir.
"TTK 776: (1) Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını, içerir. " denilmek suretiyle ilgili yasa hükmünde kambiyo senedinin geçerlilik şartları, unsurları açıkça gösterilmiştir.
Takibin dayanağı olarak gösterilen bonoda müvekkilin yalnızca imzası kendisi tarafından atılmış olmakla; diğer zorunlu unsurlar ise farklı elle müvekkilin bilgisi dışında doldurulmuştur. Bu durum takibe konu edilen bononun kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığını, takibin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır.
Konuya ilişkin sahtelik incelemesi ve uzman grafolog bilirkişi incelemesi iptal davasında talep edilmiş olup eldeki dosyada da bilirkişi incelemesi talebimiz mevcuttur. Bono üzerinde yer alan imza ile üzerinde yazılı alanlar ve tarihlerin aynı elle yazılmadığına ilişkin yazının sahteliği iddiamız alanında uzman grafolog bilirkişi marifetiyle incelenip ortaya konana kadar.
"Sahtelik itirazı tahkikat yargılamasında öncelikle incelenir" HMK m.209 uyarınca eldeki dava hakkında karar verilmemesini talep ederiz.
Davacı müvekkilin davalıya hiçbir şekilde borcu bulunmamaktadır, davalı yanca edep ve ahlaka aykırı evlilik dışı ilişki yaşanması karşılığında talep edilen boş şekilde verilmiş olan bononun, ahlaka ve edebe aykırı bir sonucun elde edilmesini temin amacıyla verildiği gerekçesiyle TBK m.27 kesin hükümsüzlük maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Müvekkil alehine haksız ve kötü niyetle takibe konu edilen ve kambiyo senedi niteliği bulunmayan bono, müvekkil ile davalı yanın evlilik dışı olarak toplum ahlakına aykırı olarak yürüttükleri ilişkinin başlangıcı ve devamı için davalı tarafından güvence olarak istenmiştir; taraflar arasında hiçbir ticari ilişki vb. bulunmamaktadır, müvekkil alehine takibe konu edilmesi hukuka aykırı ve kötü niyetlidir.
Yukarıda aynen alıntılanan kanun hükümleri uyarınca; gayri resmi birlikteliğin güvencesi olarak alınan sonrasında müvekkilin bilgisi dışında farklı elle doldurularak icra takibine konan bono TBK m.27 ve 81 uyarınca hukuka ve ahlaka aykırıdır. Mahkemece senedin hukuka ve ahlaka aykırı amaçla verildiğinden TBK m.81 uyarınca senede itibar edilemeyeceğinin tespitini de arz ve talep ederiz.
(Konuya ilişkin emsal yargıtay kararları eklidir.) Hukuka aykırı olarak başlatılan kambiyo senedi niteliği bulunmayan bonoya dayalı takipte müvekkilin borçlu bulunmadığının tespitinin talep edileceği işbu menfi tespit davasından önce zorunlu olan arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, ekli tutanak uyarınca görüşmeler anlaşamama şeklinde sonuçlanmıştır. Uyuşmazlık mahkemeniz önüne getirilmiştir.
Öncelikle, teminatsız olarak veya müvekkilin ekonomik imkanlarının yetersizliği sebebiyle uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, Müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile, icra takibinin tüm ferileriyle birlikte iptaline, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış olduğumuz zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine dair karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. "Dava haksız, yersiz ve dayanaksızdır, reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı taraf icra takibinin, arabuluculuk görüşmelerinin tarafı olan müvekkilimi temsil ettiğimiz bilindiği ve kayıtlarda da yer aldığı halde dava dilekçesinde sadece müvekkilimin ad ve adresini doğru bildirdiğimiz adres yerine farklı bir adres yazmak suretiyle tebliğe çıkarılmasını talep etmiş durumdadır.
Öncelikle kişinin takipte, İcra Hukuk Mahkemesi takibin iptali davasında ve arabuluculuk aşamalarında vekili olması halinde davanın ona yönlendirilerek tebliği vekile gönderilmesi gerekir. Her ne kadar aşamalarda Aydın İcra Hukuk Mahkemesi'nin yetki kararıyla icra takibi Aydın İcra Md.nden Urla İcra Md.ne gönderilmiş ise de dava konusu senette açıkça yetki belirlenmiş olmakla bu davanın da görüleceği yer Aydın Mahkemeleri'dir.
Yine dava konusu bono TTK'nde düzenlenmiş olsa da davacı tarafın iddiaları ve aşağıda yer alan savunmalarımız birlikte ele alındığında davanın niteliği ticari değildir ve bizce (Aydın)Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili ve görevlidir.
Davacı taraf icra takibine dayanak olan kambiyo senedindeki imzasını inkar etmemiştir.Borcun açık ikrarı ve imzasıyla onaylanmış olan bononun yasanın aradığı tüm şartları haiz olmasına karşın davacı tarafça kambiyo senedi niteliği taşımadığına dair sadece inkar niteliğindeki itirazlarının dinlenmesi mümkün değildir.
Açık borç ikrarını içeren ve imzasıyla tasdik edilen bononun nedenini açıklama zorunluluğumuz yoktur.Ancak davacının hukuki yolları kullanarak haksız bir takım iddialarla borcunu ödemekten kaçındığını açıkça göstermek amacıyla bu savunmamızdan vazgeçtiğimiz anlamına gelmemek üzere.
Davacı müvekkilimle olan uzun süreli duygusal ilişkisi boyunca senedin düzenlendiği tarihe kadar hem kendi şahsi talepleri ve borçları hem de kendi işletmesinde olan Urla'daki lokantasının(İskele Restaurant) işletme giderleri ve borçları nedeniyle çeşitli zamanlarda müvekkilimden borç almış,184.000 TL olan bu borcunu ise 15.03.2023 tarihinde ödeyeceğini belirterek kendisinin hazırladığı bonoyu imzalayarak müvekkilime vermiştir.Hatta ödeme tarihi geçmiş olsa da müvekkilimin inancını suistimal ederek başkaca borç da almıştır.Daha sonra da tüm borçlarını inkar etmiştir.Bu durumun bir oyalama olduğunu anlayan müvekkilim yaklaşık 4 ay sonra icra
takibine geçmek zorunda kalmıştır.Sened üzerindeki yazılar da imza da müvekkilimin eli ürünü değildir. Müvekkilim yazı (ve gerek görülürse imza) incelemesi için adresindeki talimat Mahkemesi huzurunda usulünce tatbikat yapmaya hazırdır.Davacı tarafından doldurulmuş olarak verilen senetteki yazıların borçlunun veya bir başkasının eli ürünü oluyor olması müvekkilimin bonodaki alacağının geçerliliğini etkilememektedir.
Taraflar arasında herhangi bir bağ olmadan böyle bir borcun olacağını düşünmek zaten mantığa uygun değildir.Bu bağın ahlak ve edebe aykırı olduğu yönündeki davacı tarafın yakışıksız iddialarını kabul etmek mümkün değildir.Davacı taraf borcu inkar için bir çıkış yolu aramış,dava dilekçesi ekinde olduğu anlaşılan içtihatı kendi iddiasına yorumlayarak böyle iddialarda bulunmuştur.Davacının takibe yaptığı ilk itirazında sahtecilik ve bu davadaki iddialarını ileri sürmediği de gözden kaçmamalıdır.Aydın...İcra Hukuk Mh.nin ...
K. Sy. Dava dosyasına sunulu dava dilekçesinde bu iddialarda bulunulmamıştır.
Müvekkilim para karşılığı profesyonel cinsel ilişki yapan bir kadın değildir.İçtihattaki olaydaki tarafların konumuyla da alakası yoktur.Zaten davacı taraf böyle bir iddiada da bulunmamakta,aralarındaki duygusal birlikteliği ahlaka aykırı bir ilişki hatta ticari ilişki konumuna sokmaya çalışmaktadır.Burada kandırılan ve suistimal edilen bir kadın vardır ve hakkını alabilmesini engelleyebilmek için haksız suçlamalar yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
Davacı taraf icra takibine yaptığı ilk itirazında sahtecilik iddiasında bulunmamıştır. Davacı kendi adına olan restaurant işletmesini çeşitli borçları ve özellikle müvekkilime olan borcunu ödememek için kapatmış göstermiş,başka bir yerde aynı malzeme ve usulle başkası üzerinde aynı işletmeyi açarak alacaklılardan mal kaçırma yoluna gitmiştir.Tüm bunlarla ilgili haklarımız saklıdır.
Davacı bonodaki imzasını ikrar etmiş olmakla,iddialarını ancak resmi veya imzası müvekkilimce ikrar edilmiş yazılı bir belge ile ispat edebilir.Davacı tarafın sahtecilik usulünce yargılama yapılması yönündeki talepleri bu davanın konusu ve niteliği yasanın aradığı sahtecilik nitiliğinde olmadığından kabul edilerek yargılama yapılması da mümkün değildir.Her iddianın yanına bir sahtecilik ifadesi konulmasıyla dava konusunun değişerek sahtecilik incelemesi ve yargılaması haline getirmez.
Dava dilekçesi ve dosyaya sunulduğu görülen delil listesinde borçlu tarafından iddialarına ispat için ileri sürülen delillerin hiçbiri İİK.169 ,169/a md.vd.hükümlerine uygun değildir.Davacı borçlunun kanıt olarak ileri sürdüğü tanık dahil tüm delillerin toplanmasına açıkça muvafakatımız yoktur.
Davacı taraf borcunu inkar etmekte,bunun için bu dava dahil çeşitli engelleme yollarına giderek tahsili geciktirip müvekkilimi zarara sokmaya devam etmektedir.Bu nedenle alacağımızın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminatın da davacıdan alınarak müvekkilime verilmesine karar verilmesini de talep ediyoruz. Takipten sonra açılmış menfi tespit davalarında verilecek tedbir kararlarının usulü, teminat miktarı ve kapsamı yasada açıkça bellidir.
Davacı tarafın imkansızlık diyerek teminatsız olarak takibin durdurulması yönündeki talebinin hiçbir yasal hatta hukuki dayanağı yoktur.Bu aşamada ancak icraca hesaplanmış olan alacak ve alacağın en az %15'inden aşağı olmamak üzere yatırılacak teminat karşılığında icra veznesine yatırılarak tahsil edilen paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Kaldı ki bunun dahi şartları oluşmuş değildir.Davacı tarafın tedbir talebinin reddine dair sayın Mahkemenin kararı yasaya ve hukuka uygundur.
Davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini, lehimize yargılama gideri,vekalet ücreti ve alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatının davacı borçludan tahsiline hükmolunmasını bilvekale arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava; kambiyo senetlerine özgü başlatılan icra takibinden ötürü menfi tespit istemine ilişkindir.
Menfi tespite konu Urla İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı aleyhine, 184.000,00 TL bedeli bono dayanak gösterilerek takibin başlatıldığı ve takibin kesinleştiği görülmüştür.
Takibe dayanak yapılan bono incelendiğinde;
Davacının keşideci, davalının lehtar, keşide tarihinin 15/02/2023 , ödeme tarihinin 15/03/2012 olduğu ve 184.000,00-TL bedel ile nakden kaydının bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekili tarafından mahkememizin görevine itiraz edilmiş ise de; menfi tespite konu edilen takibin kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile başlatıldığı bu nedenle 6102 sayılı TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senetlerinden ötürü açılan davaların mutlak ticari dava olacağı tartışmasız olduğundan mahkememizin görevine yapılan itirazın reddi gerekmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de; bu talep mahkememizce ilk celse de; " İİK' nun 82. Maddesine göre menfi tespit davaları takibin yapıldığı yer mahkemesinde de açılabileceğinden ve Urla' da müstakil bir ticaret mahkemesi bulunmadığından bu yere konu ticari uyuşmazlıklara bakmakla İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilendirildiğinden ayrıca yetki sözleşmesi tacirler arasında yapılması gerektiğinden (HMK m. 17) davalının tacir olduğu iddia edilmediği gibi savunulmadığından " gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
Davacı vekili bonoda yer alan imzanın kendisine ait olduğunu ancak diğer yazıların kendisi tarafından yazılmadığını, taraflar arasında evlilik dışı ilişki bulunduğunu ve bu ilişkinin güvencesi olarak takibe konu bononun davalıya verildiğini bu nedenle bononun TBK' nun 27. Maddesi gereği iptalinin gerektiğini iddia etmekte, davalı vekili ise davacının müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı bonoyu imzalayarak verdiğini ve bononun tüm şekil şartlarını taşıdığını savunmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir ( HGK 2013/19-1155 E., 2014/660K.).
Tüm bu nedenler ile bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu savlayan tarafa aittir. Davacı taraf bononun TBK' nun 27. Maddesinde düzenlenen kesin hükümsüzlük hallerinden sayılan ahlaka aykırılığa dayanarak düzenlendiğini iddia etmekte, davalı vekili ise davacıya müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı keşide edildiğini savunmaktadır.
Davacı vekili HTS ile birlikte otel kayıtlarının celbini talep etmiş ise de, HTK ve otel kayıtlarında taraflar arasında yer alan konuşma içeriklerinin bulunması mümkün görülmediğinden ve delil başlangıcına ilişkin delil bulunmayan eldeki uyuşmazlıkta tanık dinletme talebinin reddine karar verilerek, bononun yalnızca keşideci tarafından imzalanarak tedavüle çıkartılmasında yasal engel bulunmadığı da (TTK' nun 778/1-f.
Maddesinin yollaması ile aynı kanunun 680. maddesi) gözetilerek, TBK' nun 27. Maddesine ilişkin somut bir delilin sunulmadığı görülmekle yemin hakkına açıkça dava dilekçesinde dayanılmadığından yemin delili de hatırlatılmayarak ispatlamayan davanın reddine, takip durdurulmadığından davalının tazminat isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/425, K. 2024/872, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama