KÜNYE
T.C. İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/14 Esas
- Karar no
- 2024/17
- Dava
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/01/2016
Karar Metni
1.705 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin TPE'de 19, 20 ve 35. sınıflarda kayıtlı 07/06/2000 tarihinden beri korunan "..." ibareli markasının bulunduğunu, davalı tarafın ise "..." ibareli 20/07/2011 başvuru, 20/12/2012 tescil tarihli bir markayı 20 ve 35. sınıflarda tescillediğini, kullandığını, böylece kullanımı ile müvekkilinin markasına tecavüz ettiğini belirterek,
tecavüzün giderilmesini ve tazminat ödenmesini, ayrıca haksız tescillenmiş olan markanın ve alan adının iltibas yaratması nedeniyle, terkinine karar verilmesini, davalının markasının iltibas yarattığını, kullanımının kendi tesciline uygun olmadığını, gerek fiziki, gerek internet ortamından marka tecavüzü ve haksız rekabetin kaldırılmasını, erişimin engellenmesini, alan adının kapatılmasını, arama sözcüğü olarak kullanıma son verilmesini, ilan yapılmasını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini ayrıca fazla hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat istemi ile davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, müvekkili markasının "..." ekini taşıdığını, karıştırma ihtimali bulunmadığını, mal ve hizmetlerin faaliyet alanlarının karıştırmaya meydan vermediğini, davacının 20. sınıfa ilişkin bir tescilinin bulunmadığını, buna rağmen hükümsüzlük isteyemeyeceğini, somut olaylara ilişkin Yargıtay içtihatlarının benzer durumlarda iltibas bulunmadığı yolunda bulunduğunu, marka tecavüzü ve haksız rekabet bulunmadığını, kullanımın tescile uygun olduğunu, müvekkilinin "... MOBİLYA" markasından haberdar olmadığını, ihtiyati tedbirin haksız olduğunu ileri sürerek kaldırılmasını, davanın da reddini savunmuştur.
DELİLLER
TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizce verilen 09/06/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı karar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi' nin 30/12/2022 tarih ... Esas- ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmiş olduğundan mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Görülmekte olan dava, marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin önlenmesi, tazminat davası, "... ..." markasının ve adın hükümsüzlüğüne ilişkindir.
Davacı şirketin ticaret unvanın kılavuz sözcüğü'nün "..." olduğu gibi, markasının da "..." sözcük markası olduğu ve bu marka 19 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu anlaşımıştır, Bu marka davacı tarafından inşaat malzemeleri, inşaatlarda kullanılan çeşitli ürünleri kapsamakta olup, bunlar arasında ahşap yapı elemanlarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan marka, davacı adına mobilyalar için satış hizmeti bakımından da tescillidir.
Her ne kadar, davalı tarafından 20. sınıfta bir tescil bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, TPE'den gelen belgede "Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar, kamping mobilyaları; yemek ve yatak odası takımları, oturma odası takımları, kitaplıklar, vitrinler, sehpalar, koltuklar, kanepeler, yatak olabilen kanepeler;
yazı ve çizim masaları, şezlonglar, tezgahlar, bankolar, iş tezgahları, servis arabaları, okul mobilyaları, çeyiz sandıkları, kartoteks dolapları, dosya dolapları, ecza dolapları, posta kutuları, vestiyerler, çocuklar için parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), teşhir standları ve vitrinleri...Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri" nin yer aldığı görülmüştür.
Davacı markası mobilya ürünlerinin satışı, mağazacılığı bakımından tescilli olup, çekişmeninde bu noktada kaynaklandığı anlaşılmaktadır,
Davalı, mobilya mağazası işletmek suretiyle rekabet halindedir. Aynı alanda rekabet eden tacirlerin birbirlerinin mal ve hizmetlerinin karışmaması için ayırt edici, birbirinden uzak işaretleri kullanmaları zorunludur.
Davacının markası "..." 07/06/2000'den beri tescilli olduğuna göre davalı, kendi hizmetini tanıtmak üzere tescillediği ve kullandığı markayı seçerken TTK'nın tacirlere yüklediği basiretli tacir olarak tamamlama hükümlülüğünü yerine getirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Davacı markasının esas unsurunu aynen kendi markası içine alarak "..." markasını tescillemiş bulunmaktadır.
Tescilin 20/07/2011'de başvurularak 20 ve 35. sınıfta 30/10/2012 tarihinde sicili kaydedildiği anlaşılmıştır. Davanın 08/01/2016 tarihinde açılması nedeniyle 5 yıllık hak düşüm süresi geçmemiştir. Davacı sözcük üzerindeki nispi öncelik hakkını ileri sürebilecek durumdadır.
Nitekim, davalının markası mobilya ürünleri, dayanaklı ev eşyaları (elektrikli eşyalar hariç), ahşap veya plastikten mamul çeşitli ev ve bahçe ihtiyaçları ve mobilya ürününün satışı hizmetleri için tescillenmiş olup, emtia bakımından davacının mobilya ürünlerinin satıcılığı faaliyeti ve emtiasıyla çakışmaktadır. "..." eki ile farklılaşmış olmakla birlikte, esas unsur aynen tescil içindedir. Öte yandan, yanlar arasındaki çekişmenin bir diğer kısmı da kullanımla ilgilidir.
Davalının tescillediği formu değiştirdiği, yıldız ve çelenk süslemesi içinde "...", "..." şeklinde kullanmaktadır. Davacı tarafından sunulan fotoğraflarda da yine fabrika satış tabelası taşıyan mağaza ön yüzünde "..." kısmı çok küçük ve ayrı yazılmak suretiyle "..." kısmı baskın karakterlerle yazılıdır. Keza, internet ortamındaki davalı kullanımının da "... özgülendirildiği anlaşılmaktadır. Davalının kullandığı nakil araçlarının kasalarında da "...
Mobilya" baskın biçimde öne çıkarılmıştır. Davalının kullandığı kartvizit dahi doğrudan doğruya tecavüz oluşturucu niteliktedir.
Bu kanıtlar karşısında markaya tecavüz bulunduğu anlaşılmaktadır. Hitap edilen tüketici ortalama tüketici profiline uygun olup, "..." markası nedeniyle işletmeleri birbirleriyle ayırt edemeyebilir. Çünkü her iki işletmede "..." sözcük markasını yoğun biçimde kullanmaktadır. Oysa tarihsel tescil önceliği davacıya aittir. Öte yandan, davalının daha sonra tescillediği ... sayılı "..." markasının davacı markasıyla aynı olmamakla birlikte bağlantı kurmaya sevk edici bir benzerlik taşıdığı gözden kaçmamaktadır. "..." markasının 2000 yılından beri tescilli oluşu nedeniyle, sonraki benzer markanın bir seri ve devam markası olduğu gibi davacının şubesi intibaı şube intibaı yarattığı anlaşılmaktadır.
Davalının "..." unsurunu içeren alan adı aldığı da sabittir. "..." alan adı içinde esas unsur olarak "..." yer almaktadır. bununla birlikte alan adı davacının tescilli markasından "..." ön eki ile farklılaşmış bulunmaktadır. davalının kullandığı anahtar sözcükler arasında "..."nın da tek başına yer alması,
rekabette haksız biçimde öne geçtiğini göstermektedir. markkhk'nın 5833 sayılı yasayla değişik 9/2 (e) maddesi uyarınca, işaretin başkasına ait olmasına rağmen ticari etki yaratacak biçimde internet arama sözcüğü, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük olarak kullanılması marka hakkına tecavüz oluşturmaktadır. bu nedenle davalının "...", "... mobilya" ibarelerini kullanması haksız rekabete yol açmaktadır. öte yandan alan adında da "..." ibaresinin yer alması,
bu alan adının tanıtımlarda kullanılması tanıtımlarda karıştırmaya yol açacaktır. "..." ibaresi coğrafi yer adı olarak ayırt edicilik konusunda zayıf bir ektir, davalının markasal kullanımlarının kendi marka kapsamını bozarak aşması nedeniyle, marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmış olup, davalının haklı olarak kullanıldığı yönündeki savunması dayanaksız olup, her ne kadar, tescilli bir markası bulunsa da tescilin formunu bozmuş olması nedeniyle, fiili marka kullanımı karıştırmaya yol açacak mahiyettedir.
Bu eylem, davacı tescilinin emtiası ile ilgili sonuçlar doğurduğundan MarkKHK 61. Madde uyarınca tecavüz oluşturduğu gibi, genel anlamda TTK kapsamında haksız rekabet niteliğindedir. Alan adının nümerik değeri davacının marka ve alan adından farklı bir sanal ortama ilişkin olsa da, fiziki ortamda ve tanıtımlarda kullanılacağı ve görsel anlamda verdiği bilgi ile karıştırmaya yol açabileceği bellidir.
Gerek bu yönden, gerekse davacının "..." esas unsuru üzerindeki öncelik hakkından dolayı kısmen terkin edilmesi gerekmekte olup;
Davalı adına kayıtlı ... nolu "..." markasının 20. Emtia sınıfında yazılan "yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar, elbise askıları (ayaklı ve sabitlenenler, kampçılar için uyku tulumları, deniz yatakları, suni petekler ve petek çıtaları, bebekler için parmaklı oyun parkları, (iç mekanlar için bambu perdeler, store perdeler, şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler, perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubukları malları ile 35. Sınıfta yer alan "Mobilya Satış hizmetleri.
Müşterilerin malların elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir. kısımların benzer nitelikte olduğu dosyadaki tüm bilgi ve belgeler alınan 29/11/2023 heyet bilirkişi raporuyla anlaşılmış olup, davacının davasının bu mallar bakımından davanın kısmen kabulüne ve emtialarındaki hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer emtialar ve hizmetler yönünden ise sicildeki kayıtların devamına, bu yönler bakımından açılan davanın reddine,
davalı ... ibaresinin markasal olarak kullanılmasının haksız rekabet oluşturduğundan haksız rekabetin tespitine, tecavüzlü kullanımlarının önlenmesine, davacının maddi tazminat talebinin ise; davalının 01/01/2016-31/01/2016 elde ettiği kazanç (faaliyet kârı) olan 2.379,60 TL olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup, bu miktarın maddi tazminat zararı olarak gerçekleştiği hasıl olmakla davacının maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulüne bu miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/14, K. 2024/17, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama