KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2020
- Esas no
- 2019/537
- Karar no
- 2020/165
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/03/2019
Karar Metni
887 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili, davalı ve dava dışı ... arasında müvekkilinin kayınvalidesi ve kayınbabası adına kayıtlı bulunan taşınmazda düğün salonu işletmesi kurulması konusunda bir adi ortaklık sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmeye göre işletmenin sondaj ve elektrik dışındaki tüm masraflarının davalı ile dava dışı ... tarafından yarı yarıya ödeneceğini, yapılan masrafların şahısların adi ortaklıktaki sermaye paylarına sayılacağını, adı geçen ortaklığın fiili olarak 2017 yılı başında kurulmuş olmasına rağmen 01/09/2017 tarihli sözleşme ile yazıya döküldüğünü,
işletmeye ilişkin vergi kaydının anlaşma doğrultusunda müvekkili adına oluşturulduğunu, davalı ile dava dışı ...'ın aralarında anlaşarak müvekkilini ortaklıktan çıkartmaya karar verip müvekkilinin işletmeye gelip gitmesine engel olduklarını, müvekkilnin ortaklığın resmi olarak sona erdirilmesi gerektiğini söylemesi üzerine de taşınmazın müvekkilinin kayınbabası ve kayınvalidesi adına kayıtlı olması nedeni ile tahliye edeceklerinden korkarak anlaşmayı teklif ederek maddi sıkıntılarından bahisle işletmeye koydukları sermaye paylarını müvekkilinden istediklerini,
müvekkilinin nakit parası olmadığından taşınmazını sattığında nakit verebileceğini söyleyerek boş iki adet senet imzaladığını, iş bu senetlerin teminat senedi niteliğinde olup icra takibine konu edilmesinin mümkün olmadığını, bu senetlerin vade tarihi, tanzim tarihi, borç miktarı dahil hiç bir kısmı doldurulmamışken takibe konulmaya karar verildikten sonra dayanaksız olarak doldurulduğunu, davalı ve dava dışı ... hakkında imzanın kötüye kullanılması suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na ... sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, müvekkili hakkında yine İzmir ....
İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile bu defa ...'ın alacaklısı olduğu icra takibine girişildiğini adı geçen dosya dayanağı senet ile davalının alacaklı olduğu dosyada mevcut senedin alacaklı kısmı dışında tüm özelliklerin aynı olduğunu, iddiaya göre müvekkilinin davalıdan 550.000,00 TL aldığı 25/08/2018 tarihinde dava dışı ...'dan da 550.000,00 TL aldığını, bu durumun gerçek olmadığını belirtilerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında borçlu hakkında girişilen bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine karşın davacı tarafından İzmir .... İcra Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosya ile borca itiraz edilmiş olup 31/01/2019 tarihli ...
K. ile davanın reddine karar verildiğini, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği borçlu olmadıkları yönündeki iddialarının yerinde olmayıp; sadece icra takibinin durdurulmasına ve tahsilatı engelleme amacına yönelik olduğunu, dava dilekçesinde ve delil listesinde davacının borçlu olmadığını ya da borcun itfa veya mehil verildiğine ilişkin herhangi bir resmi ve yazılı belgeden bahsetmediğini, ayrıca davacının dava dilekçesinde belirttiği iddialar tanıkla ispat edilemeyeceği için, tanıklarında geçerli bir delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini, tanık dinletilmesine muvafakatleri olmadığını,
davacı tarafından verilen senetlerin teminat olarak verildiği iddiasının asılsız olduğunu, bir senedin teminat senedi olabilmesi için neyin teminatı olduğunun senet üzerinde açıklanması gerektiğini veya ayrı bir belge ile senedin teminat senedi olduğunun belirlenmesi gerektiğini ancak dava konusu senedin üzerinde; teminat olduğuna dair bir yazı olmadığını, iddianın aksine;
senedin bono vasfını taşıdığını, iş ortaklığının sona ermesiyle hesaplamaların taraflarca yapılmış olup iş bu dava konusu olan senedin davacı tarafından borcu karşılığında müvekkiline teslim edildiğini,kabul anlamına gelmemek kaydıyla boş olarak verildiği iddia edilen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının söz konusu iddiayı yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, söz konusu iddiaların gerçek durumu yansıtmayan tamamen icra takibini durdurmaya ve tahsili engellemeye yönelik kötü niyetli iddialar olduğunu,
tüm nedenlerle haksız ve kötüniyetli yapılmış olan itirazların reddedilmesi ve karşı tarafın itiraz ettiği tutar üzerinden %20 tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek borçlu tarafından açılan haksız davanın reddine karar verilmesini, kötüniyetli ve haksız olarak yapılan itiraz bedeli üzerinden %20 tazminatına hükmedilmesini, yargıma giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 30/01/2020 tarihli feragat dilekçesi ile davadan feragat ettikleri, karşılıklı olrak birbirlerinden ihbar tazminatı, yargılama gideri, avukatlık ücreti ve başkaca herhangi bir talepleri olmadığını, iadesi gereken harç ve avansların da ilgili taraflara iade edilmesi, talep doğrultusunda hüküm kurulmasını talep ettiği görüldü.
Davalı vekilinin 03/02/2020 tarihli feragat kabul dilekçesi ile davacı ile anlaşmaları neticesinde taraflardan herhangi bir tazminat, yargılama gideri, avukatlık ücreti ve başkaca bir talepleri olmadığı, davacı tarafın feragat dilekçesindeki belirtilen hususları kabul ettiklerini beyan ettiği görüldü.
6100 sy HMK'nun 307. maddesi uyarınca "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."
309. maddenin 1. ve 2. fıkraları uyarınca "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."310. maddesi uyarınca "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." 311. maddesi uyarınca "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur."
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin vekaletnamede feragat yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin de feragat kabul yetkisinin bulunduğu anlaşıldı.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, dosyada ekli vekaletnameye göre davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin de bulunduğu anlaşıldığından; davacı tarafın davasından feragat etmesi nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmuştur.
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/537, K. 2020/165, 19 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama