KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2019
- Esas no
- 2019/593
- Karar no
- 2019/886
- Dava
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
- Dava tarihi
- 14/03/2019
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları yazılı olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... ve ... plakalı araçların 30/10/2018 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, davalı sigorta şirketinin müvekkiline ait ... plakalı aracın kasko sigortasını tanzim eden şirket olup müvekkilinin aracında meydana gelen hasardan poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, kaza sonrası müvekkiline ait araçtaki hasarın tespiti maksadıyla İzmir ...
Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini ve makine mühendisi bilirkişinin müvekkiline ait araçta 29.488,00 TL tutarında hasar olduğunu tespit ve mütalaa ettiğini, meydana gelen riziko nedeniyle oluşan hasar bedelinin yasal süre içinde ödenmemesi ve yürütülen arabuluculuk sürecinin neticesiz kalması nedeniyle fazlaya ilişkin talep dava haklası saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilinin aracında oluşan hasar bedeline mahsuben 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, İzmir ...
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyasında sarf edilen 662,60 TL delil tespit gideri ile 485,00 TL delil tespit vekalet ücretinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline, iş bu dava nedeniyle sarf edilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın dilekçesine dayanak gösterdiği İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi ...D.
İş dosyası kapsamında alınan delil tespit raporunun yokluklarında alınıp HMK m.403 hükmü ihlal edilir şekilde gıyapta delil tespitine karar verildiğinden nedenle anılan tespit işlemi ve akabinde tanzim edilen bilirkişi raporunun geçersiz olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacının iddiasının ispatı için, kusur oranlarının tespitinin müvekkili şirketin yapacağı olası ödeme ve olası sorumluların tespiti için önem arz etmekte olduığundan hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyeti'nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini,
ayrıca başvuru konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine, faiz harç ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 05/12/2019 tarihli değer arttırım dilekçesiyle; maddi tazminat taleplerini 29.448,00 TL ye arttırarak söz konusu talebini harçlandırmıştır.
Dava, 30/10/2018 tarihli trafik kazasından kaynaklı davacı aracında oluşan hasar nedeniyle, taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesine dayanarak sigortalının sigortacısından maddi tazminat talebine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilip incelenmelidir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi";
tüketici işleminin, " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 fıkrasında da tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır.
6502 sayılı Kanuna göre, davacı sigortalı tüketici, taraflar arasında yapılan sigortacılık hizmeti ise; kanunun tanımladığı anlamda tüketici işlemidir.
6502 sayılı Kanunun, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile, “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini” düzenleyen 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle somut uyuşmazlığa bakma görevi tüketici mahkemelerinin görev alanına girmiştir.
Somut olayda dava konusuna göre, davacının aracının kasko poliçesi kapsamında davalı tarafından sigortalandığı, davacı ile davalı arasında tüketici işlemi ve tüketici ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu nazara alındığında, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, açılan davada Türk Ticaret Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı kanaatine varıldığından; bu davanın çözümünde, genel mahkeme sıfatıyla görevli ve yetkili mahkeme olan Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu, Mahkememizin görevli bulunmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/593, K. 2019/886, 18 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama