KÜNYE
T.C. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2018
- Esas no
- 2017/33 Esas
- Karar no
- 2018/83 Karar
- Dava
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
- Dava tarihi
- 10/01/2017
Karar Metni
1.773 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı ... vekilinin ihtiyati tedbir talepli 10.01.2017 tarihli dava dilekçesiyle. Müvekkiline ait ... plakalı aracın damadı ... tarafından kullanıldığı sırada 26.12.2015 tarihinde yolun sağ tarafındaki emniyet şeridine geçerek park ettiği sırada davalılardan ...'ün sevk ve idaresinde ... Ltd ŞTİ'ye ait ... plakalı kamyonetin aşırı süratli şekilde gelerek müvekkiline ait araca çarptığını, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketi ...
Sigorta AŞ'nin ZMMS sigortalısı ... plakalı aracın asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağı ve ekspertiz raporuyla bu durumun belirlendiğini, müvekkiline ait araçta 5.000 TL hasar meydana geldiğini ve değer kaybının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL değer kaybının davalılardan müteselsilen tahsili ile hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline ve davalı ...
Ltd Şti'ne ait ... plakalı araç üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...
SİGORTA AŞ vekilinin 06.03.2017 tarihli cevap dilekçesi ile; müvekkili sigorta şirketinde sigortalı olan ... plakalı aracın asli ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği iddiası ile dava açtığını, ancak davacının müvekkiline daha önceden hasar başvurusunda bulunmadan doğrudan dava açtığını, Karayolları Trafik Sigortası Genel Şartları C.7 maddesinde zarar görenin öncelikle sigortacıya yazılı olarak başvuru yapması gerektiğini ancak davacının bu başvuruyu yapmadığını, sorumluluklarının müvekkili sigortalının kusuru oranıyla ve gerçek zararla sınırlı olduğunu,
davacıya ait araçta meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin kasko poliçesi kapsamında 4.970,93 TL ödeme ile tazmin edilmiş olduğunu, zarar gören araçta meydana gelen değer kaybının bilirkişi raporuyla belirlenmesi gerektiğini, bu kapsamda aracın modeli yaşı kullanım şekli, orijinal parçalarla onarılıp onarılmadığı, orijinalliğinin bozulup bozulmadığı, değer kaybı oluşturacak bir kazanın bulunup bulunmadığı ve araç sahibinin bir kayba uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesinin gerektiğini, aracın modelinin eskimesi ile de değer kaybının azalacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 04.04.2017 tarihli replik dilekçesinde; davalı tarafın cevaplarını kabul etmediklerini, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını, ancak buna rağmen herhangi bir cevap alamadıklarını, davalıya 27.03.2017 tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığını, dava şartı noksanlığının HMK m.115'e göre giderildiğini, kaza nedeniyle davacı müvekkilinin aracında 5.000,00 TL'lik hasar meydana geldiğini, ayrıca değer kaybının da bulunduğunu, müvekkilin aracında meydana gelen zarar ve değer kaybından davalı araç işletenlerinin de kusurlu olduğunu,
... plakalı araçta 26.12.2015 tarihinde davalı araç sürücüsünün tam ve ağır kusuruyla meydana gelen kaza nedeniyle doğan değer kaybının davalılar tarafından ödenmediğini, davalının aracın ZMMS sigorta şirketi olduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
Diğer davalılar olan araç sürücüsü ... ve ... plakalı kamyonetin işleteni/maliki ... LTD ŞTİ davaya cevap vermemiştir. Dava: ZMMS sigortacısına ve zarara sebebiyet verdiği iddia olunan karşı araç sürücüsü ve malikine (işletenine) karşı açılan sigorta poliçesi kapsamındaki maddi tazminata ve değer kaybına ilişkin tazminat davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. 26.12.2015 tarihli kaza tespit tutanağı, davalı sigortacıya ait ZMMS sigorta poliçesi, bilirkişi raporu, tramer kaydı, kaza ekspertiz raporu, faturalar ve ruhsatlar incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Bilirkişiler ... ve ...'ndan alınan 29.06.2017 tarihli raporda.
Kaza mahallinin İzmir istikametinden Aydın istikametine seyrederken otoyolun Selçuk ilçesi, Belevi mahallesi sınırları içerisinde 01+100 m'de sağ şeritte kazanın meydana geldiğini, yolun 3 şeritli gidiş, 3 şeritli geliş olarak ayrıldığı ve bölünmüş yol olduğu, her iki şeritte de 3,5 m genişliğinde emniyet şeridinin bulunduğu, davacıya ait ... plakalı aracın sürücüsü ...'nın ve diğer araç sürücüsü ...'ün tanzim ettikleri kaza tespit tutanağında ve fotoğrafların incelenmesiyle ... plakalı aracın tamamen emniyet şeridinde olmadığı, emniyet şeridi ile sağ şeridi ayıran düz şerit çizgisini ortalamış yani sağ şeride taşma yapmış vaziyette olduğu,
hasarın meydana geldiği kısmın incelenmesiyle de sol arka çamurluktan öne doğru sürtme yapıldığı, sol ön aynanın kırık vaziyette bulunduğu, olayın ... plakalı aracın emniyet şeridinden sağ şeride kısmen taşan ... plakalı araca geçiş sırasında sol yanından sürtmesiyle meydana geldiği, ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ün %40, davacı sürücü ...'nın da emniyet şeridine tam olarak girmediğinden %60 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,
davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının incelenmesiyle, Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlar Ek-1 Değer Kaybı Hesaplama Tablosu'na göre, aracın piyasa değeri olan 70.000,00 TL'den 4.200,00 TL değer kaybının olduğu, tamir edildikten sonraki rayiç değerinin ise 65.000,00 TL'ye düştüğü, buna göre araçtaki değer kaybının 5.000,00 TL olarak tespit edildiği, %60 ve %40 kusur oranları dikkate alındığı anda bu zararın 2.000,00 TL'sinden davalı ...
Sigorta A.Ş ile ... Ltd.Şti. ve ...'ün sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 05.07.2017 tarihli beyan dilekçesinde; Kusur oranına karşı tespitleri kabul etmediklerini, müvekkiline ait aracın emniyet şeridinin ortasında bulunduğunu, sol tarafa taşmadığını, bu tespite katılmadıklarını, fotoğraflara bakarak tespitin yapılamayacağını, ayrıca değer kaybı hesabının da yeterli olmadığını belirterek dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin 18.07.2017 tarihli beyan dilekçesinde; Kusur oranına karşı bir itirazlarının olmadığını ancak değer kaybı yönünden tespitin fahiş olduğunu belirterek itiraz etmişlerdir.
Mahkememizce itirazlar kapsamında bilirkişilerden 30.10.2017 tarihli ek rapor alınmıştır.
Bu raporda; tarafların itirazları değerlendirilmiş ve kök raporda yapılan tespitlerde herhangi bir değişiklik olmadığı belirtilmiştir.
Somut olayda; bilirkişilerin tespit ettikleri üzere kazanın olduğu tarihte ve mevkide davacı ...'a ait olan ve ...'nın kullandığı ... plakalı aracın bulunduğu mevkide emniyet şeridinin tam ortasında değil, emniyet şeridinden sol şeride taşmış vaziyette durduğu, bu sırada davalı ... Ltd.Şti'ne ait ...'ün kullandığı ... plakalı Hyundai marka kamyonetin de kontrollü bir şekilde seyretmesi gerekirken sağ şeride taşarak duran ... plakalı araca çarpması nedeniyle %40 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün de kamyonetin seyir şeridini daraltması nedeniyle %60 oranında asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Yine değer kaybına ilişkin bilirkişilerin yapmış oldukları tespitin Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlar Ek-1 Değer Kaybı Hesaplama Tablosu'na göre yapıldığı, aracın piyasa değerinin 70.000,00 TL olması, değiştirilen parçaların değeri, minimum 4.200,00 TL değer kaybının olmasının kabul edilebileceği, ancak aracın sıfır araç olması nedeniyle (1.767 Km) 5.000,00 TL değer kaybının tespit edilmesinin değer kaybı hesaplama formülüne uygun olduğu belirlenmekle tarafların itirazları kabul edilmemiştir.
Buna göre davalılardan ... ve ... Ltd.Şti'nin %40 kusur oranına göre 2.000,00 TL değer kaybından sorumlu olduğu tespit edilmekle, bu miktarın bu davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Bu rapora karşı, davacı vekili 11.04.2017 tarihinde beyanda bulunarak; davalıdan 1.000,00 TL değer kaybının tahsilini talep ettiğini, dava değerinin dava dilekçesinde olan 1.000,00 TL 'den 2.000,00 TL'ye ıslah ettiklerini belirterek ıslah harcını 18.12.2017 tarihinde yatırmıştır.
Davalı vekili ıslah dilekçesine karşı 08.01.2018 tarihli dilekçe ile; Islahı kabul etmediğini, dava tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini belirtmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmamıştır.
Davacının davalı sigorta şirketine karşı dava açma tarihi 11.01.2017 olup; bu tarihte 6704 sayılı "65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN" ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun m. 97 hükmünde değişiklik yapılmıştır. Buna ilişkin değişiklik yürürlük tarihi kanunun 31. maddesine göre Resmi Gazetede ilan edildiği tarih olup.
26.04.2016 tarihinde ilan edilmiştir. Buna göre "m. 97- Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmü getirilmiştir.
Bu hükümle sigortacıya karşı dava açacak tarafın öncelikle yasama yürürlüğe girdiği tarih olan 26.04.2016 tarihinden sonra 11.01.2017 tarihinde dava açtığı, ancak bu tarihten önce davalıya başvurmadığı ve dava açıldıktan sonra davalının cevap dilekçesinden sonra bilhare 27.03.2017 tarihli dilekçe ile davalı sigorta şirketine başvurduğu ve davalı sigorta şirketinden cevap verilmediği,
böylece dava şartının tamamlandığı iddiasında bulunmuş ise de Karayolları Trafik Kanunu m.97 ve Trafik Sigortası Genel Şartları C.7 gereğince davacının dava açmadan önce mutlaka sigorta şirketine yazılı başvuru yapmış olması ve bu aşamadan sonra dava açmış olması gerekmektedir. HMK m.114/2 gereğince "diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" hükmü gereğince mutlaka bu başvurunun yapılmış olması lazımdır.
Davacının belirttiği HMK m.115'deki dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi söz konusu değildir. Zira bu hükümde örneğin yaş küçüklüğü olmasına rağmen dava açtıktan sonra reşit olan davacının açtığı davadaki dava ehliyetine ilişkin eksikliğin giderilmesi ve tamamlanması mümkün olan hallere ilişkindir. Oysa kanun koyucunun bu hükümde ki amacı usul ekonomisiyle dava yükünün artmasına engel olmaktır.
Dolayısıyla dava açıldıktan sonra zaten bu amaç ortadan kalkmış olmakla artık daha sonradan bu usulü eksikliğin giderildiğini iddia etmek kanunu dolanmak anlamına gelecektir. Bu nedenle davacı vekilinin usulü eksikliğin giderildiği iddiası yerinde olmadığından kabul edilmemiştir.
Somut olayda davacı taraf belirtilen süre içerisinde kanunlarla ilgili dava şartını gerçekleştirmediği, davacının yazılı olarak sigorta şirketine başvurmadığı tespit edildiğinden HMK m. 114/2 ve HMK m. 115/2 gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ...'ın mülkiyetinde ve ... idaresinde bulunan ... plakalı araca ... LTD ŞTİ'in maliki, ...'ün sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 26.12.2015 tarihinde arkadan çarpma suretiyle hasar verdiği, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ün %40 oranında kusurlu olduğu, hasar miktarı yönünden yapılan incelemede, aracın kaza tarihindeki hasarsız haliyle rayiç değerinin 70.000,00 TL civarında olduğu,
ancak kazadan sonra değerinin 65.000,00 TL'ye düştüğü, davalı işleten ve sürücünün %40 oranında sorumlu olduğundan değer kaybı olan 5.000,00 TL'den %40 oranında davalı araç maliki ve sürücüsünden tahsilinin gerektiği, 2.000,00 TL'nin davalılardan olay tarihi olan 26.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/33, K. 2018/83, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama