KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2019
- Esas no
- 2018/105 Esas
- Karar no
- 2019/324
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/12/2018
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları yazılı olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlu aleyhine %20'den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, HMK 329. Maddesi gereği kötü niyetli davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile müvekkili tarafından ödenmesi gereken vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK 16 maddesi hükmüne göre müvekkilinin tacir olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini beyan etmiştir.
Dava, cari hesap alacağından kaynaklı alacak davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda, davanın cari hesap alacağından kaynaklı alacak nedeniyle yapılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali, takibin devamı istemine yönelik olduğu ancak davalı ...'ın tacir olmadığı, davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın da ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekmektedir. Davacının şirket olduğu ve tacir olduğu tartışmasız olup, davalının tacir olup olmadığı araştırılmıştır.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısında, davalının sicilde kayıtlı olmadığının bildirildiği, Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazısında, davalının herhangi bir mükellefiyet kaydına rastlanılamadığının bildirildiği, davalının ikinci sınıf tacir sayılabilmesi için 2018 yılı itibari ile yıllık alış tutarının 170.000,00 TL nin , yıllık satış tutarının 230.000,00 TL üzerinde olması gerekmekte olup davalının 2018 yılında ticari faaliyete başladığı bu tutarın üzerinde alış ve satışları subüta ermediğinden davalının tacir olduğunun kabulüne olanak olmadığı,
dolayısı ile iş bu davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, davayı görmeye Ticaret Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/105, K. 2019/324, 29 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama