KÜNYE
T.C. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2020
- Esas no
- 2019/807
- Karar no
- 2020/101
- Dava
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı
- Dava tarihi
- 08/03/2019
Karar Metni
1.407 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ve yine müvekkili sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı araçların 13/12/2018 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, davalı ... şirketinin müvekkiline ait ... plakalı aracın kasko sigortasını tanzim eden şirket olup müvekkiline ait araçta meydana gelen hasardan poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, kaza sonrası müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın tespiti amacıyla İzmir ...
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...
D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini,makine mühendisi bilirkişinin müvkekiline ait araçta 22.332,00 TL hasar olduğunu tespit ve mütalaa ettiğini, anılan raporun davalı şirkete tebliğ edildiğini, hasar bedelinin yasal süre içerisinde ve arabuluculuk müzakereleri neticesinde ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait araçta araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 14.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, İzmir ...
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında sarf edilen 662,60 TL delil tespit gideri ile 485,00 TL vekalet ücreti toplamı 1.147,60 TL delil tespit giderinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline, iş bu dava nedeniyle sarf edilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinden kasko sigortalı ... plakalı davacıya ait araç ile ... sevk ve idaresinde ... adına kayıtlı ... plakalı aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştıklarını, kazadan sonra davacı tarafın kazaya ilişkin olarak Kasko Sigortası Genel Şartları gereğince hasar ihbarında bulunmayıp herhangi bir şekilde kaza anına ilişkin herhangi bir fotoğraf, vs.
Sunmadığını, müvekkili sigorta şirketinin kazadan davacının yaptırmış olduğu İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi ...
D iş sayılı dosyasından bilirkişi raporunun tebliği ile haberdar olduğunu, yapılan tespitin ise kazanın oluşumu ile ilgili olmayıp, tamamen araç üzerinden maddi hasarın tespitine ilişkin müvekkili sigorta şirketinin yokluğunda yapıldığını, bu nedenle tespit giderlerinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, raporun tebliği ile birlikte konu ile ilgili Kasko Sigortası Genel Şartlarının B. 1 maddesi ve TTK.
Nun 1447 maddesi gereğince hasarın tespiti ve kazanın oluşumu ile ilgili sigortalı davacıdan araç üzerinde araştırma yapılması istenmişse de sigortalının hiç bir şekilde aracı müvekkili sigorta şirketine göstermeyerek kötü niyetli olarak araç üzerinde araştırma yapılmasını engellediğini, müvekkili sigorta şirketinin davacı sigortalının kötü niyetli davranışı nedeni ile zarara uğrayarak rücü imkanını zora soktuğunu, ayrıca aracın bilirkişi raporunda ağır hasarlı olduğunun göründüğünü, davacının Kasko Sigorta Poliçesi'nde anlaşmalı özel serviste onarılma şartı olup, bu durumda muafayetin söz konusu olacağını,
kazanın olduğu yer ve kazanın oluş şekli bilirkişi marifeti ile, kaza tarihi olan 13.12.2018 tarihindeki trafik tescil şube müdürlüğünden kazaya karışan araçların PTS kayıtları, EK 5 kayıtları ve akaryakıt sorgusu celb edilerek incelendiğinde kazanın maddi hasarlar ile örtüşüp örtüşmediği sonucuna göre maddi hasarlı kaza hakkında karar verilmesi gerektiğini ayrıca kazada aracın... plakalı aracın bariyerlere çarpması neticesinde zarar verdiğini,
kaza mahalinde yapılacak keşif ile çevre yolunda gerçekleşen kazaya ilişkin bariyerlere kaza tarihi olan 13.12.2018 tarihinden sonra bakım yapılıp yapılmadığının ilgili kuruma sorulduğunda kazanın gerçekliği hakkında tam olarak netice alınacağını belirterek davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın İzmir Tüketici Mahkemesine açıldığı, İzmir ... Tüketici Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu; özetle, dava konusu ... plakalı aracın ruhsatında kamyon ve yine kasko poliçesinde kullanım cinsinde kamyonet yazdığı ve ruhsatında da yine yük nakli hususi yazdığı, görülmekle dava konusu aracın kullanım amacının ve cinsinin kamyonet olup hususi olmadığının anlaşılması nedeniyle 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı belirtilerek, Mahkemenin 11/03/2019 tarih ... Esas 2019/119 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Dava tarihi itibariyle yürürlük olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; tüketici işleminin, " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade edeceği düzenlenmiş,
aynı Kanun'un 73/1 fıkrasında da tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmış olup, aynı Kanunun 83 maddesinin açık hükmü nedeniyle, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere, davacı sigortalı gerçek kişi olup dava konusu araç bir ticari işletme adına kayıtlı olmadığı gibi, davacı sigortalı tacir olmayıp ticari işletmesinin de bulunmadığı, dosyada bunun aksini gösterir herhangi bir bilgi veya belgenin de bulunmadığı, yine aracın mesleki veya ticari amaçla kullanıldığına dair her hangi bir bilginin bulunmadığı, bu nedenle davacının tüketici olduğunun kabulü gerektiği; kaldı ki, dava konusu aracın ruhsat bilgilerine göre araç kullanım amacı hususi nitelikte kamyonet olup , hususi işlerde kullanıldığı ancak ticari işlerde kullanılmadığının açık olduğu,
ruhsatta araç cinsinin kamyonet olarak belirtilmesinin davaya ticari dava niteliği kazandırmayacağı gibi, davacının tüketici olmadığının kabulünü de gerektirmeyeceği; bilindiği üzere kamyonet cinsi araçların niteliği gereği günlük hayatta tüketici konumunda bulunan kişiler tarafından hususi araç olarak sıklıkla kullanıldığı, 6502 sayılı Kanununa göre aracın kamyonet olup olmaması değil aracın ticari veya mesleki amaçla kullanılmaması şartı aranmaktadır.
Öte yandan, dosyada davalı ve davacı tarafın bu yönde beyan ve iddialarının bulunmadığı gibi, hususi kullanım amaçlı olduğu trafik tescil kaydından anlaşılan aracın ticarı veya mesleki amaçlarla kullanıldığının başkaca kesin ve yeterli delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar, İzmir ... Tüketici Mahkemesi davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermiş ise de, somut olayda davalının sorumluluğunun kaynağı davacı ile yaptığı sigorta sözleşmesi olup, taraflar arasındaki bu sözleşme 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi oldugundan davanın görülmesinde Tüketici Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda, davanın maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı olarak davacıya ait ... plakalı hususi araçta meydana gelen hasar bedelinin kasko sigorta poliçesi kapsamında davalı ... şirketinden tahsiline yönelik açıldığı, aracın davalı ... şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı, sigorta poliçesinin ticari araçlara ilişkin bir sigorta poliçesi niteliğinde de olmadığı; davacının mesleki veya ticari amaçla hareket etmeyen tüketici, davalının da ticarı veya meleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan sağlayıcı, davacının davalı ile yapmış olduğu kasko sigorta poliçesine ilişkin sözleşmesinin 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi olması nedeniyle davanın görülmesinde tüketici mahkemelerinin görevli olduğu,
Yukarıda belirtilen gerekçeye göre, 6502 sayılı Kanunun 73/1 maddesi uyarınca tüketici işlemlerinden kaynaklı uyuşmazlıkların çözüm yerinin Tüketici Mahkemeleri olduğu, görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği; dosya kapsamına göre Mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
E-İMZALI
Hakim ...
E-İMZALI
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/807, K. 2020/101, 3 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama